Milli Mücadele eksik anlatıldı? İngilizler neden Yunanlılara İzmir’i işgal ettirdiler (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

kara fatma orijinal

 

İngiltere, Fransa ve İtalya’nın, kendi işgallerinden sonra taşeronları Yunanlılara, ülkemizi 2’nci kez işgal ettirmelerinin görünür hiçbir haklı izahı olmamasına rağmen; görünmeyen, “Doğu sorunu” gibi uzun vadeli planları vardır.

I. Dünya Savaşı’nın galipleri, ağır yenilgi alan Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını gerek savaş döneminde, gerek Mondros (ateşkes) Mütarekesi sonucunda işgal ederler.

İşgallerinden üzerinden yaklaşık 6,5 ay geçer…

İtilaf Devletleri Yüksek Konseyi, aşağıda kaydedilen nedenlerle, 7 Mayıs’ta bir karar daha alır.

Bu karar: ‘15 Mayıs’ta (karardan bir hafta sonra) İzmir’in Yunanlar tarafından işgal edileceği’dir.

Bir hafta içerisinde, kendisinden çok küçük devlet ve (Yunan Komutanlarının da ifadesiyle) yetersiz ordunun, yenilmiş de olsa bir imparatorluğun en büyük şehirlerden birisi işgal etmesi, bu işgali başarı ile sürdürmesi mümkün müdür?

Elbette mümkün değildir.

O halde meselenin arkasında işgal ve bir işgal başarısı değil başka neden olmalıdır.

Bu bölümde bunlar açıklığa kavuşturulmaya çalışılacaktır.

Bakalım, “Çömez Yunanlılar”a yaptırılan (sözde) işgalin arkasında ne çıkacaktır?

Önce genel yaygın kanaatleri (Resmi Tarih’i) destekleyen farklı kaynaklardan derlenen görüşler sunulmaktadır.

İzmir’in İşgali: I. Dünya Savaşı sonrasında Paris’te toplanan uluslararası barış konferansının kararıyla İzmir kentinin 15 Mayıs 1919’da Yunanistan Krallığı tarafından işgaliyle başlayan ve 9 Eylül 1922’de Türk Ordusunun kente girmesiyle sona eren işgaldir.”

İşgal gerekçeleri:

-“Paris Barış Konferansı, I. Dünya Savaşı’nı sona erdiren antlaşmaların hazırlandığı uluslararası bir konferanstır. Konferansa, Müttefik, kısmen müttefik ve ortak devlet gibi farklı gruplara ayrılmış 32 devletin temsilcileri katılmıştır.

Konferans 18 Ocak 1919’da, yani Alman İmparatorluğu’nun kuruluşunun yıldönümü günü açıldı.

Konferansta savaş sırasında imzalanmış olan gizli antlaşmaların uygulanması karara bağlanmış, İngiltere ve Fransa Wilson İlkeleri’ne tamamen ters düşmemek için “savaş tazminatı” yerine “savaş onarımı”, “sömürgeciliğin” yerine ise “manda-himaye sistemini “ gündeme getirerek uygulanmasını sağlamışlardır.

İngiltere ve Fransa daha önce İtalya’ya vermeyi tasarladıkları İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesini kabul etmişler, bu kararın alınmasında “Yunanistan’ın İzmir çevresindeki Rumların Müslüman-Türkler tarafından öldürüldüğü” şeklinde propagandasının etkili olması yanında, asıl neden Boğazlara çok yakın olan bu bölgede İtalya’nın İngiliz çıkarlarını tehdit edebilecek bir güç olmasından çekinilmesi olmuştur.”

-“Yazımıza konu olan Yunan İşgali: Avrupalı güçlerin teşviki ve cesaretlendirmesiyle ve Sevr Antlaşması hükümleri gerekçe gösterilerek, Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkmasıyla başlayan ve 9 Eylül 1922’de aynı muhitte “denize dökülmeleriyle” sonuçlanan, 1919-1922 arasında ve Kurtuluş Savaşı’nın gelişimine bağlı olarak Batı Anadolu’nun başlangıçta giderek daha geniş bir kısmını ve güney Marmara Bölgesi’ni kapsamış, 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve akabindeki Büyük Taarruz neticesinde 10 gün gibi kısa bir sürede tamamen çözülmüş işgal hadisesi için kullanılan tanımdır.”

-“Paris Konferansı’nda, Dörtler Kurulunca, 12 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal kararı verilmiştir. Amiral Calthorpe’un, işgal kararını Türklere takriben 10 saat kadar önce haber vermesi de, bu kurulca alınan karar dolayısıyladır. Kararın Türklere geç tebliğinin sebebi de, Türklere az zaman bırakmak ve muhtemel bir karşı koymanın önlenmesidir..”

İşgale izin veren İtilaf Devletleri’nin ana amacı İtalyanların Anadolu’daki toprak kazançlarını dengelemektir. İtalya, Birleşik Krallık ve Fransa arasında 26 Nisan 1917’de yapılan St.-Jean-de-Maurienne antlaşması Yunan işgali ile uygulanamamış, çünkü İtalyanlara söz verilen İzmir bölgesi Yunanlar tarafından işgal edilmiştir. Yunanların eylemleri, Türk Kurtuluş Savaşı’nda İtalya-Türk Ulusal Hareketi arasında yakınlaşmaya sebep olmuştur.

Nisan 1920’den sonra Yunan ordusu İzmir’den harekete geçerek, Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon’a kadar Batı Anadolu’nun büyük bir bölümünü de işgal altına almıştır..”

“Mondros Ateşkesi’nin imzalanmasından beri Yunanlılar, İzmir’de yoğun bir propagandaya girişmişlerdi. Bir yandan İzmir ve çevresine yeni Rum göçmenleri yerleştirilirken, diğer yandan Levantenleri de elde etmeye çalışıyorlar ve Yunanistan’dan askeri eşya ve malzeme taşıyorlardı. İzmir’de kurulan “Abluka ve Seyrüsefer Komutanlığı” ve İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan siyasi temsilcilerinin varlığı da, İzmir’in Türklerin elinden alınacağı kuşkusunu yaratıyordu.

Paris Barış Konferansı’nda Venizelos, İzmir ve çevresinde Rum nüfusunun çokluğunu ve tarihi Yunan haklarından söz ederek, buraların Yunanistan’a verilmesini istiyordu. İddiaları A.B.D. ve İtalya tarafından çürütülmüş idi.

Fakat İzmir’in İtalyanlar tarafından ele geçirilmesi endişesinde bulunan İngiltere Başbakanı Lloyd George, düşlediği büyük Yunanistan için, İzmir’in Yunanistan’a verilmesini istiyordu. Rumlar, İzmir ve çevresinde Türklerin Rumları katlettiği uydurma haberleriyle 1919 Ocak’tan itibaren Paris Barış Konferansı’na başvurdular.

5 Mayıs 1919’da Lloyd George yaptığı açıklamada, İtalyanların doğudaki tüm davranışlarının kuşku verici olduğunu ve Batı Anadolu’yu her an ele geçirebileceklerini, onları oradan çıkartmanın ise çok güç olacağını belirttikten sonra, Rumlar öldürüldüğü için Yunan askerinin İzmir’i işgaline izin verilmesini ve İtalyanlar Paris’e dönmeden bu sorunun çözülmesini istedi.

İstanbul’da bulunan Amiral Calthrope 7 Mayıs 1919’da İzmir’in işgal edileceğini öğrendi. 12 Mayıs’ta hazırlıklarını tamamlayıp İstanbul’dan ayrıldı.

İngiliz, Fransız, A.B.D. ve Yunan savaş gemileri ise 7 Mayıs’tan itibaren İzmir Limanı’nda toplanmaya başlamışlardı. Amiral Calthrope, 14 Mayıs’ta 17. kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya Mondros Ateşkesi’nin 7. Maddesi gereğince İzmir istihkamlarının ve çevresinin işgal edileceğini ve İstanbul Hükümeti’nin de bilgisi olduğunu bildirdi.

Aynı gün Foça ve Urla’yı Fransızlar, Kösten Adası’nı İngilizler, Yeni Kale’yi de Yunanlılar işgal ettiler. İtalyanlar 13 Mayıs’ta Kuşadası’na asker çıkarmışlar ve Selçuk’a doğru ilerliyorlardı.”

Mondros ateşkesi imzalanınca İtilaf Devletleri daha önce yaptıkları anlaşmalara göre Anadolu’yu işgale başladılar. Adana ve dolayları Fransızlar; İzmir Eskişehir Samsun Merzifon ve Bartın ile güneyde Musul Urfa Maraş Gaziantep İngilizler tarafından işgal edildi. İtalyanlarda Antalya Konya ve Söke çevresine yerleştiler.

Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru (1917) ve Yunanlılar da İtilaf Devletlerinin tarafına geçmiş ve onlarla birlikte savaşmışlardı. Türkler yenilmiş duruma düşüp de toprakları pay edilmeğe başlanınca Yunanlılar savaştaki hizmetlerine mukabil İzmir ve civarını istediler.

İtilaf Devletleri Yunan Başbakanı Venizelos’a verdikleri sözü yerine getirmek için İzmir’in işgalini haklı gösterecek sebepler aramağa çalıştılar.

Venizelos Aydın Hıristiyanlarının tehlikede olduklarını Türkler tarafından yok edileceklerini ileri sürerek yardım istedi. O sırada diğer devletler ordularını terhis etmişlerdi. Paris’te kurulan “Meclisi Ali” kendileri adına Yunan ordusunun bu işi çözmesini düşündü ve İzmir’in işgaline karar verdi.

14 Mayıs 1919’da İngiliz Fransız Amerikan ve Yunan donanmaları İzmir limanına girdiler.

İngiliz Amirali Galdrop 17’nci Kolordu komutanlığına verdiği notada “Mütarekenin 7’nci maddesine göre İzmir istihkamları ile civarındaki arazinin Yunanlılar tarafından işgal edileceğini ve mukavemet olunmaması”nı bildiriyordu.

İngiltere, Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan gizli bir anlaşma ile İzmir ve çevresinin İtalyanlar tarafından işgaline onay vermiştir. Paris Barış Konferansında ise Batı Anadolu’da yerleşmiş ve bu yolla Akdeniz’i kontrol altında tutabilecek güçlü bir İtalya yerine aynı bölgede kendi kontrolündeki bir Yunanistan’ı çıkarları için daha uygun gören İngilizlerin desteğiyle, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesine karar verilmiştir.

15 Mayıs 1919 sabahı Yunan ordusu, İngiliz savaş gemilerinin korumasında İzmir’i işgal etmeye başlamıştır.

Farklı kaynaklardan derlenen işgal nedenleri özetlenirse:

-Asıl neden Boğazlara çok yakın olan bu bölgede (Yunanlıların işgali yerine) İtalya’nın (işgali) İngiliz çıkarlarını tehdit edebilecek bir güç olmasından çekinilmesi olmuştur.

– Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru (1917) ve Yunanlılar da İtilaf Devletlerinin tarafına geçmiş ve onlarla birlikte savaşmışlardı. Türkler yenilmiş duruma düşüp de toprakları pay edilmeğe başlanınca Yunanlılar savaştaki hizmetlerine mukabil İzmir ve civarını istediler.

-İşgale izin veren İtilaf Devletleri’nin ana amacı İtalyanların Anadolu’daki toprak kazançlarını dengelemektir. İtalya, Birleşik Krallık ve Fransa arasında 26 Nisan 1917’de yapılan St.-Jean-de-Maurienne antlaşması Yunan işgali ile uygulanamamış, çünkü İtalyanlara söz verilen İzmir bölgesi Yunanlar tarafından işgal edilmiştir.

Peki, Bu işgal iddialarına karşılık, 2. Kolordu Komutanı, Yunan kraliyet ailesinden, Prens Andrew ne demektedir?

Ne işgali yapacak bir ordumuz, ne de işgali (ciddi) destekleyecek bir devlet (İngiltere-Fransa-İtalya-Amerika) vardır?

-İlginç değil mi?

O halde İşgalin gerçeği: Yunanlıların toprak kazanımı değil de, bölgenin Yunanlılara soydurulması, ekonomik kazanımlar elde edilmesi ile, Osmanlının ekonomik yıkımı yanında, İşgalcilerin “yeni bir devlet” beklentisi, siyasal gerekçeler olabilir mi?

 

Devam edecek

2’nci kez yapılan (Yunan) İşgali ile, Osmanlı Devleti tasfiye  edilecektir.

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmıştır.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*