Rusları doğru tanımak: İşte Rusların Hürrem’i Katerina’nın nefes kesen macerası (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Catherine -1-

Bu bölümde, Katerina’nın Rus ordusunu Osmanlılardan nasıl kurtardığının yanında, Baltacı Mehmet Paşa ile ilgili konu da belgelere dayalı olarak açıklanmaktadır.

Katerina Çarın Danışmanı

Genellikle boşboğaz olan hükümdar, birdenbire esrarlı âşık haline dönüşmüş, kıyafet değiştirerek her gün, çoğunlukla her gece sevgilisini ziyaret etmeyi ihmal etmemiştir.

Başkentin tamamen uykuya yattığı bir saatte yanına bir tek muhafız alarak metresinin yanına koşan çarın bu duruma düşmesini gerektiren aşkın kudreti böylece daha iyi anlaşılmaktadır.

Bu hükümdar çalışkandı ve çok işi vardı. Sadece gündüzleri değil, geceleri de çalışması gerektiğinden, gece ziyaretlerinin esrar perdesini biraz aralamak zorunda kalmıştır. Artık bakanlarını bu küçük evde kabul ediyor ve en önemli devlet sorunlarını Katerina’nın yanında görüşüyordu.

Fakat asil inanılması güç olan, daha önceleri kadınları yalnızca aşk yapmak için bir araç olarak gören çar, şimdi bakanlarıyla görüş ayrılığına düştüğü zaman Katerina’ya danışıyor, onun düşüncelerine saygı gösteriyordu. Onun uyarılarını dikkatle dinliyor, kararlarını uyguluyordu.

Kısacası Katerina’yı özel danışmanı olarak görüyordu. Doğanın Katerina’ya verdiği üstün bilinç ve ruh yetenekleri şimdi en parlak biçimde ortaya çıkma fırsatı bulmuştu.

İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ın ordusunda subay olan kocası, Poltava Savaşı’ndan sonra çar tarafından buldurulmuş, Moskova’ya getirildikten sonra unutulmuş bir yerde yaşayıp ölmesi için Sibirya’ya sürülmüştü.

I Katerina ailesinin mezhebi olan Protestanlıktan ayrılarak Ortodoksluğa geçmişti. Onu vaftiz etmeye gelen patrik, gizlice çar ile evlendirmiştir.

O sıralarda Fransa’da XIV. Louis de bir şairin dul karısı olan Madam de Maintenos ile gizlice evleniyordu. Çar Petro, İsveç Kralı Demirbaş Şarl’a çarşı elde ettiği zaferden iyice güven kazandığı İçin ordusunun başında Osmanlılara karşı savaş vermek üzere ilerliyorlu. Katerina da onun yanındaydı ve bir metres gibi sefere katılmıştı. Çünkü çar Petro’nun karısı olduğunu kimse bilmiyordu.

Bir iki köle kadınla seferin bütün zorluklarına göğüs gererek kocasının yanındaki bir çadırda kalıyordu. Ancak geceleri çadırını terk ederek çarın yanına gidiyor, onu aşkıyla teselli ederek dehasından ilhamlar vermeye çalışıyordu. Subaylar ve askerler Katerina’nın kişiliğinde ordunun gizli talihini görüyor, çarın sert davranışlarını yumuşattığı için ona sevgi besliyorlardı.

Ruslar arasında kazandığı sevgi ise çar üzerindeki saygınlığını destekliyordu.

Kimsenin Ağzını Bıçak Açmıyordu

Çar Petro’yu cüretli bir yürüyüş ve uygunsuz bir geri çekilişten sonra Prut kıyılarında Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’nın yüz kırk bin askeriyle kuşatılmış bir halde bırakmıştık. Prut’un bir kıvrım yaparak Rus karargâhına en fazla yaklaştığı yerin üzerinde kurulan bir topçu bataryası, tabyalarda yıpratıcı savaş yapma olanağını Petro’ya bırakmıyordu. Baltacı’nın bir emriyle gürleyecek olan toplar, Rus çadırlarını hallaç pamuğu gibi atabilirdi.

Rusları arkadan çevirmiş olan Kırım atlıları herhangi bir geri çekilme olanağını da ortadan kaldırmıştı. Yüz bin Rus’un ve çarlarının savaşmadan tutsak düştükleri söylenebilirdi.

Bender’den (*) Osmanlı karargâhına gelen İsveç Kralı Demirbaş Şarl şimdiden düşmanının esir düşmesine seviniyordu. Poltava’nın intikamı (**) Baltacı tarafından alınmıştı.

İşte o sırada Katerina’nın davranışları henüz sahip olmadığı tacı hak etmesini sağladı.

Çarın sıkıntılarını ve Katerina’nın mucizesini olaya tanık olan Çar Petro’nun sırdaşının kaleminden öğrenmeye devam edelim:

“üç günden beri orduda ne ekmek, ne başka bir yiyecek kalmıştı. Herkesi derin bir elem kaplamış, hiç kimse yerinden kımıldamak istemiyordu. Yardım alamayacağını bilen çar, kurtuluş için herhangi bir çıkış hareketine bile kalkışmıyordu. Yalnızca yazgısıyla baş bâşa çadırında kimseye görünmeden kalıyordu.

O gece hiç kimseyi görmek istemediğine dair verdiği kesin emre rağmen Katerina ansızın çadıra girdi ve umutsuzluğa kapılmadan önce yapılacak bir girişim daha olduğunu söyledi. Sadrazam ile Reisülküttab Ömer Efendi’ye değerli armağanlar vererek mümkün olduğu kadar az zararlı bir barış yapma olanağının hâlâ mevcut olduğunu öne sürdü.

İstanbul’daki Rus elçisi Kont Tolstoy’un Çar Petro’ya gönderdiği mektuplardan, bu iki devlet adamının karakterlerini yakından tanıdığını söyledi. Orduda bu işi başaracak bir adamın da bulunduğunu sözlerine ekledi.

Katerina’nın Fendi Baltacı’yı Yendi

Çarın nefes alıp düşünmesine bile fırsat bırakmadan dışarı çıktı. Bir süre sonra adı geçen subayla içeri girdi ve çarın huzurunda ona gerekli bilgiyi verdi. Bu arada Katerina’nın önerisiyle gittikçe aklını başına toplamaya başlayan Petro, karısının dediklerini onayladı ve adamından hemen harekete geçmesini istedi.

Subay dışarı çıktıktan sonra, çar karısına döndü ve gerekli parayı nereden bulacaklarını sordu. Katerina, yanında getirdiği mücevherlerini ve askerlerde bulunan altınları kullanacaklarını söyledi. Özel elçinin dönüşüne kadar çarın askerlerine gözükmesini, onlara cesaret vermesini ve gerisini kendisinin başaracağını da sözlerine ekledi.

Çar karısını kucakladı, onun öğütlerine uyarak dışarı çıktı ve Mareşal Scheremetov’un karargâhına gitti. Bu arada Katerina bir atın üzerine çıktı ve askerlere hitap ederek tek kurtuluş yollarının ellerindeki bütün serveti kendilerine vermesiyle gerçekleşeceğini bildirdi. Verecekleri her altına karşılık, kurtuldukları takdirde kat kat fazlasını alabileceklerini de söylemeyi ihmal etmedi.

Güzelliğine, iradesine ve iyi niyetine hayran olan en basit askere kadar herkes elindekileri teslim etti…

Sadrazamın görüşmelere başlamak üzere tam yetkili bir elçi istediğini bildirince (güven ve cesaret) duyguları daha da arttı.

Rusların içinde bulundukları nazik durumu öğrenerek hemen Osmanlı karargâhına gelen İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ın Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’ya yaptığı bütün müdahalelere rağmen bir barış anlaşması imzalandı.(***)

Ertesi günü kuşatma kalkınca Rus sınırına doğru geri çekilerek, yarım kalmış İsveç sorununu çözümlemek üzere hareket etti.

Baltacı Savaşmadan Zafer Kazanmıştı

Çarın sırdaşının anlattığına göre bir Letonyalı köle kadın Rusları işte böyle kurtarmıştır.

Ancak, Katerina’nın becerisi ve güzel söz söyleme yeteneği subaylardan ve askerlerden, barış görüşmelerini başlatmak için gerekli rüşveti toplamaya ne kadar yeterliyse, sadrazamın bu rüşveti aldığı da o kadar kuşkuludur.

Her yandan tehdit edilen Osmanlı İmparatorluğu’nun, bir damla kan dökmeden görkemli bir zafer kazanmışçasına elde ettiği barış anlaşması çok daha büyük bir olaydır.

İsveç Kralı Demirbaş Şarl şiddetli ve amansız öç duygusuyla Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’ya karşı suçlamalarda ve iftiralarda bulunmuştur. Bütün bunar, sonraki nesillerin böyle bir öykü uydurmasına neden olmuştur.

Katerina ile çarın Baltacı Mehmed Paşa için topladıkları ileri sürülen sözde rüşvet, bizzat Rusların kendi söylediklerine göre ancak birkaç yüz bin ruble civarında olmuştu. Bu para da asla bir Osmanlı sadrazamını baştan çıkarabilecek bir miktar olamazdı.

Daha yeni aItın ve gümüşü tanımaya başlayan Rus askerlerinin ve subaylarının topladıkları gülünç servet, Hint, Iran veya Venedik elçilerinin bir defada Osmanlı Devleti’ne ve sadrazamına getirdikleri çok değerli armağanlarla asla karşılaştırılamaz.

Barışı sağlayan unsur, Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’nın açgözlülüğü değil, ileri görüşlülüğü ve üstün politikasıdır. (1)

Osmanlılar ile Ruslar arasında yapılan bu ilk büyük barış anlaşmasını anlamak ve kabul etmek için o dönemin koşullarını çok iyi incelemek ve bilmek gerekir…” (2)

Devam edecek

Katerina’nın Çar Petro’ya oynadığı oyun…

 

Resim: Web ortamından alınmıştır.

Kaynaklar:

(1)Osmanlı Tarihi, Alphonse de lamartine

(2)Yazar Lamartine’in bazı tarih kitaplarında, piyes ve romanlarda çarpıtılan bu olaya getirdiği yorum tarihsel belgelere tamamen uygundur. Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’nın ordugâhında Katerina ile görüştüğü savı tamamen söylentiden ibarettir. Katerina, Çar I. Petro’yu teslim olmaya ikna ettikten sonra, Rus delegeleriyle gönderilen Katerina’nın mücevherleri ile iki yüz bin ruble, genellikle bu gibi durumlarda ülkeler arasındaki teamüllere göre verilmesi gereken bir barış fidyesinden başka bir şey değildir. Sadrazam, Rus delegeleri gelince hemen bir savaş meclisi toplayıp düşmanın barış önerisini bütün Osmanlı isteklerinin kabul edilmesi koşuluyla görüşmeye açmıştır. Sonuç olarak, artık çok bozulmuş olan Osmanlı ordusuna pek güvenilmemesi üzerine “cümle vükelayı devletin rey ü ittifakıyla” (bütün devlet adamlarının görüşleri doğrultusunda ve oybirliğiyle) barışa karar verilmiştir. Barış için ön anlaşma Reisülküttab Ömer Efendi ile Rusya Başbakanı Baron Schaffirov arasında yapılmıştır. Ayrıca Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’yı barış yapmaya zorlayan bir olumsuz durum daha vardı. Barış görüşmesinden bir gün önceki savaşta Rusların yoğun top ateşi karşısında Osmanlı askeri gerileme durumuna girmişse de, bu zaaf ortalık karardığı için düşman tarafından fark edilememiştir. Bu nokta Vakanüvis Raşid Mehmed Efendi’nin vakayinamelerinde ve sadrazamın valide sultana yazdığı bir mektupta da açıkça belirtilmiştir. (“Osmanlı Tarihi” Kitabının yayıncısına ait  görüş)

(*)Bender Kalesi: Bugünkü Moldova sınırları içinde bir yerleşim yeri

(**)Poltava Savaşı: Rus çarı Deli Petro ile İsveç Kralı Demirbaş Şarl arasındaki savaş. (1709).

(***) Prut Savaşı, Rusya Çarlığı ile Osmanlı Devleti arasında 1710-1711 yılları arasında yapılmış bir savaştır. Rus Çarı I. Petro, Poltova Muharebesi’nde İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ı yenince, XII. Karl Osmanlılara sığındı. İsveç Kralı’nı kovalayan Rus birliklerinin Osmanlı topraklarına akınlar düzenlemesi, ve Bender’de mülteci bulunan Karl’ın İstanbul’a yazdığı mektuplarla Rusya aleyhine yaptığı kışkırtmanın etkisi ile Sultan III. Ahmed 1710 yılında Rusya’ya karşı savaş ilan etti. Sadrazamlığa getirilen Baltacı Mehmet Paşa, 120.000 kişilik bir orduyla Tuna’yı geçerek Eflak’a girerken, Osmanlı donanması da Karadeniz’e açıldı. Osmanlı kuvvetleri, Kırım Ordusunun da desteği ile Rus birliklerini Prut Nehri kıyısında Stanileşti kasabası yakınında çember içine aldılar. O an için kurtuluş imkânı bulunmayan Rus Çarı Petro, Moskova’ya bir mektup yazarak durumun zorluğunu ve ümitsizliğini anlattı. Çariçe I. Katerina araya girerek Osmanlı Devleti’ne barış teklifinde bulundu. Hem Kırım Hanı, hem de İsveç Kralı saldırıya geçilip Rus ordusunun yok edilmesini savunuyorlardı. Ancak Baltacı Mehmed Paşa, Deli Petro’nun ordusunun etrafını sarmışken, isyan belirtileri gösteren Yeniçerilere güvenmemesi nedeniyle barışı kabul etmiştir. 22 Temmuz 1711’de taraflar arasında bir antlaşma yapılmıştır. Bilimsel araştırmalar, Baltacı Mehmet Paşa ile Katerina arasında bir görüşme olmadığını açıklamaktadırlar.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*