Nükleer icat oldu mertlik bozuldu! BOP’la NATO’nun ilgisi (Son)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Ruslar ve Amerikalılar dost mu? Çin’in Cin olması kimin eseri?  Bizi Ruslarla mı terbiye ediyorlar?  İran’ı aradan Çin-Rusya mı çıkardı? Çin’in arkasında ABD, İran’ın arkasında Çin! Anlaşılan karışmış bu işlere Cin!

BOP’u anlamak için önce NATO’yu anlamamız gerekir…

İlk beş yazıyı özetlersek,

-Büyüyen her devletin yeni sömürgelere (ucuz hammadde ve işgücü)  kaynaklarına ihtiyacı vardır.

-İletişimin bu kadar yaygınlaşması, sömürülenleri uyandırmaktadır. Ancak, ustalarda oyun ve şeker bitmez. Otobüsteki ayılan yolcuların emziklerine biraz özgürlük lokumu sürülerek yolculuğa güven içerisinde devam edilir…

-Bozulan her düzene getirilen yenilikler, aslında yeni yapılacak şölenin oyuncağıdır. Devrimler ve ihtilaller, Cambazların işlerini yaparken zorlanmamaları sağlamak içindir.

– I. Dünya Savaşı, (1914-1918) Görünürde, İngiltere ve Almanya’nın rekabet ve kaynakların paylaşımı nedeniyle çıkan kavgadan; II. Dünya savaşı da, (1939-1945), “Komşuda pişti bize neden az düştü!” Mızıkçılığından çıkarılmıştır. Burada önemli olan bir husus daha vardır. İngiltere’nin, “Güneş Batmayan İmparatorluğu” Amerika ve Rusya tarafından kaşla göz arasında bitirilmiştir. Boşuna denmemiş olsa gerek, “ava giden avlanır!”

-Rusya ve Amerika birbirlerine düşman iki devlet olarak bilinmektedir. Kitapların yazdıklarına göre, bu iki devlet, her iki dünya savaşında, aynı safta yer almışlardır.

-Almanya, (2007 yılı itibariyle) dünyanın  üçüncü büyük ekonomisine sahiptir. Ekonomik gelişmişliğiyle, Avrupa (dünya) seviyesinde kilit rol oynamaktadır.

İngiltere ve Fransa, Almanya’nın ekonomik başarılarını; Almanya ile Fransa’da, İngiltere’nin ABD ile imtiyazlı ilişkilerine ve ortak yürüttükleri sömürü politikalarına kızmakta ve kıskanmaktadırlar. (aslında kıskanmaktalardı demek gerekir.)

-Düşünürleri, ABD’nin, endüstri ve ziraati ihtiyacının ötesinde büyümesi nedeniyle, yabancı pazarlara ve bunun için de,saldırgan bir dış politika izlenmesi gereğine inanmaktadırlar.

-ABD, “Panama Kanalını inşa etmeli, deniz gücünü genişletmeli, Çin ile ticareti geliştirmelidir.” Bu görüşler 1890 yılında seslendirilmiştir.) Üçü de gerçekleşmiştir.

-ABD ve dostları, “Özgür Dünya” denilen bloktan Komünist bloğa kayma riskine karşı demokrasi yerine üçüncü dünyada diktatörlükleri desteklemişlerdir.

-Ne olmuş yani! Bugünde, demokrasi için, diktatörlere karşı olan savaşı desteklemektedirler. (Örnek mi? Mısır, Libya vb. Arap Baharı, Özgürlük ve demokratikleştirme hareketleri)

-Sömürünün en tehlikeli olanı, sinsice ve geriye dönüşü mümkün olmayanı, kültür alanında yapılanlarıdır. Milletlerin Kültür değerleri ile oynanarak, onlara aşağılık kompleksi ve batı hayranlığı aşılanmaktadır.“Noel baba sen çok yaşa!”

-Rusya ve ABD’nin, Afganistan’ı ve ABD-İngiltere’nin Irak’ı işgal etmelerinin arkasında, Orta Asya ve Ortadoğu’da bulunan hammadde kaynaklarının kontrol edilmesi isteği vardır.

Ve NATO ile devam…

– Sovyetler Birliği 1945 Yılında, ABD Başkanı Truman ve İngiltere Başbakanı Churchill’den Türkiye sınırları (Ve Boğazları ile)  ile ilgili taleplerde bulunur.

Bu noktada Vatan Gazetesinden Mine Şenocaklı’nın siyasetçi ve diplomat Kamran İnan ile yaptığı röportajdan bir bölüm aktarılmaktadır.

-“Oysa Türkiye’yi NATO’ya aldıran da Amerika’dır. Ve bir söz vardır; zor zamanlarda uzatılan el unutulmaz…

-Nasıl?

-8 Şubat 1945’i ele alın, Yalta Konferansı’nda Stalin iki defa bir söz kullanıyor,

-“Sovyetler Birliği boğazına yapışmış eli kırıp atacaktır” diyor.

Boğazına dediği Türk boğazları ve el Türkiye… Arkasından takip edin, Kars ve Ardahan’ı istedi ve Boğazların ortak savunmasını ihlal etti. Türkiye tek başına idi ve tek başına olmasına rağmen de dimdik ayakta kaldı.

Sonra Amerika Başkanı Truman 12 Mart 1947’de Türkiye’nin bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü teminat altına aldıktan başka 500 milyon dolarla ekonomik ve askeri yardım başlattı ve bu 50 sene devam etti…”

Bu ifadelerle deneyimli diplomat ne demektedir?

-“ABD lütfetti ve bizi himayesine aldı?”

Burada sözü Mehmet Akif Ersoy’a bırakıyoruz;

Geçmişten insan hisse kaparmış Ne masal şey,

Beş bin senelik kıssa yarım hissemi verdi?

Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,

Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?

Şİmdi konunun açılması adına biraz geriye gitmemiz gerekiyor;

“Kırım Savaşı, (1853-1856) Osmanlı-Rus Savaşıdır. Birleşik Krallık ve Fransa’nın Osmanlı tarafında savaşa dâhil olmasıyla savaş, Avrupalı devletlerin Rusya‘yı Avrupa ve akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş halini almıştır.

Rusya, 1853 yılından itibaren Osmanlı Devleti üzerinde etki alanı kurma politikasını bırakarak, bu devleti yıkma politikası takip etmeye başladı.

Bunu gerçekleştirebilmek için kullanacağı bahane, kutsal yerler sorunudur.

Farklı dinlerin koruyuculuğu bahanesi ile Rusya ile Katolikliğin savunuculuğunu yapan Fransa çatışmaya başladılar.

Rusya’nın asıl amacı, “Hasta adam” gözüyle baktığı Osmanlı Devleti’ne ve onun bekasına son vermektir.

Bu mirası paylaşmak için Rusya Birleşik Krallık’a mirasın paylaşılması teklifinde bulundu.

Ancak, çıkarları gereği Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünün muhafazasından yana olan Birleşik Krallık bu teklifi kabul etmedi.

Birleşik Krallık, Avrupa’daki güç dengesinin kendi aleyhine bozulmasını engellemek ve Osmanlı Devleti’nin dağılması Rusya’nın topraklarını güneye doğru genişletmesi anlamına geleceğinden, bu durum Birleşik Krallık’ın Asya’daki kolonilerine (özellikle Hindistan’a) ulaşmasını zorlaştıracaktır.

Özetle, Rusya’nın kendilerine zarar vereceği endişesi ile Osmanlının yanında savaşa girerler.

Ancak, Osmanlının yanında savaşa girecek İngiltere ve Fransa’nın bu yardım karşılığında şartları vardır.

“Osmanlı, daha eşitlikçi reformlar yapacağı konusunda söz vermelidir.

Savaş, Rusya’nın kaybetmesi ile biter ve padişah söz verdiği gibi, Islahat Fermanı’nı 1856’da ilan eder. (1)

Özetlersek; Rusya, “Suyumu bulandırıyorsun!” gibi komik bahanelerle, Osmanlıya savaş açar, İngiltere ve Fransa’da, “Islahat yapılması” Karşılığında yardım ederler.

Ancak, I. Dünya savaşı sırasında bu kez,  İngiltere, Fransa ve Rusya,  Osmanlıya karşı aynı saflarda yer alacak ve mirasını aralarında paylaşacaklardır.

Rusya ve Fransa’nın, Kurtuluş savaşındaki davranışlarında ilginçlikler vardır.

Rusya ve Fransa ülkemiz işgal altında ve Fransa’da bir işgalci olmasına rağmen (Yunanlılara karşı kullanılmak üzere) Bize ciddi manada silah ve para yardımında bulunmuşlardır.

Bunlar devletlerarasındaki ilişkilerde normal davranışlardır.

Çünkü ölçü, intikam değil, hedef ülkenin kazancından, pastadan pay kapmaktır.

Buradan tekrar NATO’ya dönersek,

Rusya, 1945’te ne istemektedir? Boğazlar’ın kontrolü ve sınırlarla ilgili yeni düzenlemeler,

O sırada, Rusya’ya Balkanlardaki devletlerden bir demet sunulmamış mıdır?

Örneğin, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya… Sunulmuştur.

Bunların üzerine adama Boğaz’ı yedirir, Akdeniz’i, I.Dünya savaşının çıkmasına neden olan petrolü kontrol ettirirler mi?

Buna kargalar bile güler…

Peki, bu göstere göstere yapılan oyunun adına ne demek gerekir?

Türkiye’nin nasılsa İslam âlemi ile bağları koparılmış, I. Dünya savaşı sonrasında para edecek, siyasi ve maddi boyutta nesi varsa elinden alınmıştır…

Çekirdeksiz üzüm!

Bu kez İngiltere-Fransa’nın yerinde ABD vardır…

Bakalım Sam Amca! 1853 yılında, İngiliz ve Fransızların, Osmanlıya yapacakları yardım karşılığında, ‘Islahat yapılması’nın yerine) ne istemektedir?

Onun cevabını da okuyanlara bırakalım.

Batı bize ileri teknoloji, örneğin nükleer teknoloji vermekte midir?

-Size göre?

Batı bize gelişmiş silah sistemleri ve yazılımlarını vermekte midir?

-Size göre?

Konu ne idi?

BOP… Stratejik ortaklık…

Ortaklık bir paylaşım değil midir?

Biz öyle biliriz…

Peki, biz bu büyük ortağımızla neleri paylaşıyoruz?

Onların bizimle sahip olduklarını paylaşmakta bu kıskançlıkları ortada iken…

Bugün dünya artık tek merkezli değildir…

Bizde seçeneksiz değiliz…

Bugün taşı sıksak suyunu çıkaracak haldeyiz…

Birçok devlet gelişmesini tamamlamış, dünyadaki kaynaklardan payını almakta ve her gün de pay almak için birileri sofraya oturmaktadır.

-Eğer, günde en az farklı anlayışta iki gazete,

-Haftada bir dergi…

-Ayda bir kitap okuyabilirsek,

-Bu oyunları kavradığımız gibi…

-Bizimle kimsenin oynamasına da izin vermeyiz.

Halkımız son yıllarda ciddi manada okumakta ve sorgulamaktadır.

Hedefimiz;

İhtiyacımız olan tüm bilgi ve yüksek teknolojiyi üretmek olmalıdır.

Bizlere yakışan Lokomotif olmaktır…

Birilerine uydu, lafta stratejik ortak veya vagon olmak değil…

(1)”Modern Türkiye Tarihî”, İslam, Milliyetçilik ve Modernlik, 1789-2007, Carter V. Findley , I.Baskı Ekim 2011, İstanbul , sahife, 81.

 

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*