Otu Çek Köküne Bak! Kapitülasyonlar Kaldırıldı Ancak Ekonomi 100 Yıldır Yerinden Kalkamadı (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

1923-1950 döneminde ülkede kayda değer bir ekonomik ilerleme olmadığı gibi, toplum ağır bir yoksulluk içerisindedir.  Yaşam ancak, az sayıda üst düzey devlet memuru ile Devlet Partisi’nin tepe yöneticileri için “Tatlı Hayat”tır.

…Bütün iyi niyetli destek ve teşviklere rağmen 1923-1930 döneminde, özel teşebbüs öncülüğündeki sanayileşme girişiminden istenilen olumlu neticeler alınamadı. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin gayretleri ile 20 Nisan 1930’da açılan “Milli Sanayi Numune Sergisi” (1) bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Çeşitli teşviklere rağmen, sergide teşhir edilen mallar bir iki istisna dışında Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet’e intikal eden sanayi kollarının ürünlerinden oluşuyordu. Yani sergi 1923’ten 1930’a kadar Türkiye’de bazı bankalar tarafından devlet desteği ile kurulan sanayi kuruluşları dışında, hemen hiçbir ciddi sanayi müessesesinin kurulmadığını gösteriyordu...” (2)

Bu ifadeyi destekleyen iki çarpıcı rakam :

– (Osmanlı’dan kalanlarla yapılan) 1924 yılı ihracatı: 82.435.000 $

– (Cumhuriyet Yönetiminin öncülüğünde yapılan) 1931 yılı ihracatı:  60.226.000 $ (3)

Bu noktada “dünya çapında şöhret salmış Harvard Üniversitesi’nde bir iktisat profesörü” nün görüşlerini aktarıyoruz:

Otuz yılımı yatırım, istihsal ve iktisadi gelişme meselelerine verdim ama sonunda şunu anladım ki bütün bu meseleler bir toplumun sosyal yapısı ile orada çarpışan fikirlere, karşılıklı menfaatlerle karşı karşıya gelince hiçbir sonuç vermez.

Bizim ekonomik dediğimiz meseleler aslında sosyal ve kültüreldir.(4)

Dünyaca ünlü iktisat profesörü neyi vurgulamaktadır :

– Bütün bu (ekonomik) meseleler, bir toplumun sosyal yapısı ile orada çarpışan fikirlere, karşılıklı menfaatlerle karşı karşıya gelince hiçbir sonuç vermez. Bizim ekonomik dediğimiz meseleler, aslında sosyal ve kültüreldir.

Yukarıdaki ifadeyi biraz açarsak: Bir topluma, değerlerine aykırı bir sosyal yaşamı onlara dikte ettiremezsiniz. Ederseniz, devlet arabasının (halkı) atlarını; arabanın önüne değil, arkasına bağlamış; (böylece de) devletin ilerlemesini durdurmakla kalmaz, halkını devletine de küstürürsünüz.

Lozan’da Kapitülasyonlar kalktı ancak, ekonomimiz neden yüz yıldır ayağa kalkamadı ?

Osmanlı Bulgaristan’ı 545 sene; Sırbistan’ı, Karadağ’ı ; Bosna-Hersek’i, Hırvatistan’ı, Makedonya’yı ve Kosova’yı da 539 sene yönetmiştir (5). Bu süreçte adil bir yönetim nedeniyle; ne azınlıkların kendi aralarında, ne de Osmanlı Devleti ile ilgili bir sorun yaşanmamıştır.

Ta ki, Rusların ve kimi Avrupalı Büyük Devletlerin Osmanlı’yı yıkmak için yapılan hazırlıklar kapsamında, Sırbistan’da (1804 yılında) iç isyanların çıkarılacağı döneme kadar…

Aslında Balkanlarda çıkarılan bu isyanlar, “Fransız Devrimi” kapsamında ve “Milliyetçilik” görüntüsü adı altında yürütülmüş ise de, gerçek amaç, “Osmanlı’nın ekonomik boyutta zayıflatılması, verimli Balkan ovalarının kaybettirilmesi”dir.

Balkanların kaybedilmesinden sonra, sırada Musul bölgesi ve petrolleri vardır. Maalesef Musul da, Yeni Devlet’in kurulmasına (muhtemeldir ki) bir diyet olarak ödenecektir, kaybedilir.

Bu konuda her nedense görmezlikten gelinen önemli bir husus daha vardır :

Bugün gelişmiş Batı, (özellikle Amerika ve Kanada) dünyanın her ülkesinden kendisine zengin, meslek sahibi ve iyi yetişmiş göçmen almaktadır.

Bizler bakınız, I.Dünya Savaşı ve Lozan antlaşması arifesinde ve sonrasında neler yaptık ?

Ülkemizde ne kadar zengin, meslek sahibi Osmanlı vatandaşı olan azınlıklar varsa, hepsini sürdük; onların yerlerine Balkanlarda yaklaşık 500 yıldan bu yana yaşadıkları yerden kazınamayacak kadar kökleşmiş olan Türk kökenli kardeşlerimizi, üstelik de ellerinden tüm malları alınarak yoksullaştırılmış bir şekilde (anavatanlarına) sürgün edilmesine adeta seyirci kaldık.

Tarihimizde hiç işlenmeyen bir konuyu daha buraya not düşelim :

I.Dünya Savaşı’nın galipleri ve müttefikleri olan İngiliz-Fransız-İtalyan ve Amerikalılar; Yunanlıları, zaten işgal etmiş oldukları bir ülkeyi (Osmanlı’yı), tekrar işgal ettirmek için ülkemize getirdiler.

Peki, neden ?

Hem Çanakkale’nin intikamını almak, hem de kurulacak yeni devlete (sebep) dayanak yapmak; daha da önemlisi, ülkemizin en zengin olan (Ege) bölgesini; tavuklarından, evlerin damlarındaki kerestelerine kadar soydurmak ve bu şekilde yeni kurdurulan devletin, ekonomik büyümesini (sermayesiz, yetişmiş insan eksikliği nedeniyle) 100 yıllık bir süre için durdurmak / kilitlemek.

Özetlersek : Osmanlı’nın yıkımını hızlandırmak ve bir daha (büyük ölçekte) iddia sahibi olmaması için sırası ile; Balkanlardaki verimli ovalar  ve Musul petrolleri elinden alınır. Lozan Antlaşması öncesinde de ülkemizin en zengin olan (Ege) bölgesi Yunanlılara soydurularak, ülkemiz ve insanına ait olan servet, Yunanistan’a taşınır.

Ve şimdi ortada Lozan Antlaşması ile, (görünürde) siyaseten bağımsız bir devlet olmasına rağmen, ekonomik (imkanlara) bağımsızlığa sahip olan bir devlet bulunmamaktadır.

Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı, bugün dahi ülke yatırımları finanse edebilecek yeterli öz kaynağa sahip değiliz.

Öz kaynağa sahip olmayınca, dışarıdan elde edilecek kredi; parayı verenin çeşitli dayatmaları, şartları ile (kalkınmamıza değil) ancak belirli yerlerde kullanılabilmektedir.

Şimdi, geçen bölümde Savarona Yatı’nın alınış hikayesine geri dönüyoruz…

” Ne yüzle ?

Bir kaç gündür gazetelerimizde bir haber var : Mahut Loyit Corc (*) Çanakkaleye gelecek, oradaki İngiliz harp malüllerinin mezarlarını ziyaret edecek, ondan sonra da İstanbul’a gelecekmiş.

Ne yüzle geliyor, bilmem!

Utanmadan, ‘hayvan’ dediği ve mütareke senelerinde İngiliz askerlerine o kadar hakaret ettirdiği bu milletin içinde işi ne ?

Yunan ordularına çiğnettiği, yaktırdığı, bir Afrika müstemlekesi haline koymağa çalıştığı bu memlekette işi ne?

Boğmak istediği, istiklaline ve mevcudiyetine kastetiği bu devletin topraklarında işi ne ?

İngiliz polislerinin tazyikı, zulmü ve işkencesi altında senelerce ezdiği bu mazlum İstanbul halkının arasında işi ne ?

Biz Türkler gerçi misafirperveriz, fakat nezaketimizin, kibarlığımızın bu kadar, suistimal edilmesine Loyit Corcun Türk düşmanlığının canlı bir abidesi halinde yurdumuza gelmesine tahammül edemeyiz.

Yüzsüzlüğün bu derecesi karşısında alakadarlara diyoruz ki :

-Lütfen söyleyiniz de Loyit Corcunuz İstanbula gelmesin, Atinaya gitsin ! ”

Yazar : Abidin Daver (**), 06 Şubat 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’deki yazısı.

“Cumhuriyet Gazetesi” nin isim babasının Mustafa Kemal Paşa olduğunu da belirtmiş olalım…

İlk bölümde, Savarona’nın alınış sebepleri arasında neler vardı ?

Devam edecek…

www.canmehmet.com

Resim : Tarafımızca hazırlanmıştır.

(*) “Loyit Corc” :  David Lloyd George, Britanyalı siyasetçi, 1916-1922 arasında başbakan. Doğum tarihi: 17 Ocak 1863, Birleşik Krallık.

(**) Abidin Da’ver (d. 1886, İstanbul – ö. 8 Şubat 1954, İstanbul), Türk gazeteci ve politikacı.

Eğitimini, Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’nde almaya başlayan Daver, daha sonra girdiği Mekteb-i Sultani’yi 1917 yılında tamamladı. Yüksek öğrenimini Sanayi-i Nefise Mektebi’nde sürdüren Daver, öğrencilik yıllarında çeşitli gazetelere yazılar yazmaya başlamıştı. 1908’den sonra gazeteciliği meslek edinerek önce Tasvir-i Efkar’da, sonra Yeni Gün, Tercüman-ı Hakikat, İkdam ve Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarı olarak “Hem Nalına Hem Mıhına” başlığı altında yazdığı fıkralar ile geniş okur kitlelerinin beğenisini kazandı. 1939-1943 arasında VI. Dönem İstanbul Milletvekili olarak TBMM’de görev yapan Daver, yazıları ile Türk denizciliğine yaptığı katkılardan dolayı sivil amiral olarak da anılır. (Vikipedi’den alıntı).

Kaynaklar :

(1) “Milli Sanayi ve Numune Sergisi Dün Merasimle Açıldı”, Hakimiyeti Milliye, Cumhuriyet, Vakit (gazeteleri), 24. 04. 1930. (Ayrıca bak. “Millî Sanayi Numune Sergisi”, Türk Yurdu, c. 4-24, 20. 05. 1930.)

(2) “Atatürk Döneminin İktisadî Politikası”, sy.109. Yazar : Yaşar Semiz (Konya, 1996).

(3) Tamamı için bakınız: https://www.sabah.com.tr/galeri/ekonomi/1923ten-gunumuze-ihracat–ithalat-rakamlari/12

(4) “Osmanlı’dan Günümüze, Kimlik ve İdeoloji”. Yazar : Prof. Dr. Kemal H. Karpat

(5) http://www.canmehmet.com/osmanli-hangi-ulkeyi-kac-yil-yonetti.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*