Seçilmiş Demirel, “Halk öğrenmeye hazır değil!”, Halk, “Herşeyi biliyoruz, fazlasını da” (Son)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Resimdeki yazılar özetle: Osmanlı kötü olduğu için değil, Cumhuriyetin oturması için kötülenmeliydi. Peki, haksız suçlanan Bu Kadim Millete 600 yıl hizmet eden Hanednlığın hakkı, "Kul Hakkı"nın hesabın kim, kimler verecek?

Resimdeki yazılar özetle: Osmanlı kötü olduğu için değil, Cumhuriyetin oturması için kötülenmeliydi. Peki, haksız suçlanan Bu Kadim Millete 600 yıl hizmet eden Hanedanlığın hakkı, “Kul Hakkı” ne olacak?

 

Bu Kadim Millet’in, “Halk ne bilir!” diyenlere cevabı, “Efendi! Hekim bilmez çeken bilir!’ Gerektiğinde giden de, yoksulluktan bitlenen de benim başımdır.  Kendini seçen halktan birşeyler gizlediğini düşünenler aslında halkı hiç tanımayanlardır.

Dokuz bölümde, Rahmetli Ecevit’in, ”Vahdettin Hain değil” ifadesine karşılık, seçilmiş deneyimli siyasetçi Sayın Demirel’in, “Millet gerçeklere hazır değil!” itirazını açmaya çalıştık.  Elbette, zülfü yâre dokunmadan ve Fincancı katırlarını ürkütmeden!

Gerçeğinde anlattıklarımız, Anadolu insanının bildiği ancak yüksek sesle dillendirmedikleridir.

Peki, nasıl olurda Anadolu insanı, İngiliz Dışişlerinin veya Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin açılmamak üzere kapattığı (gizli) antlaşmaları bilir?

Bilmesinin çok basit bir cevabı vardır. Edebiyat.

-“İlginç!

-“Edebiyat nedir?

Edebiyat, Toplumların veya kişilerin yaşadıkları olayları, duygu ve düşüncelerini gelecek kuşaklara yazılı veya sözlü olarak dile getirme sanatıdır.

Her bilimde olduğu gibi Edebiyatta da olaylar,  anlaşılmaya, yorumlanmaya ve değerlendirilmeye çalışılır. Bu manada yaşadığımız Savaşlar ve Kültürel Değişimler, (Olayları birinci dereceden yaşayan askerler ve diplomatların aktarımı ile) halk tarafından  (yazılı veya) sözlü olarak ileriye taşınmaktadır.

Bunlarla beraber;

İstiklal Savaşı ile ilgili (Lozan’daki antlaşmada ikinci yetkili) Dr. Rıza Nur ile,

İstiklal Savaşı’nın ilk harekete geçen komutanlarından ve Mustafa Kemal Paşa’nın önünü açan Kazım Karabekir Paşa’nın (anılarının) yazdıklarının yasaklandığı ve ağır bir sansürden sonra yayınladıkları bilinmektedir.

İlginçtir, Lozan’da birinci imza İsmet İnönü’nün yazdığı günlüklerinde, hasta iken içtiği çorbanın adı vardır. Ancak yaşanan önemli olayların hiçbirisi yoktur.

Sormayalım,  açıklamaya, yayınlamaya niyetiniz yoksa,

Neden anılarınızı yazarsınız?

Evet…

Neden?

Millet kafa karışıklığından bir şey anlamasın!” diye mi?

Konuya dönersek,

Demek ki halkımız olayları, o günü yaşayanların, olaylara birinci dereceden şahit olanların ağzından günü gününe öğrenerek ileriye sözlü olarak aktarmaktadır.

Bunların yanında araştırmacıların, ilgili devletlerde yayınlanan o günlere ait gazetelerden önemli bilgiler sağladıkları da bilinmektedir.

Bu manada, aslında “gizli bilgi” anlayışı çokta gerçek değildir.

Her antlaşmanın  (yaşananlara, yenilgilere göre) elde tutulan, göze görülen bir sonucu vardır.

İçerisinde bulunduğunuz durumdan (sonuçtan) daha iyi bir “Gizli!” bilgi olabilir mi?

İçerisinde bulunduğunuz durumunuz açık, ancak bunların anlatımı “gizli!”

Ve önceki dokuz bölüm özetle aşağıda verilmektedir.

-Biz girmememiz gereken ve sonucu çok önceden belirlenen bir Dünya Savaşı’na, oya gibi işlenen bir planla sürüklendik.Ve Lozan’a (İnönü’nün ifadesi ile) şeklen (önceden hazırlananları imza için) çağrıldık. Bizler gerçekte, I. Dünya Savaşı’na tüm maddi ve manevi değerlerimizden soyulmak üzere sokulduk. Öyle de oldu.

-Gerçekte bu Kadim Millet,  durumunu (tek taraflı) okumuş’undan daha iyi bilmektedir. Kaldı ki, meselelerini öğrenerek çözüm için tartışmayan toplumların, meselelerinin içinde boğulduğunu en iyi siyasetçiler (ve sosyal bilimciler) bilirler. Bu doğrultuda, Halk, gerçekleri için hazır mı değil, yoksa, tartışılmasında kendisine açıklanmayan mahzurlar mı var?

-Birileri, batının bize, “Kendi geleneklerine göre” bir devlet kurdurtmak niyeti ile, “Bazı şartlar dikte ettirdi, o şartlarla ‘Yeni Devlet’e izin verildi, şimdi ortalığı karıştırmanın anlamı yok!” diyebiliyorsa…

-Osmanlı 1909 bitirilmiştir. 1909-1924 dönemi Osmanlı hanedanlığı’nı ve hilafeti itibarsızlıklaştırmak için oynanan bir tiyatrodur…

-…Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi için ilk çalışmaların yapıldığı taş ocakları ile, (Rahip) Dr. Hamlin’in kurduğu Robert Lisesi’(Boğaziçi) ile olan ilgisini kim kurabildi?

-Sevr Antlaşması, Osmanlı Hanedanlığının nerede ise suçlandıkları tek konudur… Sevr Antlaşması’na giden süreci hatırlarsak… 1913 Yılında gerçekleştirilen bir darbeyle yönetime el koyan İttihat ve Terakki Cemiyeti, ülkede fiilen bir “Tek Parti Yönetimi” oluşturdu. 2 Ağustos 1914’de (gizli) bir Türk-Alman İttifak Antlaşması imzalandı. (Üç ay sonra) Karadeniz’e devriye ve tatbikat amacıyla çıkan gemiler (içlerinde Düşmandan kaçan (!) Modern Alman savaş gemileri de vardır.) 29-30 Ekim’de Odessa ve Sivastopol’ü (Rusya’yı) bombaladılar.  Bu şekilde Osmanlı devleti, 30 Ekim 1914‘de, I. Dünya savaşına katılmış oldu… Şimdi (dört yıl sonra 1918 yılında) ortada; dönemin büyük devletlerinin tamamının işgali altında bir ülke ve yönetimde bunlarla ilgisi olmayan, (3Temmuz 1918’de tahta çıkmış) dönemin belirleyici güçlerince sarayının etrafı da tel örgülerle çevrili, esaret altında tutulan bir Sultan vardır… Sevr Antaşması“; Sultan Vahdettin’in imzalamadığı ve tarafların (ilgili devletlerin) meclislerinde de onaylanmadığı için taslak halinde kalmıştır…İleride “Hain” olarak suçlanacak olan Sultan Vahdettin’in tahta çıkarken devletinin  içerisinde bulunduğu şartlar bunlardır.

Sevr Antlaşması’nın koşulları 1920 Mayıs’ında açıklanınca, Fransız gazetelerinin çoğunluğu İngiltere’ye saldırıyor ve bu ülkeyi tüm Ortadoğu’da kendi hegemonyasını kurmaya çalışmakla suçluyordu.’

-Dünya Savaşında Arapları Türklere karşı kışkırtan İngiliz Albayı Thomas E Lawrence 30 Mayıs 1920 tarihli Sunday Times gazetesinde yayımlanan bir yazısında şöyle diyordu: “..(Antlaşma’nın) hiçbir koşulu üç yıl bile yürürlükte kalamayacak, bu  antlaşma, Almanlarla imzalanandan daha mutlu bir sonuca varacak, çünkü değiştirilmeyecek – tümüyle unutulacak..

-Almanlarda bizimle birlikte bu savaştan yenilmiş olarak çıktılar… Galip devletlerle Almanlar arasında, 18 Ocak 1919’da başlayan görüşmeler, 28 Haziran 1919‘da Paris’in Versay banliyösünde (beş ayda) imza altına alınır…Osmanlılarla galiplerin görüşmesi (anlaşması) ne kadar sürmüştür? Yaklaşık,  Beş (5) Yıl…

-(İngiltere) Dışişleri Bakanlığı’ndan İngiliz Ticaret Odası’na 20 Ağustos 1921, Özel firmaların Yunanistan’a ve Kemalistlere silah satmalarına bir engel bulunmadığı, Bu konuda gereken işlemin yapılması…Verilen bilgiye göre, İşgalci devletler, işgal ettikleri ülkeye silah satmaktadırlar. İlginç değil mi?

-(İngiliz) Curzon’un İngiliz temsilcisine gönderdiği iletiden, Sevr Antlaşması’nı imzalayacak heyetin, ittihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucusu, Selanikli banker Carasu tarafından teşkil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır..”

“Selanikli Banker Carasu” kimdir? 1909 Yılında, kendilerine Filistin’den parası karşılığı toprak satmadığı için tahtından indirilen 2. Abdülhamid’e azil kararını getiren dört kişi arasındaki, Selanik mebusu Emanuel Karasu’dur.

-“İngilizler, Anadolu’nun petrol yataklarını aldıktan başka Anadolu’ya verilecek yeni biçimi, geri dönülmesi mümkün olmayan bir atılımla, paşaların eliyle biçimliyorlardı.”

– “..İngiltere’nin incitilmiş olan sömürgeci duygularının tatmini ve imparatorluğunda estirdiği etkili gözdağı havasının yeniden kurulabilmesi için, Türkiye’nin örnek olması, yani ezici bir biçimde cezalandırılması gerekiyordu…

-İngiliz Diplomat, Wilfred S. Blunt,  (İngiliz Başbakanı Gladston’un da ahbabıdır.) “…Tabii Avrupa’nın bunca asırdır Müslümanlığın simgesi olarak gördüğü Osmanlı Türklerinin bir gün Müslümanlıktan çıkmaları tarihin ilginç bir intikamı olacaktır. Yine de bu, çocuklarımızın veya torunlarımızın yaşayarak görebilecekleri bir intikamdır.” (Bu ifade diplomat tarafından, 1882’de not düşülmüştür.)

– “..Şimdi şekerim, basın doğruyu yazdığı sürece, ona karşı her zaman tepki ve nefret vardır… Ben, basını çok seviyorum,’ diyen insanların yüzde 99’u aslında sahtekârdır. Sanki bizler birer umacı imişiz gibi, bizimle korkudan ahbaplık ederler. Halbuki hepimiz, onlar gibi insanızdır. Basın için dünyada ‘Beş büyük kuvvetten biridir… Dördüncü kuvvettir.’ Derler. Bu söz, Türkiye için geçerli değil… Hakimiyet, elbette, ‘Kayıtsız şartsız milletindir’… O, başka… Ama birinci kuvvet, Türkiye’de ordu mu? Hayır… Basındır… İkincisi, ordudur… Çünkü orduyu, ihtilallere basın hazırlar…” (Erol Simavi-Hürriyet gazetesi eski sahibi)’

-Yeni Devlet’in yapılandırılması ile ilgili ilk resmi açıklamalar, 5 ve 8 Ocak 1918’de İngiltere Başbakanı ve ABD başkanı tarafından yapılan ve kamuoyunda yaygın olarak bilinen Wilson İlkeleri’dir. İngiliz Başbakanı’nın açıklamaları ileWilson ilkeleri, Yeni Devlet’in hangi anlayışla kurulacağına (izin verileceğine) en açık delillerdir.

– Amerika’yı ve siyasetini daha iyi anlamak adına; ABD başkanı Nixon, Amerikan siyasetini eldivensiz olarak özetlemektedir : ”Oraya demokrasiyi savunmaya gitmiyoruz, çünkü Kuveyt demokratik bir ülke değildir, o bölgede de zaten öyle bir ülke yoktur. Oraya bir dikta rejimini yok etmeye de gitmiyoruz. Oraya uluslararası hukuku da savunmaya gitmiyoruz. Oraya gidiyoruz ve oraya gitmeliyiz, çünkü bizim hayati menfaatlerimize dokunulmasına izin vermeyeceğiz.” ABD’liler için hayati olan mesele nedir? Bunu İngiltere Başbakanı Winston Churchill kısa ve öz olarak anlatmaktadır : “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir!”

Şark Meselesi’nin iki ayağı vardır : a)Osmanlı’yı Avrupa’dan atmak, b)Türkleri İslam’dan uzaklaştırmak. Bunlar Lozan anlaşması ile gerçekleşmiştir.

-“..Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin amacı, Hint yolundaki Mısır’ı almak, petrol yatakları üzerindeki Irak ve Mısır arasında bulunan Arabistan’ı almak. Anadolu’da da, Osmanlı’dan ayrılmış yeni bir Türk Devleti kurmaktı. Bu sahalardaki askeri hazırlıkları tamamlayabilmek için, Osmanlı ordusunu güney bölgelerinden uzakta oyalamak istiyordu. Bu hareketle, aynı zamanda Rusların doğudaki yükü hafifleyecek ve Rusya, bütün gücünü batı cephesine sevk edecekti. Bu yer Çanakkale idi. İngilizlerin endişesi, Ruslarınkinden büyüktü. Bütün düşünceleri, Mısır üzerine Türklerin yürüyüşlerine mâni olmaktı.  

– “…Nitekim (İngiltere Başbakanı) Gladstone, Türklere ve Müslümanlara yönelik bütün politikalarının dışında yalnızca bu cümlesiyle “Türk-Müslüman düşmanı” unvanını aldı. Avam Kamarası’nda Sason isyanlarının konuşulduğu oturuma Kuran-ı Kerim ile gelerek konuşmaya başlayan Gladstone, bir ara Kuran-ı Kerim’i işaret ederek “Bu lanetli kitabın takipçileri oldukça, Avrupa’ya barış gelmeyecektir” (As long as there were the followers of that accursed book, Europe would know no peace) ifadelerini kullanmıştır…”  “…Türkler Avrupa’dan hemen çıkartılmalı, derhal yok olmalıdır… Türkler ortadan kaldırılıp, toprakları üç devlet tarafından anlaşarak paylaşılmalıdır”

-…Lozan Barış Antlaşması. (24 Temmuz 1923) 1774’de yapılan Küçük Kaynarca Antlaşması ile, Dünya üzerindeki üç büyük devletten biri olma özelliğini kaybeden Osmanlı İmparatorluğu, 24 Temmuz 1923 Tarihinde yapılan Lozan antlaşması ile fiilen tarihin tozlu raflarındaki yerini almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık (ve diğer galip devletler) temsilcileri tarafından imzalanan Lozan Anlaşmasıyla, ( 8 Ocak 1918 tarihli Wilson İlkeleri 12.madde doğrultusunda) TC resmen tanınmış oldu, sınırları belirlendi ve devletin varlığı tescil edildi.  İngilizler, 24 Temmuz 1923’de Lozan’da bir anlaşma yapmalarına rağmen Türkiye’den 1936 yılında (13 yıl daha fiili işgallerini sürdürerek) ayrılmışlardır.

-Ve Lozan Antlaşması nedir? “15 Ocak 1924 tarihinde İngiltere Kralı V. George, Avam Kamarası’na yaptığı açış konuşmasında, Lozan’ı ilgilendiren bir kanun tasarısının derhal görüşülmek üzere Parlamentonun gündemine geleceğini belirttikten sonra şu çarpıcı cümleyi sarf eder: “Bu tasarı kabul edilir edilmez Lozan Antlaşması onaylanmış olacak ve YENİ BİR ÇAĞ AÇILACAKTIR..”

-İngiliz kralın ifadesi ile sonsöz;

– Lozan Antlaşması; “Şark Meselesi” kapsamında bir çağın (1453 Fethi’nin) kapanmasıdır.

Resim;web ortamından alınmıştır.

Meraklılarına; Yazı içerisinde geçen ifadelerle ilgili belge ve kaynaklar, ilgili 9 bölümün alt kısımlarında verilmiştir.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*