Osmanlıda Reform: M. Kemal’e Savaşı Nasıl Kazandığı Sorulur. Cevap: “Telgraf Telleriyle” (10)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Tarih bir milletin geleceğidir. Dünü olmayanlara yarınlar yoktur.

 

Osmanlı idaresi, nüfusu, 60 değişik din, (gayri müslim) mezhep, millet ve azınlıklardan oluşan geniş bir coğrafyaya hükmediyordu. (İslam tarihinde) ilk kez bir İslam devleti bu kadar çok dinli, çok uluslu ve çok kültürlü hale geliyordu. Osmanlı devleti gerek Arap vilayetlerinde ve gerekse tebaanın vilayetlerinde, her yerin kültürel özelliklerine göre yönetiyordu…

Osmanlı, bir “Güneş Devlet” tir. Tarihte hiçbir milletin başaramadığını başarmış, arkasında utanılacak hiçbir olay bırakmamış, sadece Hakkın ve Halkın iradesine boyun eğmiş; zamanı geldiğinde halkının geleceği adına köşesine çekilebilme becerisi gösterebilmiştir.

Osmanlının, bir “Güneş Devlet” bir Rüya Devlet olduğunu, maalesef, İtalyan, Fransız düşünürlerden öğrendik.

Osmanlının, Bir “ileri devlet “olduğunu, maalesef, Amerikalı ilim insanlarından öğrendik.

Osmanlının, İmalat ve üretim yeteneklerini, çağdaşı olan devletlerden asla geri olmadığını, Batılı akademisyenlerinin araştırmalarından öğrendik.(1)

Osmanlıyı, ilim ahlakına sahip yabancılardan öğrendik de ; bizim ilim ahlakına sahip akademisyenlerimiz tatilden (henüz) dönmediler mi?

Bu bölümde II. Abdülhamid’in ülkesine armağan ettikleri eserlerini yazacaktık. Ancak, yeni ulaştığımız bir kaynaktan, Elektrikli Telgraf Sistemi’nin Osmanlıya gelişi ile ilgili önemli bilgilere ulaştık ve bunu gençlerimiz ile araştırmacılarımıza aktarmayı (Emeği geçenlere) bir vefa borcu bildik.

OSMANLI İMPARATORLUĞUNA ELEKTRİKLİ TELGRAFIN GİRİŞİ”*

Elektrikli telgraf, 19.yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu tarafından benimsenen başlıca teknolojik gelişmelerden biriydi. 1850’lerde geldi (ve) batılılaşma sürecinde bir evre daha gerçekleşti.

Etkisi Osmanlılar’ın hayatında pek çok şekilde hissedildi. Özellikle sultanlar, telgrafı olumlu karşıladılar ve birbirinden uzakta olan vilayetler üzerinde ek bir denetim aracı olan sistemin geliştirilmesine önayak oldular.

Ancak, sonunda telgrafın Osmanlı hanedanının 600 yıllık iktidarını frenleyen ve sona erdiren bir araç olduğu ortaya çıktı.

Şans eseri, elektrikli telgraf ve buharlı tren, Osmanlı İmparatorluğu’na neredeyse aynı anda girdi. Bir telgraf hattı, ilk defa 1855’te İstanbul’u Avrupa’ya bağladı. İlk demiryolu hattı da 1856’da özerk Mısır vilayetinde, Kahire ile İskenderiye arasında işlemeye başladı.

Aynı yıl, Anadolu’da ilk demiryolu, İzmir’in içinden Aydın’a kadar işlemeye başladı. 1856’da dünyanın ilk demiryolu olan İngiltere’deki Stockton-Darlington hattı, 31 yaşındaydı. Telgraf, batıdan doğuya kolay sıçradı; 1855’te yine İngiltere’de Paddington ve Drayton arasında ticarete açılan dünyanın ilk telgraf hattı, 18 yaşındaydı.

Telgrafın daha hızlı benimsenmesinin nedeni, sağladığı kolaylıklar ve maliyetinin az oluşuydu. Tepe, vadi ve nehirler üzerinde direkleri dikmek ve telleri takmak, yeri düzleştirip demiryolu döşemek için gerekenden daha az para ve insan gücü gerektiriyordu…

Elektrikli telgrafın Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk defa 1839’da, Samuel Morse’un telgrafın çalışan bir modelini icadından 4 yıl sonra, ortaya çıktığı görülmektedir. Morse’la birlikte çalışan bir Amerikalı, Chamberlain, İstanbul’a bir araç getirdi. Chamberlain’in kullanabileceği galvanik bir bataryası olan misyoner Cyrus Hamlin’in çalışma metodunu gözler önüne serdi.

Fakat, araç Osmanlı hükümetine güvenle sunulmadan önce, birkaç gelişmeye gerek vardı. Chamberlain gerekli çalışmaları yapabilmek için Viyana’ya gitmek üzere yola çıktı. Ne yazık ki, Tuna vapuru alabora olunca boğuldu ve Bâb-ı Âli’ye önerdiği gösteriyi asla gerçekleştiremedi.

Daha başarılı bir başlangıç, 1847’de Morse ilk mesajını tel yoluyla Baltimore’dan Washington’a gönderdikten tam üç yıl sonra gerçekleşti. Başka bir Amerikalı, Osmanlı İmparatorluğu’nda jeolog olan Profesör J. Lawrence Smith, Amerika’dan gönderilmek üzere iki telgraf aracı ısmarladı. Geldiklerinde, mekanik konularda Amerikalı bir dahi olan Hamlin’i, sultana yapacağı bir gösteride yardım etme konusunda ikna etti.

Bebek’teki seminerinde (Boğaziçi’nde bir İstanbul banliyösü) üç gün araçlarla deneme yaptı. Mesajları gönderip alabildiğinde, o ve Smith, araçları Beylerbeyi Sarayı ‘na (sonraki güzel taş yapıların ahşap atası) getirdi ve birini tahtın bulunduğu odaya, diğerini uzak bir köşedeki odaya kurdu. Mesaj her iki yönde olmak üzere gönderildi. Sultan memnun kalmıştı. Hamlin o zaman 24 yaşında olan Abdülmecid’i oldukça insancıl ve zeki bulmuştu. Abdülmecid bir sonraki gün, sarayda Bâb-ı Âli’nin üst düzey memurları için gösterinin tekrar edilmesini istedi.

Gösteri, 10 Ağustos’ta başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Gösteri sonuçlandığında, Abdülmecid görevlilere, İstanbul’dan Edirne’ye bir telgraf hattı çekilmesi için birlikte çalışmalarını önerdi. Sultan ayrıca Smith’e ne ödül verebileceğini sordu. Smith herhangi bir ödülün doğrudan mucit Morse’a gitmesi gerektiğini söyledi.

Sonuç olarak Amerika’ya, Morse’a ve bilgiye değer verilmesi gerektiğini, sultanın elektrikli telgrafı gördüğünü ve Morse’un “yetenekli bir Amerikalı bilim adamı, Mesih, ulusunun önde gelen bir örneği olduğunu, başarılarının artmasını dilediğini” belirten bir imparatorluk sertifikasıyla birlikte elmastan yapılmış madalya gönderdi.

Madalyadan memnuniyet duyan Morse, daha sonra sultana telgrafa benzeyen bir araç gönderdi. Abdülmecid, bunu Askerî Mühendislik Okulu’na verdi.

Görüldüğü gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk telgraf hattı Sultan Abdülmecid’in plânladığı İstanbul-Edirne hattı değildir. İlk hat, Kırım Yarımadası’nı Bulgaristan sahilinde Varna’ya bağlayan sualtı kablosudur.

Savaş, insanlık tarihinde, değişimi hızlandırdı. Bu durumda, 1853’de Osmanlı-Rus Savaşı olarak başlayan Kırım Savaşı, kablonun döşenmesinin ilk sebebiydi. Fransızlarla birlikte 1854’de Osmanlı ordularına katılan İngilizler, dünyada, o sırada en uzun denizaltı telgraf hattı olan ve 340 mil uzunluğundaki kabloyu döşediler.

Bundan kısa süre sonra, İngilizler Varna’yı İstanbul’a bağlamak için başka bir kablo döşediler Neredeyse aynı zamanda, Avusturya telgraf sistemi Moldavya’nın başkenti Jassy’ye bağlandı.

Moldavya, Osmanlı İmparatorluğu’nda ayrıcalıklı iki Romen vilâyetinden biriydi. Şubat 1855’te, Londra’daki Osmanlı büyükelçisi Kostaki Musurus, İngiliz dışişleri bakanı Lord Clarendon’u, Osmanlı devletiyle haberleşmek için telgraf kullanmaya teşvik etti.

Musurus (Paşa), elektrikli telgrafın Jassy’ye ulaştığını, haberleşmenin yalnızca 5-6 gün alacağını belirtti. Bu, Londra’dan İstanbul’a mektupların gidip gelmesi için gereken zamanın yarısından daha azdı. Bu noktada, muhtemelen mesaj, atlı olarak veya gemiyle Jassy’den Varna’ya taşınacaktı.

Ancak 1855 ilkbaharında, Varna ve Jassy telgraf yoluyla Bükreş’e doğrudan bağlandı. İkinci bir hat da, Bükreş’ten Viyana’ya, oradan Avrupa’ya ulaştı. Bükreş’le bağlantı yine savaşın bir sonucuydu. Kırım Yarımadası’nda savaşan Fransız ve İngiliz güçlerin, devletleriyle yakın temasta bulunabilmelerini hızlandırdı. Bir Fransız askeri mühendisle (birlikte) telgraf uzmanları grubu, hattı kurdu. Hizmete geçtiğinde, Fransızlar Varna, Şumnu ve Rusçuk’taki telgraf istasyonlarına insanlar yerleştirdiler ve gerektiği zaman onarımın yapılmasını ve hattın sürekli olarak gözetim altında tutulmasını sağladılar. Savaş zamanında Karadeniz bölgesindeki telgrafların direktörü, İngiliz binbaşı M.A. Biddulpuh, Şubat ve Mart 1856’da, Varna’dan Viyana’ya at sırtında bu hat boyunca yürüdü ve neredeyse tamamı Fransız olan 133 kişilik personelin hattı başarılı bir şekilde koruduğunu ve çalıştırdığını gördü…(2)

Yukarıda yazılanlardan anlaşılan : Osmanlı Devleti, asla çağdaşlarından geri değildir. Nerede ise, dünyadaki yenilikleri rekabetçi devletleri kadar eş zamanlı takip etmektedir.

Devam edecek

www.canmehmet.com

Resim: Tarafımızdan düzenlenmiştir.

Açıklama ve Kaynaklar:

Başlıkta Mustafa Kemal Paşa’nın sözünün kaynağı: Gothard Jascke, Mustafa Kemal und England in Neuer Sicht”, Die Welt des lslams, N. S. 16, nos. 1-4 (1975):s. 184. (The Advent of the ElectricTelegraph in the Onoman Empire”, Essaysi n Ottoman and Turkish History)

(*)RODERIC H. DAVISON,  Makalenin orijinal adı: “The Advent of the ElectricTelegraph in the Onoman Empire”, Essaysi n Ottoman and Turkish History,1774-1923, s. 133-165,University of Texas Press, 1990. Çev.: Yrd. Doç. Dr. Durdu Mehmet BURAK, Gazi Üniversitesi, Kırşehir Eğitim Fakültesi

(1) Kaynaklar ve daha fazlası için bakınız:

http://www.canmehmet.com/osmanli-imparatorlugu-dosyasini-aciyoruz-osmanli-cagdisi-geri-kalmis-devlet-miydi-1.html

(2)”The Advent of the ElectricTelegraph in the Onoman Empire”, Essaysi n Ottoman and Turkish History,1774-1923, s. 133-165,University of Texas Press, 1990.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*