Medyada ilk kez Çanakkale Savaşı’nın perde arkası, İngilizler Çanakkale’de tuzağa mı düşürdüler (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
İngilizler, I. Dünya Savaşı sonunda Boğazlar ve İstanbul'u işgal ettiler. Peki, bu ne anlama gelmektedir?

İngilizler, I. Dünya Savaşı sonunda Boğazlar ve İstanbul’u işgal ettiler. Peki, bu ne anlama gelmektedir?

 

Bugüne kadar Medyada gündeme getirilmemiş üç farklı olay, İngiliz, Fransız ve Türk yazarlarının gözüyle ve birlikte verilecektir. Biliriz ki, dünü doğru olarak öğrenemeyenlerin, doğru bir gelecek kurmaları mümkün değildir.  Doğru Tarih bu nedenle çok önemlidir. Ve Tarih bir yorumlama değil, belgeler demetidir.

Başlamadan yararlanılan bu üç eser, kaynakları ve yazarları hakkında;

1-LORD KINROSS –ATATÜRK, “BİR MÎLLETİN YENİDEN DOĞUŞU”

Büyük Britanya’lı (İngiliz) Lord Kindross, kaynaklarını aşağıda açıklamaktadır;

“…En başta, Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı arşivlerinden yararlanmama izin verdiklerinden ve araştırmalarıma yardımcı olduklarından dolayı Başkan Gürsel’e ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine teşekkürlerimi sunmak isterim….gerekli fotoğrafları veren Turizm ve Tanıtma Bakanlığına da ayrıca teşekkür ederim… Ankara Üniversitesi inkılâp Tarihi Bölümü Başkanı Profesör Enver Ziya Karal’a da teşekkür borçluyum.  Îngilterede teşekkür etmem gerekenler: 1920-24 yıllarında îstanbulda Büyükelçilik eden babası müteveffa Sir Horace Rumbold’un dosyalarından beni yararlandıran Sir Anthony Rumbold, Amiral Sir Bertram Thesiger,  Atatürk’ün yayınlanmamış Gelibolu Hatıralarını veren Alan Moorehead; Ali Fuat Cebesoy’un Moskova Hatıraları’nın henüz yayınlanmamış olan İngilizce çevirisini veren Manchester Üniversitesinden J.D. Latham’dır…Washington’daki Kongre Kütüphanesine; Washington’daki Millî Arşiv Dairesinin Dışişleri Bölümüne; Büyükelçi Grew’in evrakından yararlanmamı sağlıyan Harvard Üniversitesi Widener Kütüphanesine; Kaliforniyadaki Stanford Üniversitesi, Hoover Kütüphanesine; Kemalist Hükümetle Bombay’daki Hilâfat Fırkası’nın ilişkilerini belirten evrakı okumama izin veren İstanbul’daki Pakistan Basın Ateşesi S. Hasan’a…

Konumda ilgili sözlü yardımları için aşağıdaki kimselere teşekkür borçluyum.

Türkiyede, İsmet İnönü, merhum Rauf Orbay (Hüseyin Rauf) merhum General Refet Bele (Refet Paşa), General Ali Fuat Cebesoy (Ali Fuad), Tevfik Rüştü Aras, Fethi Okyar, Osman Okyar, merhum Bayan Halide Edip Adıvar, Falih Rıfkı Atay, Kılıç Ali, Hasan Riza Soyak, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Bayan Ruşen Eşref Ünaydın, Dr. Afetinan, Bayan Sabiha Gökçen…

…Dr. Gotthard Jâschke, Harvard Üniversitesinden Sir Hamilton Gibb, Princeton Üniversitesinden Dr. L.V. Thomas, New York’taki Columbia Üniversitesinden Dr. Dankwart, A. Rustow ve Dr. J.C. Hurewitz; Salt Lake City Üniversitesinden Dr. Frederick  P. Latimer, Rutgers Üniversitesinden Dr. Walter F. Weiker, Ankara’dan Lawrance Moore, New York’dan Mrs. John Earl Davis, Türkiyedeki eski Fransız Büyükelçilerinden M. Gaston Bergery, eski İngiliz Büyükelçilerinden Sir James Bowker ve Sir Bernard Burrows, Mr. Ve Mrs. Geoffrey Lewis ve İstanbul’daki İngiltere Başkonsolosluğundan John Hyde.

…Ankara’dan Bayan İçten Erkin ve Bilge Karasu da Türk kaynaklarını sabırla okuyup İngilizceye çevirerek bana yardım ettiler. Hepsinden üstün olarak benim adıma uzun süre canla, başla çalışıp araştırma, okuma ve çeviriler yapan İstanbul Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Profesörü Dr. Mina Urgan’a sonsuz minnetlerimi sunarım. Onun yorulmak bilmez, titiz ve bilgili yardımı olmasıydı bu kitap bu şekli alamazdı…”

Ve Patrick Kinross, bilinen adıyla Lord Kinross, (d. 1904 – ö. 1976) İskoç soylusu Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki biyografisi ve Ortadoğu ülkelerine ilişkin diğer eserleriyle ün kazanmıştır. Bu eserlerinden biri de pek çok otorite tarafından beğeni kazanmış “Osmanlı İmparatorluğun Yükselişi ve Çöküşü” kitabıdır.

…1952’de İngiltere hükümeti tarafından Atatürk hakkında bir biyografi yazmakla görevlendirildi. 1960’ta yayımlanan kitabı Atatürk hakkında bugüne dek yazılan en başarılı biyografilerden biri olmakla birlikte, yer yer eleştirellikten uzak tavrı nedeniyle eleştirilmiştir. (*)

2- Fransız Beniot  Michen, “KURT VE PARS”, isimli eseri;

JacquesBenoist-Mechin, (Paris, 1901 – 1983) çok iyi bir gazeteci ve tarihçi olarak bilinen yazar, aynı zaman politikacıdır. Kariyeri, Alman ordusu ve Arap dünyası üzerinedir. Ve Bu konularda “uzman” olarak değerlendirilmektedir. (Vikipedi, İngilizce yazımından)

3– Cengiz Yazoğlu, “Osmanlı’nın Tasfiyesi” (yazar eserinde çok sayıda (İngiltere kaynaklı) tarihi belge sunmaktadır.)

Yazar, (Rize, 1931) “Öğretmen, Kemal Tahir’in Notlar’ını 15 cilt halinde derleyip düzenleyerek yayınladı. Kemal Tahir Vakfı Başkanı’dır.”Kitabın tanıtımından;

“Osmanlı’nın parçalanması, 19. yüzyılın başlarından itibaren Batı’nın önde gelen meselesi olmuştur…Tanzimat, Meşrutiyet, Hürriyet derken, İngiltere’nin başrolü oynadığı büyük bir planın uygulamaya konulması neticesinde Osmanlı Saltanatı ile Hilafet tarih sahnesinden silinmiş, yerine, geçmişle bütün bağlarını koparmış yeni bir devlet kurulmuştur. Burada apaçık bir tasfiye söz konusudur ve işte bu kitap, “Osmanlı’nın Tasfiyesi”nin hikâyesidir.(**)

4-Gizli İngiliz belgeleri

Başlamadan konunun anlaşılması çok ilginç bir tespiti verelim;

Mustafa Kemal anlatıyor (Lord Kindross, sahife:159)

-Kazanmış olduğun zaferin kesinliğine inanmak kendi kendini aldatmak olurdu. Deniz kuvvetlerinin hayati önemine hâlâ eskisi gibi inanıyordu.

-“Karaya kapanıp kalmış durumdayız. Tıpkı Ruslar gibi,” diyordu.

-“Boğazları ve Çanakkaleyi tıkamakla Rusları Karadenizin içine kapamış oldum ve eninde, sonunda çökmeğe mahkûm ettim. Müttefikleriyle irtibatlarını kesmiş oldum çünkü. Ama biz de çökmeğe mahkûmuz, hem de aynı sebepten. Gerçi Akdenizin, Kızıldenizin ve Hint Okyanusunun eteklerindeyiz ama herhangi bir denize açılacak kudretimiz yok. Deniz kuvvetinden yoksun bir kara kuvveti olarak yarımadamızı, kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

Mustafa Kemal ne demektedir?

Çanakkaleyi, “…kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

 

Şimdi bu ifadeyi onaylayan çok ilginç bir kaynaktan daha not düşüyoruz;

Kaynak;” Osmanlının Tasfiyesi”, Cengiz Yazoğlu;

“…Dünya Savaşı’nda ingiltere’nin amacı, Hint yolundaki Mısır’ı almak, petrol yatakları üzerindeki Irak’la Mısır arasında bulunan Arabistan’ı almak. Anadolu’da da, Osmanlı’dan ayrılmış yeni bir Türk Devleti kurmaktı. Bu sahalardaki askeri hazırlıkları tamamlayabilmek için, Osmanlı ordusunu güney bölgelerinden uzakta oyalamak istiyordu. Bu hareketle, aynı zamanda, Rusların doğudaki yükü hafifleyecek, Rusya, bütün gücünü batı cephesine sevk edecekti. Bu yer Çanakkale idi.  İngilizlerin endişesi, Ruslarınkinden büyüktü. Bütün düşünceleri Mısır Üzerine Türklerin yürüyüşlerine mâni olmaktı. (1)

Bunun için buldukları çare, Boğazlar’a saldırmak ve Osmanlı’yı meşgul etmekti. (2)

Binaenaleyh, Çanakkale’yi zorlama projesi menşe itibari ile İngiliz projesidir.(3)

İngilizlerin Çanakkale’yi zorlama fikrini ilk düşünen ve mevki-i tatbike koyan. Bahriye Nâzırı Churchill olmuştur. Churchill’e göre, daha Türkiye’nin harbe girdiği andan itibaren Mısır tehdit edilmiş oluyordu.’ (4)

Çanakkale savaşı, düşman ordusunu cephenin uzağında bir yerde oyalama savaşı idi.

Bu nedenle Çanakkale savaşı İngiltere’de görüş ayrılığına yol açtı.

Çanakkale’ye hücum fikri İngiliz kabinesinde müzakere edilince bahriyeliler aleyhte rey verdiler.

Bu işi donanmanın tek başına yapamayacağını, Askerlerin de görev alması gerektiğini dile getirdiler. (5)

Fakat Harbiye Nâzırı Lord Kitchener,

-”Çanakkale için ayıracak askerim yoktur. Hepsi Garp cephesinde dövüşecekler Buraya asker yetiştiremiyorum. Binaenaleyh bu işi ya donanma ile yapmalıdır Veya büsbütün vazgeçmelidir,” cevabını verdi. (6)

Ruslar Almanlara karşı harp ile meşgul iken Kafkasya’da Türklerin tehdidine maruz kalmışlardı. Bu tehdide göğüs germeleri için Alman cephesindeki kuvvetlerden mühim bir kısmını Kafkasya’ya nakletmeleri lazımdı. Buna mahal kalmaması için Rus hükümeti, İngiltere ve Fransa’nın müştereken Türklere karşı bir harekette bulunmasını rica etti.

Churchill de derhal bu hareketin Çanakkale üzerine olmasını teklif etti. Fikrini kabul ettirmek için Çanakkale seferinden elde edilebilecek faydaları şu şekilde tebarüz ettirdi:

1.Türkler, kuvvetlerini Çanakkale’ye yığarak, Mısır üzerine yürümekten vazgeçeceklerdir.

2.Kafkasya’da Ruslara karşı büyük bir hareket yapamayacaklar ve dolayıyla Ruslar bütün kuvvetleri ile Alman cephesinde harp etmeye imkân bulabileceklerdir.(7)

İngiliz bahriyesinde kök salan bir kanaate göre, gemilerin karalara taarruzundan çok şey beklenemez. Bu kanaat, asırların tecrübesinin mahsulü idi.

Meşhur amiral Lord Nelson bu kanaati şu cümle ile formülleştirmişti:

-“istihkâma taarruz eden gemici delidir.”

İngiltere imparatorluğu Millî Müdafaa Meclisi, 1908’de Boğazlar’ın yalnız bahrî kuvvetlerle zorlanamayacağını teyit etmişti.’(8)

1807’deki deney bunu doğrulamıştı, İngiliz donanması, Duckworth kumandası altında Boğaz’ı geçmeye muvaffak olduğu ve hatta İstanbul’a kadar geldiği halde, kara kuvvetine dayanamadığı için geri dönmek mecburiyetinde kalmıştı. (9)

İngiltere, göz bebeği gibi sakındığı donanmasını, neticesi bilinmeyen bir teşebbüse feda etmek istemiyordu. (10)

Churchill, 3 Kânunusani 1915’te şöyle çözüm buluyor: Çanakkale’yi modern zırhlılarla değil, 1908’den evvel inşa edilmiş eski tip zırhlılar ile zorlamak mümkündür.”(12)

Churchill bu işin üzerine o kadar düştü ki, nihayet Çanakkale Savaşı’nın yalnız donanma ile yapılmasına karar verildi. 19 15’te büyük bir İngiliz filosu Fransız filosunun da iltihakı ile Çanakkale’ye geldi.  (13)

Çanakkale Savaşı’nın İngiltere Tarafından Yorumu

Petrograd’daki İngiltere Elçisi’nin, Rus Hariciye Nâzırı Sazonov’a muhtırası:

“”Kraliyet hükümeti, yalnızca ortaklaşa bir işin yararı uğruna Çanakkale Savaşı’na girmiştir

İngiltere, bu harekâttan kendisi için doğrudan doğruya bir çıkar sağlamak kaygısında değildir, orada yerleşmek niyeti de yoktur

“…Rusya ve Büyük Britanya aleyhine yönelmiş saldırı kuvvetlerini zayıflatmak amacıyla gözden çıkarmış ve tehlikeye atmıştır.” (Osmanlı Ordusu Kafkasya’da Rusya’ya, Süveyş Kanalı’nda İngiltere’ye karşı savaşıyordu, İngilizler, asıl olarak Osmanlı kuvvetlerinin Kanal’dan ve Kafkasya’dan çekilip, bütün gücünü Çanakkale’de toplaması ve İngiltere’nin en çok önem verdiği Süveyş Cephesi’nin rahatlaması amacıyla Çanakkale Savaşı’nı başlattı. İngiltere Elçisi de,

-“Saldırı kuvvetlerini zayıflatmak” için Çanakkale’de savaşı göze aldık demektedir.

…Çanakkale savaşına yalnız donanmanın katılması, bu savaşın bir oyalama savaşı olduğunun açık delilidir. Kara askeri olmadan, Osmanlı başkentine kadar olan güzergâhın, karadan ve denizden işgal edilmesi olanaksızdı.

Çanakkale Savaşları başlamadan İngiliz askeri yetkilileri ne demektedir?

-“Kara askeri olmadan, Osmanlı başkentine kadar olan güzergâhın, karadan ve denizden işgal edilmesi olanaksız…”

Çanakkale savaşları bittiğinde Mustafa kemal ne demektedir?

“…kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

Farklı zamanlarda söylenen bu iki görüşü birleştirdiğimizde ortaya nasıl bir tablo çıkmaktadır?

-Kara Kuvvetleri olmadan, sadece deniz kuvvetleri ile bu Savaşı kazanmak sıfır ihtimal derecesindedir.

-Mesele, Çanakkale ve İstanbul değildir. Mesele Türk askerlerinin oyalanmasıdır.

-Bu nedenle İngiltere Çanakkale’ye eski gemileri ve sadece deniz piyadelerini getirmiştir.

İngiliz ve Fransızlar, 1914-1918 döneminde girmedikleri (giremedikleri diyelim!”) Boğazlara ve İstanbul’a 1918’de girmişlerdir.

-Biz, Çanakkale’de, Sultan 2. Abdülhamid’in ülkenin geleceği için yaklaşık otuz yılda özenle yetiştirdiği, eğitilmiş-öğretilmiş biz nesil kaybettik…

-O neslin büyük çoğunluğu, 15-16 ve 17 yaşında çocuklar ve gençlerdir…

Bunlar ilerleyen bölümlerde detaylı olarak anlatılacaktır…

Devam edecek…

 

Açıklamalar;

(*) Vikipedi

(**) http://www.idefix.com/kitap/osmanlinin-tasfiyesi-cengizyazoglu/tanim.)

Başlıca yararlanılan eserler;

1-(İngiliz) LORD KINROSS –ATATÜRK, “BİR MÎLLETİN YENİDEN DOĞUŞU”

2- (Fransız) Beniot Michen ve  “KURT VE PARS”, isimli eseri;

3- Cengiz Yazoğlu, “Osmanlı’nın Tasfiyesi”

Kaynaklar;

(1) Enver Ziya Karal, Tarih Notları, sahife: 109.

(2) Age, s. 109.

(3) Age, S.109.

(4) Age, s.109.

(5) Esmer, Ahmet Şükrü, Siyasal Tarih, A.Ü. S. B. E Y., 1953,  s.323.

(6) Age, s.323.

(7) Enver Ziya Karal, “Tarih Notları”, Sahife: 110.

(8) Age, s.111.

(9) Age, sahife:111

(10) Age, sahife:111

(12) Age, sahife:111

(13) Esmer, age, sahife:323. (1’den 13’e kadar olan açıklamalar, Cengiz Yazoğlu’nun dip notlarıdır.)

1617 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*