Menemen’de katledilen genç asteğmen Kubilay gerçekte bir oyuna kurban mı edildi? (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

kubilay

 

Sembolleştirilen Menemen hadisesi…

“Manisa’dan gelen bir çifteli av tüfeği ve bir bağ bıçağına sahip ikisi çocuk yaşta 6 esrarkeşin Menemen’de rejime karşı bir “şeriat” ayaklanması başlatıp asteğmen Kubilay’ı hunharca katletmelerinin izleri günümüzde de sürüyor.

Atatürkçü Düşünce Derneği “ilk gerici katliam” için İstanbul’dan Menemen’e otobüs kaldırırken, bir gazete ise “Kanlı şeriat bayrağı açıldı” başlıklı ekiyle temcit pilavını ısıtıyordu. Yıllanmış tabu ve korkuların, üzerinde araştırma yapılmasını engellediği Menemen’de ne olmuştu?

77 kişinin idam dahil çeşitli cezalara çarptırıldığı hadise sebebiyle 64 yıldır zan altında tutulan Menemenlilerin suçu neydi?

1930 yılı Aralık ayının son haftası soğuk günlerden birinde, 6 kişilik bir grup Menemen’e ilerliyordu. Bozalan köyü tarafından gelen bu kişiler pejmurde kıyafetleriyle yöreye kömür satmaya gelen insanlara benziyorlardı.

Adı Derviş Mehmed olan elebaşı ve yanındakiler Menemen’e, Menemenliler’in bir daha hafızalarından silemeyecekleri bir akıbetin müsebbibleri olarak giriyorlardı.

Hazırlıklarını Manisa’da tamamlayıp geçtikleri köylerde yandaş bulamayan 6 kişilik grup hükümet binasının hemen ilerisinde bulunan camiye sabah namazı vaktinde girdiler.

Maarif Camii’nde de imam Saffet Hoca’dan yüz bulamadıkları için cami cemaatını peşine takamayan grup, zorla aldıkları sancak ile meydana çıkarak “Ey Müslümanlar! Ne duruyorsunuz? Halife Abdülmecid Efendi hududa geldi. İşte Sancak ı Şerif çıktı, gelin toplanın.

Şapka yerine artık fes giyilecek” naraları atmaya başladılar. Birinin sırtında bir çanta, bir tanesinde de çifteli av tüfeği vardı. Bu sırada, olay yerinden geçen bir jandarma yüzbaşısı, esrardan kafası bulanmış Derviş Mehmet’i sözle ikna edemeyince olay yerinden ayrılmıştı.

Meydanda toplanan vatandaşlar ise tanık olmanın cezasını ağır ödeyeceklerini bilmeden olayı seyretmeye devam ediyorlardı….

Jandarma yüzbaşısının hükümet konağından kaymakamın evine ve alay komutanına bilgi ulaştırmasının ardından 43. Piyade Alayı’nda görevli genç bir asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay yanına aldığı bir manga ile Hükümet Meydanı’na hareket eder.

Bu harekette ise olayın en esrarengiz boyutlarından birisi gizlidir. Asteğmen Kubilay’da silah yoktur. 8 erin tüfeğinde ise halk tarafından kuru sıkı diye tabir edilen Derviş Mehmet’in mehdilik iddialarını Menemenliler nezdinde kuvvetlendirecek eğitim mermileri vardır.

Menemen meydanı artan kalabalıkla ana baba günü halini almıştır. Bir yanda olayın şokunu atlatamayan Menemenliler, bir yanda ‘şeriat isteriz’ naraları atan yabancılar duruyordu. Yanındakilere ‘Süngü tak’ emrini veren Kubilay, elebaşı Derviş Mehmed’in yakasına sarılıp suratına bir tokat aşkeder.

Fakat bu arada elinde çifteli olan esrarkeş. Kubilay’ı kasığından yaralar. Kubilay, yaralı yaralı meydanın hemen yanıbaşında bulunan Gazez Camii’ne doğru kaçmaya çalışırken, askerler Derviş Mehmet’e ateş eder. Tüfeklerdeki kuru sıkı mermiler Derviş Mehmet’e tesir etmez.

Halk ve askerler şaşkındır. Esrarkeşlerin ise resmen gözü kararmıştır. Derviş Mehmet’in “Ben Mehdi’yim, bana kurşun tesir etmez” sözleri meydanda çınlar.

Kubilay’ın ciddiye almayıp tokatla halletmeye çalıştığı hadise birden inanılmaz bir boyut kazanmıştır. Yaralı halde hükümet binasına sığınmaya çalışan Kubilay, kapı kapalı olduğu için içeri giremez. Bitkin bir şekilde yine cami avlusuna yönelir.

Esrarın ve tesir etmeyen kurşunların gözünü kararttığı Derviş Mehmet cami avlusunda musalla taşının hemen yanında yakaladığı Kubilay’ın boğazını bağ bıçağı ile keser. Kesik baş iple sancağın tepesine bağlanır. Sesi meydanda çınlayan Derviş Mehmet’i şaşkınlık ve korkuyla izleyen halk, kitle pisikolojisiyle onu alkışlar.

Bu arada başlangıçta göstermesi gereken ciddiyeti sonradan gösteren Jandarma Alay Komutanlığı olay mahalline makinalı tüfekle techiz edilmiş askeri birlik gönderir. Makinalı tüfekle yapılan ateşle, ellerinde çifteli bir av tüfeğinden başka bir silah bulunmayan esrarkeşlerden Derviş Mehmet, Sütçü Mehmet ve Şamdan Mehmet olay yerinde can verir.

Bu arada olay mahalline gelen ve şu anda isimleri Kubilay anıtında yazılı bulunan Şevki ve Hasan ismindeki iki mahalle bekçisi bu kargaşada yanlışlıkla vurulur. Yaralanan Zeki Mehmed ile çocuk yaştaki iki Hasan yakalanırlar. İki saat süren hadise yurtta ve Ankara’da büyük tesir uyandırır.

“Olayın siyasi kaynakları araştırılsın. Olayla ilgili görülen herkes şiddetle cezalandırılsın. Verilen ölüm cezaları hemen yerine getirilsin. Menemen artık lanetlenmiş bir beldedir. Bütün ahalisi boşaltılıp çevre illere dağıtılsın. Evler yakılıp hükümet meydanına büyük bir sütun dikilsin.”

Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın halkta gördüğü büyük ilginin şokunu henüz üzerinden atamayan Atatürk, genç asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın hunharca katledilmesinden sonra adeta patlamış ve bu sözleri söylemişti.

Hedef Nakşibendiler…

Hadiseler sonrası ilan edilen Sıkıyönetimin ünlü komutanı Fahrettin Altay On Yıl Savaş 1919-1922 ve Sonrası adlı kitabındaki hatıralarında şunları yazmaktadır.

“Mahkeme bizzat Mustafa Kemal tarafından yönlendirilir. ‘Olaydan hemen sonra Atatürk, Başbakan İsmet İnönü, Meclis Başkanı Kazım Paşa, Milli Savunma ve İçişleri Bakanları ve Ordu Komutanı Fahrettin Altay’ın katıldığı bir toplantı gerçekleşir.

Mustafa Kemal Paşa; olayın siyasi kaynağının aranmasını olayla ilgili herkesin cezalandırılmasını, bütün davaların bitmesinin beklenilmeden verilen idam hükümlerinin hemen yerine getirilmesini, en az kabahati olaya seyirci kalmak olan ve hepsi de suçlu bulunan Menemen halkının yerlerinden uzaklaştırılmasını ister ve olayın ayrıntıları üzerinde direktifler verir.

Menemen Belediye Başkanı’nın ‘Bu olay, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı lekelemek için tertip edilmiştir’ sözü de Atatürk’ü kızdırır.

O bu konuşma üzerinde de durur. Olayda kadınların adının geçmesini de mühim bir gelişme olarak niteleyen Atatürk onlara fırsat verilmemesini savunur.

Meclis Başkanı Kazım Paşa ise tekkeler, ya okul yapılmalı ya da yakılmalıdır derken Nakşibendi tarikatının bir ‘yılan’ olduğunu belirterek mahvedilmesini ister”

Bu arada baştan hadiseye yangına körükle gider gibi giden yapı itibariyle rejimin yarı resmi gazetesi Cumhuriyet’e farklı bir yorum göze çarpar. Yunus Nadi, Menemenlinin akıbetini sezinlemiş olacak ki, olayı ‘basit’ olarak niteleyerek, halkın isyancılara katılmadığını bildirir.

 

İktidarın gözü kararınca…

Fakat ok yaydan çıkmıştır. Gözü kararanlar bu defa gücü elinde bulunduranlardı. Faturası da dolayısıyla daha kabarık olacaktır. Balıkesir’i de içine alan bölgede hemen sıkıyönetim ilan edilir. Olaydan bir hafta sonra Menemen’e gelen Örfi İdare Komutanı Fahrettin (Altay) Paşa, Örfi İdare (Sıkıyönetim) Mahkemesi Başkanı Mustafa (Muğlalı) Paşa ve Dahiliye Nazırı Şükrü Kaya geniş çaplı tutuklamalarda bulunurlar.

Yapılan tahkikatlar sonrasında yaklaşık 2200 kişi yargılanır. 37 kişi idama mahkûm edilirken, 41 kişi çeşitli cezalara çarptırılır. Ancak, 37 idam mahkûmundan yedisi hakkındaki karar bozulur, Esat Efendi ecelinden, diğer bir kişi ise bilinmeyen bir sebepten vefat eder ve geri kalan 28 kişi 3-4 Şubat 1931 yılında gecenin sabaha çaldığı saatlerde idam edilir.

Kararan gözler giderek açılmaya başlamıştır. Örfi İdare Mahkemesi’nin soruşturmasında, olayın siyasi bir yönü bulunmadığı ve mahalli nitelikte olduğu kanaatine varılır.

26 Şubat 1931 yılında Balıkesir ve Manisa’ya bağlı merkez ilçelerde, 8 Mart’ta da Menemen’de sıkıyönetim kaldırılır. Ve yöre halkının göç ettirilmesine yönelik karar iptal edilir.

6 esrarkeşin resmi güçlerin ihmalinden kaynaklanan iki saatlik kanlı eyleminin resmi yönü burada noktalanır.

Devam edecek…..

Alma mazlumun ahını…

(1) (http://www.aksiyon.com.tr/ ) Recai Kömür (Sayı: 4 / Tarih: 31-12-1994)

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*