Rusya, Amerika ve Avrupa’nın hedefleri bize ilerleyeceğimiz yolun şifrelerini vermektedir (Son)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

aslan-4-

Rusların da Kanuni’si, Hürrem’i, Yeniçerileri, “Dünya Devleti” olma hayalleri vardır. Türklerin de. Ancak Türkler iddialarını gerçekleştirmede Ruslardan bir adım önde bulunmaktadır. Aşağıda bunun gerekçeleri sıralanmaktadır.

Gelecek 40-50 yılda Rusya bugünkü konumunu dahi koruyamayacak; Türkiye ise bunun aksine gelecek 40-50 Yılda, ekonomisi, üretim kapasitesi ile yeniden bir Dünya Devleti olacaktır.

Peki, bu nasıl gerçekleşecektir.

-Rusya’nın nüfusu bugün yaklaşık 140; Türkiye’nin ise, 80 Milyondur.

-2050 Yılında Rusya (küçülecek) Nüfusu muhtemelen 110 milyona inecek, Türkiye’nin ise, 100 Milyona çıkacaktır.

–2050 Yılında Türkiye’de, Rusya gibi Nükleer Teknoloji‘ye sahip olarak onunla silah teknolojilerinde eşit şartlardadır. Buna, Türkiye’nin lehine yüksek sivil teknolojinin üretim avantajı da ilave edilmelidir.

-Rusya bugün itibariyle gelirini: Petrol-Doğalgaz, Nükleer teknolojik ürünler ve Silah satışından sağlamaktadır.

-Türkiye, gelirini çok çeşitli kalemlerden sağlamaktadır. Bunlara örnek olarak: Tarım, maden, turizm, tekstil, makine imalatı, yüksek teknolojik silahlar verilebilir.

– Bunlara Türkiye’nin,  Rusya, Mısır, Balkanlar, Avrupa ülkelerinde on binlerce şirketinin gelirleri de  dahil edilmelidir.

Bugünün geri kalmış, gelişmemiş onlarca Türk ve Müslüman devletinin yakın gelecekte kalkınacağını, sömürge şartlarından kurtulacağı da dikkate alınmalıdır.

Yemen, Cezayir, Mısır, Fas, Tunus, Libya, Suriye, Suudi Arabistan, Irak vb. ülkelerdeki içten içe kaynamalar, gençlerinin sosyal medya üzerinden hareketlenmeleri, uyanmalarına, bir ışık, bir kıvılcım olarak dikkate alınabilir.

İletişimin bu kadar hızla yayıldığı ve basit hale geldiği bir dünyada uyanan halkları durdurmak mümkün değildir.

Uyanan bir halk, iyi donanımlı birkaç orduya bedeldir. Tarihte bunun sayısız örnekleri vardır.

Komşu veya rekabetçi devletler, diğerinin kendisi kadar güçlü olması durumunda ona zarar verememekte, çıkarı için onun gücünden yararlanmanın yollarına bakmaktadır.

Bu nedenle zayıf devletler parçalanmakta, güçlülere dokunulamamaktadır.

Bu anlamda bizler de en az rekabetçi devletler kadar güçlenmek zorundayız.

Bununla beraber bugün bölgede yaşanan ve bizimde içine çekilmek istenilen  paylaşım kavgasının arkasında bizim son 10-15 yılda büyük adımlarla büyümemiz ve bunun bir şekilde durdurulmak istenmesi vardır.

Afganistan, Libya, Irak ve Suriye’deki olayları, iç çatışmaları biz mi çıkardık?

Biz çıkarmadık ancak, şu anda ülkemizde üç milyona yakın mülteci, misafiri biz ağırlamakta, bunun ağır bedelini biz ödemekteyiz.

Gelişmiş ülkeler, aralarındaki çıkar, paylaşım kavgası için bu ülkelerde vekâlet savaşları yaptırmakta ve sıra bir bedel ödemeye geldiğinde kimse bir bedel ödemek istememektedir.

Binlerce kilometre uzakta olan Amerika ve Batılı ülkelerin bu bölgede ne işi vardır? Özellikle de Rusya’nın?

Batılı kapitalistler, dünkü sömürgelerinin bugün birer birer tüketici olmaktan kurtularak üretici olmalarından dolayı toplumlarının refahını devam ettirememekte, çıkış yolunu o ülkelerde (montaj) üretim yaparak gelir sağlamakta bulmaktadırlar.

Çin, Hindistan, Japonya, Türkiye, Kore vb. buna örnek olarak verilebilir.

Bu nedenle bir çıkış yolu olarak ülkelerinde nüfus planlamaları yapmakta ve yine bu nedenlerle yatırımlarını dışarıya aktarmaktadırlar.

Ancak bu uzun vadede sürdürülebilir bir yol değildir.

Bizlerin toplum olarak en büyük eksiği, rekabetçi devletlerimiz kadar okumamak ve devletimizin yatırımları için ihtiyacımız olan sermayeyi tasarruf ederek biriktirmemektir.

Okumadığımız için başta Nükleer teknoloji olmak üzere ihtiyaçlarımızın tamamını üretememekte, bunu 40-50 milyar dolar harcayarak dışarıdan almaktayız.

Yine, ihtiyacımız olan yüksek teknolojik makineler gibi dışarıdan sermaye ithal ederek milyarlarca dolar faiz ödemekteyiz.

Ülkemizde ne yazık ki uzun yıllar boyunca sadece montaja dayalı üretim yapılmış, bunu da haklı çıkarmak üzere kimi medya üzerinden halkı beyni yıkanmış, yıkanmaktadır.

Hala yüzde yüz yerli bir otomobil üretememekteyiz.

Üretecek her türlü imkâna sahip olmakla birlikte.

Acı bir örnekle yazımızı sonlandırıyoruz.

Bugün Konya’da yılda on binlerce yüzde doksanbeş oranında yerli malzeme ve teknoloji ile dizel motorlar üretilerek ihraç edilmektedir.

Elbette Traktörler de…

Konyalılar, Tank ve ağır dizel motor üretimlerine de talip olduklarını defalarca devlete iletmişlerdir.

Bırakınız bir otomobili üretmeyi.

Konya bugün her türlü aracı üretecek altyapı ve donanıma sahiptir.

Konyalılar sahiptir de, Gaziantepliler, İzmirliler, Bursalılar sahip değil midir?

Elbette sahiptirler.

O halde bu üretimler neden yapılmamakta, bunlara kimler engel olmaktadır?

Bu sorunun cevabını bulmak isteyenler, Taksim Gezi olaylarına ve destekleyicilerine bakmalıdır.

-Nereden geldik?

-Rusya ve hedeflerinden…

-Nereye ulaştık? İçeride “Milli Birlik” sağlamanın bir ülke kalkınmasında neden bu kadar önemli olduğu gerçeğine.

-Japon mucizesini Japonlar bir cümle ile özetlemektedir.

-“Japon Mucizesi, Japonların Milli Birliği’nin sağlamalarının bir sonucudur.(1)

 

www.canmehmet.com

Resim: Web ortamından alınmıştır.

(1)http://www.canmehmet.com/japon-devlet-adamlari-batinin-tum-oyunlarina-karsin-ulkelerini-nasil-kalkindirdiklarini-anlatiyor-1.html

639 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*