“Müslüman Kardeşler Cemiyeti” ve Mısır’ın isyan gerçeği. (1)

Sonraki Yazı

İtalya, 1911 Ekim’inde Trablusgarp’ı işgal eder. Aralarında Mustafa Kemal’inde olduğu subaylar İtalyanlarla savaşmak üzere hızlı bir şekilde hazırlık yapmaktadırlar. Ancak subaylar, Osmanlı ordusunun sorunları nedeniyle Afrika’ya kendi olanaklarıyla gitmektedirler. Enver derhal gitmiş, Paris’te askeri ataşe Fethi de, Marsilya’dan bindiği balıkçı teknesiyle Tunus’ta karaya çıkmıştır. Mustafa Kemal iki arkadaşıyla birlikte kara yolunu seçer. Demiryolu olan yerlerde trene binip yolun kalan büyük bölümünü ise at sırtında ya da arabayla aşarak, Küçük Asya’dan aşağıya, Suriye ve Filistin’e giderler. Ancak İskenderiye’ye vardıklarında İngilizlerin Mısır’ı tarafsız yer ilan edip, sınırı kapattıklarını görürler…

“Mustafa Kemal bir Arap kılığına girerek batıya işleyen hafif raylı demiryolundaki bir trene bindi. Yalnızca birkaç kelime dışında Arapça bilmediği gibi, açık renk saçları ve mavi gözleriyle Arap’a benzemiyordu da. Sınır karakolundaki subay bir Mısırlıydı. İskenderiye’deki İngiliz kumandanından Mustafa Kemal’in eşkâlini ve onun tutuklanıp kendisine gönderilmesine ilişkin bir emir almıştı.

Mısırlı, subay, bir Müslüman’dı ve tüm Hıristiyanlardan olduğu gibi İngiliz ve İtalyanlardan da (hiç ayrım yapmaksızın) nefret ediyordu. Tüm yakınlığı ve sevgisi Türklerden yanaydı.

Gene de aldığı emirleri gözden uzak tutması mümkün değildi. Mustafa Kemal’in bir Türk olduğundan emin olunca, mavi gözlü bir başka yolcuyu tutuklayarak, Mustafa Kemal’i dualarla uğurladı. (*)

(*) Bu Mısırlı zabitle geçen olayı Kılıç Ali (Atatürk’ün Hususiyetleri, İstanbul, 1955) şöyle aktarıyor:

-“Hududa yakın ve demiryolunun sonu olan Ahar Terkip istasyonuna yaklaştıkları sırada kontrol memuru Mısırlı zabit bunları tevkif etmek istemiş.

Mustafa Kemal Bey, zabitin hissiyatı diniyesini kışkırtacak sözlerle işi açıklamaya mecbur olmuş. Zabiti ikna etmiş. Fakat Mısırlı zabit gene de: “Oraya bir an evvel gitmesi lazım gelenler gitsin. Fakat vaziyetiniz o kadar nazarı dikkat celbetti hiç olmazsa içinizden oraya gitmesine beis olmayanlardan birkaçını bize teslim ediniz, ” diye işi pazarlık mevzuuna sokmuş.

Bu görüşmeler neticesinde çarnaçar kafileye katılan Bingazili topçu zabiti ile tüfekçi ustasının ve bir de Kahire’den kendilerine yol göstermek için terfik edilen kılavuzu teslime mecbur olmuşlar. Fakat Mustafa Kemal bunları ne yapıp yapıp kendilerine iltihak ettirilmelerini Mısırlı zabitten rica etmiş, Mısırlı zabit de:

“Müsterih olun kendi atım ile onları da mücahedenize yetiştireceğim, ” cevabını vermiş.

Hakikatten de bir müddet sonra arkadaşlarını tekrar serbest bırakıp kafileye kavuşturmuş.” (Atatürk’ün Hususiyetleri, s.34)

Osmanlı yenilmiş ama henüz pes etmemişti ve ay-yıldızlı bayraklar Osmanlı’ya duyulan muhabbet ile Mısır’ın özgürlük taleplerini birleştirmişti.

Zaten Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı tayyareleri Kahire’deki İngiliz hedeflerini her vurduklarında Mısırlılar tezahürat yapıyorlardı.

Osmanlı’ya karşı savaşa gitmek istemeyen Mısırlı yedek askerler Abidin Meydanı’nda toplanarak İngiltere’yi protesto etmişlerdi.

Bu olay sırasında da İngiliz askerleri Abidin Meydanı’ndaki kalabalığın üzerine ateş açmışlardı.

Birinci Dünya Savaşı’nın son bulmasının ardından İngilizlerin Mısır’a bağımsızlık vereceğine inananlar vardı…

Bazı Mısırlı aydınlar ve siyasetçiler 1919 yılının Mart ayı başlarında Londra’ya giderek İngiliz hükümetine taleplerini iletmek istemişlerdi.

İngiliz kuvvetleri komutanı General Jimmy Watson, kukla kral 1. Fuad’ın otoritesini sarsmaya yönelik saydığı bu girişimi engellemişti.

Ardından da bu girişimin (WAFD) önderleri olan İsmail Sıtkı, Sa’d Zağlul, Muhammed Mahmud ve Hamad Basil paşaları tutuklayarak, savaş esiri Osmanlı subaylarının sürgün edildiği Malta’ya göndermişlerdi.

Sözkonusu isimler Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul ile irtibatlıydılar. Hamad Basil, Mısır İslam İhtilal Komitesi’nde yer almıştı. Hepsi de Mısır’ın meşhur simaları arasındaydılar.

Yüzlerce mısırlı öldü

Tutuklamalar duyulur duyulmaz başta Kahire olmak üzere Mısır’ın her yerinde halk ayaklanmaları baş göstermişti.

Bağımsızlık isteyen Mısırlıların üzerine İngiliz askerlerinin ateş açması sonucunda Kahire’de, Tanta’da, İskenderiye’de onlarca kişi hayatını kaybetmişti.

Halk daha da öfkelenerek demiryollarını, istasyonları tahrip etti, telefon ve telgraf direklerini ateşe vermişti.

Olaylarda hayatını kaybedenlerin cenazeleri büyük kalabalıklar tarafından toprağa verilmişti.

Öyle ki bu cenaze törenleri 1908’de vefat eden, Osmanlıcı ve bağımsızlıkçı Hizbü’l-Vatani’nin ilk lideri Mustafa Kamil’in cenaze törenini bile geride bırakmıştı. Grevler, boykotlar da hızla yayılmıştı.

Böyle bir hareket hesapta yoktu

1919 Devrimi’nde büyük rol oynayan partilerden Hizbü’l-Vatani’nin lideri Mustafa Ferid hatıralarında halk ayaklanmasını şöyle anlatır:

-“Böyle bir hareket hesapta hiç yoktu. Mısırlıların gösterdikleri dayanışma ve ittifak da hiç kimsenin hayal edebildiği bir şey değildi. Özellikle kadınların mitinglere katılmaları, Kıpti’lerin papazlarının Ezher’de Müslüman ulemayı ziyaret edecek derecede Müslümanlarla anlaşmaları, Şeyh Muhammed Bahit’in de bizzat Kıpti Patriği’ni ziyaret etmesi, halkın bu kaynaşma münasebetiyle Hilal önündeki yıldız yerine Haç koydukları yeni bayraklar yapmaları gerçekten de beklenen hadiseler değildi.”

Halk devriminden üç yıl sonra Mısır manda yönetiminden kurtularak, İngiliz himayesinde yarı bağımsız bir devlet oldu. Mısır’ın başında İngiliz kuklası bir kral ve bir de parlamento vardı. Mısırlılar tam bağımsızlık elde edene kadar mücadeleye devam etti…

Hasan el Benna 1919 Devrimi’ne katılmıştı..

1919’da Mısır’ın İngilizlerden bağımsızlığını kazanması için başlatılan halk devriminde yer alanlardan biri de “Müslüman Kardeşler” hareketinin kurucusu Şeyh Hasan el-Benna’ydı.

Sadece Kahire değil, Mısır’ın her yerinde halk ayaktaydı ve Hasan el-Benna 13 yaşında bir ortaokul öğrencisiyken “Mahmudiye” kasabasındaki protesto gösterilerine katılmıştı.

Şehid El-Benna hatıralarında bu mitinglerde duyduğu şu mısraları hiçbir zaman unutamamıştır:

“Vatan sevgisi imandandır

Allah bize sesleniyor

Bağımsızlık bizi birleştirmese de

Firdevs’de karşılaşırız elbet.”

Halk devrimi bir günde başlayıp bitmemişti, boykotlar, mitingler, grevler aylarca devam etmişti.

Hasan el Benna da diğer arkadaşları gibi eylemlerin içerisindeydi.

Bir gün hocası Muhammed Halef Nur gözyaşları içinde sınıfa girmişti.

Öğrencilerinin “neden ağlıyorsunuz Hocam” sorusuna, “Muhammed Ferid Bey öldü çocuklar, ona ağlıyorum” cevabı vermişti.

Muhammed Ferid, 1919 Devrimi’ni besleyen kaynaklardan Hizbü’l-Vatani’nin sürgünde yaşayan lideriydi ve Berlin’de vefat etmişti.

Halef Hoca, Hasan el-Benna ve arkadaşlarına Muhammed Ferid’i ve mücadelesini anlatmıştı.

Hasan el-Benna hocasının konuşmasından sonra bir şiir kaleme almış ve şöyle seslenmişti Ferid’e:

“Ey Ferid, rahat uyu, inançla yat

Ey Ferid, vatan için bir tasan olmasın

Ey Ferid, bütün vatan sana feda olsun.”

“Hizbü’l-Vatani”nin lideri Muhammed Ferid Bey de Mısır’ın hürriyeti ile Osmanlı’nın birliğini bir tutan anlayışa sahipti.

Mısır özgürlüğüne kavuşacaksa bu ancak Osmanlı’nın ayakta kalmasıyla mümkündü.

Bu yüzden İngiliz politikalarına karşı Mısır halkını Osmanlı Hilafeti etrafında toparlanmaya davet etmişlerdi.

Arapların ünlü şairi Ahmet Şevki, “ve Mısır’ın sana ihtiyacı var” mısrasıyla halkın hissiyatına tercüman olmuştu.

Mısırlı milliyetçiler Mısır’ın bağımsızlığı ile Osmanlı hilafetinin bütünlüğünü formüle etmeyi başarmışlardı.

“Osmanlı Birliği”nin ve “İslam İttihadı”nın meşhur savunucularından Şeyh Abdülaziz Çaviş ve Abdülhamid Said de Hizbü’l-Vatani’nin yöneticileri arasındaydılar.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’daki “Harbiye Nezareti” bünyesindeki, Tunuslu muhacir liderlerden Ali Başhamba Bey’in başkanlığını üstlendiği “Şark İşleri Dairesi”yle irtibatlı çalışıyorlardı.

Parti’nin her türlü faaliyeti ve yayın organları da keza bu daire tarafından finanse ediliyordu.

Şeyh Çaviş ve Said ayrıca Mısır politikasında Sadrazam Said Halim Paşa ile birlikte hareket ediyorlardı.

Aralarında Çaviş, Said ile sonradan “Ezher Büyük Şeyhi” olan Muhammed Hıdır Hüseyin’in de yer aldığı Mısırlı ve Tunuslu muhacir liderler, Osmanlı’nın savaşı kaybetmesi üzerine İngilizlerin eline düşmemek için İstanbul’dan da hicret etmişlerdi.

Abdülhamid Said’in de Hasan el Benna’nın yetişmesinde büyük payı vardı. 1919 Devrimi’nden üç yıl sonra Mısır kağıt üstünde de olsa özgürlüğüne kavuşmuştu. Sürgünden dönen Abdulhamid Said, yeni kurulan “Müslüman Gençler Derneği”nin başına geçirilmişti.

Hasan el-Benna hemen Abdulhamid Said’e mektup yazarak cemiyete üye olduğunu ve aidatlarını ödemeye özen gösterdiğini yazmıştı. Hatıralarında cemiyeti hayırla yadeden el-Benna, ilk konferanslarını da bu cemiyetin çatısı altında vermeye başlamıştı.

1928’de “Müslüman Kardeşler Cemiyeti”nin temelini atan el-Benna 1949’da bir suikast sonucunda şehit düşene kadar hareketin umumi mürşidiydi. (1)

Ve Müslüman Kardeşler Cemiyeti”nin temelini atan Hasan el-Benna’nın hayat hikayesi,

“Sömürgeciler lüks konutlarda otururken, işçiler izbe evlerde yaşıyor, yabancıların oturduğu sokaklarda tabelalar yabancı dilde yazılıyordu. Şirketin yabancı çalışanları Mısırlıları aşağılıyor, şehri neredeyse onlar yönetiyordu.”

Gördükleri, el-Benna’yı, Müslüman halkın adeta kanını emen, onu aşağılayan, kültürünü, dinini, ahlakını dejenere eden sömürgecileri ülkeden uzaklaştırmak için yollar aramaya sevk etmişti.

El-Benna ve altı arkadaşının 1928 yılının mart ayında kurduğu örgüt, bir süre İsmailiye’de “Sarhoşluk Veren Maddeleri Men Etme Cemiyeti” gibi cemiyetlerle gençler arasında faaliyet gösterdikten sonra Ekim 1932’de Kahire’ye taşındı ve Kahire Üniversitesi’nin saygın öğretim üyelerinden Şeyh Tantavi Cevheri aracılığıyla üniversite öğrencileri arasında örgütlenmeye başladı… (2)

Müslüman Kardeşler Cemiyeti”nin temelini atan Hasan el-Benna’nın hayat hikayesi ile devam edecek…

(*) “Bozkurt”, H. C. Armstrong

(1) Abdullah Muradoğlu, Yenişafak, 06 Şubat 2011 Pazar

(2) Ayşe Hür, 06.02.2011, Taraf gazetesi.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*