Merkez Bankaları Küresel Sermaye’nin yerel şubeleri midir? (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Günümüzdeki sömürü askeri işgallerden çok paranın kontrolü ile yapılmaktadır.

Günümüzdeki sömürü askeri işgallerden çok paranın kontrolü ile yapılmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda, 1854 Yılında alınan ilk dış borca kadar “Para miktarının ayarlanması, kredi hacminin düzenlenmesi, altın ve döviz rezervlerinin yönetimi ile iç ve dış ödemelerin gerçekleştirilmesi, Hazine, darphane, sarraflar, vakıflar, bedestenler ve Loncalar gibi farklı kesimlerce yürütülmüştür.”

Bu tarihten sonraki uygulamalar Merkez Bankası’nın web sitesindeki açıklamalarına göre aşağıdadır.

“1854 yılında Kırım Savaşı sırasında yurt dışından ilk kez borçlanan Osmanlı Hükûmetinin dış borçların ödenmesi konusunda aracılık görevi üstlenecek bir devlet bankasına ihtiyaç duyması üzerine, 1856 yılında merkezi Londra’da bulunan İngiliz Sermayeli “Ottoman Bank (Bank-ı Osmanî)” kurulmuştur.

Bankanın yetkileri küçük miktarlarda kredi vermek, Hükûmet’e avans sağlamak ve bazı Hazine bonolarını iskonto etmekle sınırlandırılmıştır.” Denilmektedir.

Merkez Bankalarını ve amaçlarını öğrenebilmek adına bu noktada bir ara vermemiz gerekmektedir.

Yıl 1853, Rusya, Osmanlı Devleti’nden azınlıklarla ile (Ortodoksların koruyuculuğu vb)  ilgili kabul edilemeyecek taleplerde bulunur. Ancak bu talep İngiltere’nin desteğine güvenilerek reddedilir. Bunun üzerine Rusya haber dahi vermeden Osmanlı Toprakları’nı işgale başlar.

O dönemde İngiltere ve Fransa (görünürde) Osmanlının parçalanmasını istememektedir. Bu nedenle Osmanlının yanında Rusya’ya  karşı savaşa girerler.

Savaş, Osmanlı, İngiltere ve Fransa’nın galibiyeti ile sonuçlanır. Ancak Osmanlının müttefiki olarak görünen İngiltere ve Fransa’nın Osmanlıdan istedikleri diyet Rusların isteklerine rahmet okutacak cinstendir.

Şimdi Osmanlıya, İngiliz-Fransız ve Ruslar tarafından birlikte oynanan oyunu ve sonuçlarını biraz açalım;

1853’te yapılan Kırım Savaşı’na kadar Osmanlının dış borcu yoktur. Rusların tehditleri karşısında Osmanlı Hükümeti savaş masraflarını karşılamak üzere, Sultan I. Abdülmecid’in “siyasi bağımsızlığımızı kaybederiz” (*) anlayışı ile  ilk dış borca karşı çıkmasına rağmen borç mevcut hükümetçe alınır.

Peki, bu ilk dış borç kimlerden alınmıştır?

-Elbette! Bizlerin tarafında! Ruslara karşı savaşan İngiliz-Fransız bankerlerden.

-Ve yine ilginçtir, bahsekonu işlemler (dış borç ödemeleri de dahil bu aracılıklar)  için gerekli olduğu öne sürülen aracı bankanın “Merkezi  Londra’dadır ve İngiliz sermayeli’dir.

Şİmdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

“…1863 yılında Ottoman Bank kendini feshederek İngiliz-Fransız ortaklığı şeklinde “Bank-ı Osmanî-i Şahane (Osmanlı Bankası)” adını almış ve bir devlet bankası niteliği kazanmıştır. Bankaya otuz yıllık bir süre için banknot basma ayrıcalığı ve tekeli verilmiştir.

Banka ayrıca devletin haznedarlığını üstlenerek devlet gelirlerini tahsil etmek, Hazinenin ödemelerini yerine getirip bonolarını iskonto etmek, iç ve dış borçlara ilişkin faiz ve anapara ödemelerini yapmakla da görevlendirilmiştir.

Osmanlı Bankasının sermayesinin yabancılara ait olması zamanla tepkilere yol açmış, bu tepkiler bir merkez bankasına olan ihtiyaç doğrultusunda ulusal bir merkez bankası kurulması fikrinin temelini oluşturmuştur. Yerli sermayeye dayalı bir merkez bankası kurma çabaları 11 Mart 1917 tarihinde “Osmanlı İtibar-ı Millî Bankası”nın kurulması ile sonuçlanmıştır. Ancak bu banka, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgi ile ayrılması nedeniyle merkez bankası işlevlerini görecek bir ulusal banka olma amacına ulaşamamıştır.” (1)

Yukarıda açıklananlar toparlanırsa;

-Ruslar, Osmanlılardan (kabul edilmeyeceği baştan belli) olmayacak  taleplerde bulunurlar.

-Osmanlılar bu talepleri kabul etmezler ve Ruslar  haber dahi vermeden  Osmanlı Topraklarını işgale başlarlar.

-Görünürde Osmanlının yanında olan İngiliz ve Fransızlar (bankerleri) Savaş masraflarını karşılamak üzere bizlere cömertçe (ilk dış) borcu verirler.

-Vermekle kalmaz, verdikleri borçları tahsil etmek de dahil ileride Osmanlıyı yıkacak finans (para) oyunlarına alet edecekleri bir de banka kurarlar.

Burada ilginç bir bilgi daha verelim;

1945 Yılında Ruslar bizlerden 1853’de olduğu gibi (kabul edilemeyecek derecede) Boğazlar-Kars ve çevresi ile ilgili bazı taleplerde bulunurlar.

Bu kez imdadımıza! (İngiltere’nin yerine günün büyük devleti Amerika koşar ve biz (birkaç yıl sonra) bizler NATO’ta gireriz.

Gerçeğinde meselenin arkasında, ABD-Rusya’nın 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyayı paylaşımı vardır. Anlaşılan bizler Birinci Dünya Savaşı‘ndan… (İngiliz-Fransızlar’ın -ortaklığından!!! sonra, diyelim) ABD’nin payına… (fazlasını açamıyoruz)

Bu noktada bize para ile ilgili olarak Dünya Bankasının (Ve IMF) kurucu, fikir babası, Harry Dexter White (**) bakınız ne demektedir?

-“Global finansal düzeni takip etmek, ödeme planları gibi konularda denetim ve organizasyon yapmak, aynı zamanda teknik ve finansal destek sağlamak, milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşmak…

Küresel tezgahların hepsi bu kadar mı? Elbette değil. Fazlası için bakınız;  http://www.canmehmet.com/yabancilar-ve-icislerimiz-bati-soslu-cok-darbeli-cok-partili-natolu-hayat-basliyor-7.html

 

Devam edecek

 

Resim; http://www.arastiralim.net/ilk/2011/09

Açıklamalar;

(*) Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/yabancilar-ve-icislerimiz-bati-soslu-cok-darbeli-cok-partili-natolu-hayat-basliyor-7.html 

Osmanlı devleti’nin İlk borçlanma teşebbüsü

1850 de Osmanlı maliyesi ciddî bir buhran geçirmekte idi. Üstelik de Rusya ile siyasî münasebetler kötüleşmekte ve harp ihtimalleri belirmekte idi. Acil bir tedbir olmak üzere borç para alınması cihetine gidilmesini uygun görüldü. Bir Paris Bankası ile bir Londra Bankası anlaşarak Osmanlı devletinin borçlanma isteğini karşılamağı kabul ettiler, imzalanan mukaveleye göre borç para tutan 55 milyon franktı.

Mukavelenin yürürlüğe girmesi için padişah tarafından tasdiki gereklidir…

Bu işlem yapılmadan, tahvilât Paris’te piyasaya çıkarıldı. bu olup bitti, İstanbul’da hayret ve endişe uyandırdı. Bu sıralar, Mustafa Reşit Paşa da Sadrazamlıktan uzaklaştırılarak yerine Âli Paşa getirildi… Âli Paşa ile Fuat Efendi “Paşa” padişahı borçlanma hususunda ikna etmiye pek çok çalıştılar. Abdülmecit dayandı.

-“Ben bu devleti selefimden nasıl buldum ise halefime öyle vereceğim, eğer bu istikraz bozulmazsa saltanattan feragat ederim” demek afetiyle istikrazı önledi. Mukavele feshedildi. Sonu baştan kestirilemeyen bu teşebbüs, (Osmanlılarca bozulduğu için tazminat olarak ödenen) devlete yirmi iki milyon kuruşa mal oldu.

(**) Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/yabancilar-ve-icislerimiz-bati-soslu-cok-darbeli-cok-partili-natolu-hayat-basliyor-7.html

(Dünya Bankası ve) IMF, resmi kuruluş felsefesini şöyle açıklanmaktadır: “Global finansal düzeni takip etmek, ödeme planları gibi konularda denetim ve organizasyon yapmak, aynı zamanda teknik ve finansal destek sağlamak, milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşmak…

Ancak, IMF’nin gizli gerçeği:  “…kullanılan gücün askeri ve politik yerine finansal olması dışında, uluslararası işbirliği ruhundan ziyade, bir güç politikası operasyonunu yansıtıyor…” Kurucu baba! Ne demektedir? Diğer milletlerin haklarından, Silah ve diplomasi (yoluyla zorlama) yerine para ile geleceğiz.

Kaynak;

(1) http://www.tcmb.gov.tr/

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*