Moda Üzerinden Çıplaklıkla Gelen Özgürlük!(2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

İnsanların inançlarını zor, davranışlarını kolayca değiştirirsiniz. Gençler; bilgi ve birikim eksikliklerinden dolayı davranış değişikliği için en kolay hedef; moda ise bu iş için en uygun araçtır.

“Mini Etek – “Seksi kıyafet!” İle Sınırsız Özgürlük Olabilir mi?

(Mini etek” Kısaltılmış giysi; 1960’larda asi gençlik kültürünün bir sembolü olarak ortaya çıktığı ifade edilir.)

Mini Etekler ve Özgürlükler Ülkesi Amerika !

“…Cinsel serbestliğin boşanmaya neden olduğuna de delilimiz sadece bu değil, Amerika’da yapılan Mehmet Y. Yılmaz’ın aktardığı araştırmaya göre Pennsylvania Universitesinden Satoshı Kanazawa ile Mary stil, Amerika’daki lise öğretmenleri ile ilgili bir araştırmaya bakarlar ve erkek öğretmenlerin evlilik ve kadınlarla düzenli ilişki açısından Amerikan erkeklerinin genelinden belirgin bir biçimde ayrıldıklarını görerek araştırır ve şu sonuca varırlar:

“Erkek öğretmenler okullarında ve sınıflarında karşılaştıkları genç, güzel ve cıvıl cıvıl kızlarla, karılarını ya da kız arkadaşlarını karşılaştırıyorlar ve bir süre sonra onların ne kadar sıkıcı, dışarıdaki dünyanın ise ne kadar eğlenceli ve vaatkâr olduğuna görüp boşanıyorlar ya da hiç evlenmiyorlar(1)

Aynı ortamı okul yerine sokakta veya işyerinde yaşayanların benzer sorunlarla karşılaşacağı açıktır.

Bu konuda bir örnek:

“…Sınırsız cinsellik ve çıplaklık boşanmaların artışına sebep olur mu? Şunları söyleyebiliriz: 1950’den 1975’e kadar geçen çeyrek yüzyıl ile daha sonrası karşılaştırıldığında boşanma oranlarının Fransa’da % 40, en yüksek düzeydeki Britanya’da % 400 arttığı kaydediliyor.(2)

Peki yüzyılın son çeyreğinde ne oldu da boşanma oranları arttı? Bu süreçte mini etek modasının çıktığını, açık ve çıplak giyim modasının aşırı biçimde yaygınlaştığını görüyoruz. (3)

“Moda-Çıplaklık-Seksi Giyim” konusunda bir örnek daha verelim:

-“…Evlilik cinselliğin meşru daire içinde kalmasını sağlar. Modern zihniyette ise gayri meşru birlikteliklerin önü açılmalı ve normal karşılanmalıdır. Bu anlayışın hayata geçirilmesi ile batı ülkelerinde evlilik dışı gayri ilişkiler patlama yapmış, gayri meşru çocuk oranları korkunç düzeyde artmıştır, İngiltere de evlilik dışı doğan çocuk oranı %47’e yükselmiş, izlanda, İsveç, Norveç ve Fransa’da ise evlilik dışı doğan çocukların oranında % 50 oranı aşılmıştır.(4)

Tabi annenin eline bırakılan gayr-ı meşru babasız çocuklar birçok olumsuzluk ve sıkıntıyı beraberinde getiriyor. Bunlardan bir kısmını Sefa Saygılıdan aktaralım:

Ancak babasız yetişen bu yeni kuşağı pek çok problem de bekliyor, Uyuşturucu, alkol, işsizlik ve eğitim düşüklüğü bunların başında geliyor. Sadece çocuk mu? Yalnız anneler de çok dertliler, işsizlikten ve daha önemlisi stresten çekiyorlar. Ortak söyledikleri : ”Çocuklarımıza karşı kendimizi korkunç derecede suçlu ve sorumlu hissediyoruz. Ayrıca bizim tek ihtiyacımız para değil. Arkadaşa, aileye gerek duyuyoruz...” Babasız ailelerde büyüyen çocuklarla kurulacak bir toplumun sağlıklı olamayacağı ve bu durumun çocukları olumsuz etkilediğinde bütün uzmanlar görüş birliği içerisindeler.(5)

Moda ile bir Milletin kültürü değişebilir mi ?

“…Diğer tarafta ilk yayınını 1937 yılında yapan ve Türkiye’deki gözlemlerini anlatan eserinde Claude Farrere, modanın kimliğe ve kişiliğe olumsuz etkisini şöyle gözlemlemiştir; ‘(Ankaralı) Hanımlar, Parisli, Berlinli hanımlar gibi konuşmaya özeniyor, içlerinde şahsi, milli olan ne varsa silinip gitmiş gibi… Gerçek yuvalarından kopmuş, köklerinden sökülmüş. İnsanların içindeki manevi derinliği bulmak için istasyona dönüp trene binmek, bu suni Türkiye’yi terkederek gerçek Türkiye’yi bulmak lazım. (6)

Fransız yazar ne demektedir?

Ankaralı hanımlar, gerçek yuvalarından kopmuş, köklerinden sökülmüş, (onlara ait) milli olan ne varsa silinip gitmiş, özenti içerisindedirler.

Bugün aradan yaklaşık 80 yıl geçmiş. Sormak gerekir, değerlerimizden geriye ne kaldı ve bugün şikayet ettiklerimizin ne kadarı bizden (öz kültürümüzden) kaynaklanmaktadır?

Moda tezgahının hazırlanışı:

Modanın hazırlanışı ile ilgili detaylar uzun süreceğinden biz moda olacak bir kıyafetin hangi renkte olacağı ile ilgili kesiti kısaca verelim:

“…İntercolor adı verilen çok daha kapsamlı  bir toplantıda İngilizlerin ’renk paleti’ Avrupa ülkelerinden ve Uzakdoğu’dan gelen 20-30 kadar uzmana sunulacaktır. Fransa’dan Çin’e, İtalya’dan, Japonya’ya kadar herkes birbirine kendi belirlediği renkleri gösterecek. Buradaki büyük tekstilciler, toplantıdan çıkacak renklere göre önümüzdeki iki yılın kumaş üretimini belirleyecekler. Örneğin 1999 yazının moda renklerinden biri açık yeşil olacaksa, o zaman yün, ipek  ve sentetik kumaş üreticileri depolarını bu renk kumaşlarla dolduracaklar…”

Böylece modayı belirleme sisteminde parsayı götüren onu ilk tasarlayan ve ona göre tedbirini alan patronlardır.

Elbette yeni modanın merakla bekleyen müşterilere tanıtılması lazım O halde tezgahın reklam ve pazarlama kısmına geçelim. (7)

Modanın reklamı ve pazarlaması:

Reklam için öncelikle medya, gazete ve dergiler kullanılır. İngiltere’de en çok satan kadın dergisi editörüne, kadın dergilerinin ne için var olduğu soruluyor? Cevap şöyle:

-“Kadın dergileri, kariyerlerini nasıl sürdürecekleri konusunda olsun, son moda kıyafetleri nereden alabilecekleri konusunda olsun kadınlara geniş bilgi sağlar. Bütünüyle bilgilendirici rolleri vardır.”

Görüldüğü gibi hedefte “kariyer” ve “moda” gibi imajlar peşinde koşturan kadın tipleri bulunuyor.  Bir yanda modanın tanıtılması için reklam ve defileler düzenlenir ve bunlar şuuraltına gönderilen sözlerle desteklenir. Örneğin moda, çalışkan, çağdaş, dinamik, modern kadının tarzı olarak takdim edilir. Giyimin dini ve ahlaki yönü dikkate alınmadığı gibi ahlaka aykırı giyim şekilleri normal gösterilmeye çalışılır.

Modanın tanıtımı ve reklamından sonra satışa geçilir. Satışın sürekli ve sorunsuz bir biçimde gerçekleşmesi için insanların zihnine modaya mutlaka uyulması gerektiği empoze edilmelidir. Bunu gerçekleştirecek olan şey “itaattir, öyleyse “modaya itaat”in nasıl sağlandığına bakalım. (8)

Moda ve itaat:

Moda konusunda “Benim modaya uymamı kim istiyor, neden istiyor, neden bu tarz giyiniyorum?” gibi soruların sorulmadığı bir bilinçsizlik ve körü körüne itaat vardır. Gustave Le Bon kitle ve kalabalığa bağımlı hale gelen kişinin muhakeme kabiliyetini kaybettiğini, dolayısıyla modayı takip ederken “niçin bu işkenceye katlanıyorum’ sorusunu kendisine sormadığını belirtir.

Uzun yıllar Batıda görev yapan Prof. S. Hüseyin Nasr, modayı tanımlarken sorgusuz itaate vurgu yapar. “Kadınların, birkaç batılı modacının kendileri için kararlaştırdığı biçimleri, körü körüne alıp kabul ettiği ve bu biçimler karşısında, itaatkar tüketiciler olarak bütünüyle edilgen kaldıklarını” söyler. (9)

Hatta bu itaatin sürekliliğinin sağlanması için moda tabu haline getirilir. Bunun delili, insanlara “neden “böyle giyiniyorsun?” diye sorulduğunda “çünkü moda – moda tartışılmaz” demesidir. (“Zevlker ve renkler tartışılmaz” ifadesini kullanmanın tam yeri olsa gerek!/canmehmet)

Modanın dinle çatıştığı noktalardan birisi de budur; nitekim cinsel cazibe ve haz ilkeleri ile hareket eden moda, ahlak ve iffet ilkeleri ile hareket eden dine karşı Kendi tabusunu dayatır. Halbuki dinen kime yöneleceğimiz ve boyun eğeceğimiz bellidir. Ne ki modern insan yolunu şaşırmıştır. Prof. Dr. Hasan Bülent Kahramanın ifadesiyle “Tanrı, artık reklamcılardır, modacılardır. Çünkü, bize kimi sevmemiz gerektiğini, ölümsüzlüğün nerede olduğunu onlar işaret ediyor.(10)

Moda bu itaati “Kitle otoritesinin beraberinde getirdiği “sürü psikolojisi” ile sağlamaktadır. Sürünün bir üyesi olunduğu herkesin bir örnek giyinmesi yani “moda” ile gösterilir. (11)

Modaya itaatte sistemin insanı robotlaştırmasının da etkisi var. Nitekim Erich Fromm eski köleliğin şimdilerde robotlaşma olarak karşımıza çıktığını belirtir.(12)

Eski kölelikle yenisinin farkı ise modern köleliğin şiddet kullanılmadan, gönüllü bir biçimde gerçekleşmesidir. (13)

Bu bölümü bitirirken, Osmanlı Gizli istihbarat Teşkilatında (son dönemde) görev yapmış olan Hüsameddin Ertürk’ün elde ettiği, ülkeleri  zayıf düşürmek için Uluslararası Siyonist Teşkilatı tarafından hazırlanan projenin para ve zaman israfını teşrik eden 6. Ve 7. Maddelerine yer verelim;

6. Madde: Sınırsız bir lüks, baş döndürücü modalar icad etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik etmeli.  

7. Madde: Kalabalıkların vakitlerini eğlenceler, oyunlarla geçirtmeli, herkes düşünmekten alıkonmalı.(14)

Yukarıdaki açıklamalardan modanın çok fonksiyonlu olduğu anlaşılmaktadır!

Moda: Bir taraftan üreticisine para kazandırır, bunun sürdürülmesi için israf desteklenirken, diğer taraftan da bunlar için parasını ve zamanını harcayacak (düşünmeyecek-sorgulamayacak robotlar, itaatkar)  insanlar yetiştirilmektedir.

Devam edecek:

www.canmehmet.com

Açıklama ve kaynaklar:

(1)Radikal Gazetesi. 9 Ağustos 2000 (Aktaran: Din ve Modernizm, Dr. İsmail Yıldız.

(2)Antony Giddens. Sosyolog (Aktaran: Dr.İsmail Yıldız, “Din ve Modernizm”)

(3)Prof.Dr. Bülent Kahraman, Cinsellik, Görsellik, Pornografi.

(4)Sedat Laçiner, Star: 12 Kasım2013

(5)Ailem.Gen.tr

(6) “Türklerin Manevi Gücü”, Claude Farrere

(7) Din ve Modernizm, Dr.İsmail Yıldız. Sahife:89

(8)A.g.e:

(9) Prof. S. Hüseyin Nasr. “İslam ve Modern İnsanın Çıkmazı”

(10) Prof. Hasan Bülent Kahraman. “Cinsellik. Görsellik. Pornografi”

(11)Dr. Fatma Barbarosoğlu, “Moda ve Zihniyet”

(12)Erich Fromm, “Sağlıklı Toplum”

(13) Prof.Tarhan, Toplum psikolojisi.

(14) “İslam Kültürünün Garbı Medenileştirmesi”, Samih Nafız Tansu’nun “İki Devrin Perde Arkası” (Basım: 1957) kitabından. (Aktaran: Din ve Modernizm, Dr. İsmail Yıldız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

Next Post

Moda : 15-35 Yaş Grubu İçin Bir Tuzak Mı ? (3)

Cts Haz 1 , 2019
Önceki Yazı Sonraki Yazı Kim, gözden düşmek, değerini yitirmek ister? Hiç kimse değil mi? Peki, ne oluyor da insanlar gözden düşüyor, değerlerinden kaybediyorlar? … Modacılar : kendilerine yoğunluklu olarak, 15-35 yaş grubunu hedef kitlesi olarak alırlar. Çocuklar ve yaşlılar onların (doğrudan) hedef kitlesi değildir. Modacılar için 15-35 yaş grubunun özelliği […]

Eğitim

↓