Özgürlük ve Barış, Devlet yönetimini seçmekle değil gelirden adaletli pay almakla gelecektir (son)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Bir ülkede silah alımına kimler nasıl karar vermektedir? Bu kaynak transferinde" halk iradesi" nerededir?

Bir ülkede silah alımına kimler nasıl karar vermektedir? Ülkenin devasa kaynaklarının  transferinde ” halk iradesi” nerededir?

 

Bir antlaşma için oturacağınız masada eğer, bir pazarlık gücünüz yoksa sizin neticede ne özgürlüğünüz/bağımsızlığınız, ne de, “insanca yaşamak” için bir imkânınız olacaktır. Siz baştan kaybedenlerdensiniz.

Diğer bölümde vurgulananları tekrar edersek;

-“Modern Devlet” yönetiminde üç çeşit güç bulunmaktadır; Yasama, yürütme ve yargı.

-Bu güçler Anayasaya göre uygulama yapmaktadır. Bu nedenle, Anayasa’nın kimler tarafından ve nasıl yapıldığı çok önemlidir.

-Devletin, “Kuvvetler”i arasında bir denge oluşturulurken dikkate alınması gereken; halkın devletle olan ilişkisinde; Terazinin, “Kuvvetler” kefesi yanında (halkın) kendisine (bir denge için) hangi kuvvete sahip olduğu veya böyle bir kuvvetinin varlığı, olup olmadığıdır.

-Allah, Güneş, Toprak, Su ve Tohumları bedelsiz vermiştir. “Devasa Servet”lerin nasıl oluştuğu sorgulanmalıdır. Bu, birçok sorun’un cevabını gizlemektedir!

-İnsanların birlikte barış ve refah içerisinde yaşamaları; Devletlerin Yönetim Biçimi’yle değil,  Ülke gelirlerinin paylaşımındaki “adalet anlayışları” ile ilgilidir?

-Bir devlette kavga; “Ülkeyi kim yönetecek?” çizgisinde yapılıyorsa halk yanmış! “Ülke geliri adaletli dağıtılmalıdır!” Anlayışı ile yapılıyorsa, Halk yaşamıştır! “İnsanı yaşat ki devlet yaşaşın!”

Yetkinin, Kraldan Halk Meclisi’ne geçmesi, Yaraya merhem olmayacaktır. Olması için; (bir siyasi parti çatısı altında aynı değerleri paylaşan) Milletvekili adaylarının şartsız olarak, doğrudan (isimlerini ortaya koyarak) aday olmaları, seçilmeleri gerekmektedir. Bu şekilde seçilen milletvekilinin,  kimseye bir minneti-borcu olmayacak ve Meclis’te oyunu, sadece halkın çıkarları için kullanacaktır.

-Kapitalizm (paranın), Komünizm (otoritenin),Liberalizm (güçlünün)vb. Siyasi veya ekonomik sistemler; bir “çıkar” -Baraj-Birikimin- anlayışının önünü açmaktadır. Bu nedenle bunların, (tüm) insanlara (kalıcı) bir barış, refah getirmesi zordur.

-Marks ve Engels ;“Modern devletin yönetimi, tüm burjuvazinin ortak işlerini yöneten bir komiteden başka bir şey değildir…” Sözü (herhalde) doğrudur. Ancak, bu ifadelerden, “Modern!” kelimesi çıkarılınca, Marks ve Engels’in (Devlet konusundaki) gerçek düşünceleri, anlayışları da açığa çıkmaktadır. “Devlet=Komite!” Ve kimler onun –komitenin- tepesinde oturursa! Bal tutan parmağı yalar!

İnsan hakları Evrensel beyannamesi, “Madde 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.”Der… Ancak; Zayıf ve elinde kıymetli değerleri (Petrol-hammadde vb) olanlar; “Bütün İnsanlar!” grubuna girmemektedir. Örnek; Afrikalılar, Afganlılar, Iraklılar, Suriyeliler ve Libyalılar…

Toparlanırsa;

-“Kimse size karşı değildir, herkes kendi yanındadır”.

– Aç adam özgür değildir. Üstelik Aç Adam’ın bir pazarlık gücü de olmamaktadır. Açlık çoğalınca, Açık ve acı tanımı ile, İnsanlık bitmektedir.

-“İnsanlar, hep aynı şeyi duya duya, sonunda onun doğru olduğunu tartışmasız kabul etme eğilimine girerler.” Medya (habercilik görevinden önce)  bunun için vardır.

Konumuz neydi? Cumhuriyet, Demokrasi…

Demokrasi ile cumhuriyet kavramı arasında kesin bir çizgi olmamakla beraber; demokrasi kavramı seçimi ve hukukun üstünlüğünü, cumhuriyet kavramı herhangi bir soylunun, kralın olmamasını ve bir parlamentonun gerekliliğini öne çıkarır.”

İngiltere’de cumhuriyet yoktur, ama demokrasi vardır.

Veya Türkiye’de cumhuriyet vardır, ama demokrasi (Bunu okuyanlar söylemelidir) Var mıdır?.

Son olarak (üzerinde düşünülmesi için);

-“Cumhuriyet, Demokrasi, Parlamenter Sistem, Referandum, Sandık!” ne için gündeme gelmektedir?

-Bir Yönetim Şeklini, kullanılacak yetkileri belirlemek için, değil mi?

-Peki, Ülkenin gelirinin dağılımı için bir oylama var mıdır? Veya Devlet istediği kadar vergiyi almasında, veya büyük silah harcamalarında bir referanduma gitmekte midir?

-Örneğin, Yunanistan’ı silahlanma sevdası! İle batırdılar? Yunanistan Avrupa Birliği’ne üye değil mi? Kime karşı silahlanmaktadır? Türkiye’ye mi? Bir savaş sırasında Avrupa Birliği yanında olmayacak mı?

-Peki, Türkiye kime karşı silahlanmaktadır? Rusya’ya karşı mı? İyi de Türkiye NATO’ya üye değil mi?

-Başlığımız neydi? “Özgürlük ve Barış, Devlet Yönetiminden pay almakla değil, Gelirden pay almakla gelecektir.”

-Eğer, Silahlanmalardan geriye bir şey kalırsa…

Dünya Silahlanıyor!

Küresel ekonomik krize rağmen dünyadaki silahlanma son 10 yılda ikiye katlandı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü(SİPRİ) 2010 yılı silah harcamaları raporuna göre 2009 yılında askeri harcamalara ayrılan toplam para 1 trilyon 531 milyar dolar.

Bu oran 2008’e göre yüzde 6, 2000 yılına göre yüzde 49 daha fazla…

Toplam satışın yüzde 61.5’ini ABD’den 45 silah üreticisi gerçekleştirdi. Avrupa listeye toplam 9 ülkeden 33 firmayla girdi.

Almanya, İspanya, Finlandiya, Fransa, İtalya, Norveç, İngiltere, İsveç ve İsviçre’den 33 grup 2009’da 120 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi ve toplam satışların yüzde 30’unu oluşturdu. (1)

-“Şüphe yok ki bunda düşünenlere ibretler var.Kur’ân-ı Kerim, HİCR,15/HİCR-75 (*)

 

Resim; web ortamında alınmıştır.

(*) Daha fazlası için bakınız; http://www.kuranmeali.org/15/hicr_suresi/75.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

(1) Daha fazlası için bakınız;http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=62272

Not; yazı içerisinde geçen bilgilerle ilgili kaynaklar diğer bölümlerde verilmiştir.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*