Muktedirlerin tarihinde sorular değil ezberler vardır. Cevabını bilmeyen doğru soru soramaz (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

İnönü Vakfı web sitesine Lozan görüşmeleri konusunda makale yazan Prof. Arıkan: “Türkiye Lozan’da “bütün devletlere ve bütün tarihe karşı savaşacaktı.Türkler, Lozan’da bütün Osmanlı tarihinin hesabını vermek gibi ağır bir görevle karşı karşıya bulunacaklardı…” Dediği, önceki bölümlerden hatırlanacaktır. (1)

Bu noktada konunun açılması ve anlaşılması adına İngiliz istihbaratçı H. C. Armstrong’un, 1932 yılında Mustafa Kemal Paşa ile ilgili yazdığı (uzun süre yasaklanan) ve Mustafa Kemal Paşa’nın da sağlığında okuduğu, cevaplandırdığı ünlü “BOZKURT” kitabından bir alıntıya yer veriyoruz.

“…Babam ve ben” dedi Rauf (Orbay), “Padişah’ın ekmeğini yedik. Şu anda Padişah tahtında oturan vatan haininden, Vahdettin’den söz etmiyorum elbette. O gitmelidir ve yerini yeni Padişah almalıdır. Fakat benim gibi her gerçek Türk, halife Padişah’a bağlıdır. Biz, hükümdara arka çıkmalıyız. Bundan başka, devlet içinde hiçbir uyruğun göz dikemeyeceği kadar yüksek ve ulu bir makamın bulunması da zorunludur. O dakikada, bütün Türk halkının duygularını İfade ediyordu. Refet (Bele)  bu görüşe katıldı.

…Mustafa Kemal, işleri biraz ağırdan alması gerektiğini fark etmişti. Muhalefet, beklediğinden de güçlüydü. Ya fırsatı yakalamak için beklemeli ya da bu fırsatı kendisi yaratmalıydı. Bunun için beklerken, olaylar, tam da onun istediği doğrultuda gelişti.

Refet’in evindeki toplantıdan bir hafta sonra İngilizler, Padişah’ı barış şartlarını tartışmak üzere Lozan’a bir heyet göndermeye ve aynı çağrıyı Ankara’daki Meclis’e de iletmeye çağırdılar. Bu, çok düşüncesizce yapılmış bir hataydı.

…Çağrı gelir gelmez büyük bir öfke çığlığı yükseldi. İstanbul’da Padişah’ın adamları dövüldü. Padişah’ı desteklemiş olan gazeteci Ali Kemal, müttefik polis gücünün gözleri önünde güpegündüz kentin belli başlı kulüplerinin birinden sürüklenerek çıkarıldı, İzmit’e götürüldü ve taşlanarak öldürüldü. Padişah’ın hizmetlileri, nazırları, hatta sadrazamı sokağa adım atmaktan çekinir oldular.

…Mustafa Kemal, zamanın geldiğini, hemen harekete geçmesi gerektiğini, aksi takdirde hiçbir zaman başaramayacağını anladı. Mebusları Vahdettin’i yurtdışına sürmeye, hatta belki Saltanat’ı kaldırmaya ikna edebileceğini gördü. Hilafete saldırma riskini göze almayacaktı:

…Bütün mebusların öfkeli çığlıklar atarak tartıştıkları bir sırada, Meclis’teki hengâmenin ortasında Mustafa Kemal içeri girdi ve Meclis’ten kendisini dinlemesini İstedi; Saltanat’la Hilafet’in birbirinden ayrılmasını ve saltanatın ilga edilerek Vahdettin’in yurtdışına sürülmesini teklif etti.

Bütün öfkesine rağmen Meclis son derece hayati bir karara doğru sürüklendiğini anladı. Mebusların heyecanı bir anda söndü, teklifi tartışmaya başladılar.

…Komisyon teklifin karşısındaydı. Bir üyesi bile teklifin lehine konuşmamıştı. Kaybedecekti.

Ansızın bütün kontrolünü kaybetti….bir masanın üzerine sıçradı ve toplantıyı durdurdu.

-”Efendiler, Osmanlı Sultanı egemenliği halktan zorla almıştır, ” dedi “ve halk şimdi zorda onu geriye alıyor. Saltanat Hilafet’ten ayrılmalı ve kaldırılmalıdır. Bu görüşe katılır ya da katılmazsınız, bu sizin bileceğiniz iş. Ama ne olursa olsun bu gerçekleşecektir, bu arada bazılarının kafaları kesilse dahi.”

Diktatör emirlerini vermişti. Saygıdeğer başkan ayağa kalktı ve konuştu:

-“Efendiler, ” dedi, “Gazi bize meseleyi bizim ele aldığımızdan çok farklı bir bakış açısından izah etti.”

Mebuslar tehlikeden kurtulmak için aceleden birbirlerini ite kaka Meclis’e bu önerinin yasalaştırılmasını tavsiye etmeye koştular; Saltanat kesinlikle Hilafet’ten ayrılmalıydı; Saltanat’ın kesinlikle ilga edilmesi ve Vahdettin’in ülkeden çıkarılması şarttı. Uzun giysilerinin eteklerini kavuşturarak, bu zincirsiz bozkurt üzerlerine atlamadan önce savuşabilmek için kaçıştılar.

Meclis, tasarıyı görüşmek için hemen oturuma geçti. Tartışmaya başladılar. Mustafa Kemal, Meclis’in genel havasının kendisine karşı olduğunu anlamıştı. Bir an evvel oylamaya geçilmesini sağlamalıydı. Her ne pahasına olursa olsun kazanması şarttı. Kişisel taraftarlarını toplantı salonunun bir tarafına topladı ve derhal açık oylamaya geçilmesini istedi.

Kimi mebuslar tasarının ad okunarak oylanmasını talep etti. Mustafa Kemal buna karşı çıktı. Taraftarları silahlıydı; içlerinden bazıları her şeyi yapabilecek karakterdeydi; emir alırlarsa silahlarını hiç duraksamadan kullanacakları kesindi.

Meclis’in oybirliğiyle kabul edeceğinden eminim” dedi. Sesinden bir tür tehdit seziliyordu ve taraftarları da ellerini bellerine atmışlardı.

-“Ellerin kaldırılması yeterlidir.” Başkan bir gözü Mustafa Kemal’de, tasarıyı oylamaya koydu. Birkaç el yükseldi. “Oybirliğiyle kabul edildi” dedi Başkan.

Bir düzine kadar mebus protesto etmek için sıraların üstüne fırladılar.

-“Bu doğru değil, ben karşıyım!” Diğerleriyse, “Otur yerine! Kes sesini! Domuz!” diye bağırıp ıslık çaldılar, birbirlerine sövüp saydılar.

Tam bir velvele çıkmıştı. Mustafa Kemal’den gelen işaret üzerine. Başkan Bütün bu gürültüyü bastırmak için bağırarak karanı tekrar etti.

-“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oybirliğiyle aldığı karar sonucu, Saltanat ilga edilmiştir” diyerek oturumu kapattı. Mustafa Kemal, taraftarlarıyla çevrilmiş olarak Meclis’ten ayrıldı.

….Bunun arkası çabucak geldi. Beş gün sonra Refet, Harrrington’ın burnunun dibinde yapılan bir darbe ile İstanbul’un denetimini ele geçirdi ve Padişah hükümetini feshetti.

…Padişah birkaç gün dayandı. Sonra Harrington’a bir haberci gönderdi. Bu adam, Vahdettin’in maiyetinden hâlâ güven duyduğu tek kişi olan Saray orkestrasının şefiydi.

…Şef, yaşlı ve sarsak biriydi, İngiliz ordusu karargâhına büyük bir gizlilik içinde gelmişti. Vahdettin herhangi bir yazılı belge vermeyi reddettiğinden hiçbir şey yoktu ve Başkumandan’dan başka hiç kimseyle görüşmeyeceğini söylüyordu.

…İskelelerden birinden bir motor son hızla yola çıktı. Bir İngiliz savaş gemisinde, İngiliz Filosu Başkumandanı olan Amiral, Padişah’ı hükümdara yaraşır bir törenle karşıladı…

Bir saat sonra Vahdettin bir İngiliz savaş gemisinin içinde, iradesiz, gevşek ve dehşete kapılmış yaşlı bir adamın sonuna ulaşmak üzere, Türkiye’den uzaklaşmış bulunuyordu.

Onun ki elinde hiçbir dünyevi güç ya da makam bırakılmamıştı…. (2)

Bu noktada bir not daha ilave edilmelidir. Önemli olduğu için önce yazar ve eserinin adını verelim:

İsim: “KUVA-I MİLLÎYE ANKARASl

Yazar: Grace M. ELLISON  (İngiliz Bayan gazeteci)

İngilizce yayım tarihi: Lozan-Ocak, 1923

KUVA-l MİLLİYE ANKARASI” yazarı, Grace M. ELLİSON, Cumhuriyet Türkiye’sini ilk ziyaret eden ve bu arada başta Atatürk olmak üzere bütün devlet büyükleriyle tanışıp röportaj yapan bir İngiliz kadın yazardır…”

Kitap, MİLLİYET YAYIN LTD. ŞTİ. YAYINLARI tarafından, Ocak 1973 Tarihinde Türkçeye tercüme edilerek yayınlanmıştır.

Yazar M. Kemal Paşaya Soruyor: “Türkiye’yle Büyük Britanya arasında samimi bir anlaşmaya varılacağına inanıyor musunuz?”

M. Kemal Paşa Cevaplıyor : “Bizim eski geleneksel dostluğumuzun geriye geleceğinden şüpheli değil, eminim. Olmaması için bir neden yok. Lehinde de pek çok sebepler var. Bizim özgürlüğümüz uğruna şeref ve namus dışında istediğimiz bir şey yok. Biz Sultanı, daha çok özgürlük temini uğrunda uzaklaştırdık(Sahife:172, paragraf:2)

Mustafa Kemal Paşa ne demektedir?

“Biz Sultanı, daha çok özgürlük temini uğrunda uzaklaştırdık.”

Ve cevabı içerinde olan üç soru:

Lozan Antlaşması (veya anlaşması) Osmanlının tasfiyesi, “Şark Meselesi”nin sonlandırılması mıdır?

-“Milli Mücadele”, İşgalcilere (karşı) değil de kukları/taşeronları Yunanlılara karşı yapılmış olmakla ile birlikle, Lozan Antlaşma masasında neden (Mağlup!) Yunanlılarla değil de Galip İşgalcilerle (görüşmeler/anlaşma/antlaşma) yapılmıştır?

-M. Kemal Paşa’nın (19 Mayıs 1919’da) Samsun’a gönderilmesinin (görünür) nedeni İşgalciler tarafından Anadolu’ya (15 Mayıs 1919’da) çıkarılan Yunanlılar, neyin (hangi anlaşmanın) karşılığında getirildikleri gemilerle tekrar Yunanistan’a taşınmıştır?

Devam edecek

www.canmehmet.com

Resim: Web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

(1) Prof. Dr. Zeki ARIKAN, “Lozan Antlaşması ve İsmet Paşa” başlıklı makale Daha fazlası için bakınız:

http://www.ismetinonu.org.tr/index.php/savas-alanindan-diplomatik-savasima/lozan-antlasmasi

(2) “Bozkurt”, H.C. Armstrong, Nokta kitap, Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/yasak-kitap-bozkurt-saltanatin-kaldirilmasi-vahdettinin-yurt-disina-cikisi-2.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*