Mustafa Kemal’in Milli Mücadele’deki dava arkadaşları neden muhalefete geçtiler (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Düşünerek bir sonuca gidebilen insanın en belirgin özelliği; Farkında olabilmek'tir.

Cumhurbaşkanı Atatürk, İngiltere Kralı’nı ülkemizi ziyaretinde  karşılayarak ve elinden tutarak kıyıya çıkarmaktadır.

 

Mustafa Kemal Paşa, 24 Nisan 1920 Tarihindeki gizli oturumda milletvekillerine içerisinde bulunulan durumla ilgili (çoğumuzun bugüne kadar duymadığı en gerçekçi) açıklamaları yapmaktadır.

İlgili konuşma tarih ve kayıtları; DEVRE :1, İÇTİMA :1

T.B.M. M. Gizli Celse Zabıtları, 24 Nisan 1336 (1920)

Münderecat

1. — BEYANAT…2

1. — Mustafa Kemal Pasa Hazretlerinin ahvali dahiliye hakkında beyanatı….2:10

Cilt : 1, 2 nci in’ikat – 4 ncû celse

24 Nisan 1336 Cumartesi, DÖRDÜNCÜ CELSE, Açılma Saati :4.05

MUSTAFA KEMAL PAŞA HAZRETLERİ (Ankara) — Efendim mufassal maruzatım meyanında mesaimize saha olan mıntakanın hududunu işaret etmiştim. O hudut hududu millimizdir…

Turanizim politikasını kendi arzumuzla takip etmek istemedik. Çünkü maddî manevî bütün kuvvet ve kudretimizi muayyen olan vatanımız dahilinde tecelli ettirmek arzu ettik. Hududun haricinde dağınık bir surette zâfa duçar etmekten içtinap ettik.

Ecnebililerin en çok korktukları fevkalâde mutevahhiş (Ürkmek-korkmak Canmehmet) oldukları islâmiyet siyasetinin dahi alenen ifadesinden mümkün olduğu kadar mücanebete kendimizi mecbur gördük. Fakat kuvayi maddiye ve maneviye karşısında bütün cihan ve hıristiyan siyasetinin en şedit (hırslarla) (1) ehlisalip muharebesi yapmasına karşı hudut haricinde bize zahir olacak bir noktai istinat teşkil edecek kuvvetleri düşünmek mecburiyeti de pek tabiî idi.

İşte haricen ifade etmemekle beraber hakikatta bu noktai istinadı aramaktan geri durmadık. Bittabi selâmet ve necat için yegâne (müracaat ettiğimiz memba) (2) kuvayi âlemi islâmiyet olmuştu. Âlemi islâmiyet bir çok noktai nazarlardan milletimizle, devletimizin istiklâlile yakından ve fevkalâde bir surette alâka ve merbutiyeti diniyesi olmakla ve bu veçhile bütün âlemi islâmın manen bize muavin ve müzahir olduğunu zaten kabul ediyoruz.

Lâkin harbi umuminin neticesini gördükten sonra Suriyede İngilizler, Fransızların tarzı idaresine, muhakkirane olan idaresine hedef olduktan sonra bu aksamdaki ehli islâm pek büyük bir hataya duçar olduklarını takdir ettiler ve onu müteakip bir kısmı kendi dahillerinde müstakil olmak fakat yine bir suretle bir şekilde Çamiai Osmaniye dahilinde bulunmak cihetini düşündüler.

Bittabi makamı muallâyi hilâfete karşı olan merbutiyetleri cümlemiz gibi bütün ehli iman için (bir vazifei mukaddese idi.) (4)

Diğer bir kısmı daha ileriye gittiler. Bize hiç bir şekil ve surette istiklâlin lüzumu yoktur, biz halifemiz ve padişahımıza merbut olarak Camiai Osmaniye dahilinde bulunacağız, dediler.

Suriyede böyle muhtelif cereyanlar mevcut idi. Biz bittabi bir salâhiyeti resmiye ve ilmiyeye malik bulunmadığımız için, efradı milletten bir heyeti milliye olduğumuz için bu cereyanın müvellidi hakikisi olan yine milletler vasıtasile temas etmiş oluruz. Fakat bizim Suriyede gayei islâmiye ile revabıt ve münasebatımız taazzuv etmeğe başladıkça orada bir saltanat tesisile iştigal eden Emir Faysalın ve Emir Faysalı himaye eden Fransızların nazarı dikkatini celbetti ve binnetice Emir Faysal dahi hususî murahhaslarını bizimle temasa getirdi.

Resmî temasla bu müracaatın bizce telâkki edilen nikati izah etmek isterim. Her halde Suriyeliler her hangi bir devleti ecnebiye ile münasebetinin kendileri için binnetice esaret olacağına kani oldular. Bundan (dolayı bize teveccüh ettiler.)(1)

Bizim bilmukabele gösterdiğimiz şekil şundan ibaret idi. Dedik ki, artık hududu millimiz dahilinde bulunan menabii insaniyeyi ve menafii umumiyeyi hududumuzun haricinde israf etmek istemeyiz.

Fakat ittihat, kuvvet teşkil edeceğinden bütün âlemi islâmın manen olduğu gibi maddeten de müttefik ve müttehit olmasını şüphe yok ki” büyük memnuniyetle karşılarız ve bunun içindir ki bizim kendi hududumuz dahilinde müstakil olduğumuz gibi, Suriyeliler de hududu dahilinde ve hâkimiyeti milliye esasına müstenit olmak üzere serbest ve müstakil olabilirler.  Bizimle itilâf veya ittifakın fevkinde bir şekil, ki federatif yahut konfederatif denilen şekillerden birisile irtibat peyda edebiliriz.

Ahali bunu arzuları fevikinde (lehlerine telakki etmiş olacaklar iki) (2) Emir Faysal milletin bu arzusu karşısında kendi emellerinin sarsılmakta olduğuna vakıf oldu ve müracaatları bunun üzerine oldu. Ahalinin bu arzusu fiile de inkilâp etti. Suriye dahilinde bazı ef’al ve harekât bittabi mesmuunuz olmuştur.

İşte bu filiyat başladıktan sonra … Emir Faysal suhuletle tesisi hâkimiyet edemiyeceğini ve Fransızlar da bir müstakil (devlet) (3) halinde orasını kolaylıkla kullanamıyacaklarını zannettiler ki ağlebi ihtimal müştereken ahaliye demek istedilerki, biz de sizin fikrinizdeyiz. Ancak bizim yaşamak için paramız yok ve haricin tazyikatına mukavemet edecek vesaitimiz yoktur. Türkiye bunu temin ederse biz Fransızları memleketlerimizden koğabiliriz.

Bunu biz samimî telâkki etmedik. Onun için vuku bulan siyasî müracaatta biz de siyasî cevap vermiş bulunduk. Ancak hakikî irtibat hükümet şeklinde değil fakat Suriye Milleti ile Suriyelilerle olmuş oldu ve oradaki (bu hareket) (4) hakikaten bize manevi kuvvetle beraber maddî kuvvet zammetmiştir. Hududu millimizin cenup cephesindeki harekâtı nazarı dikkatten geçirecek olurcak bu filiyatın semeratı maddiyesini görebiliriz.

Iraka gelince; Irakta İngilizlerin muamelâtı ahalii islâmiyeyi fevkalâde dilgir etmiş oldu. Biz kendilerine temas aramadan evvel onlar bizimle temas aradı ve alelitlâk eskisi gibi bir Osmanlı memleketinin cüz’ü olmağı kabul ettiler.

Fakat biz onlara karşı Suriyelilere söylediğimiz noktai nazarı söylemekten başka bir şey yapmadık. Ettiğimiz kendi dahilinizde kendi kuvanızla kendi mevcudiyetinizle (müstakil bir Devlet olunuz. Biz, her) (5) şeyden evvel istiklâlimizin teminine çalışıyoruz. Ondan sonra birleşmemiz için hiç bir mani kalmaz ve Musul havalisinde Bağdatta ve sair bir çok yerlerde ….vak’a olarak bir çok hadisat zuhur edecekti ve bu gün dahi, -eşkâli zahiriyesi ne olursa olsun, bizim imhamıza çalışan düşmanlar, Suriye ve Iraktaki (vakayi muvacehesinde (6) milli faaliyetlerle bize tevcih ettikleri kuvvetleri tenkise mecbur olmuşlardı ve bu gün dahi eşkâli zahiriyesi ne olursa olsun gerek Iraklıların ve gerek Suriyelilerin bu iki mıntakadaki dindaşlarımızın kalpleri bizimle beraberdir. Eğer bundan sonra esbabına tevessül edilirse bunlardan azamî istifade etmek mümkündür.

Kafkasya üzerinde bulunduğumuz için Kafkasyadan, Rusyadan bahsedebiliriz. Malûmu Aliniz bolşeviklerin kendilerine mahsus bir takım esasları, noktai nazarları vardır. Ben şahsan bütün vuzuhile ve teferruatile bunlara vakıf değilim ve yakın zamanlara kadar bolşevikler nereye temas ederse, nereye gelirse daima kendi noktai nazarlarını kabul ettirmek azminde idiler.

Her ne olursa olsun bu noktai nazarlar, bizim milletimizin de kendine mahsus bir takım noktai nazarları vardır. Bu noktai nazarların siyasî esasatı ihtimalki maruzatımda zikrettiğim ve cümlemizce malûm olan noktaları göstermedim. Milletimizin âdâtı, muktaziyatı diniyesi ve memleketimizin icabatı vardır ki, biz her ne yaparsak kendimizi, kendi adetimizi, muktaziyatı diniyemizi nazarı dikkatte tutmak, ona göre kendimize mahsus esaslar vazetmek mecburiyetindeyiz.

İşte bu itibarla alelıtlak bizimle bolşeviklik arasındaki münasebat şayanı tetkik ve teemmül olur. Bir zamanlar oldu ki, bolşevikler noktai nazarlarını daha umumileştirdiler. Hiç bir kimsenin hiç bir milletin adat ve ahlakı hususiyelerine ve milliyet esaslarına muarız değiliz.

Yalnız istibdada karşı, emperyalistlere karşı düşmanız…

…İngilizlerle vuku bulan ilk temasımızda İngilizler milletimizin kendileri aleyhinde olduğunu ifade ettiler ve bu aleyhtarlığın izalesine çalışmamızı tavsiye ettiler. Buna mukabil verdiğimiz cevap milletimiz İngilizlere karşı aleyhtar değildi. Bilâkis milletimiz İngiliz kavmini dünyanın en büyük bir milleti, en âdil, en medenî, en insanî bir milleti telâkki eder ve ona hürmet ederdi.

Fakat mütarekeyi müteakip İngiliz kuvvetleri payitahtımıza girdiler. Yakından milletimizle temas ettikten sonra gösterdikleri tavru hareket ve bilhassa Aydın vilâyetimizin İngilizlerin nezaretile, himayesi tahtında Yunanlılara işgal ettirdiğini milletimiz anladıktan sonra İngilizler hakkındaki noktai nazarım tebdil etti. Dedik ki; milletimizin, filhakika bu gün milletimizin bu zan ve telakkisinin (Yanlış olduğu kanaatinde iseniz, bu) (2) en son kabul ettiği mahiyetiniz değilse bunu tashih etmek için bir hareket gösteriniz.

Yine millet size müteveccih olur. O zaman denildi ki size mevcudiyet verebiliriz. Yalnız İstanbulun vaziyeti çok tuhaf tesadüf etmiştir. Boğazlardan sarfınazar edemez misiniz, Adalar denizi sahilinde Yunanlılara bazı imtiyazat ve Fransızlara bâzı imtiyazat vermek sizi sarsmaz zannederiz ve diğer taraflarda bazı köntrollar yapılırsa bundan size bir zarar gelir mi?

Efendiler; bu sözleri bana sarfeden Erzurumda ve bütün Kafkasyada mümessil olan ve Londradâ hâizi salâhiyet olan Revlenson (Rawlinson/Canmehmet) namında bir kaymakamdır ve kendisile münasebatımız teakup etmiştir. Herri dost olmak istiyor; hem de bu dostluktan istihsâli (menafii yolunu takipten geri kalmak istemiyorlardı.) (3) Bittabi biz kendisine bu tasavvuratın gayri kabili icra, milletimizce gayri kabili kabul olduğunu söyledik.

Revlensonâ Payitahtımızda bulunan İngilizlerin memleketimizi ve milletimizi eyi tanımış olduklarından dolayı Ferit Paşa Hükümetinin kendilerini yanlış tanıtmak suretile iğfal suretile yanlış raporlar yazıldığını ve yanlış raporlara müsteniden yanlış kararlar verildiğini ve bütün bunları tashih edeceği emniyesile (kendisiyle teması kabul ettiğimizi ifade ettim. Revlenson) (4) Londraya gittikten sonra bunları değiştireceğiz diye söyledi ve filhakika o tarihte (İstanbul’da bulunan) (5) memurini siyasiye, İngiliz memurini ve sairesi yerlerine başkaları gelmiştir ve onu müteakip Istanbula avdet eder etmez bizimle temas istedi Pek mevsuk malûmata istinaden arzederim ki Istanbula gelir, gelmez (hainler tarafından ihata) (6) edildi.

Bizimle temas arzusu bu suretle duçar akamet oldu. Ve bir müddet sonra tekrar Trabzona, Erzuruma geldi. Bu temasta bizim noktai nazarımızı, malûm olan esasatın dahilindeki (noktai nazarımızı tekrar ettik.) (7) Bizim dermeyan ettiğimiz noktai nazar malûm olan yani devletin istiklâli ve vatanımızın muayyen olan hudut dahilinde temini tamamiyeti idi. Revlenson bunun kat’î olduğunu anladıktan sonra iki mükâleme ile geçirdi.

Yani görülüyor, ki İngilizler bize karşı dostluk temini talep ettikleri zaman bu dostluğu yalnız kendi menfaatleri ve ihtiraslarını temin için (talep etmektedirler. (8) Yoksa bizim menfaatimize ait hiç bir teşebbüsleri olmamıştır.

M. Kemal Paşa’nın 24 Nisan 1920’deki Meclis gizli oturumdaki sözlerinden ve ilgili dönemde yaşanan önemli olayların altını çizmek gerekirse;

-“Ecnebililerin en çok korktukları fevkalâde mutevahhiş (Ürkmek-korkmak Canmehmet) oldukları islâmiyet siyaseti”dir…

“Bittabi selâmet ve necat için yegâne (müracaat ettiğimiz memba)  kuvayi âlemi islâmiyet olmuştu..”

-Suriyeliler ve Iraklılar, Fransız ve İngilizlerin kendilerine olan davranışlarını gördükten sonra (evvelce Osmanlıdan ayrılma düşüncelerini değiştirmişler) bizimle tekrar birleşmek istediklerini ifade etmişler..

İngilizler, bir taraftan İstanbul Hükümeti’nı (Sultanı) baskı altıda tutarken, diğer taraftan da mutemet adamları Rawlinson aracılığı ile (19 Mayıs 1919 Takip eden dönemden itibaren/Canmehmet) 23 Nisan 1920’den öncesinden Mustafa Kemal Paşa ile görüşmeye başlamışlar. Böylece, iki tarafı da (Belki de kontrol etme amaçlı) süreci yapılandırmaktadırlar.

-Kazım Karabekir Paşa, (günlüklerindeki anlatımlarında) “Rawlinson bize Cumhuriyeti önerdi!” demiştir.

Devam edecek…

-Mustafa Kemal Paşa gizli oturumda anlatmaya devam etmektedir.

Resim; Web ortamından alınmıştır.

 

792 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*