Milliyetçilik nedir? İttihatçı Lider Enver Paşa özetliyor; “Turan olalım derken viran olduk!” (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
"Turan olalım derken viran olduk"  Enver Paşa, Yıldız Sarayı'nın hazinelerini Bulgar çeteçilerine yağmalatmıştır

“Turan olalım derken viran olduk” Enver Paşa, Yıldız Sarayı’nın hazinelerini Bulgar çeteçilerine yağmalatmıştır

 

Hırsları ve deneyimsizlikleri ile bir imparatorluğun dağılmasına neden olanlardan Enver Paşa’nın, gelecek nesillere hem Turan hayali hem de Siyonistlerin oyunları ile ilgili önemli iki itirafı vardır.

Sultan 2.ci Abdülhamid’in vefatından sonra tarihî itiraflarda bulunanların başında İttihatçı liderler geliyordu. Vaktiyle Abdülhamid idaresine bayrak açan ve “Hürriyet Kahramanı” ilân edilen Enver Paşa, Mondros Ateşkesi sonrasında 1 Kasım 1918 Cumartesi gecesi bir Alman denizaltısı ile ülkeyi terk ederken, yâveri Mersinli Cemal Paşa’ya,

-“Paşam, bütün ef’âlimin (eylemlerimin) hesabını vermeye hazırım.. Turan yapacaktık, viran olduk. Bizim en büyük günahımız, hatamız Sultan Hamid’i anlayamamaktır. Yazık paşam, çok yazık! Siyonistlerin oyununa âlet olduk ve onların hıyanetine uğradık!”

Enver Paşa’nın bu sözleri, İttihatçıların nasıl büyük bir oyuna geldiklerini acı ama geç de olsa fark ettiklerini gösteriyordu. (1-2)

Sırası gelmişken bir not daha:

(Birinci Dünya) Harbin sonu belli olmaya başladığı hengâmede, Sultân Abdülhamîd’i devirmekle hatâ ettiklerini nihâyet anlayabilen İttihat ve Terakkî reisleri Enver ve Talat Paşalar, artık Beylerbeyi Sarayı’nda ikâmet etmekte bulunan (tahttan indirilmiş) Padişah’ı ziyâret edip fikrini sordular.

O koca Sultân, bir atlas getirterek onlara, İngiliz sömürgelerini göstertti. Nüfûslarını yekûn ettirdi. Sonra Almanlar’ın sömürgelerini sordu. Tâbi Almanlar’ın sömürgesi olmadığı ortaya çıktı. Sultân keder dolu bir hüzünle:

–Su hesabı da mi yapamadınız?!. Hiç İngiltere’ye karşı Almanlar’ın yanında harbe girilir miydi? Ben Almanlar’ı İngiliz emellerini dengelemek için kullandım. Bundan öteye birsey düşünmedim. Şimdi fikrimi soruyorsunuz!.. Bu evvelce gerekliydi; artık çok geç!..”

Turancılık (Hayali) Nedir?

Turancılık, “Dünya üzerindeki tüm Türkleri tek millet olarak kabul edip tek bayrak altında birleştirme ve eski Türk kültürüne göre  (ırka ve kan bağlarına dayalı) hakanlık ve kağanlık kurma ülküsüdür.

Rusya’da 1905 Devrimi’nden önceki günlerde Azeri ve Tatar aydınları tarafından ortaya atılmış, 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Türkiye’de de geniş yankı bulmuştur. İttihat ve Terakki yönetimi içinde Ziya Gökalp’in başını çektiği Turancı görüşler egemen olmuştur. İttihatçı liderlerden Enver Paşa,  Rusya’da Turan fikrini canlandırmaya çalışırken (1922’de) şehid edilmiştir.

“Milliyetçilik” konusuna dönmeden Enver Paşa’dan hareketle, Devlet Yönetimi‘nde hayati derecede önemli bir konuya geçiyoruz.

BİR TÜRK KABİNESİ, ÜÇ ÜNLÜ BAKAN, GENÇLERİN KABİNESİ

“…Bizim alıştığımız Avrupa tipi kabinelerin tersine bu meclisin kabinesi, hemen hemen bütünüyle kendini ülkesine adamış, genç adamlardan kurulu…

M. Kemal Paşa gençliğe çok güveniyor. En yaşlı bakanı kırk ikisini geçmemiş. Ona göre gençler onarılabilecek hataları yaparlar, yaşlılar ve görüp geçirmişlerse alıştıkları hataları yaparlar.

Paşa’nın sağ eli olan Fethi Bey de gençliğe inanmaktadır. Kendisi de henüz otuz iki yaşındayken bakan olmuştu.

Burada Başbakan ve kabinesi birbirinden tamamen bağımsız.  Birisi düşürülünce öbürü kalıyor. Biraz daha dikkatle inceleyince gördüm ki buradaki bakanlarabizim bakanlarımızın hiç olmazsa tasarıda sahip oldukları sorumluluk ve insiyatif çok seyrek olarak verilmektedir.

…M. Kemal Paşa istediği zaman bu toplantılara başkanlık etmektedir. Fakat kural olarak başkanlık yeri Rauf Bey tarafından alınmaktadır. Bakanlar, Reisicumhur ya da başbakan tarafından atanmamaktadır, onları Meclis seçmektedir.

Bizim birçok Avrupalı devlet adamlarımızla bu düzeni konuştum. Lord Curzon dahil hepsi bu sistemin sürekli başarı kazanmayacağını, ya da herhangi bir sürekli idareye başarıyla uygulanamayacağını söylediler bana.

Türklerin ileri sürdüğüne, bakan kendi bakanlığının özel işlerini gözlemek için seçilmiştir.

…Rauf Bey kırk yaşlarında kelimenin tam anlamıyle bir centilmen… Avrupa’nın en iyi beyinleriyle ilişki kurmuş. Ülkesinin ihtiyaçlarına karşılık verecek, cesaret ve canlılığı amaçlan arasına katmış bir kişi. Zekâsının parlaklığı ve kendini işine verişi herkes tarafından kabul edilmiş.(3)

“ Eski bir “denizci olarak son yirmi beş yıldaki bütün harplerde kendini tanıtmıştı. Balkan savaşında Yunan donanmasının tamamına karşı, Hamidiye Kruvazörü Kumandanlığı henüz unutulmamıştı. İzzet Paşa kabinesinde Bahriye Bakanı olarak General Townshend ve Amiral Calthorpe’la biriikte Mondros’a gitmiş, müttefiklerle silâh bırakışmasını imzalamıştı.

…Yakışıklı, zeki, çok çalışkan özgür düşünceli bir insan olarak çok geçmeden ön plana çıkmıştı. Meclisin ilk başkan muavini olduktan sonra, geçen mayısta Başbakanlığa getirilmişti ismet Paşa’nın Lozan’da bulunması dolayısıyle şimdi Dışişleri Bakanlığına da vekillik yapıyordu.

…İngiltere’ye sevgisini, eğitimini onlara borçlu olduğunu hiç saklamıyordu. Mondros’tan ve Malta sürgününden sonra İngiltere’ye güveni sarsılmıştı.

Taptığı bir hayalin bozulmasına yalnızca üzülmüyor, aynı zamanda çok beğendiği bir memlekete duyduğu güvenin kendi vatandaşlan tarafından alaya alınmasını kendine yediremiyordu. Yine de hükümetinin yaptığı hatalardan ötürü, bir koca ulusla çatışmayacak kadar akıllı bir insandı.

-“Gelecekte ilk adım İngiltere’nindir. Barış imza edilinceye kadar ilişkilerimizi geliştirmek için daha fazla bir şey yapamayız. Önümüzde birçok fırsatlar mevcuttur eğer İngiltere isterse bize yeniden dönebilir,” dedi.

Ben de cevap olarak «altı ay içinde biz yine eskisi kadar büyük dost olacağız,» dedim.

“Bu yine tamamen size bağlıdır” dedi.

Politik destekleri için Fransa’ya çok büyük haklar verilip verilmediğini sordum.

-“Milliyetçi hareketi ilk anlayan ulus olarak Fransızlara büyük borçluluk duymaktayız. Bunu bütün dünyanın tanık olması için açıkladım. Verilen haklara gelince saha herkese açıktır. Tabiî bizim için en kârlı teklifleri kabul edeceğiz.” (4)

RAUF BEY’İN eğitim hakkında köklü düşünceleri vardı…

-“Her Türk İzmir’in, hiç bir zaman Yunan olmadığını. Yunanlıların büyük devletlerin kanatları altında bir yabancı azınlık olarak çıbanın başını teşkil ettiğini öğrenmelidir,diyordu…” (5)

Bu satırlar, 1922 Yılı sonlarında Ankara’ya röportaj için gelen İngiliz Bayan Gazeteci Grace Mary Elllison’a aittir.

Bir Savaş ve Barış Antlaşması ortamında dikkatini çeken bir husus vardır:

“…Bizim alıştığımız Avrupa tipi kabinelerin tersine bu meclisin kabinesi, hemen hemen bütünüyle kendini ülkesine adamış, genç adamlardan kurulu…”

Aynı yazarın, Lozan antlaşması görüşmelerindeki temsilcilerimiz için bir tespiti daha vardır;

-“Bizim İngiliz dışişleri mensuplarının “diplomat” oldukları yaşta, Türk diplomatları henüz beşiklerinde olmalıdır!”

Enver Paşa ne demektedir?

-“Paşam, bütün ef’âlimin (eylemlerimin) hesabını vermeye hazırım.. Turan yapacaktık, viran olduk. Bizim en büyük günahımız, hatamız Sultan Hamid’i anlayamamaktır. Yazık paşam, çok yazık! Siyonistlerin oyununa âlet olduk ve onların hıyanetine uğradık!”

 

Devam edecek…

-Milliyetçilik ne değildir?

Resim; www.haber3.

(1)Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/resmi-tarih-dosyasi-31-mart-vakasi-osmanli-hanedanligi-ile-halifenin-kafasinin-koparilmasi-operasyonudur-5.html

Ve ayrıca bakınız; Aktaran: Vehbi Vakkasoğlu, “31 Mart oyunu”. Köprü, Sayı: 61, Nisan 1982, s. 25. (Alıntı; Abdülhamidin kurtlarla dansı-1, Mustafa Armağan)

(2) Daha fazlası için bakınız;  http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/sultan-ikinci-abdulhamidin-ardindan-mart-2014.html

(3) KUVA-I MİLLÎYE ANKARASl,  Grace M. ELLISON, Lozan-Ocak, 1923, Milliyet Yayınları 1973, Sahife:192, Paragraf: 2)

(4) A.g.e; Sahife;193

(5) A.g.e; Sahife:194

 

4362 Toplam Ziyaretçimiz 16 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*