Rus geldi aşka, Rus’un İstanbul aşkı bir başka! “Aman Allah’ım! Kimse bunları bize anlatmadı ” (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

kurtlar

 

Çar, Türkiye’nin Avrupa’dan tamamen atılması gerektiğini bir kez daha dile getirir. Balkanlar Osmanlıların elinden çıkmış olduğuna göre, bu ifade doğrudan doğruya İstanbul ve Boğazlara bir göndermedir…İstanbul şehrinin hemen sınırlarından başlayacak şekilde tüm sahil şeridiyle birlikte Rusya’ya ilhak edilmesi gerektiğini söyler. Rusya’nın Boğazları serbestçe kullanabilmesi garanti altına alınmalı ve İstanbul uluslararası bir idare tarafından yönetilen serbest bir şehir haline getirilmelidir. Türkler de, Ankara ya da Konya’da yeni bir başkent kurmaya hazır olmalıdır”(1)

Rus Çarı ne demektedir? “Türkler Avrupa’dan tamamen atılmalı, İstanbul şehrinin hemen sınırlarından başlayarak tüm sahil şeridiyle birlikte Ruslara katılmalıdır. “ Çar bunu ne zaman söylemektedir? 1914’lü yıllarda.

Bu noktada Rusların İstanbul aşkının nereden geldiğini öğrenmek için biraz daha geriye gidiyoruz.

Çar I. Petro (*) Vasiyetinde, Asya ve Avrupa hazinelerinin anahtarı olan İstanbul’un mutlaka alınmasını, bunun için de Türkiye ile İran arasına fitne ve fesat tohumları ekilmesi gerektiğini ve Gürcistan ile Kafkasya’nın ele geçirilmesinin şart olduğunu tembihler… (2)

Çar I. Petro, 1738 Yılında açıklanan vasiyetinde evlatlarına bakalım başka neler önermiş:

..Bütün evlatlarım, birbirini takiben, Avrupa ülkelerinde hükümran olacaktır. Zira Avrupa’nın bütün devlet kuruluşları köhnemiş ve ihtiyarlamıştır. Fakat Rus Saltanatı inkişaf halindedir, biz bu inkişafı aklımızla bulmuşuz. Gelecek nesillerimizin elinde bir “talimat” niteliğinde olsun diye, ben “Vasiyetnamemi” aşağıdaki vasiyet şeklinde yazdım.

1-Rus devleti daima dengeli savaş şartları hazırlamalı ve bu hazırlığın Rusya’nın terakkisine sebep olması için çalışılmalıdır.

2-Savaş dönemlerinde Avrupa’dan mümkün olduğu kadar harp sergerdelerini, sulh zamanında ise, ilim adamlarını Rusya’ya celbetmeli.

3-Avrupa ülkeleri arasında fitne-fesat türetmek, aralarında zıddiyet yaratmak ve bu işte onlardan biri ile işbirliği içinde olmak lazımdır. Özellikle Alman halkı arasındaki kaynaşma ve kargaşalıklarda faal bir yer tutmaya çalışmalı. Zira onlar bizimle hemhudut ve bize bitişiktir.

4-Rusya devletini, dünya devleti yapabilmek için, onun başkentinin, Asya ve Avrupa hazinelerinin anahtarı olan İstanbul olması lazımdır.

Acele ve noksansız olarak çalışıp, İstanbul’un batı topraklarına sahip olmak gerekir. Şüphesiz ki İstanbul’a sahip olan Şah, dünyada ilahi şah olacaktır.

Bu maksadın hedefine ulaşabilmesi için, daima Türkiye ile İran arasına fitne-fesat tohumları ekmeli, kavga ve savaş çıkarılmalıdır. Bu iş için Sünni ve şii mezhepleri arasındaki ihtilaflar en keskin silah ve yenilmez ordudur.

Rusya’nın nüfuzunu Asya’da yaymak için Sünni şii ihtilafları en iyi vasıtadır. Türkiye ile İran arasındaki muvazeneyi öyle bozmak lazımdır ki (fitne-fesatla) onlar birbirleri ile hiçbir zaman anlaşamasınlar.

Hem İran, hem de Türkiye’nin Avrupa halkları ile temas etmesine imkan vermemeli. Eğer bu ülkelerin Müslümanları gözlerini açıp hukuklarını anlayacak olurlarsa, o bize büyük bela olacaktır.

Maddi ihtiyaçlar bölgesi olan Türkiye’nin işini bitirdikten sonra, İran’ı zorluk çekmeden mahvetmek ve başını kesmek mümkündür. Hindistan’ın anahtarı Türkiye’nin Payitahtıdır. (3)

“Anadolu topraklarını Büyük Devletler arasında paylaşmaya yönelik ilk antlaşma, İngiltere, Fransa ve Rusya arasında 18 Mart 1915’de yapılan İstanbul Antlaşması oldu. Buna göre İtilaf Devletleri harbi kazanmaları halinde İstanbul ve Çanakkale boğazları ile hinterlantlarını Rusya’ya bırakacaklardı.

Bu antlaşmayı Rusya istemiş, bu surette Çar I. Petro’dan beri takip ettiği “Sıcak Denizlere inme milli ideali”ni bu surette gerçekleştirmek istemişti..”(4)

Rusların, İstanbul aşkının hikayesi bu kadar mı? Elbette değil, devam edelim:

Çarlık Rusyası…Osmanlıların Doğu’da demiryolu inşası yönünde ne zaman bir girişimleri olmuşsa, Rusya itiraz etmek için bir neden bulmuş, Karadeniz Anlaşması da bu durumu kesinleştirmişti. Netice itibarıyla, 1914’e gelindiğinde Osmanlıların Doğu cephesiyle demiryolu bağlantısı yokken, Çarlık Rusya’sı Kafkaslarda tamamlanmamış da olsa münhasıran stratejik mülahazalarla inşa edilmiş, Kafkas cephelerine asker sevk edilmesini sağlamaya oldukça yeterli bir demiryolu ağına ve elverişli kavşak noktalara sahipti…(5)

Rusya başından itibaren İngiltere’nin Osmanlılar için güçlü ve modern zırhlılar inşa etmesine karşı çıkmıştır. Buna da hiç şaşmamak gerekir Netice itibarıyla, Osmanlı donanmasına subay yetiştirecek olan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun 1773’te açıldığı ve Baron de Tott önderliğinde Fransa’dan getirilen hocalarla dersler başladığında, Çarlık Rusya’sı bu okulun da varlığından rahatsız olmuş, Fransa üzerinde baskı kurarak, hocaların geri çağrılmalarını sağlamıştı. (6)

Önceki bölümlerde anlatıldığı gibi Osmanlı Hükümeti İngiltere’ye sipariş verdiği ve parasının tamamını peşin ödediği, teslimden yarım saat evvel Bahriye Bakanı Churchill’in emri ile (aslında bu İngiliz devletinin kararıdır) İngilizlerin el koyarak donanmalarına kattıkları iki savaş gemisi Osmanlı ordusuna katılsaydı bakınız ne olacaktı? (7)

Bu güçlü zırhlılar İstanbul’a ulaşmış olsaydı, Osmanlılar sadece Ege’de Yunanistan’a karşı parite sağlamış olmakla kalmayacak, aynı zamanda, gittikçe kuvvetlenip heyula gibi önlerine çıkmaya başlayan çarlığa karşı da hayati değerde bir şans ele geçirebilmiş olacaklardı. İngiltere, bu zırhlılara el koymakla sadece Yunanistan’dan yana çıkmış olmuyor, Osmanlı İmparatorluğu’nun kimsenin elinden alamayacağı nefs-i müdafaa hakkına el koymuş olarak, Osmanlıların beka sorununun çok daha kötü bir noktaya sürüklenmesine de yol açmış oluyordu.

En yalın ifadesiyle söylemek gerekirse, İngiltere Osmanlıların hasımlarından yanadır. En büyük emperyalist güçten beklenilecek şekilde, kendi siyasi hesap ve çıkarlarının gereğini yerine getirmekte, kendi kollamak istedikleri kimse onların yollarını kolaylaştırmakta, onların tercihlerine arka çıkmaktadır. (8)

Osmanlı Devleti (I. Dünya Savaşı’nda) tarafsızlığını ilan ettiği gün, iki kötü haber almıştı: İngiltere’nin (Osmanlılar için üretilen savaş gemileri) Sultan Osman ve Reşadiye’ye el koyması, aynı zamanda Karadeniz’de Rusların İstanbul’a muhtemel saldırısına en büyük caydırıcı gücün ortadan kalkması anlamına geliyor, Osmanlıların Ege’de kaybettiği adaları geri alabilme ümidi de yok oluyordu. Üstelik aynı gün ulaşan haberler, Yunanistan’ın Avero/zırhlısıyla var olan deniz gücü üstünlüğünü, ABD’nden Idaho (Kilkis) ve Mississippi (Limnos) zırhlılarını da alarak daha da arttırdığını gösteriyordu. Böylece, Osmanlılar Yunanistan’ın deniz gücü üstünlüğü karşısında Çanakkale Boğazı’na hapsolmuş bir hale düşmüştü.(9)

Toparlanırsa:

Çar, 1914 ‘de ne demektedir?

-Türkler de, Ankara ya da Konya’da yeni bir başkent kurmaya hazır olmalıdır…

“Türkler Avrupa’dan tamamen atılmalı, İstanbul şehrinin hemen sınırlarından başlayarak tüm sahil şeridiyle birlikte Ruslara katılmalıdır. “

-Çar I. Petro, Asya ve Avrupa hazinelerinin anahtarı olan İstanbul’un mutlaka alınmasını, bunun için de Türkiye ile İran arasına fitne ve fesat tohumları ekilmesi

Çarlık Rusyası, Osmanlıların Doğu’da demiryolu inşası yönünde ne zaman bir girişimleri olmuşsa, Rusya itiraz etmek için bir neden bulmuş..

-Rusya başından itibaren İngiltere’nin Osmanlılar için güçlü ve modern zırhlılar inşa etmesine karşı çıkmıştır. Buna da hiç şaşmamak gerekir Netice itibarıyla, Osmanlı donanmasına subay yetiştirecek olan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun 1773’te açıldığı ve Baron de Tott önderliğinde Fransa’dan getirilen hocalarla dersler başladığında, Çarlık Rusya’sı bu okulun da varlığından rahatsız olmuş, Fransa üzerinde baskı kurarak, hocaların geri çağrılmalarını sağlamıştı.

-En yalın ifadesiyle söylemek gerekirse, İngiltere, Osmanlıların hasımlarından yanadır. En büyük emperyalist güçten beklenilecek şekilde, kendi siyasi hesap ve çıkarlarının gereğini yerine getirmekte, kendi kollamak istedikleri kimse onların yollarını kolaylaştırmakta, onların tercihlerine arka çıkmaktadır.

Sonsöz:

-Yukarıda yazılanları daha evvel bir yerlerde (yaygın manası ile) okumuş muydunuz? Okumadınız değil mi? Peki, bunları öğrenmek her “vatandaşın hakkı”, “görevi” değil midir?

-Bunlar öğrenilmeden, ülke meseleleri nasıl değerlendirilebilir, ülke ile ilgili konularda hangi isabetle bir karar alınabilir?

Devam edecek…

-Osmanlı Dünya Savaşı’na bir tezgahla mı sokuldu, bu büyük savaşa girmesi gerekiyor muydu?

-Osmanlı geri kalmış, hastalıklı bir devlet miydi?

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmıştır.

(*) I. Petro (1672 – 1725) “Rusya’yı 7 Mayıs 1682’den ölümüne kadar yöneten Rus Çarı. Kimi tarihçiler tarafından Rusya’yı, Avrupa’nın ve dünyanın kaderinde söz sahibi devletlerin arasına soktuğu düşünüldüğünden, “Büyük” sıfatıyla anılırken, kimi tarihçiler tarafından davranışları sebebiyle Deli Petro olarak anılmaktadır.”Daha fazlası için bakınız: https://tr.wikipedia.org/wiki/I._Petro_(Rusya)

(1) William A. Renzi, “Who Composed…”, s. 351. (“Adil Hafızanın Işığında Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu” Altay Cengizer, Dip Not:857)

(2) a) 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması, (oluşumu-tahlili-tatbikî), Dr. Osman KÖSE  Ve kitabındaki alıntıladığı kaynak; b) Petro’nun vasiyeti için bakınız: “ I. Petro’nun 1725 yılında Yazdığı “Vasiyetnamesi”, (Dirilik Dergisi 1916, sayfa 16’dan iktibas), Türk Kültürü, Ankaral990. 323,5.160-163.

3) Vasiyetname hakkında daha geniş bilgi için bakınız; http://www.canmehmet.com/car-i-petronun-1725-yilinda-yazdigi-vasiyetnamesi-ve-vasiyetnamenin-nato-ile-ilgisi.html

Ayrıca bakınız: “ I. Petro’nun 1725 yılında Yazdığı “Vasiyetnamesi”, (Dirilik Dergisi 1916, sayfa 16’dan iktibas), Türk Kültürü, Ankaral990. 323,5.160-163.

(4) Alıntı; MUSTAFA KEMAL PAŞA’DAN KAMAL ATATÜRK’E GİZLİ – AÇIK PLANLARI VE TUTAN – TUTMAYAN İNKILAPLARI, SÜLEYMAN KOCABAŞ, İstanbul, 2013

(5) Adil Hafızanın Işığında Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu, Altay Cengizer, Sahife:449

(6) Celalettin Vatandaş, “Türkiye’nin Batılılaşma Süreci ve II. Meşrutiyeti Hazırlayan Şartlar” s. 24. (Adil hafızanın ışığında, dip not: 458)

(7) Konu ile ilgili bakınız: http://www.canmehmet.com/iste-cagdas-modern-kralicenin-ingilteresinin-bize-attigi-ve-asla-unutulmamasi-gereken-kazikla-ilgili-tum-hikaye-3.html

(8) Adil hafızanın ışığında, Sahife:299

(9) Ahmet Tetik, Mehmet Şükrü Güzel, a.g.e., s. 73. (Adil hafızanın ışığında, dip not:581)

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*