Sayın Demirel, “CUMHURİYET DE HUKUK DA TARTIŞILIR” dedikten sonra bize tartışmak düşer

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Tartışmak gelişmek, kör noktaları görmektir. Tartışma ortamı olmayan ülkeler, "körler-sağırlar ülkesi"dir.

Tartışmak gelişmek, kör noktaları görmektir. Tartışma ortamı olmayan ülkeler, “Körler-Sağırlar ülkesi”dir.

 

Bir Bilen!”  Sayın Demirel,  uzun süren bir sessizlik döneminden sonra,  29 Ekim 2014’te sessizliğini bozarak, Cumhuriyet, Laiklik ve Devlet yönetimi ile ilgili  çarpıcı açıklamalar yapmıştır. (*)

Sayın Süleyman Demirel, defalarca Başbakanlık  görevini yürütmesinin yanında Devletin tepe noktasında da, bir Cumhurbaşkanı olarak bulunması nedeniyle, yakın ve uzak tarihi gerçeklerimizle ilgili tüm bilgi ve belgelere ulaştığı ve ifadelerinin (kendi değerleri doğrultusunda olsa) bu kaynaklardan süzüldüğü kabul edilmelidir.

Bu manada, Sayın Demirel’in ifadeleri önemlidir ve “deneyimli bir siyasetçi!” olduğu için satır araları çok iyi incelenmelidir.

Siyasetçiler, söyledikleri ile değil, söylemedikleri ile değerlendirildiği meraklılarınca çok iyi bilinmektedir.

İçerikte, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, “Abbas Güçlü ile Genç Bakış” programı aracılığı ile, kamuoyuna yaptığı çarpıcı açıklamalardan kısa alıntılar ve bizim bu açıklamalara karşı olan görüşlerimiz verilmektedir.

**

Süleyman Demirel, demektedir;

-“BU COŞKU HALKIN CUMHURİYET’E BAĞLILIĞININ ESERİ” 

 …

Bir vatandaş’da demektedir;

-Bakalım “Cumhuriyetin kurucuları”nın bu konudaki görüşleri nedir?

“…Erzurum Kongresi sıralarında, bir gün, Atatürk, Erzurum Millet bahçesinde gezinirken, millet, etrafını almaya başladı. Atatürk’ün yüzüne bakan halk, bir ağızdan bağırdı.

‘Yaşasın Cumhuriyet!”

Cumhuriyet İstiyorlar

Düşünelim bir kere, bunu bağıran kimdi?

Türk halkı… hem de öz Türk halkı.

Bu halk, arkası gelmeyen savaşlarda bunalmış, sırtında yırtık gömleğiyle, ayağında yarım çarığıyla, yeni kurtuluş savaşlarına girmek üzere bulunan bir halktı.

Açtı, çıplaktı. Fakat açım, çıplağım! Diye bağırmadı, ekmek dilenmedi.

Fransız ihtilaliyle son Türk ihtilalinin başlangıcı arasında fark. Fark bu kadar büyüktür.

Fransız ihtilali ekmekle başladı.

Fransız Cumhuriyeti de bunun verimi oldu.

Türk ihtilali ve Türk Cumhuriyeti baylık  davanın verimidir.

Türk önce ekmeği değil, baylığı istedi ve aldı. (1)

Bu ifadeler kime aittir?

– “Atatürk İhtilali” isimli eseri ile MAHMUT ESAT BOZKURT’a, (sahife, 153-154)

Peki, Esat Mahmut Bozkurt kimdir?

“Mahmut Esat Bozkurt (1892-1943) Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarından ve Türkiye’de hukuki temellerinin atılmasında katkılarda bulunmuş bir devlet adamıdır.  Milletvekili ve Adalet Bakanlığı, yaptığı görevler arasındadır. 1934’de Soyadı Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından ‘Bozkurt’ soyadı verildi. (**)

**

Cumhuriyetin ilanı ile ilgili kurucularından (Kazım Karabekir Paşa’dan) bir görüş daha belirtmek gerekirse;

Kazım Karabekir Paşa, YKY tarafından yayınlanan günlüklerinde şöyle anlatmaktadır:

-“…özel görevli İngiliz Albay Rawlinson’un da benim vasıtamla ileri sürdüğü (hilafetin ayrılması ve Cumhuriyet’in kabulü teklifini) öğrenmiştik…” demektedir.(2)

Ve…

“…stratejik zafer yalnız düşman ordusunu savaş sahasında yenmek ile başarılamaz. Kesin zafer, işgal ve sonrası düşman toplumunun ‘kültürel, ekonomik ve politik sistemlerinin de değiştirilmesiyle olur…” (3)

**

Sayın “Bir Bilen” Süleyman Demirel bahse konu açıklamalarında ne demiştir?

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE CUMHURİYET DE HUKUK DA TARTIŞILIR
– “Demokratik bir ülkede her şey tartışıldığı gibi cumhuriyetin kendisi de tartışılıyor. Rejim de hukuk da tartışılıyor. Alt yapı da tartışılıyor üst yapı da. Neticede nereye varılıyor; sağduyu ve yönlendirici akıl.” (4)

Peki, bizler, gelişmek ve doğruları bulmak adına tartışıyor muyuz?

Bakalım bu konuda bizleri (1900 Yıllarının başında) çok iyi tanımış olan İngiliz gazeteci ne demektedir?

“…Bununla birlikte o sıralar Türk politikasında, genel olarak bir ılım ve denge yoksunluğu egemendi ki bu da kanımca, iki nedenden ileri geliyordu; deneyimsizlik ve değişken yaradılışı. Cemiyet, kendisiyle aynı düşüncede olmayan herkesin hırsız, hain, katil, Yıldız hafiyesi ve kısacası, en kötüsünden bir haydut olduğuna fazlasıyla inanma eğilimindeydi ve tüm partilerin politikacılarına, geçmişi pek kötü kişiler olarak bakıyordu. (5)

Peki, Cumhuriyet nedir?

-Genel kabule göre, “Temsili Demokrasi”

-Bu tanıma göre, Temsili Demokrasiler’de, “Darbe-Cunta-Dayatma-Asmak-Kesmek!” ne anlama gelmektedir?

-Buna, (Benim darbelere engel olmak için ordum mu var! diyen) Sayın Bir Bilen cevap vermelidir.

-Ve nasıl oluyor da bir Cumhuriyet rejimi’nde darbeciler barınmakla kalmayıp, başköşede oturabilmektedir?

Toparlarsak,

Düşüneni yok, Düşünülürse de; “Haini çok!” ülke olmak zor mesele!

-Bizler, “Hain!” olmamak için mi meselelerimizi düşünmüyor, sorgulamıyoruz?

 

 

Resim;http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27484806.asp’den alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Açıklamalar;

(*) Yazının tamamı için bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27484806.asp

(**) http://tr.wikipedia.org/wiki/Mahmut_Esat_Bozkurt

 

Kaynaklar;

(1) “Atatürk İhtilali”, MAHMUT ESAT BOZKURT, (sahife, 153-154)

(2) Kazım Karabekir (günlükler, 2 cilt), Yapı Kredi yayınları, Kasım 2009.

(3) ”Yeni Dünya Stratejileri ve Kilit Ülke Türkiye” Ali KÜLEBİ

(4) Tamamı için bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27484806.asp

(5) “ABDÜLHAMİD’İN DÜŞÜŞÜ”, Yazan: Francis Mc Cullag, 2. Baskı: Epsilon Yayıncılık Haziran 2005. Sahife;.57

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*