Rize’de tartışılması istemenmeyen, “Heykel-Bardak” mı, Halkın düşünmesi, sorgulaması mı?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

heykel-1-

Descartes, 17’nci asırda, Düşünüyorum, öylese varım!demesine karşılık, bizler, 21’nci asırda düşünmüyorum, o halde yokum!mu demekteyiz?

18’nci asırdan itibaren batıya ışık-rehber olduğu iddia edilen, “Aydınlanma Çağı” ve felsefesinin temeli; Akılcı düşünceyi, eski geleneksel, değişmez kabul edilen varsayımlardan, ön yargılardan ve ideolojilerden özgürleştirmeyi ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan düşünsel gelişim” değil midir?

Meselelerini-sorunlarını tartışamıyanlar, nasıl yeni bir fikir, ideoloji üretecek, çağın gereğine göre kendilerine yeni bir yol belirleyeceklerdir?

İnsan, “düşünen”;

İnsan, düşündükçe üreten;

İnsan düşünüyorsa, ancak anlamını bulan;

Veya bunların tersi; düşünmeyen insan, hiçbir değer üretmeyen insan” değil midir?

İnsanların hangi durumlarda düşünmesi-tartışması istenmez?

..

Yetkiyi bir kişi elinde toplamışsa;

Kurulan sistem bu anlayışla yapılandırılmış ise,

En küçük bir eleştiri-muhalefet, istenmeyecek, bastırılacaktır.

Gerçeğinde, gelişmek ve kalkınmak, muhalefet-eleştiri kültürünün artışı ile doğru orantılıdır.

Hangi sistemlerde muhalefet-eleştiri anlayışı ve bunlara paralel olarak düşünmek-sorgulamak gelişmektedir?

Bilgi  Toplumları’nın en büyük sermayesi, “yetişmiş insanlar” dır.

-İnsanlar,

-Okuyarak,

-Araştırarak,

-Sorgulayarak,

Yeni fikirler, çözümler üreterek ancak, “yetişmiş insan” etiketini kazanabilmektedir.

Yetişmiş İnsanlar, yüksek özgüvene sahip olarak bağımsız düşünebilmekte, meseleleri, insanlarla ilgili evrensel değerlerin ışığı altında değerlendirerek, kendilerini doğru olarak ifade edebilmektedirler.

Gelişmiş ülkelerde, (Kamuoyuna açık ortamlarda, medyada ve özellikle de üniversitelerde) şiddete dönüşmeyen her türlü görüş kendine serbestçe ifade alanı bulabilmektedir.

 

İnsan,

Okudukça –eksiğini- öğrenmekte;

Öğrendikçe beyni gelişmekte;

Beyni geliştikçe, olayları doğru olarak kavramakta;

Olayları doğru olarak kavradıkça, gerçekçi çözümler üretebilmekte’dir.

Rize’ye gelirsek;

Aramızda kaç kişi, 1925 yılında Hamidiye Kruvazörü’nün Rize Kıyılarını bombaladığını;

Aramızda kaç kişi, 1926 Yılındaki İzmir suikasti’nin perde arkasını;

Aramızda kaç kişi, 1930’da yaşanan Menemen Olayları’nın gerçeğini;

Aramızda kaç kişi, 1937-1938 Dersim olaylarını ve sonuçlarını bilmektedir?

Mustafa Kemal Paşa,

Fikri hür, irfanı hürbir nesil istemiş midir, istememiş midir?

Peki, “Fikri hür” demek;

-“İtaat eden, sorgulamayan ve bağımsız düşünmeyenmi?

-“Kendi değerleri ve bilgisi doğrultusunda, korkmadan kendini-düşündüklerini ifade eden” mi?

Sonsöz;

-Ya okur, araştırır, sorgular, kendimizi ve ülkemizi, geliştirir, kalkındırırız;

Ya da itaat eder, “Koyun!” misali, bir sömürge-uydu vatandaşı olarak yaşarız.

www.canmehmet.com

 

Resim; web ortamında alınmış, alt yazı tarfımızdan düzenlenmiştir.

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*