Musul-Kerkük, Sanayi Devrimi, Aydınlanma Çağı ve Petrol gerçeğini Siyasetçi, Asker ve Akademisyenler açıklayamaz, neden? (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
"Sanayi Devrimi" ve "Aydınlanma Çağı" ile "insanlık; Adalet, Kardeşlik ve Hürriyet değerlerine kavuştu!" diyorlar

“Sanayi Devrimi” ve “Aydınlanma Çağı” ile “insanlık; Adalet, Kardeşlik ve Hürriyet değerlerine kavuştu!” diyorlar

 

İlk dört bölümde dere kenarındaki kumlarla oynadık. Artık, Emperyalist Batı’nın “Medeniyetler Çatışması” tezinin hikmetini açıklayalım.

Yazdıklarımızın içerisindeki taşların tam olarak yerine oturabilmesi için, en azından son bin yıllık süreçte; Uzakdoğu (Çin-Hindistan) Avrupa ve Ortadoğu’da yaşanmış siyasi ve ekonomik hareketleri nedenleri ile birlikte bilmeyi gerekli kılmaktadır.

Meraklıları isterler ve üşenmezlerse bunları kırıntılar halinde önceki yazılarımızın içerisinde bulabileceklerdir.

Başlarken;

Avrupa Birliği’ni meydana getiren ülkeler, Ortodosk, Katolik ve Protestan mezhebine mensup olmalarının yanında, çeşitli nedenlerle birkaç yüzyıl çatışma içerisindedir. Buna rağmen bu milletler, 2.Dünya Savaşı’nın sonunda papucun (geleceğin) pahalı olduğunu görerek, ABD ve Rusya karşısında bir birlik oluşmuşlardır. (Son Ukrayna olayları bunun gereğini ortaya koymuştur.)

Amerika Birleşik Devletleri’ni meydana getiren halkların nerede ise birbirine benzeyen tarafları yoktur. (Yaygın kanıya göre; Amerika’daki halklar, “yüzdedoksanbeş oranında diğerinden farklı, yüzde beş oranında ortak değerlere sahiptir.”)

-Demek ki, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, “Fransız (sermaye) Devrimi! Cinliği ile diğer (zayıf toplumlara) milletlere yutturulduğu gibi, bir “Devlet” olabilmek, “Etnik ve inanç birliği” gerektirmiyormuş.

-“Avrupa Birliği” anlayışı ile (görülen) asırlarca birbirlerinin gözlerini oymuş milletlerin, farklı mezhep ve etnik kökene sahip  halklar olmalarına rağmen bir araya (pekala) gelebilir ve “Tek bayrak, Tek para birimi, Tek devlet çatısı” altında yaşayabilirlermiş.

-Bu noktada son Lice olaylarında ve  bayrak indirilmesi hadisesinde yangına körükle gidenlere de (kırmadan!) bir ışık yakmış olalım.

Bu noktada Kendine Birleşmiş! Milletler korosu hep bir ağızdan, “Sanayi Devrimi çok yaşa!” “şarkısının nakarat bölümümü tekrar ederler!

-“Milliyetçilik dedik, Osmanlıyı nasıl da yedik!

-“Ah Osmanlı, Vah Osmanlı,!”

-“Farklı anlayışlar (din-mezhepler) bir arada olmaz!”  dedik, Osmanlıyı nasıl da yedik!”

-“Ah Osmanlı, Vah Osmanlı!”

“Kendine Gelişmiş Batı”, Osmanlıları, (Aslında, “Osmanlılar” ifadesi ile, “Müslüman Türkler” kastedilmektedir) “Şark Meselesi/Doğu Meselesi” planı ile hallettikten sonra bir daha (Osmanlı ile ilgili bir) korkulu rüya görmek istemediklerinden sırada aldıkları tedbirler açıklanmaktadır.

Osmanlının bir daha toparlanamaması için (Müslüman toplulukları bir arada tutabilen “mıknatıs!” Hilafet (Lozan’da) bir dayatma ile kaldırtılır.

“Eğer, Türkler Müslüman olmasalardı, İslam Mekke-Medine’de sınırlı kalırdı! Bu nedenle, “Türkler ’in elinden Kuran alınmalıdır.”

-Anlayışından hareketle, Yeni Devlet Laik anlayışla kurulur. (kurulan sistem, kastedilen manada, samimi Laik anlayış değildir.)

Müslüman Türkler ile diğer Müslüman topluluklar’ın bir araya gelmemesi için, “Araplar arkadan vurdular, Müslümanlar İstiklal Savaşı’nda Türklere yardım etmediler!” yalanlarını söylemek ve bunu bugüne kadar kontroldeki medya üzerinden 7 gün, 24 saat işlemek.

-Bu manada Suudi Kralı ülkemize geldiğinde kimi medya, (ki, aslında kral batının kontrolünde olmalıdır.) Kralın kuyruğuna teneke bağlanılmakta ve İlginçtir, (sanki “İngiliz Milletler Topluluğu”na dahilmişiz gibi!) İngiltere kraliçesi geldiğinde (Sanki Yunanlıları kullanarak insanlarımızın dolduruldukları camilerde yakıldıkları vb. mezalimlerin sorumlusu değillermiş gibi davranarak)

-Adeta, “Büyükanne”miz gelmiş gibi sevinç çığlıkları atmanın arkasında olan bu anlayış mıdır?

-Peki, bunlarla kalınmış mıdır? Elbette kalınmamıştır.

-“Yeni Devlet” kurulurken, Osmanlıdan devralınan ekonomi sıfırlanmış, 30 milyon olan nüfus çeşitli sınır/etnik cinlikleriyle 6 milyona düşürülmüş, ülkede ne kadar zengin-işbilir halk varsa “takas-mübadele” oyunu ile dışarıya çıkarılmıştır.

Bu nedenle bir yüzyıl heba edilmiştir. Burada kesiyor ve günümüze geliyoruz;

Kapatırken;

Mısır, İran ve Türkiye bir işbirliği anlayışı ile bir araya gelse ve yönetenler siyasi ve ekonomik bir birlik oluşturabilseydi ve halklar (suni -yapma- farklılar ve yalanlarla tarih ve medya üzerinden işlenerek) ayrıştırılmasaydı da ) birbirlerine kaynaştırılsaydı?

-Ortada, bir “İsrail ve petrol sömürüsü!”olabilir miydi?

-Veya Mısır, İran ve Türkiye’de askeri darbeler yaptırılmasaydı (Ki, bu tezgâhların kökleri 19’uncu asra kadar uzanmaktadır) Bu ülkelerin ekonomik zenginlikleri ve siyasal ağırlıkları ne olurdu?

Bunları da burada noktalıyor ve “Kuşların önüne biraz ekmek kırıntısı” bırakılması misali;

-Osmanlı parçalanır, Hilafet kaldırılır, İslam ılımlılaştırılır! Diğer Müslüman toplulukları ile ilişikler (ticaret) kesilir, Ülkede, “Şii hassasiyeti ile Kürt-Türk Milliyetçiliği” gibi (yüzdebeş oranındaki) önemsiz farklılıklar  her an kaynamaya hazır halde tutulur (ki, bunlar, ocak üzerinde kısık ateştedir.)

-Temelde büyük fay hatları (kırılganlıklar) oluşturulması için,  (Başlangıçta) Jön Türkler ve Humeyni Paris’ten gönderilmiş, “Gülen harekatı” da Amerika… (Bunun sonucunu görmeden bu konuda yapılan yorum havada kalacaktır.)

-İslam, önce “Şii-Sünni”anlayışı ile farklılaştırılmaya çalışılmış, şimdilerde de strateji ise, Sünniler’in “Radikal-Ilımlı”gruplara ayrıştırılmasıdır. (Örnek; Vahhabilik-Taliban-IŞİD) Kanuni 1529’da Viyana’yı ilk kez kuşattığında, Avrupalılar kurtuluşu nerede görmüşlerdir? Safevi/İran/Şiilerde. Tarih bunları (doğrusunu bilmek) için çok önemlidir.

Son söz;

-Tarih, yalanlar üzerine kurulursa (Çocuklar için) bir “Çamaşır Makinesi”;

-Medya, yalanları haber olarak verirse, (Büyükler için) bir “Beyin Yıkama” aracıdır.

Amerika ve Avrupa, “yüzde doksan farklıklara rağmen bir araya gelebilmekte, bizler, yüzde doksanbeş benzeyen taraflarla bir araya gelmemekte ayak sürüyoruz!

“Resmi Tarih ve –kimi- Medya”nın ülkemizdeki “Asli Görev”i, bu birleşmenin olmamasıdır.

Batı Avrupa, Sanayi Devrimi’ni, Güney Amerika’nın gümüş-altın ve insanlarının kanları üzerine inşa etmiştir. (bu büyüklükteki soygunları) sürdüremediği için) kısa sürede çökmüştür.

-Batı’nın Sanayi Devrimi, yetersiz beslenme nedeniyle Ortadoğu ve Afrika’da yok olacaktır.

-Batı yıkılışını, kontrol ettikleri medya ile her ne kadar gizliyorsa da, artık ülkelerinde rekabetçi üretim yapamamaktadırlar.

-Unutmadan! İsrail Devleti, Filistin’de “ileri karakol” ve gözetleyici olarak kurulmuştur. Yahudiler ve çıkarları kimsenin umurunda değildir. Kendine Gelişmiş Batı bu bölgelerden çekildiğinde kimse Yahudilerin yerinde olmak istemeyecektir. Ancak, ne var ki, İslam anlayışı “yokedici!” kazıyıcı değil, “yaşatıcı anlayış”a sahiptir. Taraflar geçmişteki örneklerle birbirlerini iyi değil, “çok iyi tanımakta”dır.

 

Meraklılarına; Yazı içerisindeki tüm iddiaların kaynakları önceki yazılarımızın içerisinde sık sık verilmiştir.

www.canmehmet.com

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*