Nutuk Ve Çelişkiler (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Tarihi, yapanların değil, yazanların kaleminden öğreniriz. Yazanlar, dönemin iktidar sahipleri veya temsilcileridir. İngiliz Tarihçi Prof.Eric John Ernest Hobsbawm (*)  bakınız bu konuda ne demektedir: “Amaca uygun bir tarih yoksa amaca uygun bir tarih inşa edilir.” (1)

“Amaca uygun bir tarih” inşası nasıl olur?

Tarih, bizlere ne yazık ki, “üç-beş mezar taşı!” olarak öğretildi. Bu nedenle Tarihin önemini ve ne işe yaradığını bilmiyoruz.

Tarih, (tasarlanan) geleceğinizin üzerinde yükseleceği temeldir.

Tarih, geçmiş ve gelecek arasındaki köprüdür.

Tarih, bir insanın, bir milletin kimliğidir.

Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal’in en yakınında olan gazeteci ve siyasetçilerdendir. “Ulus Devlete geçiş, Milli Kimlik inşası, Kolektif bilinç oluşturmak” ilgilendiği konuların (hatta görevlerinin) başındadır.

Falih Rıfkı’nın, Hayatı, Milli Mücadele öncesinde ve sonrasındaki gazetecilik ve siyaset çalışmaları ile ilgili geniş  araştırma yapan Funda SELÇUK ŞİRİN, “İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e bir aydın” isimli eserinde bakınız Atay ile ilgili neler aktarmaktadır:

“…Milli Mücadele yıllarında Atay yazınındaki tarih vurgusu, bir yanı ile milli kimlik inşası süreci ile alakalı iken diğer yandan da gençlerin yeni ve daha çetin bir mücadele için yönlendirmesini sağlayacak temel unsurlardan birinin tarih olması ile ilgiliydi.

Tarih, özellikle Cumhuriyet döneminde Atay yazınındaki önemini korudu, Tarih, imparatorluktan ulus devlete geçişte ulusa kimliğini kazandırmak, kolektif bilinç oluşturmak için kullanılan en temel araçlardan biri olur, bu işlevleri bağlamında Cumhuriyet  genç kuşaklar üzerindeki etkisi nedeniyle tarih eğitimi ve tarih ders kitapları ile yakından alakadar olur.

Tarih kitapları gelecek neslin beynini istediğimiz, şekilde yoğurmak için en büyük terbiyevi kıymeti haizdir.”

 Ulus devlet inşasında tarihin nasıl önemli bir yere sahip olduğunun farkındadır. Yeni tarih, gençlerin inkılâp prensipleri doğrultusunda terbiye edilmesinde yardımcı olacak önemli vasıtadır. Ancak tarihin de halkın inşasında etkili bir araç olabilmesi için yeniden inşa edilmesi gereklidir. Eric Hobsbawm’un “amaca uygun bir tarih yoksa amaca uygun bir tarih inşa edilir.”  sözleri onun arzusuyla örtüşmektedir.

Tarih eğitimi kadar Cumhuriyet tarihinin yazılması da Falih Rıfkı Atay için öncelikli konular arasındadır. Bu çerçevede Atatürk’ün Nutuk’unu Türk tarihinin en önemli metinlerinden biri olarak değerlendirir.

Nutuk, genç Cumhuriyet in içte ve dışta pek çok düşmana karşı ne kadar zor şartlar altında kurulduğunu yeni nesillere en etkili şekilde ve birinci ağızdan anlatan eserdir.(2)

Nutuk’ un diğer önemli bir özelliği ise, “tarihin tahrip edilmesi’ nin önüne geçmiş ” olmasıdır.(3)

Hatıralarında ise Nutuk için daha farklı bir değerlendirmede bulunur. İlk olarak Nutuk’ un yazılma gerekçesi üzerinde durarak Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in konumu nedeniyle gündelik tartışmalara katılamadığını, bu durum nedeniyle tüm eleştirilerini nutku aracılığıyla dile getirmek istediğini yazar, Bu açıklamadan sonra Nutuk’a dair bazı çekincelerini de dile getirir.

“Benim samimi düşüncem, hiç yazmaması idi. Bütün o vesikalar, tutanaklar dosyalarda kalacağı için tarihçiyi hükümlerinde daha serbest bırakmalı idi.(5)

Tarih ve tarih eğitimi, 1930’ larda Kemalizm in sistemleştirilmesi sürecinde Atay’ın gündeminde daha yoğun bir şekilde yer almaya başlar. Her alanda yoğun bir inşa sürecine giren iktidar, tarihi de yeniden inşa eder. Aslında bu inşanın amacı, her açıdan türdeş bir toplum yaratmaktır. Dönemin hem tarih hem de dil alanındaki düzenlemelerinin amacı, yeni bir ulusal kimliğin yaratılmasıdır. Yeni kimlik, Osmanlının ihmal ettiği Türk üzerinden oluşturulacaktır. Bu bağlamda ele alınan dil ve tarih çalışmaları ile Türk milletine eski ve köklü bir ulus olduğu, kendine has bir dil ve kültür yaratmış, bir medeniyet kurmuş millet olma özelliğine sahip olduğu hatırlatılarak kolektif bir kimlik oluşturulmak istenir, (6)

Nutuk ve çelişkiler

“Atatürk Nutuk’ta kızdığı paşalarla sonradan barıştı


Atatürk Nutuk’ta dönemin muhalif isimlerini şiddetle eleştirir ve yererken, 1927 yılındaki bu değerlendirmelerini hayatının sonuna kadar sürdürdü mü acaba? Nutuk’u kutsal metin olarak görmüyorsanız bu sorunun yanıtına da hazır olmalısınız.

Dönemin muhalif isimleri Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir, Refet Bele ve diğerleri Nutuk’ta deyim yerindeyse ağızlarının payını aldılar. Atatürk’ün haklarındaki değerlendirmeleri sert ve iddialıdır. Bu metni okuyan herkes isimleri geçenlerin hain olarak algılanmaması için hiçbir neden göremez.

…1926 yılında İzmir suikasti davası nedeniyle İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanarak beraat etmiş olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucularından Ali Fuat Cebesoy, 1927’de askerlikten ayrılarak emekli de olmuştu. Kendisi “Sınıf Arkadaşım Atatürk” adlı anılarında belirttiğine göre, önce 1927 ve daha sonra da 1933 yılında Atatürk’le kendisinin Harbiye’den ortak eski bir hocasının aracılığıyla yeniden ilişki kurmuş ve 1933’te bir ara seçimde CHP listesinden Konya bağımsız milletvekili seçilmişti bile.

Ali Fuat Cebesoy’la tıpatıp aynı siyasal kaderi paylaşan Refet Bele, 1935 yılında yapılan seçimde CHP listesinden İstanbul bağımsız milletvekili olmuştur. Bu, Cebesoy’un anılarında belirttiğine göre, Bele’nin kişisel girişimi ve Atatürk’ün de desteğiyle mümkün olabilmişti. O da tıpkı Cebesoy gibi Atatürk hayattayken siyasal yaşama geri dönebilmişti.

1936  yılında yani Nutuk’un okunmasından dokuz yıl sonra Atatürk, benzer siyasi kaderi paylaşmış olan Kazım Karabekir’le de yeniden temas kurmak ister ve bunun için de bu sırada kendisiyle çoktan barışmış olan Cebesoy’u görevlendirir. Cebesoy, Karabekir’i İstanbul’da Atatürk’le karşılaştırmak isterse de, anılarında yer aldığı şekliyle bazı yanlış anlamalar ve Atatürk’ün “etraf”ının bu ilişkinin kurulmasına karşı çıkması sonucunda Dolmabahçe’de öngörülen bu buluşma gerçekleşemez. Karabekir, bu tarihten sonra Atatürk ile temas kurmaz ve yeni bir buluşma da söz konusu olmaz.

Atatürk, son derece ağır şekilde suçladığı Cebesoy’la Nutuk’un okunmasından sadece altı ve Bele ile de sekiz yıl sonra yeniden temas kurmuş ve onları resmî planda da temize çıkarmak istemişti. Sadece bu durum bile Atatürk’ün bu isimler için Nutuk’ta ortaya koyduğu değerlendirmelerinin geçici olduğunu ve bir süre sonra da değiştiğini açıkça ortaya koyuyor. Atatürk, diğer iki isim, Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay ile de yeniden temas kurmak istemişti. Onları da yeniden siyasal hayat içine almak istiyordu. Bu mümkün olamamıştır. Ancak burada önemli olan Atatürk’ün niyeti ve girişimidir. Demek ki Atatürk, bu iki isim için de Nutuk’ta ortaya koyduğu değerlendirmelerini değiştirmiş olmalıdır. “(7)

Atay’ın, İzmir Suikastı hakkında değişen görüşleri

Atay, (İzmir Suikastı ile ilgili-Canmehmet)  “…Bütün mahkeme süresince olduğu gibi sonunda da suikastın vatana ve Cumhuriyet prensiplerine yönelik bir saldırı olduğu söylemini gündemde tutar. Suikast sonundaki yazıları, halkı mahkemenin alacağı idam cezalarına hazırlamak amacını taşır. İdam cezaları nedeniyle üzülse de “: “Ankara, vatanın ve adaletin emrettiğini” yapmıştır. (8)

Şu önlemlerin alınması rejimin, Cumhuriyet in devamının sağlanması bakımından bir zorunluluktur.

Hatıralarında, yaşanan sürece karşı daha farklı bir yaklaşım sergiler. Mahkemelere dair en büyük eleştirisi, adalet eksikliği ve haksızlık yapıldığı”dır; “Biz Cavit ile Cahid’in biç bir zaman suikastçı olmayacaklarını biliyor ve Ankara ya geldikten sonra da durmadan ismet Paşa’yı tazyik ediyorduk. Cavid in, onunla beraber başka günahsızlar varsa onların ölümden kurtulamamış olmalarına hala vicdanım yanar. “(9) dönem içindeki   yazılarında ise hem Cavit hem de Cahit Bey i açıkça suikast ile ilintilendirir. 

Suikastçıların başarılı olmadıklarını, ancak rejime de büyük bir zarar verdiklerini söyler: “Ne yazık yeni rejimin otoritesi, İzmir ve Ankara sehpaları üstünde tutundu” (10)

Ancak bu “kati tasfiye sürecinin her türlü muhalefet ve “irticaya büyük darbe vurduğunu, Mustafa Kemale başladığı inkılâpları tamamlama fırsatını vermiş olduğunu, rejimin otoritesinin güçlenmesini” sağladığını yazar. Görüldüğü gibi Atay, yaşananlardan üzüntü duymakla birlikte suikastın sonraki süreçte iktidarın meşruiyet ve otoritesinin sağlanması noktasında uygun ortamı yarattığını belirttir. (11)

Farklı iki dönemde aynı konu ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmeleri arasında bazı farklılıkların olması, yazarın görüşlerindeki değişimin işareti olarak yorumlanabileceği gibi, mahkemenin devam ettiği günlerde iktidar partisinin milletvekili olarak üstlendiği misyona uygun olarak hareket etmek istek ve arzusundan da kaynaklanır. Bununla birlikte Atay’ın  “Hükümet içinde Hükûmet gibi bir de İstiklal Mahkemesi otoritesi meydana geldi. Reis ‘in evi hemen hemen merci-i enam idi” 169 açıklamasından, yargılamalar ve sonrasındaki süreçte mahkeme üyelerinin popülerlik kazanmış olmasından fazlasıyla rahatsız olduğunu da anlıyoruz. (12)

Nutuk ve tarihin önemi ile ilgili beyanları, taraflarının kaleminden aktardık.

Konu ile ilgili yorum, her zaman olduğu gibi okuyanın takdirine bırakılmıştır.

www.canmehmet.com

Açıklama ve Kaynaklar:

(1)Eric Hobsbawm, Tarih Üzerine, Çev. Osman Akınhay, Ankara 1999, s.9. (Alıntı: “İmparatorluktan Cumhuriyet’e bir aydın”  Funda SELÇUK ŞİRİN

(*) 9 Haziran 1917’de Mısır’ın İskenderiye şehrinde doğan Eric John Ernest Hobsbawm, Viyana’da öğrenim gördükten sonra Cambridge Üniversitesi’ne girdi. Daha sonra Londra Üniversitesi, Cornell Üniversitesi, Ecole des Hautes Etudes en Science Sociales dahil olmak üzere çeşitli üniversitelerde çalıştı. 2012’de hayata veda etti.

(2) Falih Rıfkı, “Cumhurbaşkanının Nutku”, Hâkimiyeti Milliye. 25 Teşrinisani/Ekim 1927;

(3)Falih Rıfkı, “Nutuk/ Tarihin İstifadesi”, Hâkimiyeti Milliye, 20 Temmuz 1928; “Eserin Tagannisi”, Hâkimiyeti Milliye, 5 Ağustos 1928.

Bu özelliklerinin yanında Nutuk, halkı “kuru şöhret sahibi” insanların elinden kurtardığı gibi Tarihi de bir fikir karmaşasına düşmekten korumuştur. Bu kuru şöhret sahipleri Milli Mücadele içinde yer alan, ancak zamanla muhalif bir kimlik kazanan, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in Nutuk ta eleştirdiği Rauf Orbay, Kazım Karabekir gibi isimlerdir.(4)

(4) Falih Rıfkı, “Putperestlik”, Hâkimiyeti Milliydi    1928.

(5) Atay, a.g.e., Cilt: II, s.611., Atay’ın Nutuk ile ilgili bu eleştirileri 1961 de baskıda Fırkalar bölümünde Nutuk başlıklı kısımda yazar. Ancak bu değerlendirmeler Çankaya’ nın 1952’deki tefrikasında yoktur. Atay, tefrikayı 29 Haziran 1952’de tamamlar. Tefrika dil devrimine yönelik hatıralar ve değerlendirmelerle tamamlanır. Gazetede hatıraların devamının yayınlanacağına dair açıklamalarda bulunulsa da bu kısımlar yayınlanmaz, bkz. Dünya Gazetesi, 29 Haziran 1952, Atay, 1961 nüshasındaki değerlendirmelerini 1969’daki nüshada da verir, Bkz. Çankaya (1969), s.551-552. Nutuk ile ilgili olarak bkz, Atatürk’ün Büyük Söylevi’ nin 50. Yılı Semineri, Ankara 1980, s. 128; Taha parla, Türkiye’de  Siyasal Kültürün Resmi Kaynakları, Cilt:I, İstanbul 1991;

(6) Terry Eagleton, ideoloji, Çev. Muttalıp Özcan, İstanbul I996, s.92.

(7) 1) https://m.star.com.tr/yazar/Ataturk_Nutukta_kizdigi_pasalarla_sonradan_baristi-yazi-519044/  2) http://www.duzceyerelhaber.com/Cemil-KOCAK/5640-Ataturk-Nutukta-kizdigi-pasalarla-sonradan-baristi

(8) Falih Rıfkı, “Hükümden Sonra” , Hâkimiyeti Milliye, 28 Ağustos 1926; “Son Komiteci”, Hâkimiyeti Milliye 3 Eylül 1926.

(9)Falih Rıfkı. “Hükümden Sonra , Hâkimiyeti Milliye, 28 Ağustos 1926; “Son Komitacı”, Hakimiyeti Milliye, 3 Eylül 1926

(10) Falih Rıfkı, Cilt, S.360.

(11) “İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e bir aydın” Funda SELÇUK ŞİRİN,  S.357

(12)“İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e bir aydın” Funda SELÇUK ŞİRİN, Sahife:358

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

↓