Müjde kurtulduk! BOP aslında “Fenerbahçe Cumhuriyeti” ymiş, hayda bre pehlivan! -3-

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Konu, ‘Yeni Dünya Düzeni’, BOP, değil mi? Evet, burada Fenerbahçe Cumhuriyeti’ nin ne işi var? “Sahi ya, bu kadar önemli bir konunun, spor kulübü ile ne ilgisi var?” Öyle deme be…  Kıldan ince manalar var kulağın eyle yakın!

Hiç kimseye, özellikle de spor üzerinden hiçbir şeyi ima etmiyor sadece düşünerek anlamını bulan insana, düşünme yolunda rahatça ilerleyebilmesi için ışık tutuyoruz.

“Aden’in sondan bir önceki (İngiliz) valisi Sir Richard Turnbull bir keresinde İşçi Partisi üyesi politikacı Denis Healey’ye şunu söylemişti:

-“Britanya İmparatorluğu sonunda tarihin dalgaları akına gömüldüğü zaman, geride sadece iki anıt bırakacaktır: Biri futbol, diğeri de ‘s..tir git’ ifadesi.”

Doğrusu, emperyal miras modern dünyayı öylesine köklü biçimlendirmiştir ki, bunu neredeyse olağan saymaktayız.

İngiliz egemenliği dünyanın dört bir yanına yayılmamış olsaydı, liberal kapitalizm yapılarının dünyadaki farklı ekonomilerde böylesine başarıyla kökleşmiş olabileceğine inanmak zordur. (1)

Kuşdili Çayırında İlk Futbol Oyunu; (Kaynak;http://www.fenerbahce.org)

İlk futbol oyununun, bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında İngiltere’de oynanmaya başlamasının üzerinden neredeyse yıllar ve yıllar geçmişti. Nihayet tarihler 1890’lı yıllara ulaştığında, Moda’da oturan İngiliz’ler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o yemyeşil arsaların bulunduğu Kadıköy’ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı…

Kadıköy Çayırlarında top koşturan İngiliz gençlere yine ancak Rum gençleri eşlik edebilmekteydi…    Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1900’lü yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda’da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran hayran seyreden Kadıköy’lü gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor,  onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu.

1890’lı yıllarda İstanbul Moda’da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, (Ünlü Giraud’ların kızı ünlü Koç ailesinin gelini, Mustafa Koç’un eşidir.  Ünlü Koç ailesinin bir üyesi de,  -Ali Koç- şu an Fenerbahçe Spor Kulübü’nün asbaşkanıdır.) Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda’nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni yeni oynamaya başladıklarında, İzmir’de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile.

Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul’a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870’li yıllarda Osmanlı’nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu  o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve levanten (ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu) vatandaşlar tarafından oynanıyordu…

Moda’da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul’da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir’de “Football Club Smyrne”nin (İzmir Futbol kulübü) kurulması ile birlikte İstanbul – İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu …”

Galatasaray Spor Kulübü (Kaynak; http://www.galatasaray.org)

“Amacımız İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak, Türk olmayan takımları yenmektir.  (Ali Sami Yen 1905.)

“…Galatasaray Spor Kulübü’nün ilk renkleri kırmızı-beyaz olarak belirlenmişti. Türkçülük renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve yanlı düşünen yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanarak futbolcular yakın bir takibe alındılar. Osmanlı İmparatorluğu’nun giderek yükselen bir Türkçülük hareketinden korkması ile; bu renklerin kullanılması da yasaklanır…

Sarı-Kırmızı formalı Galatasaray Futbol Takımı ilk kez 6 Aralık 1908 günü Barhau İngiliz gemisi takımıyla yapılan maça çıkar. Bu, zafer yıllarının başlangıcı ve ilk adımıdır. Ve böylece, 1908 – 1909 sezonunda ilk şampiyonluğa ulaşılır. Şampiyonluğa giden seride son maçta İmogen ‘i 11-0 yenen “Galata Sarayı Efendileri” şampiyon olan ilk Türk takımı olarak Türk Futbol Tarihi’ne geçer…”

Beşiktaş Spor Kulübü(Kaynak;http://www.bjk.com.tr)

“1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi’nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa’nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı.

Başta Osman Paşa’nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti.

O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit’in adamları Serencebey’deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı.

Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı.

1903 Mart’ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908’de Meşrutiyet’in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909’daki siyasi olaylardan sonra Edirne’de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul’a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey’de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi.

Fuat Balkan, Ihlamur’daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü’nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey’in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi.

Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey’in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150’ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur’dan Akaretler’de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler’de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi…”

Peki bunların, BOP, Büyük Ortadoğu Projesi ile ne ilgisi var?

İlgisi mi?

Yukarıda vermiştik, tekrar verelim;

“Aden’in sondan bir önceki (İngiliz) valisi Sir Richard Turnbull bir keresinde İşçi Partisi üyesi politikacı Denis Healey’ye şunu söylemişti:

-“Britanya İmparatorluğu sonunda tarihin dalgaları akına gömüldüğü zaman, geride sadece iki anıt bırakacaktır: Biri futbol, diğeri de ‘s..tir git’ ifadesi.”

Doğrusu, emperyal miras modern dünyayı öylesine köklü biçimlendirmiştir ki, bunu neredeyse olağan saymaktayız.

İngiliz egemenliği dünyanın dört bir yanına yayılmamış olsaydı, liberal kapitalizm yapılarının dünyadaki farklı ekonomilerde böylesine başarıyla kökleşmiş olabileceğine inanmak zordur. (1)

Diktatör Franko bir rivayete göre,  “İspanya’yı üç  F  ile idare ediyorum.” demiştir.

-Futbol…

-Fiesta (Eğlence)

-Fado (din)

-Dede, İngiltere sömürge valisi, şunu mu demek istiyor; Biz miras olarak iki anıt bıraktık, Biri Futbol…

-Torun, öyle mi diyor hiç dikkatimi çekmemişti…

-Dede, futbol ile ülke idare edilir mi?

-Bilmem, edilir mi?

-Dede,  “Fenerbahçe Cumhuriyeti” nedir?

-Sence nedir?

Ve bir önceki yazıdan kaldığımız yerden devam ediyoruz

-Batılı olalım derken uydu olmadık inşallah!

(1) NIALL Ferguson, “İmparatorluk, Britanya’nın modern dünyayı biçimlendirişi”

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*