Ortadoğu’da kurulan masadan bu kez kim kazançlı kalkacak ? ABD mi, Rusya mı, Türkiye mi ? (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

kudret-kuvvet

 

ABD ve Rusya, dostları ile birlikte bugün, bu bölgeden beklentilerini karşılayabilecek imkânlara sahip midir ? Buna verilen cevap, bir hususu daha öne çıkartacaktır : ABD ve Rusya bir güç gösterisine girdiklerinde, Küresel ve Bölgesel Liderlik sırasını bekleyen ülkeler; Çin, Hindistan, Japonya, Almanya, Türkiye ve İran, hangi fırsatları değerlendirerek bir basamak daha yukarı yükselecektir ?

Bu manâda ilk basamakta verilmesi gereken cevap, Ortadoğu masasından kimin daha çok kazançlı kalkacağından çok; kimlerin bu krizleri fırsata dönüştürme potansiyeline, yeteneğine ve hazırlığına sahip olduğudur.

(Birleşik Krallık) İngiltere bugün, “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk (!)” olmadığı gibi, Fransa da, küresel yapılandırmaları yönetecek kapasiteden uzaktır. Ve ihtimaldir ki, İngiltere balık bekleyerek, Fransa da turist bekleyerek geçireceği günlere hızla yaklaşmaktadır.

Almanya ise, çok merkezli hale gelen dünyada, yanına güçlü birilerini almadan, büyük çapta “sinerji” üretecek konumdan uzaktır.

Çin’e bakıldığında görülecek olanlar şunlardır : Çin, kendisine gerekli tüm sivil / askeri (nükleer dahil) ileri teknolojiyi -henüz- üretememektedir. Bu nedenle istemese de, Amerika ve Avrupa ile (zoraki) işbirliğine / ortaklığa devam edecektir.

Hindistan : Çin ve Rusya ile birlikte hızlanabileceği öngörülse de; rekabetçi anlayışta Çin ile çıkarlarının çatışma ihtimali yüksektir. İkisi de (küçük farklılıklarla) benzer ekonomik kalkınma modelleriyle beslenmektedir. Bu doğrultuda Hindistan, kendisine bir fırsat oluşturma ihtimalinden çok, ortaya çıkacak fırsatlara daha çok ilgi gösterecek, sanıldığı kadar (tercihler noktasında) Amerika / İngiltere yanlısı olmayabilecektir.

İran’a gelirsek, İran’ın durumu sanıldığından daha karışıktır. Humeyni, “Paris kökenli” (!) demeyelim de, esinti’lidir. Ona nükleer teknolojiyi veren Amerika’dır ve devamını getirenler ise Rusya / Çin ve diğerleridir. İhraç kalemlerine bakıldığında, sanki Amerika’dan uzak; Avrupa – Almanya / Rusya / Çin’e daha yakındır. Bu durumda bir tercih noktasında ne yapacaktır ? Herhalde hareket etmeden, uzun süre bekleyecek olmalıdır. Ve en kötü karar da, kararsızlık değil midir?

Peki ya Japonlar ? Japon tarihi çok iyi analiz edilmedikçe, Japonların ne yapacaklarını  kestirmekteki isabet oranı da düşük olacaktır. Japonlar, kapitalist düzende kaldıkları sürece, büyümek, Batı gibi onlar için de zarurettir. Tarihe düşkün milletler, yapılanları unutmadıkları gibi, gelecekten büyük beklentileri de olan milletlerdir.

Ve son olarak geldik, yüz yıl evvel yediği kazığı bir türlü hazmedemeyen Osmanlı Torunları’na.

Devam edecek…

-Osmanlı, yaklaşık yüz yıl önce kendisine atılan kazığı yer, fakat hazmedemediği için de geri çıkartır. Avrupalılar’ın, “dönüştürme(!)” ile “bitti” dediği “Şark Meselesi”, gerçeğinde bir “muvazaa(!)”(*) mıydı?

www.canmehmet.com

Resim:web ortamında alınmış, alt yazı tarafımızdan hazırlanmıştır.

(*) Muvazaa : Üçüncü kişileri aldatmak için yapılan bir uygulama, taraflarının gerçek iradelerine uymayan durum.

 

 

384 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*