Merkez Bankaları ile ülkenin parasının yönetilmesi ilgili devletlerin kontrolünde midir(1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Günümüzdeki sömürü askeri işgallerden çok paranın kontrolü ile yapılmaktadır.

Günümüzdeki sömürü askeri işgallerden çok paranın kontrolü ile yapılmaktadır.

 

Görünüşte devlete ait bir kurumun gerçekte “Milli” olduğu hakkındaki belirgin gösterge, uygulamalarında ilgili devletin çıkarlarının birinci derecede ön plana alınmış olmasıdır.

Bu yazıda sorgulanacak olan Merkez Bankaları’nın politikaları itibariyle “Milli” olup olmadıkları veya ne kadar Milli (Bağımsız) olduklarıdır.

**

Merkez Bankası’nda Hazine’nin payı yüzde 55. Geri kalan yüzde 45’in sahibini-sahiplerini bilmiyoruz.

Şöyle ki:

Merkez Bankası’nın ödenmiş sermayesi dört sınıf hisseden oluşuyor.

A sınıfı hisseleri tamamen Hazine’ye ait ve oranı yüzde 55.

B sınıfı hisseleri ise değişik oranlarda Ziraat, Garanti, İş, Halk, Yapı Kredi, Ak ve Türk Ekonomi bankalarına ait.

Oyak Bank’a ait olan C sınıfı hisseler bankanın satılmasıyla İNG Bank’a geçti.

Bunlar belli olanlar. D sınıfı hisselerin sahipleri ise bilinmiyor ve bunun oranı yüzde 19.2.

Bazı gerçek ve tüzel kişilere ait bu hisselerin sahipleri her nedense hiçbir şekilde açıklanmıyor!

Bugüne kadar bu hisselerin sahiplerinden birisi Merkez Bankası’nın kâr ettiği halde kâr payı dağıtmadığından şikayetçi olduğunda adı ortaya çıkmıştı. Adnan Behar, Bahar Menkul Kıymetler’in sahibi bir Musevi vatandaş…

Ayrıca… Merkez Bankası bir kamu kuruluşu da değil.

Amerikan Merkez Bankası (FED) milli mi?

Bizim Merkez Bankamız milli değil de ABD Merkez Bankası milli mi?

Bazı Amerikalılar’ın araştırmaları FED’in hiç de federal olmadığını ortaya koyuyor. Hatta FED’e bir banka olmanın dışında “kriminal bir sendika” diyenler bile olmuş.

FED Amerikan halkının değil, ortakları olan ticari bankaların malıdır. Kârını da bu bankalara aktarır!

ABD’nin FED’in ortağı olan hiçbir bankada hissesi yoktur. FED yasası yürürlüğe girince bir kısım bilim adamı, ABD halkının hürriyetinin enternasyonal bankacılardan oluşan küçük bir grubun kontrolüne girdiğini söylemişti.

“Amerika’nın Altmış Ailesi” kitabında 1937’de FED’in ortakları şöyle anlatılıyordu:

FED Bank of New York, National Bank, First National Bank, Chase National Bank, National Bank of Commerce of New York City.

Bu bankalar Rothchilds, Lazard Freeres, Kuhn-Loeb, Warburg Co., Lehmann Brothers tarafından, bu isimler de Londra tarafından kontrol ediliyordu.

Yani FED bir Merkez Bankası değil. FED’in sermayesi de üye bankalara aittir. Böylece her Merkez Bankası üye bankaların sahip olduğu bir şirkettir. (1)

**

Paradaki sır… Niye “Cumhuriyeti” değil de “Cumhuriyet”?!?

Bugün, hiç de “ilgim olmayan” bir konuya, evet “faiz” ve “para” meselesine girmek istiyorum… Girmek istiyorum, çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan ile Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı arasındaki “faiz tartışması”nın kökü, hem“çok eskilere” hem de “çok derinlere” uzanıyor.

Malûm; Başbakan Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası’nın“faiz indirimi”ne gitmemesi üzerine şöyle demişti:

“Merkez Bankası bağımsızdır ama kanaat açıklamak da bir Başbakan’ın hakkıdır. Çünkü enflasyon yükselince vatandaş hesabını Merkez Bankası’na sormaz. Faizi yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, şimdi geliyorsun yarım puan indiriyorsun. Sen dalga mı geçiyorsun?” 

Ve eklemişti:

“Faiz yüksek olunca, enflasyon da yüksek oluyor… Çünkü faiz sebeptir, enflasyon neticedir… Bakın, enflasyon düşmüyor… Niye?.. Çünkü, faiz yüksek!”

…Ama benim, “Merkez Bankası” ile ilgili “çok daha derin kuşkularım” var… Ve bu kuşkularımı da, “bundan 11 yıl önce” yani2 Haziran 2003’tekiAyna’da dile getirmiştim. Başbakan Tayyip Erdoğan, 31 Mayıs 2003’te yapılanTOBB Genel Kurulu’nda da, yine “yüksek faiz”den yakınıyor ve diyordu ki;

“Şu anda, piyasalardan sadece döviz toplamakla bu iş çözülmez… Aynı zamanda faiz oranlarını da düşürmeye mecburuz!” 

İyi de, kim düşürecek faizi?..

Elbette Merkez Bankası!.. 

… “Uzman”ların bana söyledikleri şu olmuştu: “Madem Merkez Bankası’nı merak ediyorsun; işe, önce cebindeki kâğıt paradan başla!” 

Başladım…

Cebimdeki irili-ufaklı bütün “banknot”ları çıkarıp, serdim masanın üzerine…

Ve “bugüne kadar fark etmediğim”, belki sizlerin de fark etmediği bir şeyi fark ettim.

Bütün “kâğıt para”ların üzerinde, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” yazıyordu!..  Dikkat edin; “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası” değil, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası!” 

İlk önce, bir “baskı hatası” olduğunu düşündüm!…

Ama, hepsi de “hatalı” olamazdı ya!..

Gerçekten “hata” değilmiş…

İLK ORTAKLARI KİMDİ? 

1930 yılında “devlet payı”nın sadece “yüzde 15” olduğu Merkez Bankası’nda, “başka pay sahipleri” de varmış!..

Merak ettim, geri kalan “yüzde 85 pay” acaba kimlere aitti?..

Hepsi “yerli” miydi, yoksa “yabancılar” da var mıydı aralarında?..

Eğer varsa;

Bu “yabancı”lar “hangi ülke”nin vatandaşlarıydı ve “hangi din”e mensuptular?

Uzmanlar;

“Orada kal”demişlerdi…

Alın size bir “ilginçlik” daha…

“1211 Sayılı Kanun”la kurulan Merkez Bankası’nın “görev”leri arasında, “ülke ve hükümet menfaatlerini gözetmek” gibi bir ifade varmış!..

Ama, yakın bir zamanda çıkarılmış bu madde!..

Ne zaman mı?..

Kemal Derwish, ABD’den “ithal” edildikten sonra!..

Hani, Meclis’te IMF’nin dayattığı “15 günde 15 yasa” görüşmeleri vardı ya, işte o zaman!..

4. Madde’nin, 25.4.2001 tarih ve 4651 Sayılı Kanun’la değiştirilen şeklinde, öyle bir ifade konulmuş ki; gel de dokun, dokunabilirsen Merkez’e!..

O madde, şöyleymiş:

“Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler…” 

YÜZDE 12 KİMLERİN?

Bu “yüzde 12’de”; meselâ “İngilizler”in, ya da Rotschild veya Rockefeller ailelerinin payı var mıdır?..

Yoksa niye açıklanmıyor?..

Varsa niye açıklanmıyor?.

Gördünüz ya; “faizlerin yüksekliği”nden ve cebimizdeki “banknot”lardan yola çıkıp, nerelere geldik?

Doğrusu, bu “para denizi”nde kulaç ata ata yoruldum.

Ve sordum kendi kendime:

“Merkez Bankası bizim mi?” 

Bizimse; paraların üzerinden niye “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” yazıyor?

“Aidiyet” eki olan “İ” nerede?..

Sözün özü;

“Özerk”liğin de ötesinde, “bağımsız” mı  (2)

**

Yukarıda giriş bölümünde verilen mesajlarda sorgulanan;

 -Merkez bankalarının (belirleyecekleri politikaları itibariyle) bağımsız mı, oldukları;

-Merkez Bankalarının ait oldukları ülkelerin bir parçası olup, olmadıkları’dır.

 

Devam edecek;

Devletlerin Merkez Bankalarının uygulamalarını yürütecek güçleri mi yoktur, yoksa sistem, Küresel Sermaye’nin (Yüksek Faiz üzerinden) soygunu üzerine mi kurulmuştur?

Resim; http://www.milliyet.com.tr/merkez-bankasi-dan-altin-vurus-/ekonomi/detay/1772323/default.htm

Kaynaklar;

(1) Daha fazlası için bakınız; http://www.bugun.com.tr/merkez-bankasi-ne-kadar-milli-yazisi-1125226

(2) Daha fazlası için bakınız;  http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/hasan-karakaya/paradaki-sir-niye-cumhuriyeti-degil-de-cumhuriyet-6354.html (06 Haziran 2014 Cuma)

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*