Özellikle Merkez Bankaları Küresel Sermaye’nin Operasyon Merkezleri midir? (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Bilgi yüktür. Eğer, ondan kendi ihtiyaçlarınıza hizmet edecek yeni bir bilgi üretemiyorsanız.

Bilgi yüktür. Eğer, ondan kendi ihtiyaçlarınıza hizmet edecek yeni bir bilgi üretemiyorsanız.

 

İçerikte bir banka ile ilgili ilginç bir hikâye anlatılmaktadır. Bu hikayenin önünü ve arkasını tamamlayanlara; Tarihimizdeki kahramanlar “Hain”; Hainler “Kahraman” olacaktır.  Peki, hikâye gerçek mi? Bunu da okuyanın basiretine bırakıyor ve önemli olduğu için dipnotların okunmasını kuvvetle öneriyoruz.

“…Meşrutiyet ilan edildikten sadece üç ay sonra. Kasım 1908’de İstanbul’da bir banka kuruldu. Adı National Bank of Turkey idi. Bu bankanın adını hiçbir kitapta, hiçbir kaynakta bulamazsın, okuyamazsın. Çünkü cumhuriyet tarihimizin kara kutusu işte bu bankadır ve hakkındaki bilgiler ancak ve ancak bizim arşivimizde saklıdır.

Sana “Bu tarihlerde yaşananların aslında bir devletin yıkılmasıyla değil, başka bir devletin kurulmasıyla doğrudan ilgilidir.” Demiştim. İşte, şimdi okuyacakların bir devletin kurulmasıyla ilgili küçük bir ipucu verecektir.

National Bank of Turkey yani Türk Millî Bankası bizim topraklarımızdaki petrolün işletilmesi amacıyla kuruldu.

Petrol, Turkish Petroleum Company adıyla kurulan şirket tarafından işletilecek ve bu şirketin kazandığı para National Bank of Turkey’de saklanacaktı.

Bankanın yönetim kurulu başkanlığına Sir Henry Babington Smith atandı. Sir Smith ingiltere’de özel bir eğitim almış, Kraliçe hizmetindeki ilk görevine Sömürgeler Bakanlığının Hindistan Genel Valisi Lord Elgin’in özel sekreteri olarak başlamıştı.

Sir Smith daha sonra Lord Elgin’in kızıyla evlendi. Afrika’da Transvaal Savaşı patlak verince Lord Elgin Hindistan’dan ayrıldı, Afrika Savaşı’nı yöneten savaş kabinesinin başına atandı. Henry Babington Smith de Transvaal Savaşı’nı yöneten bu kabinede, Kraliçe’nin Hazine Bakanlığını temsil eden kişiydi. Savaştan sonra Sömürgeler Bakanlığı için hayati konumda olan ve kolonilerle haberleşmelerini sağlayan Postane Hizmetleri Müdürlüğüne atandı.

Henry Babington Smith National Bank of Turkey’den sonra Bank of England başkanı oldu yani İngiltere Merkez Bankası Başkanı. Lord Elgin’in oğlu ise Bank of Scotland yani Iskoçya Merkez Bankasının başkanıydı.

Sana daha önce lordların bizim ülkemize nasıl sızdıklarını anlatmıştım. Büyükelçi Stanford Canning aracılığıyla İlk mason locasının kurulduğunu hatırla. Bu locanın İskoç ritine bağlı olduğunu da!.

Bankanın genel müdürlüğüne ise Ernest Cassel isimli bir Yahudi iş adamı tayin edildi. İngiliz banker Cassel, Kral Edward’ın yakın dostu, Winston Churchill’in ise en samimi arkadaşıydı.

Fakat bizim için başka bir önemi daha vardı: Ernest Cassel Abdülhamid’in devrilmesi için hazırlanan planın finansörü idi.

Prens Sabahaddin, İsmail Kemal ve Mithad Paşa’nın oğlu Ali Haydar Sultan’ı devirmek üzere Trablusgarp’dan donanmanın yola çıkarılacağını, Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul’a geleceğini ve burada Abdülhamid’i devireceklerini planlamışlardı. Bu operasyon için Ernest Cassel on bin altın vermişti. İsmail Kemal planın başarıya ulaşması için önce İngiliz Dış İşleri Bakanlığı Müsteşarı Lord Sanderson’la görüşmüştü.

Lord’un verdiği destek açıktı; Gemiler yola çıktığında İngilizlerin Akdeniz’deki donanması da ziyaret maksadıyla Beşike civarında bulundurulacaktı. Ama bundan da önemlisi Abdülhamid’in ihtilalden haberdar olmaması için başka bir şey yapacaklar ve Easter Telgraf Kablosu’nun Odesa ve Köstence’ye bağlı kısımlarını keseceklerdi. (1)

Lord Sanderson İsmail Kemal’e, Mısır Komiseri Lord Cromer’i de durumdan haberdar etmesi gerektiğini söyledi. Darbe için Mısır Hidivi Abbas Paşa’dan da dört bin altın alındı. (2)

…Bankanın grup başkanlıklarına Hugo Baring ile Lord Revelstoke atandı. Hugo Baring, yüzyıl evvel Hindistan’da ticaret yapmaya başlayan J….. firmasının yöneticisiydi.

Bu banka ve Turkish Petroleum Company, bugün haritaya baktığında gördüğün devletlerin hepsini doğuran yapıdır.

Abdülhamid’i deviren, cumhuriyet tarihinde birçok bakanı ve müsteşarı tayin eden yapıdır.

Çünkü, Abdülhamid devrildikten bir süre sonra Said Halim Paşa sadrazamlığa getirilmiş ve Hazine-i Hassa’ya ait olan bütün toprakların işletmesini National Bank of Turkey’in şirketi Turkish Petroleum Companye vermiştir.

Devlet-i Âliye’yi yıkmaya yönelik plan Mısır’da, Kavalalı Ailesiyle başlamış ve İstanbul’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu Said Halim Paşa’nın kararına kadar devam etmiştir. (3)

Bir gün Türkiye’de National Bank of Turkey’in ve Turkish Petroleum Company’nin arşivi açığa çıkarılacak. O gün, kahraman olarak gördüğün bir çok İttihat ve Terakki komutanının,

Milli Mücadele’de efsaneleşen bazı isimlerin ne kadar hain olduklarını; hain yaftası vurulan bazı subay ve komutanların ise hangi amaçla karşı tarafa sızdırıldıklarını göreceksin.

Bu bankanın kârından hangi komutana ne kadar hisse verildiği, hangi aydın ve subayların bankanın ortağı yapıldığı ve bu isimlerin bir plan çerçevesinde Sultan’ımızı (2. Sultan Abdülhamid) ve Devlet-i Âliye’yi yok ettiklerini okuduğunda Türklüğünden utanacaksın. (4)

Okuyanların dikkatlerini önemine binaen aşağıdaki cümlelere tekrar çekmek istiyoruz;

“…Henry Babington Smith National Bank of Turkey’den sonra Bank of England başkanı oldu yani İngiltere Merkez Bankası Başkanı. Lord Elgin’in oğlu ise Bank of Scotland yani Iskoçya Merkez Bankasının başkanıydı.”

Bir operasyonun içerisinde bulunan özel görevlilerin neden Merkez Bankaları’nın en tepe yönetimlerine atandıklarının arka planını da meraklılarına bırakıyoruz.

Devam edecek…

 

Resim; http://www.haberbi.com/siyaset/galatasaray-universitesinde-yangin.html

Hikaye ve dipnotların (1-4) alıntı kaynağı; “OPERASYON, Selman Kayabaşı

(1) Posta hizmetlerinin müdürü kimdi? Sir Henry Babington Smith. Sir Henry Babington Smith’ten bahsetmişken bir not daha ekleyelim. National Bank of Turkey yönetim kurulu başkanlığından önce Sir Smith, İngiltere Posta Hizmetlerinin başındaydı yani General Post Office… Majestelerinin bu kurumu bir süre sonra dünya çapında kamuoyu oluşturmak ve medyayı kontrol etmek amacıyla bir yayın kuruluşu kurdu: British Broadcasting Company, namıdiğer BBC. BBC’nin kurucu yöneticisi ise George Villiers idi. George Villiers 1931-1937 yılları arasında majestelerinin Güney Afrika Birliği Genel Valisi olarak Londra’ya hizmet etmiştir! Hazretin babası Lord Hyde ise önceki bölümlerden ismini hatırlayacağınız Lord Salisbury’nin kabinesinde görevliydi. BBC’nin bugünkü yöneticisi kim dersiniz? Chris Patten. Yani Kraliçe Elizabeth’in 1992-1997 yıllarındaki Hong Kong Genel Valisi Lord Patten of Barnes! (Lord hazretleri 1842’de sömürgeleştirilen Hong Kong’un son genel valisi olarak tarihe geçmiştir çünkü Hong Kong I997’de Çin’e devredilmiştir. Bugün Hong Kong anayasasının 9. Maddesine göre resmî dil İngilizce ve Çincedir!)

Madem konu medyaya geldi, öyleyse bir küçük not daha ekleyelim:

Devlet-i Aliyye İngilizlerin petrol saldırısına uğradığı günlerde İran yönetimi nasıl bir karar almak zorunda kaldı dersiniz? Evet, İran şahı ülkesinin petrollerini Baron Julius de Reuter isimli bir iş adamına vermeye mecbur oldu. Baron Julius de Reuter şu meşhur Reuters Haber Ajansının kurucusudur!

2) Darbenin içindeki isimlerden İsmail Kemal Alman yanlısı subaylar yönetime geldiğinde kaçan ilk isimlerden biri oldu. İngilizci kimliği sebebiyle öldürülmekten korkmuştu. Sultan Abdülhamid indirildiğinde ise elbette bahtı açıldı. Arnavut Kavalalı Ailesi’yle darbe planlayan bu zat, Arnavut’luk Devleti’nin kurucusu oldu ve 1912’de devleti ilan etti. Mithad Paşa’nın oğlu Ali Haydar, İsmail Kemal Vlora hakkında “Yaşadığı müddetçe ödeneceği garanti edilen bir maaş bağlanmıştı ona.” Diyor. Kim bağlamış bu maaşı? Yunanistan kralının emriyle Prens Mavrokordatos! Yaşasın meşrutiyet, yaşasın hürriyet!

Siz elbette bu yoğun bilgi akışı içinde hatırlayamadınız. Hani birkaç bölüm önce Afrika’da yaşanan savaşta. Sultan Abdülhamid muhaliflerinin İngilizleri desteklediği ve hatta İngiliz elçisini Sirkeci İstasyonu’nda karşılayıp arabasını atlara çektirmediklerini, bizzat kendilerinin çektiğini yazmıştık. İşte o gün muhalifleri toplayıp İngiliz Büyükelçiliğine götüren “Bizi de Afrika’da savaşmak için askere alın!” diye bağıran kimdi? İsmail Kemal Bey!

Son olarak şunu da yazmak lazım: Bu, araba çekme hikâyesinden sonra Türklüğün onuruna dokunacak bir gelişme daha yaşandı. Almanya’da izinli bulunan büyükelçi İstanbul’a döneceği gün bizim Hariciye’ye yani Dış İşleri Bakanlığına gelen Alman yetkililer “İngiliz sefirinin aracı sizinkiler tarafından çekildiği gibi bizim büyükelçimiz istasyona geldiğinde de aynı şekilde atların arabadan boşaltılmasını, arabanın sizinkiler tarafından çekilmesini istiyoruz.” Dediler. Diyebildiler! Dedirttiler. Kim? Hürriyet kahramanları!

(3) Sadrazam hazretlerinin Mezopotamya petrollerini İngilizlere veren bu kararından sadece 1 ay sonra Birinci Dünya Savaşı başlamıştır. Said Halim Paşa, yaşadığı Roma’da 5 Aralık 1921 günü Ermeniler tarafından öldürüldü.

Elbette yanlış yaptığı için öldürülmüştü. Keşke daha önceki sadrazam Kâmil Paşa gibi yapsaydı ve kurtulsaydı. Kendisine İngiliz Kâmil denilen Sadrazam Kâmil Paşa memuriyet hayatına Mısır’da başlamış, Mısır hıdivinin oğluyla Londra’ya gitmiş ve burada İngilizce tahsili görmüştür. 1913’teki Bab-ı Ali Baskını’yla istifasını Enver Bey’e sunmuş ve Kahire’ye kaçmıştır. Paşa’yı Kahire’ye davet eden kişi Mısır Yüksek Komiseri Lord Kitchener idi. 1886’da majestelerinin Kızıldeniz valisi, 1892’de Mısır orduları genel komutanı, 1902’de Hindistan genel valisi olan bu Lord Kitchener 1911’de Mısır genel valisi olmuştu. Transvaal Savaşı’nda, İngiliz orduları komutanı idi. İşte, Sultan Abdülhamid devrildikten sonra başa getirilen Sadrazam Kâmil Paşa bu adama sığınmış ve davetine uyarak canını kurtarmıştı. 1930’larda İngiltere’nin Türkiye büyükelçisi olan Sir Percy Loraine, Kâmil Paşa’nın Kıbrıs asıllı bir Musevî olduğunu ama kimliğini yıllarca gizlediğini söylemiştir. Karar Odası-Operasyon 2’de İsrail’in kuruluşu. Sultan Abdülhamid’e bu yönde yapılan teklifler ve Türk kumandanların bu işteki rolünü de elbette detaylarıyla yazdım. Sir Percy Loraine bizim için iyi bir kaynak olabilir mi, bilmiyorum. Mustafa Kemal’in ölümüne şahit olmuş, Dolmabahçe’de hasta yatağında iken onunla baş başa görüşmüş, İsmet Bey’in başa geçmesindeki gizli kahraman diye tanıtılmış bu zatı ve bu zatın söylediklerini de yorumlayacağız.

Peki, Ord. Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur? Galatasaray Lisesi Mezunu bu hocamız da Sadrazam Kâmil Paşa’nın torunudur ve dahi c u m h u r i y e t i m i z i n  g ü z i d e  M i l l î   E ğ i t i m  B a k a n ı’dır.

Sadrazam hazretleri Bab-ı Ali Baskını’ndan sonra kaçarken Namık Kemal’in ve Prens Sabahaddin’in yakın dostu Ali Kemal de Viyana’ya sürülmüştü. Bir vakit sonra ülkeye geri dönen Ali Kemal İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucusu olmuştu. Ali Kemal, İsmet Bey Lozan’a gideceği sırada Teşkilat-ı Mahsusa silahşörleri tarafından yakalanmış, öldürülmüş ve İsmet Bey’e bir mesaj olsun diye cesedi, İsmet Bey’i taşıyan trenin geçeceği İzmit Tren İstasyonu’ndaki bir sehpaya asılmıştı. 1978 yılında karısı ASALA tarafından öldürülen, Türkiye’nin Londra ve Madrid büyükelçiliği yapan, sonra Dış İşleri Bakanlığı Müsteşarlığına yükselen Zeki Kuneralp, Ali Kemal’in oğluydu. Dış İşleri Bakanlığı’nda AB Genel Müdür Yardımcılığı yaptığı sırada dönemin AB Komisyonu Türkiye temsilcisi Karen Fogg ile yazışmaları gündeme getirilen ve bazı kişiler tarafından vatan hainliğiyle suçlanan Selim Kuneralp ise Ali Kemal’in torunudur. Ali Kemal Bey Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin meslek şehitleri listesinde yer almaktadır.

(4) Kim bilir, belki bir kişi de çıkar, Lozan Anlaşması için görüşmeler başladığında hiçbir sebep yokken birden bire Terakkiperver Cumhuriyet ismiyle bir parti kurulduğunu da hakkıyla anlatır. Çünkü kısa adı TPC olan Turkish Petroleum Company’nin son darbesi Lozan’da vurulacaktır. Belki de buna karşı çıkan bir ekip bir atıf yaparak TPC isimli yeni bir oluşum başlatmıştır. Bu oluşum, millî midir yoksa Alman çıkarları için mi kurulmuştur; yorum yapamıyorum!

Madem bu dipnotta kantarın topuzunu kaçırdık, öyleyse biraz daha ipsiz sapsız komplo teorilerine devam edelim: Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biri yaşanırken 1995’te Said Halim Paşa’nın yalısı alev almıştır. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’dir ve Çiller’in bazı gruplarla geçinemediği söylenir. Aradan yıllar geçer ve yine Türkiye tuhaf olaylar zinciriyle boğuşmaya başladığı sırada Galatasaray Üniversitesi binasında aynı usulle bir yangın çıkar. Komploydu, inanmayın!

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*