Sanayi Devrimi’nden sonra Coğrafi keşiflerin de gerçek kahramanlarını açıklıyoruz (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

"Adalet topaldır, ağır yürür fakat gideceği yere er geç varır." (Mirabeau).

Coğrafi keşiflerin arkasında çok ilginç bir sebep vardır. Batılı ilim adamlarına göre keşiflerin ana nedeni; İstanbul ve Atina’nın Müslüman Türkler tarafından  alınmasıdır. Hıristiyan Batı bu kayıplarla,  “Yok olma sürecine girdiğini düşünmektedir.  Bu durumu ancak, Yeni Keşifler önleyebilecektir.  İşte hikayemiz.

Hıristiyan kimlik krizi, Rönesans taraftarlarınca kutsal şehir sayılan Atina’nın 1456’da Müslümanlar tarafından alınmasıyla daha da alevlenmiştir. Büyük bir ilahi koro aynı ağızdan haykırmaya başlamıştır: “Kutsal Helen toprakları kirletildi.”(1)

Geçen bölümde kaldığımız yerden, Batının sahiplendiği Sanayi Devrimi’ne kimlerin rehber olduğunu açıklamaya devam edecek, arkasından  Coğrafi keşifler anlatılacaktır.

Îlk Avrupa demir sanayii

Demir üretiminin milattan çok önceki devirlere dayandığı ve işleme tekniğinin 11. Yüzyıldan sonra Çinlilerin “Sung mucizesi” ile çok daha ileri seviyelere taşındığını bilinmektedir.

Demir ile ilgili yeniliklerin Çin’den Avrupa’ya aktarılması konusunda büyük bir zaman aralığı bulunmaktadır;  Su gücü ile çalışan metalürjik püskürtme motoru için 11 yüzyıl ve piston körüğü için 14 yüzyılda (2) Avrupa asıllı Flussofen adı verilen patlama kazanının Styrian  ya da Avusturya asıllı Stuckofen adlı kazanın yerini alması, Çin teknolojisinin Orta Asya, Siberya, Türkiye ve Rusya üzerinden gelerek Avrupa’ya ulaşmasının son aşamasıdır. (3)

Bu arada Hintlilerin ve Müslümanların kendi içlerinde önemli demir üreticileri olduklarını belirtmeden de geçemeyeceğim.

Demir üretimi İslam dininde önemli bir yer tutmaktaydı. Kuran’da “Muazzam gücünden insanlık yararlansın diye Allah dünyaya demiri gönderdi” şeklinde bir ibare mevcuttur.

Bu da bizlere, Doğu’dan Avrupa’ya demir üretim tekniklerinin İslam Dünyası yoluyla aktarıldığını açık bir şekilde göstermektedir. (4)

Demir ve çelik (d)evrimi, MÖ 600’den MS 1100’e kadar

Çin’in demir çelik mucizesi MÖ 600’lere, MÖ 513 tarihti ilk dökme demir objenin bulunmasına uzanır, çelik ise MÖ 2. Yüzyılda üretiliyordu.!

Robert Hartwell çok iyi bilinen bir makalesinde, 806 ile 1078 yıllan arasında Çin’in ürettiği demirin altı katına çıktığını öne sürmüştür. Yıllık üretime baktığımızda Çin, 806 yılında 13.500 ton demir üretirken, bu rakam 1064’te 90.400 ton ve 1078’de 125.000 ton olmuştur. İki karşılaştırma konuya açıklık getirecektin İlki, tüm Avrupa’da 1700’lerde daha fazla demir üretiliyordu ve 1788’de İngiltere sadece 76.000 ton demir üretiyordu.

…Avrupamerkezci uzmanlar, Çin’e ait demir kullanımının araç gereçler ya da üretim amaçlı değil silah veya dekoratif sanatlarla sınırlı olduğunu gündeme getirerek, sıklıkla bu başarıyı görmezden gelirler. Ancak gerçek şu ki demir gündelik araç gerecin yapımında kullanılmaktaydı, bu da bir sanayi devrimi dahilinde gerçekleşiyordu.

Üretilen bu araç gereçler arasında bıçaklar, keskiler, iskarpela. Matkap ucu, çekiçler ve tokmaklar, saban demiri, bel, kürek, el arabası dingili. Tekerlek, at nalı, tencereler, tavalar, çaydanlıklar, çanlar, asma köprü zincirleri, zırhlı kapılar, gözetleme kuleleri, köprüler, baskı tezgâhlan ve harfler vardı. Bütün bunlar o dönemde kullanımda olan şeylerdi. Hartwell bu listeye bıçkı, menteşe, kilit, soba, lamba, çivi, dikiş iğnesi, topluiğne, çaydanlık, zil ve trampet takımını da ekliyor.

Donald Wagner bunu daha da genelleyerek şöyle sonuca bağlıyordu: “dökme demirden yapılan seri üretim son derece önemliydi… ve ‘ilk sanayici’ demir ustaları büyük servet elde etmişti”, ki bu süreç MÖ 3. Yüzyıla kadar uzanıyordu.

…Avrupalılar dövme demiri ancak Ortaçağ’da kullanmışlardı. “Öyle görünüyor ki Çinliler doğrudan dökme demir tekniğine ulaşmışlar, Avrupalılar ise uzun bir işleme dönemi geçirmişlerdi. (5)

…Bir başka çarpıcı buluş, 11. Yüzyılda mangal kömürü yerine kok (çünkü ormanlar yetersizdi) kullanılmasıydı. Bu çok büyük önem taşıyor, çünkü Avrupamerkezci görüş bunun yüzyıllar sonra İngilizler tarafından gerçekleştirildiği konusunda ısrar ediyordu.

Ancak İngiltere de Çin gibi ormanların yok edilmesi sorununu çözmek için kok kullanıyordu. 18. Yüzyıl îngilteresi’ne atfedilen tekstil üretimindeki kayda değer başarılar da Sung mucizesinin önemli özelliklerinden biridir. Çin ipeği üretimi MÖ 4. Yüzyılda başlamışrt. En gelişmiş endüstriyel teknolojik buluş da kenevir ve ipek üretiminde su gücüyle çalışan tezgâhların yaygın bir şekilde kullanılmasıydı

Demir/çelik ve tekstil sanayisindeki tüm bu başarılar büyük önem taşımaktadır ve endüstriyel buzdağının sadece görünen kısmıdır. Bu tür bir üretim için büyük bir altyapı destek ağı gerekmektedir.

 

Avrupa’da saat yapımı

Avrupamerkezci araştırmacı David Landes “Saat, Ortaçağ Avrupası’nda mekanik yaratıcılığın en önemli aşamalarından biridir” der.

İddiaya göre, ilk halka açık saat, 1309’da Milano’daki St. Eustorgio Kilisesi’nin kulesine yerleştirilmiştir. Yine ilk taşınabilir saat 1335’te Milano’daki Visconti Sarayı’nda görülmüştür. Aslında Avrupamerkezci araştırmacılar da dahil olmak üzere, saatin ilk kez kim tarafından icat edildiğini kimse bilmemektedir.

Çinlilerin saate ihtiyaç duymadıkları, konuyla ilgilenmedikleri ve saat yapımını başaramadıkları gibi varsayımlar anlamsızdır.

11. Yüzyılın sonunda Su Tzu-Jung astronomik bir saat imal etmiştir.

1086’da Çin imparatoru tarafından kendisinden daha önce Han Kung-Lien tarafından icat edilen ve bileğe halka şeklinde takılan saati yeniden düzenlemesi istenmiştir. Su’nun kendi saatini anlattığı satırlan inceleyen Needham şu sonuca varır:

-“Ayrıntıların canlılığıyla bunun Ortaçağ’da herhangi bir uygarlık tarafından üretilebilecek en büyük teknik gelişmeye sahip bir ürün olduğunu anlayabiliriz.”

Saat yapımında en önemli nokta, saat maşası denilen ve saatin rakkas çarkının sekteli hareketini idare eden tertibatın icat edilmesidir. Bu mekanizma. Saat milinin ve kadranın hareketini idare etmek suretiyle zamanın kusursuz bir şekilde tespitini sağlamaktadır.

Bu konuda Candwell, “Tekerleğin icadından bu yana belki de en önemli keşif olan bu mekanizmayı icat eden dâhi ya da dâhiler konusunda hiçbir şekilde bilgi sahibi değiliz” der.’

Saat maşası mekanizmasının 725’te muhtemelen 1-Hsing adlı bir Çinli tarafından icat edildiğini söyleyerek bu konuya bir nokta koyabiliriz.

Hatta bu mekanizmanın Batı’ya yayılımı konusunda da kanıtlar mevcuttur ve İslam etkisindeki Ortadoğu’dan yayıldığı bilinmektedir. Daha sonra, 1277’de (Visconti saatinden 60 yıl kadar önce) saat tahmini hakkında bir Arap metni Toledo’da Avrupa dillerine çevrilmiştir. (Bu metinde ağırlık bağlanan sarkaç sistemli ve cıvalı saat maşası olan bir saat anlatılmaktadır.)

Avrupa’ya karmaşık dişli sistemi, segment dişlileri, sarkaç, sesli sinyal sistemi gibi saat teknikleri ve mekanizmaları hakkında aktarılan her şey, İslam etkisi akındaki İspanya’nın Endülüslü saatçilik ustaları tarafından sağlanmıştır.

İlginç olan nokta ise, Lynn White’ın bu saat mekanizmalarının 12. Yüzyılda Hindistan’ın Bhaskara kentinde görüldüğünü öne sürmesidir.

Bu arada Avrupa’da imal edilen pek çok saat Su’nun saati ile benzer özellikleri taşımaktadır. Burada Çinlilerin, hatta belki de Hintlilerin, Müslümanlar yoluyla Avrupalı saat imalatçılannı etkilediklerine dair son derece önemli kanıtlar bulunmaktadır.

Hiçbir şey olmasa dahi, bu son kanıt Çinlilerin saat üretimi yapacak teknolojiye sahip olmadığını düşünen Avrupamerkezci görüşü yalanlayacak niteliktedir. (6)

 

Îlk askeri devrim: Çin, 850-1290 dolayları

Avrupamerkezci bakış Avrupalıların sözde ilk büyük “askerî devrime” öncülük eden askerî dehasını kutluyor (1550-1660). En önemli teknolojik hamleler Barut, silâh ve top üzerinde gerçekleşti.

Ancak bunların tümü, 850 ile 1290 yılları arasındaki “ilk askerî devrim” süresince Çin’de icat edilmişti. Bu iddiayı safdışı bırakan en bilinen Avrupamerkezci yaklaşım, Çinlilerin barutu sadece havai fişeklerde kullandığı ve hiçbir askerî uygulamanın söz konusu bile olmadığıdır (Oryantalist “Çin hükmü”).

…Çinliler 10. Yüzyıl başında, 850 dolaylarında barutu icat ettiklerinde, (7) barut ateş topu atan silahlara uygulanmış, 969 yılından itibaren de ateş oklarında kullanılmıştır. 1231’den sonra bomba, el bombası ve roketlerde (demir bir tüp içindeki havan topu şeklinde) kullanılmıştır. 14. Yüzyıldan itibaren kara ve deniz mayınlarında kullanılmıştır. (8)

…Çin’in askerî devriminin en etkileyici özelliklerinden biri de donanmaydı. Sung donanmasında 20.500 gemi vardı. Çin filosu herhangi bir Avrupalı gücü ve hatta belki tüm Avrupa’nın donanma gücünü içinden çıkarabilirdi.

Gemilerdeki silahların devamlı geliştirilmesi çok önemliydi. 1129’da mancınıklar barut atan standart teçhizatlardı. 1203’ten sonra bazı gemiler metal levhalarla kaplanmıştı. Çin’in askerî amaçla kullanılan gemileri etkileyici gelişim göstermişti

Örneğin, 6. Yüzyıl sonlarında “beş sancaklı”  savaş gemisinde 100 feet yüksekliğinde 5 güverte bulunuyordu ve bu gemiler 800 asker taşıyordu. Aynı zamanda, “güçlü silahlar”la ya da bir üst kattaki güverteye sabitlenmiş -50 feet uzunluğunda- “delici metaller”le donanmştı.

Bunlar dev çekiçler gibi düşman gemilerine hasar vermek için kullanılıyordu. 3. Yüzyılda hareketli ve “kare şeklinde yüzen” kaleler vardı ve bunlar üzerlerinde kulelerin olduğu ve yaklaşık 2.000’den fazla askerin bulunduğu 360 bin feet karelik bir alanı kaplıyordu.

Tüm bunlar Temple’ın sözleriyle bir kez daha yerinde bir sonuca varıyordu: “Çinliler Batılıların modern zamanlarda hayal edemeyeceği ölçüde silah imalatçısıydılar.”(9)

 

Devam edecek…

– Coğrafi keşiflerin gerçek kahramanları kimlerdir?

Resim; http://cografyabilim.wordpress.com/2011/05/20/cografi-kesifler-sebepleri-ve-sonuclari/

Kaynak; “Batı Medeniyetinin doğulu kökenleri” (Dipnotlar esere aittir.)

(1) Michael Edvvardes, East-WestPassage (New York: Taplinger, 1971), s. 135.

(2) Joseph Needham, Science and Civilisation in China, I (Cambridge: Cambridge university Press. 1954), s. 240.

(3) Braudel, Civilization, I, s. 376

(4) Batı Medeniyetinin doğulu kökenleri”, Sahife;139

(5) Jacques Gemet, A History of Chinese Civilization (Cambridge: Cambridge University Press, 1999), s. 69.

(6) “Batı Medeniyetinin Doğulu kökenleri” Sahife;140

(7) Gernet, History, s. 311; Joseph Needham, Ho Ping Yü, Lu-Gwei-Djen ve Wang Ling, Science and Civilisation in China, V (7) (Cambridge: Cambridge University Press, 1986), s. 111-117.

(8) ‘ Needham ve çalışma arkadaşları, Science, V (7), s. 161-210

(9) Temple, Genius, s. 248.

 

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*