Osmanlı’da Reform: (olmayan) İnönü Zaferi’nin Onuru, Osmanlı Uçaklarına Aittir (11)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

I. Dünya Savaşı öncesinde, Osmanlı’da 18 Filo Uçak vardır. İşgal tehdidi üzerine bu uçaklar, düşmanın eline geçmesin düşüncesi ile bir kısmı imha edilir, bir kısmı da parçalara ayrılarak Anadolu’ya kaçırılır.

Ve bu uçaklarla ilgili az bilinen bir hikayemiz…

“Kaybettiğimiz bu harbin (I. Dünya Savaşı) sonunda, işgalcilerin eline geçmemesi için, İstanbul civârındaki birkaçı hâriç bütün uçaklarımız, bulundukları meydanlarda, bakım ve işletme üniteleri ile birlikte imha edilmiş idi. Millî Mücâdele sırasında, işgal kuvvetleri tarafından İstanbul’da muhafaza altına alınmış olan uçakların bir kısmı, sökülüp parça parça Anadolu’ya kaçırılmış; Konya’da, meselâ gövdesi İngiliz, kanadı Alman, motoru Fransız, kuyruğu İtalyan vs. yapımı olarak birkaç melez uçak ortaya konabilmiş idi.

Bu uçaklarla ilgili şu notu düşmeyi faydalı gördüm :

Konya’da, İstanbul’dan bir şekilde kaçırılan parçaların toplama (assamblaj) yolu ile entegre edilmesiyle ortaya konan uçaklardan biri, o sırada cereyan etmekte olan Birinci İnönü muharebesi sahası üzerinde uçarken; her iki ordunun, biri diğerinden habersiz ricat etmekte (geri çekilmekte) olduğunu gören pilot, eline geçirdiği kâğıtlara esas çekilenin Yunanlılar olduğunu yazarak aşağıya atmış. Bunlardan birini, bir meraklı askerin okuması ile durum anlaşılınca hemen ricat (geri çekilme) emri kaldırılıp, ordumuz geriye döndürülerek, Yunan ordusunu takibe geçmiş. Böylece, sanki onları bozguna uğratmışız gibi, mağlûb olmak üzere iken galip durumuna geçilmiş. İşte, mâkus talihin yenildiğine dâir o meşhur telgraf, bu sebeple çekilmişdir. “ (1).

Kaldığımız yerden devam ediyoruz…

“OSMANLI İMPARATORLUĞUNA ELEKTRİKLİ TELGRAFIN GİRİŞİ

Başkenti Bükreş olan, başka bir ayrıcalıklı Romen vilayeti (olan) Eflak hattında Avusturyalılar görev yapıyordu. İngilizler denizaltı kablolarını döşerken, Fransızlar Varna’dan Bükreş’e telgraf ağını bağlarken, Osmanlı Devleti, sadece bu çalışmalara resmî izinleri ve gerekli malzemeyi sağlamakla yetindi. Telgraf direklerini de temin etti. Fakat tüm mühendisler ve teknisyenler Fransız veya İngiliz idi. İzolatörler ve Morse araçları gibi, teller (de) ithal edildi. Beyoğlu (Pera) telgraf ofisini Üsküdar’la bağlamak için, Boğaziçi’nin bir yakasından öbür yakasına istanbul’da gerçekleştirilen Avrupa ile Asya arasındaki ilk bağlantı bile Biddulph tarafından yapıldı.

Fakat Bâb-ı Âli, müttefiklerinden bir şeyler öğreniyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk telgraf uzmanlarından ikisi, Varna-Bükreş hattının mümkün olduğu kadar çabuk tamamlanması için Fransa’dan gelen Fransız genel telgraf müfettişIeriyle çalışmak üzere gönderildi.

Daha sonra Mustafa Efendi ve Vuliç Efendi, Osmanlı telgraflarının idaresinde çalışmak için İstanbul’a geri gönderildiler. Çünkü Bâb-ı Âli, telgraf hatlarını kendi başına kurmayı planlıyordu.

1854 yazında sadrazam Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa, Osmanlı telgraf sisteminin başlangıcında görev almak üzere, üst düzey üç sivil devlet görevlisini ve üç generali atadı. İngiliz yerine bir Fransız planı seçildi ve bir Fransız mühendis, M. De la Rue, yapımda başkanlık etmesi için görevlendirildi. İlk Osmanlı hattı, Sultan Abdülmecid’in arzu ettiği üzere İstanbul’dan Edirne’ye işleyecekti. Daha sonra mesajların Viyana’ya, batıya gidebilmesi için, Fransız hattıyla, Şumnu aracılığıyla bağlanacaktı. Buna ek olarak, Edirne’den kuzey ve batıya işleyecek olan ikinci bir hat Filibe, Sofya ve Niş aracılığıyla Avusturya ağına birleşecekti.

Fransız müteahhit anlaşmada, Fransız teknisyenlerin telgraf işlerinde Osmanlı tebaasını  eğitmesini şart koştu. Gerekli malzemeler kışın Fransa’dan, direkler de Anadolu’nun Karadeniz sahilindeki Ereğli’den getirildi. Yapım Mart 1855’te başladı. 19 Ağustos 1855’te, De la Rue, İstanbul’la Edirne’nin birbiriyle haberleştiğini bildiren bir telgrafı dışişleri bakanına gönderdi. Hattın Şumnu’ya uzatılması, 6 Eylül’de tamamlandı. Böylece İstanbul, Avrupa başkentlerine telgraf teliyle bağlanmış oldu.

İstanbul’dan ilk telgraf, 14 Eylül 1855’de çekildi. Bu telgraf Paris ve Londra’daki Osmanlı büyükelçilerine, Kırım’daki Rus kalesi Sivastopol’un düştüğünü bildiriyordu. “Telgrafımız mutlu bir haberle başlıyor” diyordu.

Bu zaferi ilan eden telgraf, genellikle askeri başarının uzun övgüsü olan geleneksel “zafername”nin ve sultanın zaferlerini bildiren “fetihname”nin yerine geçiyordu; yalnız daha kısa ve özlüydü. Bir sonraki gün, hat Edirne’de telgraf ofisinde büyük kutlamalarla resmen açıldı. Açılış törenlerinin bir parçası olarak, 87 kelimelik bir telgraf Edirne’ den İstanbul’a çekildi; 11 dakikada alındı ve hemen cevaplandı.

Kendi hattını Avrupa’ya açmaktan gurur duyan Bâb-ı Âli, hattı kullanmaya hemen başlayabileceklerini yabancı elçiliklere bildirdi.

Bildiride, tarifeli programın henüz tamamlanmadığı, ancak ulaşım hatlarının bir listesinin bulunduğu, masrafların daha sonra belirleneceğini ifade ediliyordu. (2)

Kırım Savaşı sırasında kurulan bu hatlar, artan telgraf hattı yapımının aşırıya kaçtığının habercisiydi. Savaş sırasında bile, başka hatlar üzerinde düşünülüyordu. Bir İngiliz olan Lionel Gisbome, Çanakkale Boğazı’nın güney ağzından, Mısır’da İskenderiye’ye kadar denizaltı kablosu döşemek için Bâb-ı Âli’den izin aldı. Beraberindeki bir heyetle İstanbul’a işleri takip etmek için geldiler. İngiliz konsolosun eşi bir mektupta, Gisbome’un “Mısır’a giderken (eğer oradaki işini bitirirse) bir telgraf hattı kurmak için izin aldığını” belirtiyordu.

Bu gözlem, Osmanlı İmparatorluğu’nun dışında, özellikle İngiltere’de bulunan telgraf çılgınlığının çoğunun kaynağını göstermektedir. İngilizler, Hindistan’la hızlı iletişim kurmak istiyorlardı. Bir İngiliz grup 1856’da Adriyatik, Kıbrıs, İskenderiye, Suriye, Irak, İran Körfezi yoluyla, Osmanlı İmparatorluğu’nun çoğundan geçen bir Hindistan hattı önerisi ortaya attı. Bu, Rus karşıtı bir tedbir ve Britanya İmparatorluğu’nun haberleşmesine destek olarak geliştirildi.

Başka bir İngiliz şirket, Osmanlı Asyası’ndan İran Körfezi’ne geçecek bir hat kurmak için Bâb-ı Âli’yle görüşmelere başladı. Fakat sonunda Bâb-ı Âli kabul etmedi ve hattı kendisinin kuracağını bildirdi. Ancak, Bâb-ı Âli İngilizleri çalıştıracak ve İngiltere’den malzeme alacaktı. ” (3).

Yukarıda açıklananlardan anlaşılan Osmanlı İmparatorluğu, bir taraftan dünyadaki teknolojik gelişmeleri takip ederken, diğer taraftan da bu teknolojileri, kendisinin üretebilmesi için her türlü hazırlığı yapmaktadır.

www.canmehmet.com

Devam edecek

Resim : web ortamından alınmış ve tarafımızca düzenlenmiştir.

Yararlanılan ana kaynak :  RODERIC H. DAVISON,  Makalenin orijinal adı: “The Advent of the Electric Telegraph in the Ottoman Empire”, Essays in Ottoman and Turkish History,1774-1923, s.133-165, University of Texas Press, 1990. Çev.: Yrd. Doç. Dr. Durdu Mehmet BURAK, Gazi Üniversitesi, Kırşehir Eğitim Fakültesi

(1) TÜRKİYE’DE İNSANSIZ UÇAK ALDATMACASI, Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, 1. Basım, Mart 2012. Sahife; 209. Yazar;  İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi (eski) Dekanı’dır. Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/yerli-ucak-dosyasi-fabrikalari-1928de-ataturk1950de-inonu-1952de-ordu-mu-kapatti-1.html

(2) USNA, Record Group 84, Notes from the Porte No. I, Mehmed Fuad (Foreign Minister) to U.S. Legation, 7 Muharrem 1271/16 Eylül ı855(sic.]. Belirtilen günlerden biri yanlış olmalı. 26 Rebiülevvel 1272’de (6 Aralık 1855) Ceride-i Havadis birinci sınıfın tarifesini yayınlamıştır.

(3) Tanrıkut, Türkiye Posta ve Telgraf, s.559-560; Charles Issawi, The Economic History of Turkey 1800-1914, (Chicago. 1980), s.151; MA Biddulph, Report, Explanatory of a Map of the Telegraph Lines of the Ottoman Empire, (London, 1860), s.30.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*