Milli Mücadele gerçeği; Hint Müslümanları yardımları nedeniyle İngilizlerin tuzağına mı düştüler (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
İngilizler, bir ada -balıkçı- ülkesi olmakla birlikte, çok okumaları sayesinde nitelikli siyasetçi-diplomatlara sahiptir.

İngilizler, bir ada -balıkçı- ülkesi olmakla birlikte, çok okumalarına pararel; ünlü siyaset, siyasetçi ve devlet adamları’na sahiptirler.

 

Galipler, 5 Ocak1918’de, henüz, I. Dünya Savaşı bitmeden, Osmanlının yapılandırılmasıyla ilgili planlarını değiştirirler. Ancak, tarihimizde bununla ilgili (bilinen) bir açıklama bulunmamaktadır.

İçerikte, çok sayıda verilecek farklı kaynaklar üzerinden, Hint Müslümanlarının yardımları ve nedenleri tartışılırken, bu konuya kendi içerisinde bir cevap bulunacağını, meraklılarına bir ışık tutacağını düşünülmektedir.

Yazıyı uzatmamak adına (Farklı) görüşler başlıklar halinde verilmektedir. Meraklıları belirtilen kaynaklara ulaşarak detaylarını öğrenebilirler.

Birinci Dünya Savaşı, 1919’da başlayan Yunan istilası, temeli 1908’de atılmış olan ve Reval mülakatında Rusya ile İngiltere arasında kararlaştırılan şartların devamı ve tatbikiydi.(1)

Demek daha işin başında “Anadolu’nun bölünmemesi” esas kabul edilmişti. O halde Yunanları Anadolu’ya niçin çıkartmışlardı? … Bu sorunun yanıtının “stratejik amaç” olduğu açıklanacak. İngilizler açısından bu stratejik amacın ana hatları şöyleydi:

-Petrol sahaları (Mezopotamya ve Kafkasya) üzerindeki egemenlik sağlandıktan sonra, Hintli Müslümanların taleplerinin etkisizleştirilmesi; Halifenin ve halifeliğin kaldırılması; diğer Müttefik ülkelere Osmanlı mirasından pay vermemek için Anadolu’nun toprak bütünlüğünün korunması; “düşman Batı” ile savaşıldığı havası yaratılarak, Hintli Müslümanları Ankara’nın destekleyicisi durumuna sokmak suretiyle Ankara’nın tek muhatap olarak dünyaya sunulması.” (2)

TÜRK BARIŞI

Hindistan kamuoyu açısından, Türklere yönelik çözümün, Muhammed dininden olanlar tarafından iyi karşılanmadığı hakkındaki aşağıdaki bilgiyi sunuyorum. (3)

5 Ocak 1920

Hindistan hükümetinden sorumlu Dışişleri Bakanı Sir Hamilton Grant’ın değerlendirmesi:

İstanbul’un geleceği ile ilgili, Hindistan hükümetinin görüşü olduğuna inandığım aşağıdaki notu gönderiyorum.

Yalnız Hindistan’da değil, komşu Afganistan, Iran, Türkistan’daki Müslümanlar için de istanbul’un geleceği birinci derecede önemi olan bir sorundur. Hiç şüphe yok ki Müslüman ahali, özellikle oldukça okumuş kesim, Türk başkentinin geleceği konusuna endişe ile bakıyorlar. Onlar şu gerçeği kabul ediyorlar: Savaş, bir din savaşı değildir. Türkiye aptalca davranarak bize karşı savaşa girdi. Şimdi aptallığının cezasını ödemelidir. Onların ümidi bedelin çok ağır olmamasıdır. Sultan’ı halen Halifeleri, İstanbul’u inancın çekirdeği olarak kabul ediyorlar ve manevî güvenliklerini de Osmanlı egemenliğinde görüyorlar. Arabistan’ın ve Ermenistan’ın Türk İmparatorluğu’ndan ayrılmasını, kindarlık beslemeden, ama üzüntü ile kabul ediyorlar. Bu duygular doğrultusunda, Türklerin kendi başkentlerinden atılmalarını kabul etmeyeceklerdir.”  (4)

(Bu Belge İngiltere Majesteleri Hükümetinin Resmî Evrakıdır.)

Kabine için basılmıştır.

Ocak 1920.

GİZLİ

İSTANBUL’UN GELECEĞİ (5)

“Bugün öğleden sonra (4 Ocak), Mr. Montagu’nun “sürpriz”, “utanç verici” ve “eğlenceli” diye nitelendirdiği, ön yüzünde “İstanbul’un Geleceği” yazılı evrakı ilk defa gördüm..

Bana, Türklerin (İstanbul’u) tahliyesi için bir plan hazırlamam talimatı verilmişti. Fransızlar, (İstanbul’un) Türklere bırakılmasını teklif etmişlerdi…

Dışişleri Bakanlığı’ndaki toplantıda Ayasofya hakkında ileri sürülen fikirler üzerine bir karar alınmamıştı. Cami olarak bırakılmasına karşı bir muhalefet yoktu ama Mr. Montagu’nun işaret ettiği gibi, 470 yıllık modern sahiplik, (Türklerin orayı cami olarak kullanması, C.Y.) 920 yıllık Hıristiyan geçmiş ile denge sağlamış durumdadır. Toplantıda sadece, ayrı bir anlaşma gerekli ise Ayasofya’nın ibadete kapalı dinsel bir anıt olarak bırakılması tavsiye edilmişti.

Ve yine, Küçük Asya’da yeni bir başkent seçimine gelince, Mr. Montagu’nun seçimin Türklere bırakılmasına izin verilmemesi görüşünde olduğu görüldü…

Şimdi, Mr. Montagu’nun İstanbul’un geleceği hakkında ele aldığı ilk nota geleceğim:

 -‘Ben Hindistan’da yedi yıl genel valilik yaptım. Lord Harding beş yıl genel valilik yaptı. Benim dönemimde, bu son iki ya da üç yıla gelinceye kadar, Hintli Müslümanlar arasında, İstanbul Halife’nin oturduğu yerdir ya da İslam’ın başkentidir gibi bir beyan yoktu. Halife, Halife’dir; istediği yerde oturur… İstanbul hiçbir zaman Hint Müslümanlarının saygı duyduğu ya da özel kutsallık atfedilen bir yer olmamıştır.

Bulgaristan Balkan Savaşı’nda İstanbul’u ele geçirecek duruma geldigi zaman bile Hintli Müslümanlar heyecanlanmamışlardı. Savaşın ilk yıllarında  Mr. Asquith hükümeti, Türkleri yendikleri takdirde İstanbul Ruslara verilecektir. diye anlaşma yaptığı zaman bile Hindistan’da kargaşa çıkmamıştı.

Bundan sonra çıkan iki fırsatta da, Müttefik devletlerin amacının Türkleri Avrupa’dan atmak olduğu açıklandığında Hindistan ne protesto etti ne de müdahil oldu.

Mustafa Kemal’in başında bulunduğu Milliyetçiler, çetin cevizdir. Eğer bir Milliyetçi Parti İstanbul üzerinde egemenlik kurar ve kaleleri olur, savaş gemileri ortaya çıkarsa, endişe verici bir problem olur. Son olarak, İstanbul, Yüzyıllar boyunca Doğu dünyasının gururu oldu… Şimdi uluslararası bir gözetim altına almadan, bu şehri, birbirine rakip hırslardan ve gelecekteki mücadelelerin dövüş alanı olmaktan nasıl koruyabiliriz? Sultan’ı orada bırakırsak, Almanların eski entrikalarına yeniden başvurmaları nasıl önlenir?

Türkleri ister Avrupa’da bırakalım ister bırakmayalım, savaşa giren ve bu savaşı en az iki yıl uzatarak hazinemize milyonlar harcatan, binlerce hayat kaybettiren, mağlup ettiğimiz bu düşmanın şimdi önümüze getirmiş olduğu,Avrupa’nın siyasi yaşamında yaklaşık 500 yıldan bu yana yakaladığı en önemli fırsatı kurban etmeyelim.

Fransa’nın, Batı dünyasının Müslümanlarını, Mezopotamya, Arabistan, Iran, Afganistan ve Hindistan Müslümanlarına karşı teşkilatlandırarak yeni İslam’ın destekçisi rolünü oynamasını nasıl önleyebiliriz? Fransa’nın Suriye’deki Yüksek Komiseri, Sivas’a Mustafa Kemal’i görmeye gitti. “ (6)

Yukarıdaki açıklamalardan, gerçekleri anlamak için dönemin önemli İngiliz kaynaklarına ulaşıldığında, yaşananlarının üzeri biraz kazınınca altından bilinenlerden çok farklı bilgiler çıktığı görülmektedir.

Bölümü kapatmadan özetlersek;

Galipler, 5 Ocak1918’de, Osmanlının yapılandırılmasıyla ilgili planlarını değiştirirler.

-Başta,  “Anadolu’nun bölünmemesi” esas kabul edilmişti. O halde (İngilizler)Yunanları Anadolu’ya niçin çıkartmışlardı? İngilizler açısından bu stratejik amacın ana hatları şöyleydi:Petrol sahaları (Mezopotamya ve Kafkasya) üzerindeki egemenlik sağlandıktan sonra, Hintli Müslümanların taleplerinin etkisizleştirilmesi; Halifenin ve halifeliğin kaldırılması; …Anadolu’nun toprak bütünlüğünün korunması; “düşman Batı” ile savaşıldığı havası yaratılarak, Hintli Müslümanları Ankara’nın destekleyicisi durumuna sokmak suretiyle Ankara’nın tek muhatap olarak dünyaya sunulması.”

-Toplantıda, Ayasofya’nın ibadete kapalı dinsel bir anıt olarak bırakılması tavsiye edilmişti.

-Müttefik devletlerin amacının Türkleri Avrupa’dan atmak olduğu….

Son olarak, İstanbul, Yüzyıllar boyunca Doğu dünyasının gururu oldu… Şimdi Sultan’ı orada bırakırsak, Almanların eski entrikalarına yeniden başvurmaları nasıl önlenir?

-Türkleri ister Avrupa’da bırakalım ister bırakmayalım, savaşa giren ve bu savaşı en az iki yıl uzatarak hazinemize milyonlar harcatan, binlerce hayat kaybettiren, mağlup ettiğimiz bu düşmanın şimdi önümüze getirmiş olduğu,Avrupa’nın siyasi yaşamında yaklaşık 500 yıldan bu yana yakaladığı en önemli fırsatı kurban etmeyelim.

Yukarıda özetlenenler önemine binaen iki cümle ile tekrar ifade edilecek olursa;

-“..Hintli Müslümanların taleplerinin etkisizleştirilmesi; Halifenin ve halifeliğin kaldırılması;Hintli Müslümanları Ankara’nın destekleyicisi durumuna sokmak suretiyle Ankara’nın tek muhatap olarak dünyaya sunulması..”

Ve bu savaşı en az iki yıl uzatarak hazinemize milyonlar harcatan, binlerce hayat kaybettiren, mağlup ettiğimiz bu düşmanın şimdi önümüze getirmiş olduğu, Avrupa’nın siyasi yaşamında yaklaşık 500 yıldan bu yana yakaladığı en önemli fırsatı kurban etmeyelim.

-Devam edecek…

İngilizler; Osmanlı bitirilerek yerine yeni bir devlet kurulacak ve hilafet kaldırılacak…

 

 

Kaynaklar;

(1)Cemal Kutay, Malta, Siyasî Mahkûmlar Adası, s. 123 (Osmanlının tasfiyesi)

(2)Osmanlının tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu, Sahife:437

(3)E.S.M. 1Catalogue Reference:CAB/24/96 Image Reference:0032.(Osmanlının Tasfiyesi)

(4)Osmanlının tasfiyesi, sahife:523

(5)Catalogue Reference:CAB/24/95 Image Reference:0095.

(6) Kedleston Lordu Curzon, 4 Ocak 1920” (Osmanlının tasfiyesi, sahife:525 (5-6 sayılı belgeler, Osmanlının tasfiyesi’nın alıntılarıdır.)

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*