Medya halkın haber kaynağı mı, yönetmeye yarayan direksiyon mu? (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bilim adamları ve diğerleri bu denemenin yapılmasını istiyorlardı, Çünkü bu projeye muazzam bir para yatırılmıştı.

 

Gazeteler, halkın çıkarlarının korunmasında en büyük güç olmasının yanında demokrasinin de temel direklerindendir. Ancak bu durum, 1789 Fransız Devrimi ile yön değiştirmiştir.

İçerikte, yakın tarihlerde yaşanmış önemli olayların iç ve dış medyada nasıl çarpıtılarak kullanıldığı ve halkın nasıl aldatıldığı örneklerle açıklanacaktır, ki;

Vatandaş, gerçeğin peşinde ve arayıcısı olsun ve birilerine alet olmasın, aldanmasın.

İşlenecek konular;

-İkinci Dünya Savaşında Atom bombası ile ilgili saklanan gerçek nedir?

-“Irak’ta Nükleer Silahlar var!”

-Neden dünya medyasına, 7/24 , İngiliz-ABD-Suud ortak yapımı ,”Taliban” ve  İngilizlerin dikte ettirdiği, “Vahhabi” gibi özel yapımların  icraatları servis edilmektedir? Bu yayınların, özel amaca yönelik bir sömürgeci politikası, Vatikan’ın misyonerlik faaliyeti olduğunun bilinmesine rağmen…

İran, Batı’nın işgal ve sömürü faaliyetlerine bahane bulmalarını neden kolaylaştırmaktadır, Humeyni’nin Paris’ten gelerek Şii islam devrimi yapması, Batı ile yapılan bir pazarlığın sonucu, bir oyunu mudur?

Tüm yabancı devrim liderlerin  yolu ve felsefesi neden Paris’ten gelmekte ve geçmektedir? Arka planda olan nedir? İran Devrimini gerçekleştiren Humeyni’nin, Rus Devriminin aktörlerinden Lenin’in, Osmanlıyı yıkan, İttihatçıların  ortak noktası nedir, Paris’ten gelen ve geçen?

-Susurluk’la ilgili kamuoyunda gizlenen operasyon nedir? Pakistan ile Susurluk olayının ortak bir ilgisi var mıdır?

-Kurtuluş savaşını başlatan Osmanlı ve Sultan Vahdettin neden hain olmak zorundaydı?

-“İrtica” söylemleri neyi maskelemektedir?

-Bu ülkenin neden -yakın zamana kadar-  5-10 zengini vardır? Servetin tabana yayılmadığı ülkelerde halk kendisini ve çocuklarını nasıl geliştirecek, yetiştirecektir?

Salman Rüştü-İran Olayında gizlenen nedir?

Yabancı yatırımcılar bir ülke için ne kadar yararlıdır?

-Türkiye’nin enerji gerçeği ve gizlenenler…

-Gelişmekte olan ülkeler gerçekte tam bağımsız mıdır?

-“Güçlü Ordu” İfadesi bir ülkeyi nasıl batırmaktadır.

-Ve daha çarpıtılan birçok önemli konu…

1789 Fransız Devrimi’nin hazırlık aşamasında, devrimi hazırlayanların dikkatlerini çeken bir olay vardır;

Gazeteler ne yazıyorsa, halkın büyük çoğunluğu meselelere o gözlükle bakmakta ve yazılanlardan etkilenmektedir. Halkın bilgilenmek için kullandığı  tek haber kaynağı gazetelerdir.

İşte, O gün bu gündür gazeteler olması gerektiği gibi halka ham bilgiyi –haberi-değil, işlenmiş rafine bilgiler vermektedirler.

Birinci örneğimiz;

İkinci Dünya Savaşında Atom bombası ile ilgili saklanan gerçek nedir?

“İkinci Dünya savaşı sonunda Atom bombasının atılmasına gerek yoktur. Daha doğrusu savaş ve Japonya bitmiştir.  Japonların barış şartlarının içerisinde olmazsa olmaz bir şartları vardır; İmparatorları yerinde kalacak ve değeri aşındırılmayacaktır.

Ancak, Amerika Atom Bombasının üretimi ile ilgili birçok masraf yapmıştır ve bunun sonucu görülmelidir. Özeti ile Yüzbinlerce insanın yok yere ölmesinin gerçek hikayesinin özeti budur.

Ve çoğumuzun kutsadığı, Modern Dünya ile  aydınlanma çağının aydınları gerçeği  bu örneklerle daha iyi ortaya çıkmaktadır.

Sizler atom bombasının atılmasının gerçek nedeni ile ilgili dünya medyasında bir eleştiri veya bir habere  rastladınız mı?

Gerçeğinde medyanın bu haberleri çok sık işlemesi ve gündemde tutması ; en azından bundan insanlığa zarar veren bu çeşit olayları önlenemezse  bile kamuoyu baskısı ile mümkün olan ölçüde azalacaktır.

Ve hikayemiz…

“İlk atom bombası 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya atıldı. Şehrin  büyük bir kısmı yerle bir olurken, yaşayanların dörtte biri olan yaklaşık 80.000 insan öldü.

Üç gün sonra, 9 Ağustos’ta, ikinci atom bombası Nagazaki ye atıldı.  Hiroşima’ya atılan bombanın haberi Potsdam Konferansı’ndan dönmekte Truman’a denizde verildi.

Yanlarında olanların verdikleri bilgiye göre Truman, büyük sevinçle bağırmıştı:

-“Bu tarihin gördüğü en büyük olaydır.”

Bununla beraber, bombanın atıldığı günlerde, Japon Hükümeti, Batı’nın düşündüğü ve hayal ettiği şekilde etkilenmemişti. Bombanın meydana getirdi hasar ve can kaybı, kayıtsız koşulsuz teslimiyeti kabul etmeyen altı kişilik konseyin üç üyesini hiç sarsmamış ve etkilememişti.

Ve özellikle geleceğe ilişkin bazı güvencelerin sağlanmasını ve “İmparatorun egemenlik haklarına” dokunulmamasını istiyorlardı.

Japon halkına gelince, Hiroşima ve Nagazaki de olup bitenleri ancak savaş sona erdikten sonra anlayabildi. Rusya’nın 8 Ağustos’ta Japonya’ya savaş ilan etmesi ve ertesi gün Mançurya’ya girmesi, teslim olma konusunu hızlandırmış ve İmparator’un etkisini de arttırmış gözüküyordu.

Zira, 9 Ağustos’ta (İmparatorun) kendisinin de hazır bulunduğu toplantıda, durumun umutsuzluğunu çok açık bir biçimde ortaya koymuştu ve hemen barışın tesis edilmesi gerektiğini ve desteklediğini söyledi.

Muhalif olan diğer üç üye bu kez bu talebe aynı kararlılıkla karşı çıkamadılar ve İmparator’un nihai kararı verebileceği ve daha yaşlı devlet adamlarını katılacağı “Gozenkaigi” toplantısının yapılmasını kabul ettiler.

Bu arada, hükümet radyodan teslim olmaya istekli olduklarını bildirdi.

Ancak tek koşulu İmparator’un kişilik ve egemenlik haklarına saygı gösterilmesiydi.

Bu (şart) konu, Müttefiklerin 26 Temmuz’da yayınladıkları Potsdam Bildirisi’nde dikkat çekici bir şekilde sessiz geçiştirilen bir maddeydi.

Bazı tartışmalardan sonra Truman, bu şartı kabul etti. Bu “Kayıtsız koşulsuz teslimiyet” ilkesinin üzerinde yapılan önemli bir değişiklikti. Bu karardan sonra bile 14 Ağustos’ta yapılan Gozenkaigi toplantısında çeşitli görüşler vardı, fakat imparator kararlı tutumuyla sorunu çözdü:

-“Şayet, kimsenin söyleyecek fikri yoksa, biz kendi fikrimizi açıklayacağız. Ve bu fikri sizden kabul etmenizi talep ediyorum. Japonların kendilerini kurtaracak tek yolun kaldığına inanıyorum. Bu nedenle katlanılmaz koşullara katlanmaya kararlıyız.”

Ondan sonra, Japonların teslim olduğu radyodan İlan edildi. Japonya’nın teslim olmasını sağlamak için atom bombasının kullanılması gerçekten gerekli değildi.

Japonların deniz filosunda bulunan gemilerin onda dokuzu ya batmıştı ya da kullanılacak durumda değildi, hava ve deniz kuvvetleri felce uğramıştı, endüstrisi tahrip olmuştu, halkın yiyecek stokları giderek tükeniyordu,

Churchill’in söylediği gibi, Japonların çöküşü artık kesindi.

Amerika Birleşik Devletleri Stratejik Bomba Araştırma Kurulu verdiği raporda, bu raporda, bu konuya şöyle değiniyordu:

“Atom bombasını kullanmada, hava üstünlüğü, Japonya’yı kayıtsız koşulsuz teslim olmaya zorlayabilir”

Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral King

-“Japonların sadece denizde ablukaya alınması bile, onları açlığa mahkûm edeceğinden, teslim olmalarını sağlamış olacaktı. Ve yeter ki biz beklemeye istekli olmuş olabilseydik.” Demiş.

Amiral Leahy’in bu konudaki görüşü, atom bombasının kullanılmasının gereksizliğini daha vurgulayıcı bir şekilde ortaya koyuyordu.

-“Bu vahşi silahı Hiroşima ve Nagazaki’de, Japonlara karşı kullanmamız bize, Japonlara karşı olan savaşımızda maddeten hiçbir yarar sağlamayacaktı. Japonlar zaten yenilmiş ve teslim olmaya hazırdı. Etkili bir deniz kuşatması ve Klasik silahlarla sürdürülecek bir bombardıman bu sonucu sağlayacaktı.”

O zaman, atom bombası neden kullanıldı?

Amerikalı ve İngilizlerin hatlarını kurtarmaktan öte başka zorlayıcı nedenler var mıydı? Burada karşımıza iki neden çıkıyordu.

– Birisi, Churchill’in, 18 Temmuz’da, atom bombasının başarılı deneme haberinin kendisine ulaşmasından sonra Truman’la yaptığı görüşmedeki açıklamaları ve o anda aklına gelen fikirlerdi:

-“…O zaman Ruslara ihtiyaç duymayacağız. Japonya ile savaşın sona erdirilmesi, artık Rus ordularının kullanılmasına bağlı değil… Onlardan yardım istemek zorunda değiliz…

“…Şu anda Amerika Birleşik Devleti Devletleri Japonya’ya karşı yürütülecek savaşta, Rusların yer almasını istemeyecektir.”

Stalin’in Postdam Konferansı’nda Japonya’nın işgalinden pay talep etmesi çok rahatsız edici bir tutumdu ve Amerikan Hükümeti böyle bir ihtimalden sakınmak istiyordu.

Atom bombası bu sorunun çözümüne yardımcı olabilirdi.

Rusların iki gün sonra, 6 Ağustos’ta savaşa girmeleri gerekiyordu. Atom bombasının, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılmasının, ikinci nedenini de Amiral Leahy açıklıyordu:

-“Bilim adamları ve diğerleri bu denemenin yapılmasını istiyorlardı, Çünkü bu projeye muazzam bir para yatırılmıştı.”

Toplam iki milyar dolar harcanan bu atom bombası projesinde yer alan nuyu daha açık bir şekilde anlatıyordu:

-“Bomba projesi başarılı olmak zorundaydı. Üzerine çok masraf edilmişti, bir kez başarısız oldu mu biz bu kadar harcamanın hesabını nasıl verebilirdik? Olabilecek tepkiyi düşünün bir kez… Zaman azaldıça, Washington’da bulunan belirli çevreler, Manhattan Projesinin başı olan General Groves’u çok geç olmadan bu denemenin yapılması için sıkıştırıyor ve  ikna etmeye çalışıyordu. Bombanın tamamlanıp ve atıldığı zaman ilgili herkes, müthiş bir şekilde rahatlamıştı.”  (1)

Bu konu ile ilgili bir ilim insanın TÜBİTAK tarafında Türkçeye de çevrilmiş bir eseri vardır.

Kitabın ismi; Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı

Bu kitabın 285’inci sahifesinde bakınız ne anlatılmaktadır;

“Bilim adamları günahı tattığında…

Başkan Harry S. Truman ile savaş sonrası yaptığı bir görüşmede Manhattan Nükleer Silahlar Projesi bilimsel yöneticisi J. Robert Oppenheimer, üzüntü içinde bilim adamlarının ellerini kana buladıkları, artık günahı tanıdıkları yorumunda bulunur.

Ardından Truman, yardımcılarına, bir daha asla Oppenheimer’ı görmek İstemediği yolunda emirler verir.

Kimi zaman bilim adamları kötülük yaptıkları, kimi zaman da bilimin kötü amaçlı kullanımına karşı uyarıda bulundukları için cezalandırılır…”

Devam edecek…

Resim;dünyaninderinlikleri.com

(1) LIDDEL HART, II. Dünya savaşı

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*