Museviler Hristiyan Avrupa’nın tuzağına nasıl düştüler, İsrail Ortadoğu’da kalıcı olabilecek mi?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

İNSAN

 

Yahudiler (Museviler) diğer milletlerden daha akıllı değildir. “Akıllı” görünümlerinin arkasında, onları diğerlerinden farklı kılan etkenlerin başında: yurtlarından çeşitli nedenlerle sürülmeleri, çeşitli baskılar karşısında dünyanın farklı ülkelerine dağılmaları vardır.

Yahudiler, dünyanın farklı bölgelerine erkenden dağılarak, hem ticareti, hem de değişik ülkelerin imkân ve kaynaklarını öğrenmiş, tanımışlardır.

Yahudiler için kullanılan, “Akıllı” ifadesinin gerçekle bir ilgisi bulunmamaktadır. Hatta Yahudiler: Anlayışları kıt, akıl fukarası bir kavimdirNeden?

Akıllı insanlar kendilerini kullandırmazlar.

Aşağıda verilecek örneklerde görüleceği üzere Yahudilerin, kendilerine asırlar boyu işkence eden Batılıların çıkarlarına nasıl hizmet ettikleri ve kendilerini nasıl kullandırdıkları görülecektir.

Yahudiler, “Kullanılmaya uygun milletlerdendir.” İfadesi, çok fazla bir haksızlık içermeyecektir.

Örnek 1: 1798’da İşgal için gittiği Mısır’da, İngilizlerin tüm gemilerini batırmaları karşısında zor durumda kalan Fransızlar (Komutanları Napolyon) Filistin topraklarında (Bilinen) ilk “Yahudi Devleti’ni, Yahudilerin yapacakları yardımlar kaşılığında onlara öneren ülkedir. (1)

Örnek 2: Fransa, İsrail’e:  Hem kendisini Araplara karşı korumak, hem de bölgede batılıların çıkarlarının bekçiliği için) kurdurdukları, kurdukları devleti güvence altına almak adına, 1952 Yılında “bir Nükleer reaktör kurar. İsrail’in,1980’li yıllarda nükleer silahlara sahip olduğu da iddialar arasındadır.

Örnek 3: Çok merak edilen bir konu daha vardır: İsrail mi ABD’nin çıkarlarına hizmet etmektedir,  ABD mi İsrail’in? Bunun cevabını, NATO eski Genel Sekreteri Joseph Luns vermektedir.

“İsrail, modern çağımızın en az masraflı paralı askeri olmuştur” (2)

Örnek 4: İsrail Devletinin kuruluşu:

“…1948 de,  Ataları oradan 1000 yıl önce, 1500 yıl önce gitmişler ve bir daha da oraya dönmemişler. Orada çok az nüfus, sıfıra yakın nüfus üzerine, orada bir devlet kurmak zorunda kalmışlar. Şimdi böyle pratik olarak baktığınız zaman zaten kuruluşu diğer ülkelerin kuruluşuna benzemeyen bir ülke, bir de öyle bir ülke,  öyle bir halk ki,  dört tarafı düşmanlarla çevrili yere geldi, sadece bir tarafı denize açtı. Öyle bir planla yaptılar.  Ve orada kendisine bir yurt kurdu. Yani bile bile lades dedi. Oraya  Arapların ortasına bir devlet kurdu. Şimdi İsrail,hiçbir ülkenin,devletin olmadığı kadar güvenlik riski yaşayan bir ülke. Onun için İsrail 1948 den bu taraf mesaisini, parasının en önemli kısmını, büyük bir kısmını güvenliğe harcamaya başladı. Bunu yaparken de kendisini batılı ülkelere dayıyor ve batılı ülkelerden güvenlik garantisi arıyor. Başta abd olmak üzere. (3)

Bu görüşü biraz açarsak:

a)Yahudiler bir devlet kurmayı düşüdüklerinde, bu iş için altyapı, hazırlık ve (askeri) imkânları bulunmamaktadır.

b)Yahudiler, Batılıların kendi çıkarları için kurdurdukları İsrail Devleti’nin, O bölgede Hristiyan Batı’nın askeri, teknolojik, mali destekleri olmadan yaşaması sıfır ihtimaldir.

c)Hristiyan Batı, Yahudilere (Musevilere) asırlardır, işkence etmekte ve onları dışlamaktadır.

d)Yahudiler, kendilerine kurulan ve kurucularına mutlak bir bağımlılık gerektiren devletin yaşaması için Hristiyan Avrupalılara “ama”sız muhtaçtır.

“..Bu haliyle İsrail devleti dünyanın geçici efendilerinin, yani Batı tipi büyümenin temel taşı olan Ortadoğu petrollerini sahiplenme gayesi güden Amerika Birleşik Devletleri’nin batmayan nükleer uçak gemisi konumundadır. (Bu “büyüme” modeli, IMF’nin aracılığıyla Üçüncü Dünya ülkelerine her iki günde bir Hiroşima zayiatına denk bir pahaya mal olmaktadır).

Kendisine ait olmayan bir ülkeyi Siyonistlere teslim ederken

-“Kullanılan sistem pek önemli değil, yeter ki biz Ortadoğu’nun petrollerini elimizde tutalım. Asıl önemli olan bu petrolün ulaşîlabilir olarak kalmasıdır (Kimhe John, Filistin ve îsrail, Ed. Albin Michel, 1973, s. 27) şeklinde demeç veren Lord Balfour’dan,

-“Çok iyi anlamak lâzımdır ki Suudi Arabistan petrolü dünyanın en güçlü iş bitirici araçlarından birini oluşturur.” (aynı eser, s. 240) diyen Amerikan Dışişleri Bakanı Cordell Hull’a kadar, aynı politika İsrail’in Siyonist yöneticilerine aynı görevi yüklemektedir.”(4)

Başlangıcından bugüne kadar, bölge insanlarının, “fırsat maliyetleri” de dahil bu işteki kayıpları, yaklaşık 10-12 Trilyon dolardır.

Tekrar edersek, on, on iki trilyon dolar.

Bir başka ifadesi ile: Yahudiler ve Arapların bu maddi kaybı, o topraklarda Yahudilere bir devlet kuran batılı emperyalistlerin kasasına “maddi kazanç” olarak girmiş olmasıdır.

Yaklaşık 900 Yıl evvel Haçlılar Ortadoğu’yu soymaya geldiklerinde Müslümanlar ve Yahudiler/Museviler Haçlılara birlikte karşı koymuşlardır.

Anlaşılan, Yahudilerin Atalarının, çocuklarından daha basiretli olduklarıdır.

Yahudiler İspanya’dan kovulduklarında onlara kucak açan Müslümanlar, Osmanlılar değil midir?

Bunu bize Osmanlı vatandaşı bir Musevi anlatmaktadır.

 “..4 Mart 1924  (Halife Abdülmecit sürgüne gönderilmektedir.)

“Yol hazırlıkları ancak sabaha karşı tamamlanabildi. Halife Hazretleri’yle oğlu Şehzade Ömer Faruk, kızı Dürrüşehvâr Sultan ve Kadınefendiler, verilen haber üzerine, alt kata indiler. Binek taşında bekleyen ve elini öpen Eşime Efendimiz:

-“Sizi de birlikte götüremediğimize esef ederim Kızım; ileride imkân bulunursa ayrıca çağırtırım.”

Dedi; kendisini son defa selâmlayan yaverini kucakladı arabasına binmeden önce de ellerini açarak milletimizin ve memleketimizin selameti için duâ etti.

Efendimizin maiyetinde Mabeyinci Hüseyin Nakib Turhan Beyle, hususî tabibi Doktor Selâhattin Bey de bulunuyordu. Aile otomobillerinin önünden ve ardından giden arabalar uzun bir kafile teşkil ediyordu. Edirnekapısı’na vardığımız sıralarda gün ağarmaya başlamıştı.

Çekmecelerden sonraki yolculuk epey zahmetli oldu… Arada iki üç kere de mola vererek nihayet öğleden sonra Çatalca Demiryolu İstasyonu’na varabildik.

Rumeli Demiryolları Şirketi’nin oradaki âmiri meğer bir Musevi vatandaşımızmış. Efendimizin ve ailesi âzâsının dinlenmelerine elverişli başka bir yer bulunmadığı için üst kattaki dâiresini böyle habersiz gelen yüksek misafirlerinin istirahatine tahsis etti, çoluk çocuğuyla da îzaz ve ikrama yardımlarına Efendimiz tarafından takdirle teşekkür ettiğimiz zaman da:

Osmanlı Hanedanı, Türkiye Musevilerinin velinimetidir. Atalarımız ispanya’dan sürüldükleri, kendilerini koruyacak bir ülke aradıkları zaman onları yok olmaktan kurtardılar, devletlerinin gölgesinde tekrar can, Irz ve mâl emniyetine din ve dil hürriyetine kavuşturdular. Onlara, bu kara günlerinde, elimizden gelebildiği kadar hizmet etmek bizim vicdan borcumuzdur.”

Dedi ve gözlerimizi yaşarttı. (5)

Akıllı insanlar kendilerini kullandırmazlar.

Akıllı insanlar yaşadıklarından bir ders çıkarırlar.

Akıllı insanlar aynı çukura birkaç kez düşmezler.

Sonsöz:

İnsanların hırsı ve tamahı, mesut olmamalarının tek sebebidir. Fenelon

 

www.canmehmet.com

Resim: http://www.amtb-shizihou.org/html/article/3127.html

(1) Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız; http://www.canmehmet.com/anglosaksonlar-mukemmel-bir-zamanlama-ile-yahudilere-devletlerini-kurarlar-3.html

(2) Kaynaklar için bakınız; http://www.canmehmet.com/israil-ve-kurdistan-pkk-dosyasi-israil-en-az-masrafli-parali-asker-peki-pkk-1.html

(3)16 Haziran 2016 gündem programı saat: 0826 (Konuşmacı; Prof. Haydar Çakmak, Yeniçağ gazetesi

(4) Daha fazlası için:  http://www.canmehmet.com/amerika-israili-parali-askeri-oldugu-icin-mi-koruyor-2.html

(5) “SON HALİFE ABDÜLMECİD” O. GAZİ AŞİROGLU, Ocak 2011, İstanbul. Sahife: 123)

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*