Mustafa Kemal’in Milli Mücadele’deki dava arkadaşları neden çevresini boşalttılar (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Cumhurbaşkanı Atatürk, İngiltere Kralı’nı ülkemizi ziyaretinde  karşılayarak ve elinden tutarak kıyıya çıkarmaktadır.

Cumhurbaşkanı Atatürk, İngiltere Kralı’nı ülkemizi ziyaretinde karşılayarak ve elinden tutarak kıyıya çıkarmaktadır.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın, 24 Nisan 1920 Tarihinde Meclis’teki gizli oturumda, milletvekillerine mevcut durumla ilgili (medyada çoğu kez yer almayan) gerçekçi tespitleri aktardığı konuşmasına kalınan yerden devamla;

İlgili konuşma tarih ve kayıtları; DEVRE :1, İÇTİMA :1

T.B.M. M. Gizli Celse Zabıtları, 24 Nisan 1336 (1920)

Münderecat

1. — BEYANAT…2

1. — Mustafa Kemal Pasa Hazretlerinin ahvali dahiliye hakkında beyanatı….2:10

Cilt : 1, 2 nci in’ikat – 4 ncû celse

24 Nisan 1336 Cumartesi, DÖRDÜNCÜ CELSE, Açılma Saati :4.05

Mustafa Kemal Paşa hazretleri (Ankara) Diğer taraftan Fransızlarla da münasebat olmuştur. Bilhassa Suriyede fevkalâde mümessil bulunan Picot namında bir zat Sıvasa kadar geldi…Açık söylediği şey Suriyeyi müstemleke yapmak istiyorlardı…

Bunlar bilhassa Kilikya dahilinde bir miralay vardı ki Odeyremon. Bu İslâm düşmanı ve Ermeni hamisi bir adamdır. Tazyikten bir an bile tevekki etmedi, ve bunun neticesi olarak Maraşta ahalii islâmiyeye tecavüzatta (bulundular ve bir çok memurini)’ (3) tevkif ettiler. Ahalii islâmiye kendilerini muhafaza etti.

…Diğer taraftan asıl Kilikya cihetlerinde (ahalii islâmiye) (5) yine bu tecavüzatı mütemadiye karşısında: mukabelelere kalkıştı. Bütün bu mukabeleler Fransızların çekilmesi ile nihayet buldu ve son zamanlarda denilebilir ki Adanada, Tarsusta, Mersinde yalnız buralarda Fransız kuvveti bulunuyor. Diğer cihetlerde ahalii islâmiye bir dereceye kadar (hâkimiyeti tesis ettiler.) (6)

İtalyanlar sureti umumiyede mülayim bir vazı almışlardır. Kendilerile hiç bir vak’a hadis olmadı ve bu noktai nazarlarında da (sabit kaldılar) (7) ve bütün onların talep ettikleri şey menafii iktisadiye teminidir.

Gerek İtalyanlar, gerek Fransızlar memleketimizde azami menafii iktisadiye temin etmek için devletimizin müstakil kalmasını, diğer bir devleti ecnebiyenin tahtı esaretinde bulunmamasını temin etmek cihetini kendi menfaatleri muktaziyatından telâkki etmekte ve her ikisi de bunu bize bir çok münasebetlerle söylediler ve elyevm söylemektedirler.

…Meselâ cümlemizce malûm olan Anzavur vaziyetini hatırlıyabilirsiniz. Anzavur epiçe zamandanberi İngilizlerin parasile, silâhile, teşvikile ve bittabi Istanbulda mahiyet ve ahlaklarını arzetmeğe çalıştığım kimselerle müştereken icrayi faaliyet ediyordu. Millet tarafından bir kaçı tedip edildi ve fakat büsbütün imhakâr tedbir alınmak istenilmedi. Kendisinin cehline atfedilerek fazla bir şey yapılmayı gayri müstelzim gibi tasavvur edildi.

…Hulâsa bu günün arzuya şayan olmıyan ve müz’iç olan bu ahvali arzediyorum…Bittabi halk vaziyete vakıf değildir. Pek güzel bilirsiniz ki, Istanbulun işgalinden ihtimal haberdar değildir ve böyle bir işgal keyfiyetini işitmişse bile mazurdur. Sonra makamı saltanatın, makamı hilâfetin vaziyetini idrak edemezler.

İşte bu kadar gaflet içerisinde bulunan halkımıza her şey suhuletle serpilebilir. Maahaza pek nazik bulunduğu için her şeye karşı en büyük ehemmiyeti atfetmek ve her şeye karşı en kat’î ve ciddî tedabiri tatbik etmek lâzımdır. Çünkü Allah muhafaza etsin, bir defa inhilâl vaki olursa tekrar tevhit etmek ve harice karşı bir kuvvet ve kudret halinde arzı mevcudiyet etmek imkânı münselip olur. Vaziyet bu suretle tenevvür ettikten sonra hareket için iki şeyden birine karar vermek lâzımdır.

Birincisi; İstanbul muhitinin Ferit Paşa Kabinesinin kabul ettiği şeyi kabul etmek şerefimizi, hayatımızı, her şeyimizi bırakmak yani İngilizlere esir olmaktır. O zaman yapılacak mesele yoktur.

Yok, bu milleti millet olarak, insan olarak namus ve şerefile yaşatmak istiyorsak kabul edeceğimiz nokta ve esas, mevcut bilcümle kuvvet ve vasaitimizi icabına göre istimal ederek, bizi imhaya çalışan düşmanların düşmanca olan emellerini kırmaktır ve ben şahsen katiyen şüphe etmem ki bütün arkadaşlarımız ancak böyle hissi ulvî ile buraya gelmişler ve ifa edecekleri vazifei tarihiyenin derecei azametini ve nezaket ve ehemmiyetini bütün vuzuhile müdrik bulunuyorlar.

Merkezle anlaşmak meselesi hakkında, merkez demek, yani makam saltanat ve hilâfet olan İstanbul demektir, istanbul düşmanın resmen ve filen tahtı işgalindedir.

Bu gün İstanbul demekle Londra demek arasında hiç bir fark yoktur.

İşte Londra mahiyetinde bulunan Istanbulda maatteessüf bütün âlemi islâmın perestişkârane merbut olduğu Halifemiz ve ecdadı kiramımızın bize en kıymetli yadigârı olan padişahımız kalmış bulunuyor.

İrtibat arasak arasak bu makamı muallânın tavassutu olabilir. Bu temas ve irtibat için iki şey varidi hatır olabilir.

Birisi, meselâ bir heyet intihap edelim gönderelim. Bu heyet Londra mahiyetinde bulunan Istanbula girmek için bittabi İngilizler tarafından görülecektir. İngilizlerin malûmatı, vesikası olmadan Îstanbula girilemez ve çıkılamaz.

Bu heyet Zâti Şahaneye vasıl olur ve bir şart ile, İngiliz amali dairesinde milleti sevk ve idare etmek imkânından bahsederse, bu heyet Zâtı Şahaneye işte millet vahdetini muhafaza ediyor, istiklâliyeti katiyen feda etmez, Makamı Muallâyı saltanatın bu makasidi ulviyenin. istihsâli için çalışmasına karar vermiştir derse böyle bir vazifei mukaddesenin ifasına memur olacak heyetin yeri, böyle bir vazifei mukaddeseyi ifa edecek Makamı Saltanat değil Malta olur. Zati şahane ile hususî temas hasıl etmek dahi varidi hatırdır ve o her suretle araştırılmaktadır,

Ancak nazarı dikkati âlinizi celbederim ki halifei mukaddesimiz Efendimiz Hazretleri edayi salât için Camiye gittikleri zaman kendilerini muhafaza eden kıtaatı askeriye islâm askeri değildir. İngiliz askeridir. Bu şeraiti elimeye duçar olmuş olan Padişahımızla hususî temas dahi mümkün olamaz.

Sureti umumiyede bir şey arzedeyim : Farzedelim ki resmî ve hususî her türlü temas mümkündür. Ne anlamak istiyoruz?

Bu temastan millet; istiklâlini, tamamiyeti mülikiyesini Makamı Hilâfet ve Saltanatın müstakil ve masun olmasını vicdanî bir emel telâkki etmiştir. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız.

Halifei müsliminin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz?

Ben şahsan hiç bir şey düşünmem. Zati Şahanenin ağzından işitsem mutlaka bunun icbar ve tazyik altında olduğuna hükmederim.

O halde ne işitmek istiyoruz? Daha dün okuduğumuz sâniadan ibaret olan fetva cümlenizin malûmudur. Hürriyetine, serbestisine malik olan böyle bir Halife verdirir mi?

Cümlenin malûmu olan Hükümetin evamiri muhtacı tefsirdir. Bu kabineden evvel Harbiye Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri namus ve haysiyet ve şerefi itibarile kendisini yakından tanıyan arkadaşlarımızın tahtı tasdikında olduğu üzere şüphe ve tereddüt edilmiyecek evsafı güzideye maliktir.

Bir emirde İngilizlere hürmet edeceksiniz, İngilizlerin emrini dinliyeceksiniz, böyle hareket etmediğiniz takdirde mahvolacağız, bu tarzı hareketi hamiyeti vataniyenizden rica ederim diyor ve bazı zaif muhakemeli insanlar ihtimal ki vaziyet başka türlüdür, bu kadar muhterem bir arkadaş böyle desin.

Fakat biz böyle bir teeniye lüzum görmedik ve bunun düşman tarafından not edildiğine hükmettik.

Kaçırdığı yaveri Salih Bey buraya geldi ve aman dedi. Harbiye Nazırı süngü altındadır ve zorla imlâ ve imza ettiriyorlar, o emre ehemmiyet vermemesi lüzumunu bildirmek için beni gönderdi dedi ve bu gün o zati şerif tahlisi giriban ediyor, Geyvede bulunuyor.

Bir saat evvel kendisile kezalik Dahiliye Nazırı Hazim Bey ayni tebliği ediyor. Rüesayı memurini mülkiyeye rica ediyor. Bütün hissiyatı vataniyesine müracaat ederek aman ingilizlere bir şey yapmayınız diyor.

Beyefendiler; şimdi İstanbul muhitine nasıl emniyet edeceğiz ve Istanbulun o tazyiki elimi muvacehesinde biz dahi olsak insanız, bizim karşımıza gelen sözün düşmanlarımız tarafından işidilmiyecek ve işidildiği takdirde duçarı mehalik olmıyacağımıza emniyet ederek nasıl söyliyebiliriz?

Binaenaleyh böyle bir temastan ne faide hasıl olur? Bendeniz takdir edemiyorum. Ancak mühim anda bulunuyorum. Her türlü tedabiri ciddiyetle almak lâzımdır..”

Mustafa Kemal Paşa’nın konuşması özetlenirse;

Fransızların işgal ile ilgili iki hedefleri var; Suriye’yi sömürge yapmak, Ankara Hükümeti ile yapılacak antlaşmalarla ile ekonomik (Bakır Madenleri vb.) imtiyazlar sağlamak.

-İtalyanların işgal ile ilgili ana hedefleri, Ankara Hükümeti ile ekonomik (Kömür Madenleri vb.) imtiyazlar yapmak.

“..Anzavur epiçe zamandanberi İngilizlerin parasile, silâhile, teşvikile ve bittabi Istanbulda mahiyet ve ahlaklarını arzetmeğe çalıştığım kimselerle müştereken icrayi faaliyet ediyordu…”

– “..İstanbul düşmanın resmen ve filen tahtı işgalindedir. Bu gün İstanbul demekle Londra demek arasında hiç bir fark yoktur. İşte Londra mahiyetinde bulunan Istanbulda maatteessüf bütün âlemi islâmın perestişkârane merbut olduğu Halifemiz ve ecdadı kiramımızın bize en kıymetli yadigârı olan padişahımız kalmış bulunuyor. Birisi, meselâ bir heyet intihap edelim gönderelim. Bu heyet Londra mahiyetinde bulunan Istanbula girmek için bittabi İngilizler tarafından görülecektir. İngilizlerin malûmatı, vesikası olmadan Îstanbula girilemez ve çıkılamaz.

-“..Bu kabineden evvel Harbiye Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri namus ve haysiyet ve şerefi itibarile kendisini yakından tanıyan arkadaşlarımızın tahtı tasdikında olduğu üzere şüphe ve tereddüt edilmiyecek evsafı güzideye maliktir. Bir emirde İngilizlere hürmet edeceksiniz, İngilizlerin emrini dinliyeceksiniz, böyle hareket etmediğiniz takdirde mahvolacağız, bu tarzı hareketi hamiyeti vataniyenizden rica ederim diyor ve bazı zaif muhakemeli insanlar ihtimal ki vaziyet başka türlüdür, bu kadar muhterem bir arkadaş böyle desin. Fakat biz böyle bir teeniye lüzum görmedik ve bunun düşman tarafından not edildiğine hükmettik. Kaçırdığı yaveri Salih Bey buraya geldi ve aman dedi. Harbiye Nazırı süngü altındadır ve zorla imlâ ve imza ettiriyorlar, o emre ehemmiyet vermemesi lüzumunu bildirmek için beni gönderdi dedi..”

Devam edecek

-Mustafa Kemal Paşa’nın Sultan Vahdettin’e çektiği telgraflar ve içerikleri

 

Resim; Web ortamından alınmıştır.

Kaynak; Daha fazlası için bakınız; http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT01/gcz01001002.pdf (7, 2, 3, 4) Parantez içindeki kelimeler noksanların ikmali için ve tashihen tarafımdan eklendi. Mustafa Ünver (1. 2, 3, 4, 5, 6) Parantez içindeki kelimeler noksanların ikmali için ve tashihen tarafımdan eklendi. Mustafa Ünver.)

 

982 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*