Mustafa Kemal Paşa’nın askerlikten azli ve istifası İngilizlere karşı bir oyun mudur? (8)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

“Paşa askerlik elbisesi ile kongreyi etkiliyorsunuz, bundan böyle sivil elbise ile gelmenizi rica ediyorum.” 

 

“Paşa askerlik elbisesi ile kongreyi etkiliyorsunuz, bundan böyle sivil elbise ile gelmenizi rica ediyorum.” Giresun delegesi İbrahim Hamdi Bey’in bu uyarısına kulak vermiş olacak ki Mustafa Kemal öğleden sonraki oturuma sivil giysileriyle katılır.(1)

Mustafa Kemal Paşa, Askerlikten istifa etmesi (gerçekte önce azledilmesi) 8-9 Temmuz 1919, ‘Erzurum Kongresi’nin yapıldığı tarih 23 Temmuz 1919’dur.

Açık ifadesi ile Mustafa Kemal Paşa, azlinden ve istifasından sonra da asker elbisesini giymeye devam etmiştir.

Peki, bu çelişkiyi anlı-şanlı tarihçi ve yazarlar bilmezler mi?

Veya bilir de diğer konularda olduğu gibi görmemezlikten mi gelirler?

Eğer, tüm bildikleri veya samimiyetleri böyle ise,

Yandı gülüm keten helva!”

**

Mustafa Kemal Paşa’nın askerlik görevlerinden önce azil, sonra istifa etmesinin arka planında; Hem İşgalci İngilizleri yatıştırmak, hem de kurulacak cumhuriyet hareketine “bir politik yön vermek, demokratik bir nitelik kazandırılma düşüncesi mi vardır?

Sorusunun cevabı birkaç farklı kaynaktan verilmektedir. Umarız araştırmacılar için bir kapı açmış oluruz.

**

Erzurum kongresinde yaşananlar;

“Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi’nin yapılacağın ve Giresun’u temsilen iki kişinin gönderilmesini Topal Osman’a bildirir. Giresun’daki cemiyette, ili temsil edecek okumuş iki temsilciyi Erzurum’a göndermeye karar verir.

Bunlar Giresun’un yetiştirdiği iki aydın temsilci; Dr. Ali Naci Duyduk ile Mühendis İbrahim Hamdi Bey’dir.

Giresun delegeleri büyük bir törenle uğurlanırlar. 10 Temmuz 1919’da yapılması düşünülen Erzurum Kongresi çeşitli engellemeler sonucu 23 Temmuz 1919’da başlar.

Kongre Trabzon ve Giresun delegelerinin açtığı canlı tartışmalara tanık olur. Tartışılan ilk konu; Kongre divan başkanlığına kimin seçileceğidir.

Giresun ve Trabzon delegeleri divan yönetiminin delegelerce belirlenmesini istiyorlar, Mustafa Kemal’in önceden kararlaştırıldığı gibi başkanlığa getirilmesine karşı çıkıyorlardı.

İbrahim Hamdi Bey’in, Kongre’nin “askeri ve tepeden inme” bir izlenim yaratmasını engellemeye yönelik tutumunun bir başka yansıması da Mustafa Kemal’in Kongre sırasındaki giyimine ilişkin olur.

Mustafa Kemal, Kongre’nin ilk günkü oturumuna üniformalı ve padişah yaveri olduğunu gösteren nişanları ile katılır.

İbrahim Hamdi Bey, Mustafa Kemal’in

-“sivil ve milli bir toplulukta ve askerlik mesleğinden bütünü ile ayrılmış olmasına rağmen, padişah yaveri giysisi ile bulunmasının doğru olmayacağını söyler.

Bu düşüncelerini İbrahim Hamdi Bey şöyle ifade eder:

“Paşa askerlik elbisesi ile kongreyi etkiliyorsunuz,  bundan böyle sivil elbise ile gelmenizi rica ediyorum.

İbrahim Hamdi Bey’in bu uyarısına kulak vermiş olacak ki Mustafa Kemal öğleden sonraki oturuma sivil giysileriyle katılır. (2)

**

Mustafa Kemal askerlikten istifa etti mi?

“…Atatürk’ün 1919 Temmuz’undan 1921 Temmuz’unda TBMM tarafından Başkumandanlık yetkisiyle donatılışına kadar sivil bir lider konumunda bulunduğu genellikle gözlerden kaçan bir ayrıntıdır.

İstanbul hükümeti Mustafa Kemal’i yalnız geri çağırmakla yetinmemiş, emirlerine karşı geldiği için askerlikten de azletmişti.

(Hatta pek bilinmez ama Vahdettin, hükümetin azil kararını ‘tecviz etmemiş’ ve bir iki aylık hava değişimi teklifini özel bir telgrafla Paşa’ya bildirmişti.)

Böylece Mustafa Kemal Paşa askerlikten istifa etmekle aslında İstanbul’un kararını örtülü olarak kabul etmiş oluyordu.

Bir başka deyişle, önce görevden alınmış, sonra istifa etmiştir.

Birincisinin tarihi 8 Temmuz 1919’dur, ikincisininki 9 Temmuz 1919. Bu bir.

İkinci çarpıcı husus,

Mustafa Kemal’in askerlikten istifa etmekle birlikte 23 Temmuz’da başlayan Erzurum Kongresi’ne kadar üniformasını ‘hemen çıkarmamış’ olmasıdır.

Daha önce Erzurum ve Trabzonlu vatanseverlerce tarihi kararlaştırılmış bulunan Erzurum Kongresi’ne misafir olmuştu.

Burada kendisinden kuşkulananlar, onu kongreye kabul etmek istememiş ve üniformasını üzerinde taşıdığı için ‘İstanbul’un adamı’ muamelesi görmüştü.

Şark fatihi olarak şöhreti ufukları tutan Kâzım Karabekir ve Cevat Dursunoğlu’nun araya girip teminat vermesiyle Paşa kongreye kabul edilebilmiştir.

Ve üç…

Kongre günü M. Kemal salona omzunda apoleti, boynunda padişah yaveri kordonu ve üniformalı olarak gelince ‘Burası sivil bir platformdur. Üniformanızı çıkarmadan içeriye giremezsiniz’ uyarısıyla karşılaşmıştı.

Bu sert uyarı üzerine Mustafa Kemal bir arkadaşından ödünç aldığı sivil elbiseyle kongreye katılabilmiş ve ilk olarak ulemadan Hacı Fevzi Efendi’nin yanına oturmuştur…

…‘Paşa, üniformanı çıkart, öyle gel!’

Silah arkadaşı Mustafa Kemal’le birlikte kongrenin yapılacağı salonun kapısına kadar gelen ve oradan ayrılarak görevinin başına dönen Kazım Karabekir Paşa,

“İstiklal Harbimizin Esasları” adlı hatıralarında aynı olayı kendi açısından şöyle nakleder:

Samimane ikazlara rağmen Mustafa Kemal Paşa hazretleri mirliva üniforması ve yaver-i hazret-i şehriyari kordonunu çıkarmamışlardı.

Kongreye dahi bu kıyafetle girmişler. Ve kürsüye çıkarak nutuk irad etmek istemişler. Bu manzara kongre heyet-i umumiyesi üzerinde pek fena bir tesir yapmış. Ve Gümüşhane murahhası (delegesi) Zeki Bey kendilerine şu ihtarda bulunmuştur:

– Paşa, evvela üniforma ve kordonunu sırtından çıkar, ondan sonra kürsüye gel! Ta ki milli kuvvet askerî tahakküm şekline girmesin.

Paşa bu ihtarla üniforma ve kordonunu çıkarıyor ve ondan sonra kongre saflarına kabul ve riyasete intihap olunuyor.”

Yukarıdaki sözlerin sahibi Kadirbeyoğlu Zeki Bey ise nihayet yayınlanan hatıralarında olayı kendi ağzından anlatmış, yine orada hazır bulunan Rauf Orbay ise hatıralarında onu doğrulamıştır.

Hatta Rauf Bey’in bu sırada arkadan Zeki Bey’in kolunu çimdiklediğini ve ‘Ne yapıyorsun?’ dediğini bile biliyoruz.

Ancak bu sert sözlere Mustafa Kemal’in tepkisi beklenenden yumuşak olmuş ve Zeki Bey’e herkesin önünde hak vermiştir. (3)

Bu konuda daha fazla detaylı bilgi için bakınız: (*)

**

Mustafa Kemal Paşa Askerlikten istifa ettiği halde, Sultan Vahdettin’in yaverliğinden istifa etmemiştir.

Yazar İsmet Bozdağ’da, Tarihçi-Yazar Cemal Kutay’la birlikte Gazeteci Nuriye Akman’la yaptıkları söyleşide,

Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum Kongresine, 23 Temmuzda askerlikten istifasından sonra katıldığını ifade ederek devam eder;

-“ Atatürk o kongreye Hazreti Şehriyari kordonlarıyla gelir. İstifa etmiştir ama Hazreti Şehriyari’nin yaverliğini aklından çıkarmamıştır…” (4)

**

Politik hareketler komutan sıfatı ile yönetilmez…

“….Böyle bir politik hareketin, bir “komutan sıfatıyla” yönetilmesinin istenmeyeceğini ve imkansız olduğunu Mustafa Kemal de biliyordu.”

”Kemalizmin devrimci karakterini dışa ve içe karşı kurulan ikili cephe belirler.

Bu hareket, yalnız programı bakımından değil, ayni zamanda eylem ve örgütlenme biçimleri açısından da Jön Türkler hareketlerin çok ilerisindedir.

Mustafa Kemal’in askerlikten ayrılması bile, kurtuluş savaşının bir askeri hareket olmayıp, daha çok bir politik hareket olduğunu gösterir.

Böyle bir politik hareketin, bir “komutan sıfatıyla” yönetilmesinin istenmeyeceğini ve imkânsız olduğunu Mustafa Kemal de biliyordu…

Devrim hareketlerinin politik yön almaları, aynı zamanda demokratik bir nitelik kazanmaları demektir.

Türkiye’nin kurtarılması için gerekli olan tedbirler başarı kazanabilmeleri için kişisel olmaktan çıkmalı, milletin bütünlüğünü temsil eden bir cemiyet tarafından gerçekleştirilmeliydi. (5)

**

-“…Mersinli Cemal Paşa (**) İstanbul’da İtilaf Devletleri baskısına rağmen. Milli Mücadele hareketinin ilk safhasında Batı Anadolu’daki düzenli ordu birlikleri aracılığıyla kuva-yı milliyeyi desteklemiş; silah ve malzeme desteği sağlamıştır.

Anadolu’da başlatılan millî direniş hareketinin lideri Mustafa Kemal Paşa’ya, işgal güçlerinin tüm baskılarına rağmen itibarının iade edilmesi, kuva-yı milliyenin silah, cephane ve teçhizat bakımından desteklenmesi gibi mühim görevleri yerine getiren Ali Rıza Paşa ve kabinesi, yapılacak arşive dayalı belgesel çalışmalarla Türk Millî Mücadele Tarihi’nde haklı yerini alacaktır.

Ali Rıza Paşa hükümeti, Anadolu’daki kuva-yı milliye hareketini Damat Ferid Paşa gibi haince nitelemiyor, aksine millî hareketi meşru ve ma’kul görüyordu”. Bu yüzden kabinenin kuruluşundan hemen sonra Anadolu ile diyalog kurulması konusunda faaliyete geçildi.

Bu kabine millî hareketi meşru bir dava olarak tanımakla kalmıyor; bu hareketin liderleri ile de temasta bulunuyordu. Ali Rıza Paşa kabinesinin Dahiliye Nazırı Ebubekir Hazım (Tepeyran) Bey, sadrazamın bilgisi altında Mustafa Kemal Paşaya adamlarını yolluyor, O’na, İtilaf Devletleri’nden gizli olarak her türlü yardımı yapıyordu (6)

Öte yandan Ali Rıza Paşa, Mustafa Kemal Paşa’yı mahkûm etmesini isteyenlere karşı, “ben, bu alçaklığı yapamam!” diyordu (7)

Bir yabancı yazarın görüşüne göre, “Babıâli bu sırada iki taraflı oynuyordu. Görünürde millî hareketin karşısında, ama gizliden gizliye onun yanında idi.

Nitekim bu ince düşünce tarzı, Türk diplomasisinin esaslarından biri idi.” (8)

Yine bu dönemde Anadolu’nun silahlanması hızla sürdüğü gibi, İstanbul’daki askerî makamlar tarafından da bu açıkça destekleniyordu. Diğer taraftan bu sırada Anadolu’ya asker, silah ve para gönderiliyor; İtilaf Devletleri yüksek komiserlerinin uyarılarına, protestolarına aldırış edilmiyor, verdikleri emirler savsaklanıyordu. (9)

Sadrazam Ali Rıza Paşa bu hareketleriyle milliyetçilere yakınlık duyduğunu da göstermekte idi. Bütün bu olup bitenler karşısında aciz kalan İngiliz dışişleri bakanı Lord Curzon ise

“…İstanbul’da bizimle alay ediyorlar”

tarzında açıklamalarda bulunuyordu. İstanbul’daki İngiliz istihbaratının verdiği bilgilerden yola çıkan Amiral De Robeck, 17 Eylül 1919 tarihinde Lord Curzon’a gönderdiği raporunda,

“Mustafa Kemal hareketinin bağımsız bir cumhuriyete doğru gittiği, Harbiye Nezaretince desteklendiği ve veliaht Abdülmecit’in de bu işin içinde bulunduğunu” belirtiyordu. (10)

İngilizler bu şüphelerinde haklı idiler. Ali Rıza Paşa ve kabine üyeleri Anadolu’yu açıkça ve samimice desteklemekte idiler (11)

Devam edecek

Mustafa Kemal Paşa’nın unvanı  ne zaman ve kimler tarafından iade edilmiştir?

Resim;internet ortamından alınmıştır.

(*) Mustafa Kemal, Millî Mücadele esnasında çok az hadisede taktik icabı geri adım atmıştır. Henüz yeteri kadar tanınmadığı ve tam hâkim olamadığı Erzurum Kongresi’nde bu açığını istifa etmiş olduğu halde Padişah yaverliği kordonu ile kapatmaya çalışmış, ancak hiç ummadığı bir tepkiyle karşılaşmış ve  bir kenara yazmak kaydıyla bu tepkiye de mukabelede bulunmamıştır. Hemen herkesin yaşanmışlığını kabul ettiği bu hadiseyi aynı zamanda hadisenin tarafı olan Zeki Kadirbeyoğlu şu şekilde hikâye etmektedir.

“Camekanlı kapı açılır açılmaz bütün ihtişamı ile büyük üniformasıyla kaşıklı, püsküllü apoletleriyle irili-ufaklı umum nişanlarıyla ve Yâverân-ı Hazret-i  Şehriyârî kordonu ile arkasında da yüzbaşı Cevad ve diğer mülazım Receb Zühdü aynı büyük üniforma ile içeri girmesinler mi!.. Böyle alıştırılmış devir her ne olursa olsun ismine ne nâm verilirse verilsin, buradaki büyüklük ilmen ve irfânen değil mevkî itibariyle bu nâmı ihraz edenler alt taraflarındakine daima hakaretle bakmayı, hîn-i hacette tahta kurusu gibi onları ezmeyi ve mutlak olarak kendilerine itaat ettirmeyi isterler. Mustafa Kemal Paşa bu hareketiyle murahhaslar üzerinde yapacağı te’siri çok iyi olarak keşfetmişti. Ve nitekim öyle de çıktı. O dârât, debdebe ile kılıç şakırdılarına karşı murahhaslar hep birden ayaklanmasınlar mı? İşte o vakit taş kafamdan fırladı, ayağa kalkmayan ben ve Rauf Bey’den başka kimse kalmadığını görünce ben de yerimden fırladım. Gayet sert ve haşin bir sadâ ile: ‘Efendiler oturunuz! Paşa hemen dışarı çıkınız, daha istfanamenizin  mürekkebi kurumadan kongre üzerinde bir te’sîr icra etmek için bu kıyafetle gelmenize çok teessüf ederim. Hemen çıkınız, başka bir elbise ile gelirsiniz’ diyerek elimle de kapıyı gösterdim. . Sarı olan Mustafa Kemal o sırada yeşil bir renk aldı. Ve kongre salonunu mevtâî [ölü gibi] bir sükûn kapladı… Mustafa Kemal Paşa üç dakika süren bu sükûtu, rolünü değiştirmek suretiyle bir aktör vaziyeti aldı: ‘Efendiler, şimdi bu dakikada kanaat getirdim ki, bu memleket hiçbir vakit İstiklalini kaybetmeyecek. Bilakis parlak istikballere mazhar olacaktır. Zîrâ içimizde medenî cesaretini hiçbir kuvvetin eğemeyeceğini ben de îman ettiğim (eliyle beni göstererek) böyle şahıslar oldukça bizler yaşayacağız. Bu bizim hakkımızdır’. Bana doğru bir adım atarak elim uzattı ve sivil elbisesi olmadığı için bunlarla gelmeye mecbur olduğunu beyân-ı itizar etmesi (özür dilemesi) üzerine cevaben: ‘Paşa, paşa üzerindeki hâkî [yeşil] elbise bizim için kâfi idi. Paşalık işaretlerini kaldırınız. Avcı biçimi sivil bir elbise olur. Nitekim içimizde o kıyafette birkaç arkadaşımız da vardır, Siz ise yevmî [günlük] giyilen askerî üniformaya da kanaat etmeyerek büyük üniforma, , yâverî kordonu ve bütün nişanlarınızla buraya gelmeniz çok açık söyleyeyim ki hüsnüniyete delalet etmez. Bununla beraber burada oturamazsınız. Tâ ki sivil giymedikçe, burayı şimdi terk etmeniz icab ediyor. Aksi takdirde biz salonu terk ederiz.’ Mustafa Kemal Paşa vaziyetin başka türlü çıkar yolu olmadığını görünce hemen geriye dönerek salondan çıkmak suretiyle kongreyi terk etti. İki dakika sonra otomobilin zartazurtası işitildi (Kaynak: Kadirbeyoğlu, a.g.e., s. 58-59.  (Kaynağın alındığı eser: Jön Türklük ve Kemalizm kıskacında ittihatçılık, İsmail Küçükkılınç, Ötüken yayınları, İstanbul-Mart 2016 Sahife:310)

 

(**) Mersinli Cemal Paşa (1875 Mersin – 7 Ekim 1941) kimdir?  “Ekim 1919’da Ali Rıza Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı oldu. 20 Ekim 1919 tarihli Amasya Protokolü imzalandıktan sonra 16 Kasım’da Kuvayi Milliye’ye her türlü yardımın yapılacağını bildirdi. 20 Ocak 1920’de İtilaf Devletlerinin İsmail Cevat Paşa (Çobanlı) ile kendisinin görevden alınmasını istediği için istifa etti. 15 Mart’ta İngilizler tarafından tutuklanarak 18 Mart’ta Malta Adası’na sürgün edildi.” (Vikipedi)

(1) Cemal Şener, Topal Osman Olayı, sahife, 69

(2) a.g.e. Sahife, 69

(3) Yazının tamamı için bakınız; http://www.mustafaarmagan.com.tr/hilmi-ozkoke-tesekkurlerle-ataturk-askerlikten-nasil-ayrilmisti.html,14 Ekim 2007, Pazar

(4) http://www.nuriyeakman.net/yillikroportajlar/1995   1995 Yılı Röportajlar

(5)“Atatürk Devrimi Sosyolojisi”,  Kurt Steinhaus, Sosyo-Ekonomik Yönden Az Gelişmiş Ülkelerde Burjuva Toplumunun Gelişmesi Sorunu Üzerine Bir Araştırma”,

(6) Ebubekir Hazım Tepeyran, Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları, İstanbul 1982, s. 31-32.(http://atam.gov.tr

(7) İlhan Bardakçı, Taşnan’dan Kadıfekale’ye, İstanbul 1975. s. 58. http://atam.gov.tr)

(8) Mikusch, Aynı eser. s. 238.(http://atam.gov.tr)

(9) Bilal Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, c.l, Ankara 1975, vesika nr: 38 ; ayrıca bk. D.V.Mikusch.Gazi Mustafa Kemal,(Çev. Nermin Erendil), İstanbul 1981, s. 237 .(http://atam.gov.tr

(10) Kâmil Erdeha, Milli Mücadelede Vilayetler ve Valiler, İstanbul 1975, s. 256.Bilal Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, c.I, vesika nr: 39.(http://atam.gov.tr)

(11) Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, c.I, İstanbul 1987, s. 308-309. (http://atam.gov.tr)

Meraklıları; 6-7-8-9-10-11 ve 12 sayılı dipnotları ile konu ile yazının tamamını http://atam.gov.tr/ali-riza-pasa-hukumeti-kuva-yi-milliye-iliskileri/ Ali Rıza Paşa Hükümeti Kuva-yı Milliye İlişkileri” Dr. Zekeriya Türkmen) kaleminden okuyabilirler.

138314 Toplam Ziyaretçimiz 2313 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*