Lozan zafer mi hezimet mi? Bu tek bir cümlede açıklanabilir mi? Elbette açıklanır…

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

irade-i-milliye-gazetesi-dijital

 

Mustafa Kemal Paşa, Mayıs 1919’da Samsun’a ulaştıktan sonra kendi çıkardığı gazetede bir telgrafı yayınlanır. Bu telgrafının içeriği aşağıda verilmektedir.

Doğru soru cevabının yarısı mıdır?

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkması ile birlikte dile getirdikleri ile, Lozan Antlaşması sonucunda elimizde kalanlar : Milli Mücadele ile Misak-ı Milli amaçları (ne kadar) örtüşmektedir?

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a gittikten sonra Sultan Vahdettin’e bir telgraf çeker:

Yayınlandığı gazete; ”İrade-i Milliye Gazetesi”,  14 Eylül 1919 tarihli nüsha;

Telgrafı Çeken; ”Üçüncü Ordu Müfettişi, Yaver-i Hazret-i Şehriyarileri Mustafa Kemal”,

Çekilen kişi “Zat-ı Şahane” yani Sultan Vahdettin,

Çekildiği yer Havza, Tarih 14 Haziran 1919.

Mustafa Kemal Paşa, son görüşmelerini hatırlatıyor padişaha ve şöyle diyor:

Huzurdayken İzmir’in işgali karşısında “pekmahzun olan” kalbinizin “bu nokta-i necâta ait ilhamatı”nı, yani ülkenin sizin öncülüğünüzde millî mukaddes bir kudretle kurtulacağına dair verdiğiniz ilhamları şu an gibi hatırlıyorum. Sizin “ilkâ”nızdan, -fikrimi çelmenizdenaldığım imanın azmiyle görevime devam ediyorum…”  (1)

Ve dileyenler konu ile ilgili tüm meraklarını gidermek için  aşağıdaki Meclis gizli zabıtlarını okuyabilirler :

DEVRE:1 İÇTİMA:1

T.B.M.M. Gizli Celse Zabıtları 24 Nisan 1336 (1920)

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT01/gcz01001002.pdf#page=1&zoom=130,0,483    (7- 8 ve 9’uncu sahifeler)

“…Vaziyet bu suretle tenevvür ettikten sonra hareket için iki şeyden birine karar vermek lâzımdır. Birincisi; İstanbul muhitinin Ferit Paşa Kabinesinin kabul ettiği şeyi kabul etmek şerefimizi, hayatımızı, her şeyimizi bırakmak yani İngilizlere esir olmaktır.

O zaman yapılacak mesele yoktur.

Yok, bu milleti millet olarak, insan olarak namus ve şerefile yaşatmak istiyorsak kabul edeceğimiz nokta ve esas, mevcut bilcümle kuvvet ve vasaitimizi icabına göre istimal ederek, bizi imhaya çalışan düşmanların düşmanca olan emellerini kırmaktır ve ben şahsen katiyen şüphe etmem ki bütün arkadaşlarımız ancak böyle hissi ulvî ile buraya gelmişler ve ifa edecekleri vazifei tarihiyenin derecei azametini ve nezaket ve ehemmiyetini bütün vuzuhile müdrik bulunuyorlar.

Merkezle anlaşmak meselesi hakkında, merkez demek, yani makam saltanat ve hilâfet olan İstanbul demektir, istanbul düşmanın resmen ve filen tahtı işgalindedir. Bu gün İstanbul demekle Londra demek arasında hiç bir fark yoktur.

İşte Londra mahiyetinde bulunan Istanbulda maatteessüf bütün âlemi islâmın perestişkârane merbut olduğu Halifemiz ve ecdadı kiramımızın bize en kıymetli yadigârı olan padişahımız kalmış bulunuyor. İrtibat arasak arasak bu makamı muallânın tavassutu olabilir. Bu temas ve irtibat için iki şey varidi hatır olabilir. Birisi, meselâ bir heyet intihap edelim gönderelim.

Bu heyet Londra mahiyetinde bulunan Istanbula girmek için bittabi İngilizler tarafından görülecektir. İngilizlerin malûmatı, vesikası olmadan Îstanbula girilemez ve çıkılamaz.

Bu heyet Zâti Şahaneye vasıl olur ve bir şart ile, İngiliz amali dairesinde milleti sevk ve idare etmek imkânından bahsederse, bu heyet Zâtı Şahaneye işte millet vahdetini muhafaza ediyor, istiklâliyeti katiyen feda etmez, Makamı fuallâyı saltanatın bu makasidi ulviyenin. istihsâli için çalışmasına karar vermiştir derse böyle bir vazifei mukaddesenin ifasına memur olacak heyetin yeri, böyle bir vazifei mukaddeseyi ifa edecek Makamı Saltanat değil Malta olur.

Zati şahane ile hususî temas hasıl etmek dahi varidi hatırdır ve o her suretle araştırılmaktadır,

Ancak nazarı dikkati âlinizi celbederim ki halifei mukaddesimiz Efendimiz Hazretleri edayi salât için Camiye gittikleri zaman kendilerini muhafaza eden kıtaatı askeriye islâm askeri değildir. İngiliz askeridir.

Bu şeraiti elimeye duçar olmuş olan Padişahımızla hususî temas dahi mümkün olamaz.

Sureti umumiyede bir şey arzedeyim : Farzedelim ki resmî ve hususî her türlü temas mümkündür. Ne anlamak istiyoruz? Bu temastan millet; istiklâlini, tamamiyeti mülikiyesini Makamı Hilâfet ve Saltanatın müstakil ve masun olmasını vicdanî bir emel telâkki etmiştir. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız.

Halifei müsliminin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz? Ben şahsan hiç bir şey düşünmem.

Zati Şahanenin ağzından işitsem mutlaka bunun icbar ve tazyik altında olduğuna hükmederim.

O halde ne işitmek istiyoruz? Daha dün okuduğumuz sâniadan ibaret olan fetva cümlenizin malûmudur.

Hürriyetine, serbestisine malik olan böyle bir Halife verdirir mi? Cümlenin malûmu olan Hükümetin evamiri muhtacı tefsirdir.

Bu kabineden evvel Harbiye Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri namus ve haysiyet ve şerefi itibarile kendisini yakından tanıyan arkadaşlarımızın tahtı tasdıkında olduğu üzere şüphe ve tereddüt edilmiyecek evsafı güzideye maliktir.

Bir emirde İngilizlere hürmet edeceksiniz, İngilizlerin emrini dinliyeceksiniz, böyle hareket etmediğiniz takdirde mahvolacağız, bu tarzı hareketi hamiyeti vataniyenizden rica ederim diyor ve bazı zaif muhakemeli insanlar ihtimal ki vaziyet başka türlüdür, bu kadar muhterem bir arkadaş böyle desin.

…Binaenaleyh bütün hakayika vuzuhile vakıf olarak isabet kararlarınızı vermenizi, maruzatı salifemde işaret ettiğim gibi, memleketin menafii namına temenni ederim.. Millete istiklâl temin edileceği güne kadar bir fert olarak bütün mevcudiyetimle çalışmağa mukaddesatım namına söz vermişimdir. Bu sözü burada tekrar etmekle kesbi şeref eylerim. (Alkışlar) (2)

Yazıdaki (kalın) vurgulamalar ve alt çizgiler tarafımızdan yapılmıştır.

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmış, adres yukarıda belirtilmiştir.

Kaynaklar:

(1) Irâde-i Milliye gazetesi, Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’ta çalışmalarının sürdürdüğü 8 Eylül 1919-13 Aralık 1919 tarihleri arasında 16 sayı yayınlanmıştır. Ankara’da, Heyet-i Temsiliye yayın organı Hâkimiyeti Milliye (10 Ocak 1920) tarihinde yayın hayatına katılmıştır. Bu iki zaman dilimi arasında Irade-i Milliye dört sayı daha yayınlanmıştır. Hâkimiyet-i Milliye’nin yayınlanmasından iki gün sonra (12 Ocak 1920) İrade-i Milliye’nin 20. sayısı neşredilmiştir. Milli Mücadele’nin yeni yayın organı, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin (10 Ocak 1920) tarihinde yayınlanmasına kadar geçen zaman zarfında Irâde-i Milliye gazetesinin ulusal kimliğini muhafaza etmiştir.” Kaynak; Dr. Fatih M. DERViŞOGLU

İrade-i Milliye, 4 Eylül 1919 yılında Sivas Kongresi’nde alınan kararla çıkarılan ilk gazete. İlk sayıda, gazetenin yayınlanmasından 10 gün önce toplanan Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın Kongreyi açış nutku ile Padişah’a, Sadrazam’a ve İtilaf devletlerine çekilen ariza ve muhtıralar yer almaktadır. Anadolu’da başlayan kurtuluş hareketinin yayın organı olan “İrade-i Milliye”  Mustafa Kemal’in çalışmaları sonucunda Sivas’ta çıkmıştı.  Sivas Valisi Elhaç Ahmet İzzet Paşa tarafından 1878 yılında tesis edilen vilayet matbaası milli mücadele döneminin ilk gazetesi olan İrade-i Milliye’nin basım yeri oluyordu. İrade-i Milliye” gazetesinde yazılanlar. Kuva-yı Milliye dönemine ait çok önemli ve dikkatlerden kaçmış beyanlar ve telgraflar, haberler, sıcağı sıcağına tepkiler, en azından Ankara’ya gitmeden önce Mustafa Kemal tarafından yazılan başyazılardır

(2)DEVRE:1 İÇTİMA:1 T.B.M.M. Gizli Celse Zabıtları 24 Nisan 1336 (1920)

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT01/gcz01001002.pdf#page=1&zoom=130,0,483    7- 8 ve 9’uncu sahifeler

(2)Sadeleştirilmiş metnin daha fazlası için bakınız; http://www.mustafaarmagan.com.tr/mustafa-kemal-ve-fevzi-cakmak-vahdettini-iste-boyle-savunmuslardi.html

Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/galat-i-meshur-serisi-mustafa-kemal-pasa-tbmm-gizli-zabitlarinda-sultan-vahdettini-anlatiyor.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*