Osmanlının Eğitim Reformları: Nasıl Yani Bu Reformları Osmanlı mı Yapmış? Hadi Canım! (7)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bilgi, kendisinden yeni bilgiler üretiliyorsa yeni bir değer daha kazanmaktadır.

 

Bu dizinin önceki bölümlerinde verilen belge ve bilgiler : Devletimizin arşiv ve istatistiklerinden alınmış olup tarafımıza ait bir yorum bulunmamaktadır. Bununla birlikte : görmek istemeyen kadar birisi “Kör!”, duymak istemeyen birisi kadar, “Sağır” kimsenin olmadığını da bilenlerdeniz.

Buyurun Osmanlı Reformlarına (1789-1909) :

Bu bölümde III. Selim ve II.Mahmud döneminde yapılan yenilikler aktarlmaktadır.

III. Selim (1789 – 1807) Dönemi :

III. Selim’in iyi bir eğitim almasının yanında diğer Osmanlı Sultanları gibi müzik ve edebiyatla ilgilidir. Fransa’nın Fransız Devrimi öncesindeki son kralı olan XVI. Louis’le mektuplaştı. Daha tahta çıkmadan Osmanlı Devleti’nde köklü bir yapısal değişikliğe gerek olduğu inancına vardı ve yapısal değişiklikleri ilk olarak (1793 Yılı) Nizam-ı Cedid ordusunu kurarak başladı.

III. Selim, Askeri alanda özellikle subay yetiştirilmesine önem verilmiştir. Yeniçerilerin ve Tımarlı Sipahilerinin ıslahatıyla ilgili 72 maddelik bir ferman yayınlanmıştır.

-Yeniçerilerin Esame (Yeniçeri ulufe cüzdanı) alımı yasaklandı.

-Askeri okullarda ilk kez yabancı dil (Fransızca) eğitimi başlamıştır.

-Daha önce Eyüp’de bulunan Mühendishane-i Sultan-i Halıcıoğlu’na taşındı.

-1800 yılında Humbaracı Ocağına bağlı olarak Mühendishane-i Fünun-i Berr-i Humayum kuruldu.

-Camialtında bulunan Tersane Mühendishanesi’ne gemi inşaat bölümü de eklenmiştir.

-Osmanlı’nın ilk resmi yabancı dili belirlendi (Fransızca).

-İlk resmi devlet matbaası kuruldu.

-Yerli ticareti korumak için Avrupalıların ülke içinde Ticaret yapmaları yasaklandı.

III. Selim babası ve amcasının eğitimine verdiği önemden dolayı bilgili ve kültürlü bir şehzade olarak yetişti. Bir yandan doğu kültürüne ilgisini devam ettirirken batı kültürüne de ilgi duyuyordu. İlk defa 1797 yılında III. Selim zamanında İstanbul’a Avrupa’dan gelen bir grup opera gösterisi sergiledi. (Döneminde) Fransız mimar ve ressam Antoine Ignace Melling İstanbul’da birçok yapılar inşa etti.

III. Selim şiir ve müziğe çok meraklıydı. İlhami mahlasıyla birçok şiirler yazdı ve çok sayıda şarkı besteledi. Klasik Türk müziğindeki suzidilara, şevkefza, şevk-u tarab, Arazbarbûselik ve nevakürdi makamları III. Selim’in buluşlarıdır. Dini müzik olarak ayin, durak, nat, ilahi formunda, din dışı müzik olarak Kâr, beste, semai, şarkı, köçekçe, peşrev, saz semaisi formunda 64 civarında eser bestelemiştir

II. Mahmud (1785 – 1839) Dönemi:

Sultan II. Mahmud, gerçekleştirdiği reformlarla imparatorluğun çehresini değiştirerek Osmanlı modernleşmesinin temellerini atmış, ölümünden dört ay sonra ilan edilen Tanzimat Fermanı’na giden yolun hazırlayıcısı olmuştur.

Hükümdarlığı dönemindeki icraatları nedeniyle, bazıları kendisini devleti tekrar ihya etmek üzere her yüzyılda bir gelmesi beklenen müceddid olarak kabul edip büyük sıfatıyla yad etmiş,

Şehzade Mahmud reformların gerekliliği ile Sultan Selim’in bir dizi reform çabası içerisinde geçen saltanatı sırasında tanışmıştır.

Saltanatı döneminde gerçekleştirdiği reformlar

Sultan II. Mahmud dönemi, Osmanlı tarihinde batılılaşma süreci içerisinde büyük öneme sahiptir.

Sultan II. Mahmud, Osmanlı Devleti’ne yeniden bir düzen verilmesi amacıyla, bütün işlerinde batı teknik ve kültüründen faydalanma yolunu tuttu.

-Tarihlere Vaka-i Hayriye olarak geçen Yeniçeri Ocağı’nın kanlı bir şekilde kaldırılması hadisesinden sonra kurduğu Avrupai tarzda eğitim gören Asakir-i Mansure-i Muhammediyye ( Muhammed’in zafer kazanmış orduları) ordusu ile modern Türk ordusunun temellerini attı.

-1828 yılında yayınladığı Kıyafet Nizamnamesi ile sarık, kavuk ve biniş giyilmesini yasaklayıp, ceket, pantolon ve fes giyilmesi kuralını getirdi ve kendi de sakalını kısa keserek modern kıyafetler ile halkın içine çıktı.

-Portrelerini yaptırarak devlet dairelerine astırdı. Devlet ve saray teşkilatında geniş ölçüde değişiklik yaparak Tımar Sistemi, Enderun ve Divan-ı Hümayun’u lağvedip çeşitli bakanlıklar ve meclisler kurdu. Topkapı Sarayı’nı terk ederek batılı tarzda döşenmiş Beylerbeyi Sarayı ve Çırağan Sarayı’nı yaptırarak hanedan için boğaz içi sahillerinde yeni bir yaşantının kapısını araladı.

1831 yılında Modern anlamda ilk nüfus sayımını gerçekleştirdi, ilk posta teşkilatını kurdurdu ve Osmanlı tarihindeki ilk resmi Türkçe gazete olan Takvim-i Vekayi onun döneminde yayımlandı.

-Sultan II. Mahmud, yapmakta olduğu reformların kalıcılığını bunların manasını kavrayacak nesillerin yetiştirilmesi ile mümkün görüyordu. Bunun için de, eğitime çok önem verdi. İlköğretimi zorunlu hale getirerek bugünkü ilkokula denk rüşdiye okullarını kurdu.

-Avrupai tarzda eğitim vermek amacıyla İstanbul’da, Türkiye’nin ilk modern tıp okulu olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ve modern anlamda ilk harp okulu olan Mekteb-i Harbiye’yi kurdu.

-Sultan Mahmut’tan önce yapılan yeni düzen çalışmaları daha çok orduda ve cemiyetin bazı müesseselerinde yapılmış, fakat hükümet kurumlarının yapısına ve şekillerine dokunulmamıştı. Bu itibarla Sultan Mahmut’un hükümet kurumlarında yaptığı düzen, batılılaşma yolunda yapılan çalışmaların önemli bir merhalesidir.

-Sultan Mahmut, devletin içte ve dışta karşılaştığı son derece ciddî ve hayatî tehlikelerle karşı karşıya gelmesine rağmen, giriştiği ıslahat etkinliklerinde yılmadan, usanmadan, cesaretle büyük çabalar gösterdi. Özellikle 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kapattıktan sonra kendini daha güçlü hisseden Sultan Mahmut ömrünün son yıllarında merkezî idare ve hükümet teşkilatında büyük düzenlemelere giderek “modern” bir devlet teşkilatı ve bürokrasisi kurmaya çalıştı. Bu doğrultudaki çalışmalarıyla Avrupa tarzında bir hükümet teşkilinin ilk örneklerini verdi

-Sultan II. Mahmut 1834 yılında Divan-ı Hümayunu lağvetti. Onun yerine Meclis-i Vala ve Meclis-i Vükela’yı kurdu ve birçok bakanlıklar teşkil edildi. Sadaret kethüdağlığı dahiliye nezaretine, reisülküttaplık hariciye nezaretine, defterdarlık maliye nezaretine çevrildi. Sadrazamlık unvanı başvekile çevrildi. Sadrazam, padişahın mutlak vekili olmaktan çıktı. Bu sıfatla yetkiler nazırlara (bakanlara) geçti. Başvekilliğe ilk defa olarak Rauf Paşa getirildi.

-Modern manada bakanlıkların kurulmasındaki amaç Avrupa’daki gibi kabine sistemine geçişin alt yapısını hazırlamaktı. Şeyhülislam’lık hükümet yönetimi ve planlama kurullarının dışında bırakılmıştır.

-Sultan Mahmud, şeyhülislam’lığı, Müslüman olmayan halkların millet örgütlerinin din başkanlığı anlamına benzer bir şekilde bir çeşit İslam milletinin din görevlisi haline getirdi.

-Sadrazamlık kaldırılınca eskiden iki kazasker aracılığı ile o makama bağlı olan kadılıklar ve şeriat mahkemeleri de şeyhülislam’lığa bağlandı. Böylece şeyhülislam’lık dinsel hukuk genel direktörlüğü diyebileceğimiz bir niteliğe girdi. Eski totaliter din-devlet bileşiminde ilk çatlama ilk ikilenme bu şekilde başladı.

-Meclis-i Vâlâ, adalet işlerinden yüksek düzeyde sorumlu bir meclisti. 24 Mart 1838’de Gülhane’de kurulmuştur.

-Memurların muhakemesi, hükümet ile halk arasındaki davaların görüşülmesi gibi mühim meseleler ile ilgilenen bu meclis, Danıştay ve Yargıtay yetkilerine sahip en önemli organ olarak kuruldu. Başkanlığına eski seraskerler Koca Hüsrev Paşa’nın getirildiği meclis beş üyeden oluşmaktaydı. Başkan ve üyeleri, vezirler ve yüksek rütbe sahipleri arasından seçilirlerdi. Kararlar çoğunluğa göre verilirdi. Oyların eşitliği halinde son söz padişahın olurdu.

-II. Mahmut devrinin sonlarında, 1838’de bakanlıkların teşkil edilmesiyle modern anlamda bir hükümet şekline doğru yönelme olmuştu. Divan-ı Hümayun’un yerini bakanların teşkil ettiği Meclis-i Vükela veya diğer adı ile Meclis-i Has almaya başlamıştı. Bu meclise Sultan’ın Bakanlar Meclisi anlamında “Meclis-i Has-ı Vükela” da denir. Nazırların toplandığı padişahın hususi danışma kurulu olarak faaliyet gösteren meclistir. Meclis-i Vükela, başvekilin başkanlığında toplanıp önemli devlet işlerini görüşür ve icra işlerinde nezaretler arasında koordinasyonu sağlardı. Nazırların her biri nezaretlerinin görev alanına giren işlerden sorumluydu. Meclis, gerekli gördüğü veya alt kademedeki diğer meclislerin hazırladığı tasarıları ve meseleleri tartışıp gerekli düzeltmeleri yapar, daha sonra sadrazam bunları bir tezkereyle padişahın onayına sunardı.

Sultan II. Mahmud,  hattat ve bestekârdır. Yazdığı şiirlerde Adlî mahlasını kullanmıştır.

Osmanlı Devleti’nin, III. Selim’le (1789) başladığı yenilik hareketine, 1839 yılına gelindiğinde ciddi bir mesafe aldığı açıkça görünmektedir.

Yenilikler hızlanarak, I. Abdülmecid, Abdülaziz ve II. Abdülhamid’le devam edecektir. II. Abdülhamid’in eğitim alanında yaptığı çalışmalar dönemine göre inanılmaz seviyededir. Bu nedenle, özellikle kadınların eğitimi için yaptığı katkılar için 1893 Yılında Şikago, Kadınlar Edebiyat Kongresi’nden çekilen bir telgrafla kutlanacaktır.

Yıl, 1893 ve II. Abdülhamid, kadınların eğitimi için çalışmalar yapmakta ve bu çalışmalar Amerika’dan büyük takdir görmektedir. (*) Şaka gibi ancak bu bir şaka değildir.

Devam edecek

-Osmanlı Devleti, sanıldığı gibi, özellikle kadınlarımızın eğitiminde çağdaşı devletlerden asla geri kalmadığı görülecektir.

www.canmehmet.com

Resim:Tarafımızdan düzenlenmiştir.

(*)Kaynaklar ve fazlası için bakınız : http://www.canmehmet.com/haksizlik-karsisinda-dilsiz-seytan-olmayan-matmazel-esmeraldaya-vefa-borcumuzdur-1.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*