Mustafa Kemal Paşa İngiliz gazeteciye Ayasofya Camii’nin müze olmasını anlatmaktadır

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Kurtuba Camii (İspanya) dünyanın en büyük en eski camilerinden biridir. (1523'te katedral haline dönüştürülmüştür) (*)

Kurtuba Camii (İspanya) dünyanın en büyük en eski camilerinden biridir. (1523’te katedral haline dönüştürülmüştür) (*)

 

Önemli konulara şahit olan ve bizlere aktaran yazar (gazeteci) hakkında:

Yazar Grace Mary Ellison, Bahsekonu (Kuva-ı Milliye Ankarası) kitabının yayınlandığı (Ocak 1923) Tarihine kadar (yazdıklarından anlaşılan), ülkemizde yaklaşık 10 yıl zaman geçirdiği;  hem Sultan 2. Abdülhamid, hem Birinci Dünya Savaşı, hem de sonrasında ülkemizin işgali sırasında yaşananların canlı şahidi olduğudur. Mustafa Kemal Paşa ve dönemin bakanları, siyasetçileri ile çok sayıda görüşmesi vardır.

Kitap, “Milliyet Yayınları” tarafından 1973 yılında Türkçeye çevrilmiştir.

Yazılanlardan,  (Lozan’da) Lozan Antlaşması için yapılan görüşmelerde Türk Heyetine (İsmet İnönü-Rıza Nur) ile çok yakın ilişki içerisinde olduğu anlaşılmaktadır.

Kitapta ilginç bilgiler arasında:  Yazar, (Dönemin) İngiltere Başbakanı ve Papa ile de görüşmüştür. Yazarın kendi alanında  önemli biri olduğu anlaşılmaktadır.

Yazarın, Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerinde konu Türkiye’deki Hıristiyanlar ve Ayasofya’ya gelir…

-“Papa’ya beni tanıyan ve bana güvenen insanların bulunduğu Ankara’ya niçin gittiğimi, ne elde etmek umudunda olduğumu anlattım. Ben devam ederken yüzünden sonsuz bir üzüntü bulutu geçti: “Bu dehşetli kan dökümü, bu gereksiz ıstıraplar… Keşke bütün bunlar başımıza gelmeseydi” dedim.

Gerçekten onun söyleyebileceği bir şey yoktu. O şimdi Yakın Doğu’daki diplomatik rezaletin sorumluluğunu, tarihin kimin omuzları üzerine yükleyeceğini sormanın gereksizliğini biliyor. Ama hatırlayınız ki, o Mustafa Kemal’e yazmış ve ordusu ilerlerken kan dökümünü önlemesi için elinden geleni yapmasını yalvarmıştı.

Paşanın cevabı mükemmel kişiliğine çok uyan bir biçimde akıllı, sempatik ve soyluydu. Papa’ya dedim ki

-“Mustafa Kemal bana Hıristiyanlara karşı çok iyi davranacak, anlayışlı bir kişi olarak görünüyor. Nutukları oldukça demokratik, halkı için anlayış ve şefkatle dolu… Çok kıymetli madenleriyle zengin bir toprağa sahip insanların, lâyık oldukları zenginlik içinde yaşamalarını sağlamak için, onların önderi olmakta gerçek bir istek ve karar vardı sözlerinde. Elbette başka ülkelerde de böyle büyük sözler söylemiş, fakat hiçbir şey yapamamış insanlar çıkmıştır.”

Mustafa Kemal Paşa’nın kişiliğini bildiğim kadarınca anlattım. Papa’ya onun oldukça ılımlı bir insan olduğunu, kan dökümünü önlemek için bütün gücünü kullanacağını söyledim. (1)

“…Papaya hiçbir şey olmayacaktır, Sayın Peder… Yeter ki Yunanlılar olayları başlatmasın. Trakya’dan acele ve dehşet içinde, sürülürlerken, kendilerine küçük Asya’da yaptıkları katliamı hatırlatmadılar mı?”dedim. Ama Papa’nın yüzü yine de kaygılıydı, sesinde de büyük bir üzüntü vardı.

Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’ya Papa’nın barış için büyük isteğini söyledim. Paşa’ya Hıristiyanlara karşı cömert davranışının ne olacağını sordum. Ayasofya bir Hıristiyan kilisesi olduğuna göre, Hıristiyanların ruhanî lideri Papa’ya geri verilip verilmeyeceğini araştırdım.

Mustafa Kemal Paşa cevap verdi:

-“Eğer Hıristiyan kilisesinin bîr tek kolu olsaydı, Ayasofya şimdi, bizim Müslüman geleneklerimizin bir parçası olmasına rağmen, bu mümkün olabilirdi. Hıristiyan kilisesi o kadar çok bölündüğüne göre bu, imkânsızdır. O takdirde Ruslar, Yunanlılar ve Anglikanlar bizim topraklarımızda Ayasofya için birbirleriyle dövüşmeye kışkırtılacaklardır. Ve sizin barış için öğütlediğiniz iyi davranış, sonsuz bir çatışmaya yol açacaktır.

Ama yine de Hıristiyanlara dünya gözünde lâyık olan onuru vermek için, elimizden ne gelirse yapmaya çalışacağız ve Ayasofya’yı bir cami olarak korumakla, Katolik kilisesinin gerçekten haysiyetini incitiyorsak, onu, ya bir müzeye çevireceğiz. Ya da tamamen kapatacağız.

Hiç kimse bizim, bilerek, planlı Hıristiyan kilisesini incittiğimizi söyleyememelidir.” (2)

Paşa’ya Hıristiyan dinine karşı gösterdiği içten duygularından ötürü teşekkür ettim.

-“Gayet tabiî” diye karşılık verdi. “Ben, bizim bütün dinlere karşı geleneksel hoşgörürlülüğümüzü sürdürüyorum. Roma Katolikleri ve bütün Hıristiyanlar bizim ülkemizde tam bir dinî özgürlüğe sahiptirler. Cömert davranışa gelince ben ne diyebilirim? Anadolu’da istediğiniz yere gitmekte, Rumlarla ve Ermenilerle konuşmakta serbestsiniz. Şikâyeti gerektirecek bir durum varsa bunun derhal düzeltilmesine hazırız. Biz Hıristiyanların bu ülkede mutlu olmalarını istiyoruz. Onlara tam bir din özgürlüğü ve Müslümanlarla eşit haklar verdik. Daha fazla ne yapabilirdik. Eminim ki ülkemizde Yunanlıların sebep oldukları tahribat ve zulme rağmen, kısa bir zamanda, geriye bizim aramıza gelecekler ve öbür devletlerin bizim iç işlerimize karışmasından önceki büyük dostluğa döneceğiz.”

Başbakan Rauf Bey, Paşa’nın duygularını aynı biçimde yansıttı. “Papa’ya söyleyin” dedi. “Onun dindaşlarını mutlu ve rahata ermiş görmek için elimizden geleni yaptığımızdan emin olsun. Bundan daha mükemmel bir davranış olabilir mi?”

Paşa’nın tavsiye ettiği gibi her yere gittim, gördüğüm herkesi sorguya çektim. Yunanlı esirler, Türk Ordusuyle savaşlarında kendilerine yardım etmedikleri ve arkadan vurdukları için İngiltere’ye acı suçlamalarda bulunuyorlardı. Elbette, bizim askeri ataşelerimizin en aptalı bir böyle bir davranışın zalimlik derecesini görmekten uzak kalmayacaktı. (3)

Ve…

Günümüze geliyoruz…

Ayasofya için imza kampanyası başlatıldı”

Fatih Sultan Mehmet’in emaneti olan Ayasofya’nın, tekrar camiye dönüştürülüp İstanbul’un fethinin yıldönümü olan 29 Mayıs’ta ibadete açılması için sosyal medyada imza kampanyası başlatıldı.

Sosyal medya üzerinden imzalanıp Başbakanlık Makamına gönderilecek dilekçede, şu ifadeler yer alıyor:

“Ayasofya’nın özellikle camiye çevrilmesinin istenmesinin temel sebebi, Ayasofya’nın bir sembol olmasıdır. Bu açıdan tekrar mabet haline gelmesi özel bir önem arz eder.

İspanya topraklarında bulunan ve en büyük İslam mabetlerinden biri olan Kurtuba Camii, kilise olarak kullanılmaktadır. Bizim de fethin sembolü olan Ayasofya’yı cami olarak kullanma hakkımız vardır.

6 Asır İslam’a sancaktarlık etmiş bir milletin evladı olarak Ayasofya’yı cami olarak görme ve ibadete açılsın deme ve talep hakkımız vardır..”(4)

 

Resim;web ortamından alınmıştır.

(*) Kurtuba Camii dünyanın en büyük ve en eski camilerinden biridir. Abdurrahman I tarafından 785 yılında inşaasına başlanan caminin yapımı bir yılda tamamlanmıştır. İlk yapıldığındaki büyüklüğü 75 metre eninde ve 100 metre boyundaydı. Dünyadaki en fazla sütuna sahip olan mabet, Kurtuba Camii’dir.  Kurtuba Camii’nin en güzel kısmı mihrabı ve minberidir. Mihrap at nalı şeklindedir. Mihrap kemerinin dayandığı sütunlar eşsiz güzelliktedir…Bir zamanlar 100.000 kişilik cemaatin aynı anda namaz kılabileceği özellikte olduğu söyleniyor. Kurtuba Camii, III.Fernando’nun 1523’te kenti ele geçirmesiyle katedral haline dönüştürülmüş. Bununla birlikte İspanyol Kralı, camiyi tamamen yıkmayıp, ortasına bir katedral inşa etmiş.(Daha fazlası için bakınız; http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=9150

(1)“Kuva-ı Milliye Ankarası”, Sahife:247, paragraf:1)

(2)A.g.e: Sahife:248, Paragraf:1)

(3)A.g.e: Sahife:249

(4) http://www.yeniakit.com.tr/haber/ayasofya-icin-imza-kampanyasi-baslatildi-15571.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*