Robert Kolej dosyası; Mesele eğitim değil, mesele; sömürgecilik ve toplumu kontrol (7)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
1924 Yılında Avam kamarası'nda konuşan İngilizlere Kralı'na göre, Fatih'in  Fatihşe birlikte açtığı çağ Lozan Antlaşması ile kapanmıştır.

1924 Yılında Avam Kamarası’nda konuşan İngilizlere Kralı’na göre, Fatih’in, fetihle  birlikte açtığı Çağ, Lozan Antlaşması ile kapanmıştır.

Din, İnsanların sömürülmesi için değil, insanın yaşamına ve ilişkilerine kalite getirmesi için gönderilmiştir. Yanlış değerlendirilmesinin sorumlusu; Din anlayışını çıkarları için kullananlar kadar, içerisinde bulunduğu durumun farkında olmayan veya “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!”  diyenlerdir.

Bunu atalarımız şu veciz sözle özetlemişlerdir;

-“Sana her ne gelirse senden gelir, sen onu zannetme ki benden gelir.”

Yabancı okullar, okuyanlarına altı bölümde bir bakış, vizyon kazandırmak amacı ile farklı pencerelerden özellikle de kurucularının kaleminden verilmiştir.

Bu bölümle birlikte Yabancı Okullar konusu evvelki verilenlerle birlikte toparlanarak sonlandırılacaktır.

Bilelim ki Batı Medeniyeti’ndeki insani ilişkiler, herkesin kendisini kurtarması anlayışı üzerine kuruludur. “Herkes kendi çıkarını koruyacaktır.” Bu nedenle Batılılarla kurulacak ilişkilerde kurulan oyunun sadece onların kazanması üzerine olduğu unutulmamalıdır.

Bu oyunda kazanmak isteyenler; meseleleri doğru olarak öğrenmek, kendi çıkarlarına göre çözüm yolları geliştirmek ve korumak zorundadır.

Ülkemizdeki Yabancı Okulların varlığını iki ana temele dayandırabiliriz.

-Birincisi; Fatih’in İstanbul’u fethi ile birlikte mevcut farklı din anlayışlarının kendi inananlarına yönelik açılmasına izin verilen okullar;

-İkincisi;18. yüzyıl sonrasında Avrupa’da meydana gelen sanayi devrimi, ulus-devlet, sömürge siyaseti ve kapitalizm anlayışı, eğitimin (öğretimin) -İnsanı eğitmek ve hayata hazırlamak anlayışı- geleneksel rol ve beklentilerini farklı bir zemine kaydırmıştır.

Artık bu dönemden sonra eğitim sadece bilgi ve hikmetin öğretildiği, kültürel ve dinî değerlerin aktarılması, toplumun sosyal sorunlarının çözülmesi için bilgilerin üretildiği yer olmaktan çıkarak, en başta toplumsal kontrol mekanizması, modern devlet ve ekonominin işlemesi için “personel fabrikası”, “makbul vatandaş yetiştirme ortamı/mekânı” olarak tasarlandı. Topluma hâkim sınıfların/seçkinlerin ve idareci elitlerin her türlü detay ve sınırını belirlediği modern eğitim, bir devletin sadece kendi toplumunu sığaya çekmek için değil, diğer devlet ve toplumları da uzun planda etkilemek, onlara nüfuz etmek aracı olarak kullanılmaya başlandı.

Dolayısıyla modern eğitim, modern ekonomistlerin, fabrikatörlerin ve devlet idarecilerinin oldukça kullanışlı olarak gördükleri bir manivelası oldu. Böylece, 18. yüzyılın başlarından itibaren yeni okullar açıp burada yeni programlar uygulamak, insanları kuşatmanın ve geniş toplum kesimleriyle tek yüzlü iletişim ve etkileşim mekanizması kurmanın yolu oldu.

Dünyanın farklı toprakları üzerinde gözü olanların uzak diyarlarda yeni okul açması eğitimin sağladığı avantaj ve beklentiler üzerine inşa edildi. Netice olarak da Avrupalılar ve Amerikalılar kendi tebaalarından bir karşılığın olmadığı dünyanın hemen her yerinde farklı biçimlerde, sömürgeciliğin ön keşif mekanizması amacıyla, farklı görünümlerde ve büyüklüklerde “yabancı okulları” adını verdiğimiz eğitim mekânları işletmeye başladılar” (1)

Özetle; 18’nci asırdan sonra Yabancı ülkelerdeki açılan okullardan amaçlananlar,

-Sömürgecilik için keşif görevi yapması,

-Vereceği eğitim-öğretimle hedef toplumun kontrol edilmesi

-Ekonominin işlemesi için “personel fabrikası” olması.

Şimdi bu son ifade belgelenmektedir;

-“10 Yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan Yardım Programı şimdi  meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde Amerikan Eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bir bakanlık ya da bir iktisadi devlet teşebbüsü hemen hemen kalmamıştır. Halen bulundukları kuruluşlarda ilerici kuvvet niteliğini taşıyan bu kimselerin kısa zamanda genel müdürlük ya da müsteşarlık mevkilerine geçmeleri beklenir. AID bütün çabalarını bu gruba yöneltmelidir.” (*)

Bunlarla beraber, bahsekonu okulun Hıristiyanlar için çok önemli bir amacı daha vardır. Bu amaçlarını, onların ilgililerinin kalemlerinden ve ifadelerinden aktarıyoruz.

Bu, “Fatihin İstanbul’u aldığı surlardan bu milletin kültürünü fethedeceğim.” (2)

Diyerek, okul binasını inşa ettiği taşları bile Fatih’in fetih için yaptırdığı Rumelihisarı’nda  kullanılan taş malzemenin aynısını seçen Misyoner Cyrus Hamlin’in hikayesinde anlatılmıştır.

-Tarihçi Cezmi Yurtsever de okul binasının inşa edildiği taşların sırf bu maksatla Rumelihisarı’nda kullanılan taş malzemenin aynısından seçildiğini belirterek şunları söylüyor:

-“Robert Kolej’in amacı, Osmanlı yurttaşı yabancı azınlıklardan zeki olan çocukları en iyi şekilde yetiştirip, gelecekte onların ülke yönetiminde söz sahibi olmalarını sağlamaktı.”Nitekim Bulgar isyanlarında Robert Kolej mezunu gençlerin lider olarak bulunması dikkat çekiciydi. Hamlin’in görevi sadece İstanbul ‘da bir okul açmak da değildi. O, 1840’lı yıllarda, gelecekte bütün Anadolu’yu saracak olan Anadolu Kolejlerinin de temellerini atmıştı. Nitekim Anadolu kolejleri içinde Merzifon’da kurulu olanı 1880 ve 90’lı yıllardaErmeni ve Rum isyanlarının merkezi oldu.” (3)

-Hamlin’in kurduğu bu okulun dış güçlerin üssü olarak bir ajan yuvası haline geldiği iddiaları da çok dillendirilen iddialar arasında yer alıyor.

Örneğin, “Türkiye’de ve Dünyada Casuslar” adlı kitabın yazarı Aytunç Altındal, ‘Robert Kolej, ayrıca Osmanlı’daki Amerikalı, İngiliz ve Rum casusların da yuvası olmuştu. Birçok casus, bu okulda öğretmen kisvesi altında faaliyet göstermişti. (4)

-Amerikalılar, Osmanlılarla fiili bir savaşa girmedikleri halde, (Lozan’da) İngiltere ve Fransa’nın aralarında paylaştıkları Osmanlının mirasından pay isterler. Bu talep karşısında şaşıran Fransızlar;

-“Siz Türklerle savaşa girmediniz ne mirası, ne payı?” dediklerinde, Amerikalılar;

-“Aaa… Olur mu? Biz uzun yıllar boyunca okullarımızda adam yetiştiriyoruz.” Derler. Peki, bahsedilen bu adamlar ne için ve hangi amaçla yetiştirilmektedir? Bulgaristan Osmanlı İmparatorluğundan 1908 yılında ayrıldığında Bulgar Devleti’nin İlk başbakanlığı yapan (Okulda özel yetiştirilenler arasından seçilen) Robert Kolej mezunu bir Bulgar’dır. “Bulgar isyanlarına bu okul mezunu gençlerin liderlik ettiği” tarihe meraklı olanlara sır değildir.

– “Robert Kolej’de okuyan Müfide Ferit Tek, ecnebi mekteplerinde Türk çocuklarını nasıl feci bir akıbetin beklediğini “Pervaneler” isimli romanında şöyle özetlemiştir: “Gerçekte buraya Türk giremez demek doğru değildir. Türk girer, fakat Türk çıkamaz.”(5)

-Bahsekonu okulun temel atma töreninde (özellikle konuşturulan) Yunan hatip, Fatih’in İstanbul’un fethi için yaptırdığı surları göstererek; “Bu bina şu kulelerden daha yüksekte, Bu bina onların yıkılıp gitmesine şahitlik edecek.” (6) Demiştir.

Şimdi de Robert Kolej’in kurucularından Amerikalı Rahip Cyrus Hamlin anlatmaktadır;

-“..İstanbul’un düşüşü birçok yazar tarafından Hıristiyanlığın ve medeniyetin kıyameti addedilir. Fetih, Avrupa’yı ve medeni dünyayı gafil avlamıştır…”(7) Amerikalı Rahip Hamlin ne demektedir?

-İstanbul’un düşüşü,“Hıristiyanlığın ve medeniyetin kıyameti”dir.

Rahip Hamlin başka ne demektedir?

-“O sıralar Sultan (II. Mahmut) vefat etmek üzereydi; fakat ruhunu cennete yükseltecek zafer çığlıklarını duyacağından emindi. Avrupa’nın tüm dikkatini Şark Meselesi’nin akıbetine verdiği bu çetrefilli siyaset sahnesinde, tabiatları bakımında farklı vasıflara sahip başka kuvvetler de dikkat çekiyordu..” (8)

Rahip Hamlin’in bahsettiği “Şark Meselesi” nedir?

Avrupalı Hristiyanların adına “Şark Meselesi” verdikleri düşüncelerinin  iki ayağı vardır:

-Birincisi, Osmanlı’yı Avrupa’dan atmak,

-İkincisi, Türkleri İslam’dan uzaklaştırmak…

Peki, bu dilekleri gerçekleşti mi?

-“1 Aralık 1833 tarihinde Amerika’dan Anadolu’ya gönderilen misyonerlere verilen talimatta da belirtildiği gibi bu okulların esas gayesi, “Mukaddes ve vaat edilmiş Anadolu topraklarının silahsız bir haçlı seferiyle geri alınmasıdır.”(9)

-“Sevr anlaşması öncesi Lozan’daki İngiliz temsilcisi Lord Curzon hükümetine verdiği memorandumda bütün batı dünyasının görüşlerine tercüman olarak şu açıklamayı yapıyordu.

-“Türkleri Avrupa’dan ve İstanbul’dan sürmek için 500 yıldır beklediğimiz fırsat doğmuştur. Bu fırsat asla kaçırılmamalıdır.”

-1899 Yılında Avam kamarasında yaptığı bir konuşma sırasında Kur’an-ı Kerimi gösterip masaya atarak “bu Kuran Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hakiki hâkim olamayız. Ya Kuran’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’an’dan soğutmalıyız” diyen İngiliz Başbakanı Gladston ise, Lord Curzon’un bu görüşünü destekleyerek “Barbar Türkleri Asya’ya Sürmeliyiz” açıklamasını yapıyordu…”(10)

-“11 Aralık 1917 tarihinde Kudüs’e (Adeta) Haçlı Orduları komutanı giren İngiliz Orduları Komutanı Orgeneral Edmund Henry Hynman Allenby (Haçlı ordularını büyük yenilgiye uğratan) Selahaddin Eyyubi’nin mezarına vurarak,

Kalk Selahaddin biz (Haçlı Orduları olarak) yine geldik‘ (11 ve 12) demiştir.

-“Fransızların işgal komutanı Franchet D’Esperey, 25 Kasımdaki (1918) (İstanbul’a) girişini çok gösterişli bulmamış ve özellikle İngilizlere ve Türklere mesaj verecek olan 2. gelişi 8 Şubat 1919 yılında gerçekleşmiştir. Fransız Komutan Fatih Sultan Mehmet’in şehre girdiği kapıdan, surlar içerisinden beyaz bir atla, azınlıkların çılgın gösterileri arasında, Türk sancağını çiğneyerek şehre ikinci kez girmiştir. (13)

-“15 Ocak 1924 tarihinde İngiltere Kralı V. George, Avam Kamarası’na yaptığı açış konuşmasında, Lozan’ı ilgilendiren bir kanun tasarısının derhal görüşülmek üzere Parlamentonun gündemine geleceğini belirttikten sonra şu çarpıcı cümleyi sarf eder:

-“Bu tasarı kabul edilir edilmez Lozan Antlaşması onaylanmış olacak ve YENİ BİR ÇAĞ AÇILACAKTIR” Metin daha sonra (siyasi nedenlerden olsa gerek) ; “YENİ BİR BARIŞÇIL İLİŞKİLER ÇAĞI AÇILACAKTIR”  olarak değiştirilmiştir. (14-15)

Yazıları dikkatli okuyanlar,

-“Bu dizinin en son yazısında görünürde (günümüzde çok yoğun olarak tartışılan) Cemaatin önderliğinde yapılan okullarda haftada kaç saat İngilizce, kaç saat Türkçe ders verildiği ve okulların yurtdışında açılmaları ile ilgili çarpıcı bilgiler verilecektir.” Dediğimizi hatırlayacaklardır.

Bu sözümüzü de yerine getirerek bölümü bitiriyoruz.

Uluslararası ilişkilerde ne duygusallığa yer vardır, ne de bir alınganlığa.

Devletler halklarından topladıkları vergileri en iyi şekilde ve doğru yerlerde değerlendirmek zorundadır. Bu güç (kaynak) maddi (para) olduğu kadar manevi (siyasi baskı) olabilmektedir.

Yurtdışında açılan “Gülen Okulları”nın arkasında  büyük devletlerin siyasi desteklerinin olmadığı düşünmek en basit tabiri ile “saflık”tır. Özellikle, Rusya’nın etkili olduğu Türki Cumhuriyetler ’de ve Batılı ülkelerde.

Bu noktada “Gülen Okulları” ve eğitim-Öğretim içerikleri ile ilgili bir örnek verilirse,

-“Örneğin, dünyaya yayılmış ingilizce eğitim veren (haftada 25 saat ingilizce, 3 saat Türkçe) 300’e yakın okulun sahibi olan fethullahçıların, İngiltere’de Lordlar Kamarası’nda düzenlenen özel törenlerle hemen her yıl İngiliz dili ve kültürüne hizmet yüksek ödülü almaları sıradan bir tesadüf değildir. (16)

-“..Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden Yargıtay’a, kendi deyimleri ile adliyeden mülkiyeye, maariften emniyete kadar kadro gücünü kanıtlayan; avrasya ölçüsünde dağıtımı yapılan bir gazete ile “yeryüzü kanalı” iddiasındaki bir televizyona, yılda 1 katrilyon TL’nı aşan ciro yapan yüzlerce şirkete, yurtiçinde ve dışında 300 civarında okula, onbinlerce ışıkevine, yüzlerce öğrenci yurduna, yüzlerce dersaneye, yurt içinde ve dışında üniversitelere, -çoğu iyi derecede yabancı dil bilen öğretmen ve dış ticaret uzmanı-onbinlerce profesyonel personele, en az 25 milyar dolarlık bir mal varlığına…” (17)

Biz bilinenleri bir açık büfe misali sergiledik.

Sonrası meraklılarına ve araştırmacılara kalmaktadır.

Resim;http://forum.shiftdelete.net/rayli-sistemler/344544-marmaray-hakkinda-ne-dusunuyosunuz-4.html

Açıklamalar;

(*) Necdet Sevinç, Sanık Yazılar, s.163 (“Ajan Okulları”, Necdet SEVİNÇ, Sahife;21)

Kaynaklar;

(1)http://www.academia.edu/5311592/_Robert_Koleji_Bogazici_Universitesi_nin_Kurulus_Hikayesi_The_History_of_the_Founding_of_Robert_College_and_Cyrus_Hamlin_Life_ (Mustafa Gündüz)

(2) ROBERT KOLEJ’I KURAN MİSYONERİN ANILARI, Türkler Arasında, CYRUS HAMLIN

(3) Robert Kolej’in Hikayesi,Cezmi Yurtsever, Expres Gazetesi (Adana), 06.05.2011

(4) İstihbarat tuzağındaki Türkiye-1, Tuna Serim, Tercüman Gazetesi, 01.06.2008

(5)http://www.guncelmeydan.com/pano/yeni-azinliklar-yaratmak-icin-necdet-sevinc-t35341.html

(6) ROBERT KOLEJ’I KURAN MİSYONERİN ANILARI, Türkler Arasında, CYRUS HAMLIN Sahife;231

(7)ROBERT KOLEJ’I KURAN MİSYONERİN ANILARI, Türkler Arasında, CYRUS HAMLIN, S.21

(8)ROBERT KOLEJ’I KURAN MİSYONERİN ANILARI, Türkler Arasında, CYRUS HAMLIN, S.28

(9)Uygur Kocabaşoglu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, Arba Yay., İstanbul, 1991, 33. Şamil Mutlu, Osmanlı Devleti’nde Misyoner Okulları, Gökkubbe Yay., İstanbul, 2005.

(10) Prof. Dr. A. Haluk ÇAY, 1996, “Her Yönüyle Kürt Dosyası” S.13–14, Turan Kültür Vakfı Yayınları. Ayrıca bakınız, Prof. Karaca’nın “Büyük Oyun” isimli eserine – Daha fazlası için bakınız;  http://www.canmehmet.com/lozanda-lokomotif-vagonlardan-ayrilir-ve-salip-hilali-doguyu-halleder-son.html#sthash.XjqVPLWv.dpuf

(11)http://www.haberkalem.com/haber/90-taha-akyol-turk-muydu-kurt-muydu-selahaddin-eyyubi.html

(12)http://www.haber7.com/haber/20101208/Israilliler-Ingiliz-General-Allenbyyi-nicin-sever.php

(13) Fransız komutan D’esperey, Fatih’in İstanbul’a girişine gönderme yaparak Türklere, Fatihten Pera’ya kadar düzenlenmiş zafer alayı ile de diğer işgal ordularına mesaj vermiştir. d’Esperey’in girişi, o denli gürültülü ve küstahça yapılmıştır ki Süleyman Nazif’in, Hadisat’da ünlü ”Kara Bir Gün” başlıklı yazısını yazmasına yol açar. (Prof.Dr. Yaşar AKBIYIK, M.Mücadelede Güney Cephesi – Maraş, Atatürk Araştırmaları Merkezi, 1999 – Ankara, Sina AKŞİN, İstanbul Hükümetleri Ve Milli Mücadele. Cem Yayınevi)

(14) “Mustafa Armağan Zaman gazetesinde 4 Mart 2012 günü “Hilafetin Kaldırılmasını İngilizler mi İstemişti?” başlıklı bir yazı yayınladı. Armağan yazısında “hilafetin kaldırılması ve laikliğe gidiş, daha Lozan’da dayatılmış, Türkiye’nin kurulmasına bu şartla izin verilmişti” fikrini ileri sürüyor ve bu fikri desteklemek için gösterdiği delillerin arasında, İngiliz arşivlerinde bulduğunu ve ilk defa yayınlandığını söylediği bir belge (CAB/23/46, s. 424) dikkat çekiyor.

(15) Yazar Mustafa Armağan’ın bu yazısı üzerine;  KÜRŞAD U. AKPINAR 18.03.2012 Tarihinde Taraf gazetesinde; ”Hilafet Lozan’da mı kaldırıldı? İsimli bir yazı yayınlar; Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/majestelerinin-gazetesinde-yayinlanan-laik-bir-cumhuriyet-ilanin-arkasindaki-sir-4.html#sthash.7slaEr0q.dpuf

(16) http://www.milliyet.com.tr/2002/12/20/son/sontur32.html (önbellekten alınmıştır)

(17)Alıntı; http://wikileaks.org/gifiles/attach/22/22641_ETKI%20AJANLARI.pdf (ETKİ AJANLARI NÜFUZ CASUSLARI VE FETHULLAHÇILAR RAPORU. Dr. Necip Hablemitoğlu)

1311 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*