Moda üzerinden kadın istismarı ; Modaya uy, Özgür-Eşit-Güçlü ol! (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Kadınlar, “Modern!” Olmalı. “Modern Kadınlar!” moda’ya uymalıdır. Kadınlar ancak, bu şekilde “Özgür-Eşit-Güçlü!” olabilirler. Kişinin özgürlüğünü kazanması ne kadar kolay değil mi? Yapacağın tek şey modaya uymak!

Gerçekte moda ile kadınlar ve özgürlükleri mi düşünülmektedir, yoksa “moda-özgürlükler” üzerinden kadınlar acımasızca istismar mı edilmektedir?

İhtimaldir ki moda : Getirdikleri ve götürdükleri ile birlikte hiç sorgulanmadan kabullenilmiş, uygulanmış ve “Moda” altındaki dayatmalara  (bir sınır çizilmeden) itaat edilmiştir.

Bu yazı dizimiz de “Moda” : Çok yönlü olarak eğerlendirilecektir. Örneğin; Kadın neden moda adı altında kendi bedenine eziyet eder,  ihtiyacı olmadığı halde giysi vb. için para harcar, ailesinde-eşinde bulabileceği huzuru sanal ortamlarda  arar.

1-“Modern Kadın!” neden modaya (sorgulamadan) itaat etmektedir, 

-Bunun cevabı : Kadınların neden modayı izledikleri ve “moda” ismi altında pazara yeni sürülecekleri “dört gözle” beklemelerinde yatmaktadır.

-“Moda”, insanlara bilinçli olarak :“Moda tamamen bireysellik, yaratıcılık ve kişinin kendini doğru ve özgürce ifade etme özgürlüğü…” olarak pazarlanmaktadır.

-Modayı takip eden kadın ; kendi bireyciliğini ifade ederek güçlendiğini, güçlendikçe, daha da özgür olduğunu ve daha fazla özgür oldukça kendini sınırlayan tüm “bağ!”lardan kurtulduğunu düşünür. Aslında öyle olacağı düşündürülür.

-Moda olduğu için yüksek topuklu ayakkabılar giyen, (çekici-zayıf-hoş!) görünmek adına korseler içinde nefessiz kalan kadınlar ; kendi bedenlerine ne kadar sıkıntı verdiklerini bilmelerine rağmen “geçici güzellikler uğruna” bunları yapmaktan kaçınmaz. Açıkça kendi bedenine eziyet eder. Burada arka planda yatan: Yüksek topuklu ayakkabı ve korsenin kadına güven-özgüven kazandıracağı aldatmacasıdır.

-Modacıların bu konuda verdikleri gizli mesaj: “Modayı takip edenlerin, güven ve özgüvenleri yüksek, özgür ve güçlü kadınlar”  olduklarıdır.

-Ancak, modayı takip edenler: Modacıların kendilerine bu konularda yalan söylediklerini bilirler. Kadınlar yine de sınırlı ve kısıtlı bir zaman diliminde “çekicilik!” adına kendilerine eziyet etmekten kaçınmazlar. Moda ile gelen “Çekicilik-Özgürlük!” bir yemek! süresincedir. Sonrasında herkes tekrar kendi kabuğuna-gerçeğine çekilmektedir.

-Moda : Netice itibariyle kadınların fiziksel çekicilik adına : Bir gece için giydikleri yüksek ökçeli ayakkabı, bir beden küçük elbise ve fazla kiloları gizlemek için kullanılan korselerin karşılığı; “kabarık, kırmızı ayaklar ve nefessiz kalınan sürelerdir.

2. Modaya uyan kadın : Eşit, Özgür ve Güçlü  müdür?

-Kadınlara önce “Özgür değilsiniz” denildi. Arkasından da ne yaparlarsa “Özgür” olacakları söylendi. Bu konuya bir çarpıcı örnek verelim:

“…Mini eteğin 50’li yıllara kadar “kötü kadın” kıyafeti olarak görüldüğü Fransa örneğindeki gibi sigara da kadınlar için girilmesi riskli bir alandı.

Bu algı sigara şirketlerinin yeteri kadar kadın müşteri edinemeyişlerinin en önemli nedeniydi. Sektör erkek tüketicilerle yetinmek durumundaydı. Kadın nüfusun da bu zehirden payını alabilmesi için tutucu Amerika’nın toplumsal direncini kırmak gerekiyordu.

Bu biraz zaman aldı…

Amerikan Tabacco Company şirketi bu konuda tarihi bir adım attı.

“Propaganda” kitabının yazarı Edward Bernays’ı kiralayarak ondan kadınların sokaklarda sigara içebilmesini sağlayacak bir çalışma yapmasını istedi.

Bernays, ilk iş olarak kadınların sigara içme nedenlerini öğrenmeye çalıştı. Çeşitli psikiyatrik araştırmalar kadınların sigarayı erkeklerle eşit olduklarını ispat etmek için içtiklerini ortaya koyuyordu. Böylelikle Bernays çalışmasını bu yönde geliştirdi.

Eşitliğin bir şekilde görünür hale getirilerek normalleştirilmesi, algı oluşturulması gerekiyordu.

Basın algıyı değiştirmek için en güçlü silahtı.

Bir fikir basında yeteri kadar tekrar edildiğinde, kalabalıklar sorgulamadan bunun doğru olduğunu düşüneceklerdi.

Kampanya için 1929 yılının Paskalya yürüyüşü seçildi. Günlerden pazardı ve bahar güneşi altında yürüyen kalabalığın arasında şehrin tanınmış ailelerinden on genç kız vardı.

Kızlar aldıkları talimat gereği yürüyüşün belirli bir anında hep birlikte sigaralarını yaktılar. Parayla kiralanmış muhabirler ise yattıkları pusudan çıkarak bu tarihi anı fotoğraf makineleriyle ölümsüzleştirdiler.

1 Nisan 1929 tarihli gazeteler bu sansasyonel olayı Bernays’ın direktifiyle “Hürriyete yakılan meşale” sloganlarıyla verdiler. Sigara içen kızlar “cesur” olarak nitelendirildi ve tüm gazeteler fotoğraflarıyla süslendi. 

Bu manşetler bir toplumsal kırılmaya neden oldu.

New York’un en önde gelen ailelerine mensup kızların sokak ortasında yaptığı ve basının manşetten vererek onayladığı bir eylem kötü olamazdı ya! Kitle, kadınların da erkekler gibi sokaklarda sigara içmesinin gayet normal bir şey olduğunu düşünmeye başladı.

Böylelikle sokaklarda sigara içen kadın figürü New York’tan başlayarak tüm dünyaya yayıldı…

1923 ile 35 arasında kadın sigara kullanıcı sayısı %20 oranında arttı. Sigara firmaları çok büyük karlar sağladılar. Bernays ise kampanyasıyla neredeyse bir servet kazandı. (1)

Sigara üreten ve kampanyayı hazırlayan büyük servetler kazandı da : Sigara içerek  hastalanan kadınlar-erkekler ve bunların tedavi masrafları için harcanan yüksek bedeller nereden karşılandı? Erkenden ölen insanların sorumluluğunu kimler üzerine aldı?

Devam edecek

-Bir-iki yıl sonra moda olacak ürünlerin dizaynını ve renklerini kimler belirliyor, bunları satın almaları için kimler kadınlara dayatıyor?

www.canmehmet.com

Resim: http://www.advertisingweek.com/360-old/article/-how-smoking-women-can-improve-your-ideas

Açıklama ve kaynak:

1-Yazının tamamı için bakınız: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-osman-aydin/sigara-nasil-ozgur-kadinin-simgesi-oldu-22992.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

↓