Lozan Antlaşması, İmparatorluğun ve Milletin Dönüştürülmesi Karşılığıdır. Bu Nedenle Değişiyor (2/2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Hiç bir yenilgiden bir zafer çıkmaz Yenilgiyi inkar eden sadece kendisini aldatmaktadır.

 

“Türkiye’nin yakın gelecekte bakacak olduğu yer Doğu değildir. Ankara Hükümeti’nin amacı; Osmanlı İmparatorluğu’nun bitmiş olan rüyasındaki gibi Batı’daki Asyalı bir güç olmak değil, Asya’da Batılı bir güç olmaktır.” (1)

“Türk Hükümeti, İlerlemenin Gerçek Yolu Olarak, Halkına Amerikanlılaşmasını Emrediyor.

(Amerika) Birleşik Devletler’in etkisi, neredeyse hiçbir Amerika’lı bunu farketmeden; Yeni Türkiye’deki, Fransa’nın (önceki) geleneksel kültür etkisininin ve Kur’an’ın ahlâki etkilerinin yerini alıyor. Reformun çok sayıdaki gel-git dalgalarından etkilenen genç cumhuriyet, şimdi yeni bir dönüşüm denizine girmek üzere. Kemâlist hükümet bu denize ‘Amerikanizm’ diyor. Bu sonbahardan başlamak üzere, tüm Türk okullarında İngilizce öğretilmesi için Ankara tarafından emir verilmiş olması, Türkiye’de baskın olan Fransız kültüründen uzaklaşmanın önemli bir işaretidir. Hükümetin önemli sözcülerinden ve Başkan (Mustafa) Kemal’in en yakın arkadaşlarından biri olan milletvekili Falih Rıfkı Bey, günlük resmi gazete olan Milliyet’e şöyle yazdı :… ‘Amerikanizm dini, bize tek gerçek din olarak gelmelidir, çünkü onun ideali yaratmaktır. Amerikan Tanrısı, sokakta açlıktan ölen asalağı sevmez; çalışan ve çalışmadığı zaman da kendisine bir saray inşa eden Ford’u sever.’ ” (29 Eylül 1929 tarihli The New York Times gazetesi) (2)

* * *

“Amerikalılar, Lozan müzakereleri sırasında barışın yapılması için yardımcı olurlar; fakat kapitülasyonlar sorununa gelince, kuvvetli devletlerin asırlardır izledikleri politikaya karşı çıkmazlar, desteklerler.

Türk Heyeti, ABD temsilcisi Mr. Joseph Grew’le yaptığı görüşmede, Lozan Antlaşması’nda yer alan kapitülasyon maddesini ABD’nin de aynen kabulünü önerir. Mr. Grew, bu öneriyi kabul eder; onay almak için ABD dışişlerine yazar. Verilen cevapta, Lozan’daki kapitülasyon maddesini kabul edemeyiz, derler. (I.II / 74)

Bu kez Türk Heyeti, müttefiklere sunduğu öneriyi ortaya atar; bu öneri ABD yönetimince kabul edilir ise de, ABD senatosundan geçmez ! ” (3)

(Canmehmet) Peki, Amerikan Senatosundan geçmeyen nedir ?

“Kapitülasyonların tanıdığı en etkin imtiyazlardan bazıları, eğitim kurumları üzerinden olmuştur. Amerikalılar 465, İngilizler 83, Fransızlar 72, İtalyanlar 24, Almanlar 7 ve Avusturyalılar 7 okul açmışlardır. ABD’nin okullar marifetiyle, Osmanlı Devleti üzerindeki siyasi yaklaşımı(nı) izah noktasında, ABD Harput Konsolosu Davit J. Jill’in sözlerini iyi okumak gerekmektedir. Jill raporunda :

Şu anda Amerika’dan Osmanlı ülkesine getirilen en önemli şey, kolejin bütün sınıflarında Amerikan ticaret yaşantısı, konfor ve serveti hakkında bilgi verilmiş olmasıdır. Daha da önemlisi, Amerikanvari yaşama idealini, iş ahlakını, zaman kavramını ve benzeri bütün konularda modern bilimdeki gelişmeleri Asya’nın bu doğal bahçesine ekmektir. Bu Kolej, Amerikan düşünce metotlarını ve hayat kazanma biçimini geniş ölçüde bütün sınıflarında canlandırıp öğretmektedir. ‘ sözlerine yer vermektedir. (Pamir, 2002, s.97) (4)

(Canmehmet) Aradan uzun bir süre geçince, kapitülasyonların yabancı okullarla olan ilgisi daha anlaşılır hale gelecektir :

“…10 yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan Yardım Programı, şimdi meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde, Amerikan eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bir bakanlık ya da bir iktisadi devlet teşebbüsü hemen hemen kalmamıştır. Halen bulundukları kuruluşlarda ilerici kuvvet niteliğini taşıyan bu kimselerin, kısa zamanda genel müdürlük ya da müsteşarlık mevkilerine geçmeleri beklenir. AID, bütün çabalarını bu gruba yöneltmelidir.” (5)

(Canmehmet) Burada kısa bir ara vererek, Arap hareketinin liderlerinden Refik Rızzık Selum’un Osmanlı Divan-ı Harbi huzurunda anlattıklarına kulak veriyoruz :

Ben Fransız mekteplerinde okudum. Bugün Suriye, Irak ve Lübnan’da eşraf ve ağaların evlâtları Cizvit mekteplerinde okur. Öteki Arap diyarlarında ise İngilizce hakimdir. Onlar ya İngiliz mekteplerinde, ya (da) Amerikan kolejlerinde okurlar. Hepsinin gayesi, Türkler hakkında benim sahip olduğum bilgileri telkin etmektir : Hepsi için müşterek düşman Türklerdir. Bu itibarla Arapları malûm, hatta gayri malûm gayelere sevketmek emelinde olanların ele alacakları yegane mevzuu, Türk düşmanlığıdır. Zannediyorum ki, bizim hatamızı bizden sonrakiler de ister istemez düşeceklerdir.” (6)

Ve Lozan Gerçeği…

I.Dünya Savaşı resmi olarak 12 Kasım 1918’de sonlandırılmasına rağmen, savaşın galipleri yaklaşık 10 ay evvel kafalarındaki (Lozan’da nihai şekli verilen) düzeni açıklarlar.

Baştan belli olan bu düzen, “Wilson İlkeleri” dir. Bununla ilgili :

İngiltere Başbakan Lloyd George, 5 Ocak 1918’ deki, İşçi Sendikaları Kongresinde :

Türkiye’yi başkentinden veya ırkça hakim unsuru Türk olan Küçük Asya ve Trakya’nın verimli topraklarından mahrum etmek için savaşmıyoruz. Biz, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki deniz trafiği uluslararasılaşmış ve yansızlaşmış olmak kaydıyla, başkenti İstanbul ile birlikte Türk ırkının anayurdunda Türk devletinin varlığını sürdürmesine karşı değiliz (7) derken,

Bu tarihten üç gün sonra, 8 Ocak 1918’de, ABD Başkanı Wilson ise :

Osmanlı Devleti’nin Türk olan kısımlarında egemenliği sağlanacak, Türk olmayan milletlere kendi geleceklerini tayin hakkı tanınacak, Boğazlar uluslararası trafiğe açık olacak ve uluslararası denetim altında tutulacak” (8) demiştir.

1923 yılındaki Lozan Antlaşmasının içeriği de, aynen böyle imzalanmıştır.

Bu tarihleri ve gelişmeleri, çıkış noktası olarak değerlendiriyoruz :

5 Ocak 1918 : İngiltere Başbakanı’nın (Osmanlı’nın geleceği ile ilgili) “yeni düzen”i açıklaması.

8 Ocak 1918 : ABD Başkanı Wilson’ın açıklaması.

30 Ekim 1918 : Osmanlı’nın, galipleri ile aralarında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması.

12 Kasım 1918 : I.Dünya Savaşının sonlandırılması.

15 Mayıs 1919 : İşgalcilerin başarılı olamayacaklarını bildikleri halde, Yunanlıları Anadolu’ya çıkartmaları.

11 Ekim 1922 : İşgalcilerin, taşeron Yunanlıları Anadolu’dan geri çekmeleri (Mudanya Antlaşması).

1 Kasım 1922 : Osmanlı Saltanatının kaldırılması.

24 Temmuz 1923 : Lozan Antlaşması.

23 Ağustos 1923 : TBMM’nin Lozan Antlaşmasını onaylaması.

3 Mart 1924 : Hilafetin kaldırılması (ve Osmanlı Hanedanı’nın yurtdışına sürülmesi).

15 Nisan 1924 : İngiltere’nin Lozan’ı onaylaması.

Peki… İngilizlerin, I. Dünya Savaşı’nın başından itibaren beklentisi, hedefi neydi ? Türklerin (Osmanlıların), İslam Dünyası ile tüm bağını kesmek ve onu “Küçük Asya”ya sıkıştırmak.

İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon :

“Aşağı yukarı beş yüz yıllık bir süre boyunca Türklerin Avrupa’da bulunmaları, Avrupa siyasası için bir delilik, entrika ve çürüme… Türk’ü, kendini büyük bir devlet addetmek cüretine sevk etmiş ve ona, aynı hayali diğerlerine kabul ettirme kudretini vermiştir.” (9)

Curzon ne demektedir ?

Türk’ün kendini büyük devlet addetmesi, buna cesaret etmesi (!)

Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923’de imzalanmış, onaylanmak üzere (İngiltere Meclisine) Avam Kamarası’na gelmiştir. Tarihler, 15 Ocak 1924’ü göstermektedir ve İngiltere Kralı V. George, açış konuşması ile kürsüdedir ve dünyaya ilan etmektedir :

Lozan’ı ilgilendiren bir kanun tasarısı derhal görüşülmek üzere Parlamento’nun gündemine gelecek Bu tasarı kabul edilir edilmez, Lozan Antlaşması onaylanmış olacak ve YENİ BİR ÇAĞ AÇILACAKTIR “. (10)

Ve Hilafetin kaldırılmasındaki sırlar ortaya çıktı…

“İnönü’den Hilâfet Savunması ve Çark

(İngiliz İstihbaratçı) Albay Rawlins(on), 1920’de Kazım Karabekir’e, saltanatı ilga edip; hilâfeti hükümetten ayırma teklifinde bulunur. İnebolu’da Refet Paşa ile görüşen Binbaşı Henry’nin raporuna göre de, Ankara hükümeti Mezopotamya’yı (Irak) işgal ve Panislamizm politikası niyetinde değildir. Lozan Barış Konferansı öncesi Lord Curzon, Lordlar Kamarası’nda İngilizlerin hedefini açıklar, Türklerin varolması için Batı ile ilişki kurmasını ister :

‘Ey Türkler, geri dönünüz. Geleceği Moskova, İran ve Afganistan’da aramanızın sizin için iyi olmadığını görmüyor musunuz ?‘ der.

Lord Curzon’un bu tehdidine karşı İsmet İnönü’nün verdiği cevap, bugün çoğumuz için oldukça şaşırtıcı gelebilecek bir niteliktedir. İsmet İnönü Lozan görüşmeleri öncesi, 17 Kasım 1920’de Hindistan menşeli The Muslim Standard Gazetesi’ne verdiği demeçte :

Hilâfet hukuku masundur (korunmaktadır), onun müdafaası için bütün Türk milleti kanını dökmeye hazırdır” demektedir…

…Ancak Lozan görüşmelerine ara verildikten sonra, işlerin hiç de söylendiği gibi olmadığını gösteren gelişmeler yaşanmaya başlanır. Başvekil Rauf Bey’e göre, ülkeye dönen İnönü, Mustafa Kemal’e halifeliğin kaldırılması teklifini getirir.

Karabekir Paşa’ya göre de, Lozan’dan sonra rejim, İslam aleyhine icraatlara başlamıştır.

Türk tarafı Lozan’ı imzalamasına rağmen, İngiltere imzayı hilâfetin kaldırılmasından sonra atacaktır. İsmet İnönü, bu durumu Reformların nasıl hazmedildiğinin bilinmesini istediler” diyerek açıklar…

…”LOZAN’IN İMZALANMASI İÇİN HİLAFETİN KALDIRILMASI BEKLENDİ”

Mustafa Armağan (Araştırmacı yazar)

Biz, 23 Ağustos 1923 günü meclisten geçirmiştik Lozan’ı ama üçüncü aşamaya, yani devlet başkanının onaylaması noktasına, hilafetin kaldırılmasından sonra gelebilmiştik. Bir başka deyişle Mustafa Kemal Paşa Lozan’ı, hilafetin kaldırılmasından 28 gün sonra onaylamıştı. Yani bir tür satranç oynandığından emin olabilirsiniz. Önce Yunanistan onaylasın, sonra hilafeti kaldıralım, ardından biz onaylayalım, sonra da itilaf devletleri… Nitekim Yunanlılar bizden daha atik davranmışlar ve 11 Şubat 1924’te meclislerinde onaylamışlardı Lozan’ı. İtilaf devletleri başkanlarının ne zaman onayladıklarını biliyor musunuz ? 6 Ağustos 1924 tarihinde. Peki, neyi beklemişlerdi bunca süre ? Anlaşılan, önce Lozan’da verdiğimiz sözlerin yerine getirilip getirilmediği görülecek, sonra nihai onay verilecekti. O devrin Birleşmiş Milletler’i demek olan Cemiyet-i Akvam ise bir ay sonra, 5 Eylül’de Lozan Antlaşması’nı resmen tescil edecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması uluslararası garanti altına alınacaktı. Öte yandan Medeni Kanun’un hazırlanmasına bundan sadece altı gün sonra başlanmış olması size de yeterince anlamlı gelmiyor mu ? ” (11)

* * *

Yazılanlar özetlenirse :

– Bizimle birlikte Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgi ile çıkan Almanlara ağır bir fatura çıkarılmasına rağmen, Alman Milletinin genetik kodları ile oynanmamış, Alman Milleti dönüştürülmemiştir.

– Almanlara silah üretimi yasağı konmasına rağmen, Almanlar bunu kısa sürede delmişlerdir (ve buna kimse itiraz etmemiştir !).  Bizler (nedense!) mevcut (yetersiz konumda da olsa) başta yerli / montajla üretilen uçak tesislerini kapatmış, bu durum nerede ise 2002 yılına (Erdoğan Hükümeti dönemine) kadar sürmüştür. Ve bize halâ paramızla yüksek teknolojik silah / sistemler satılmamaktadır.

 Bizim dışımızda kültürel değişime uğrayan / dönüştürülen başka bir millet bulunmamaktadır.

– New York Times gazetesi : “Türkiye’nin yakın gelecekte bakacak olduğu yer Doğu değildir. Ankara Hükümeti’nin amacı; Osmanlı İmparatorluğu’nun bitmiş olan rüyasındaki gibi Batı’daki Asyalı bir güç olmak değil, Asya’da Batılı bir güç olmaktır” derken,

Lozan Barış Konferansı öncesi Lord Curzon, Lordlar Kamarası’nda İngilizlerin hedefini açıklar; Türklerin varolması için, Batı ile ilişki kurmalarını ister :

Ey Türkler, geri dönünüz. Geleceği Moskova, İran ve Afganistan’da aramanızın sizin için iyi olmadığını görmüyor musunuz ?” der.

Sonsöz :

Yeni Türk Devleti, “Batılılaşmak” karşılığında mı icazet aldı ?

Eğer öyle ise, Lozan Antlaşması bir süredir değişmekte ve yenilenmektedir.

Meraklıları bu kapsamda, (Misak-ı Milli‘yi) “Afrin” Harekatı ile,

Eğitim Sistemimizdeki yenilenmeyi de; Batılılaşma değil, Çağdaşlaşma olarak değerlendirebilirler.

www.canmehmet.com

Resim : Tarafımızca hazırlanmıştır.

Kaynaklar :

(1) 25 Ocak 1925 tarihli “The New York Times” gazetesi haberi : http://query.nytimes.com/mem/archive-free/pdf?res=9C00E0DA153FE733A25756C2A9679C946495D6CF&legacy=true

(2) 29 Eylül 1929 tarihli “The New York Times” gazetesi: Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/amerika-erdogan-kavgasi-1923ten-kalan-mandaterlik-kavgasi-midir-10son.html

(3) http://www.turkhukukkurumu.org.tr/sitemizde-yazilar/102-misak-i-milli-lozan-ve-musul.html

(4) Kapitülasyon Kavramı ve Osmanlı Devleti’ne Etkileri. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2, 79-119. Yazar : Serdar Taşar | İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Tarih ve Medeniyet Araştırmaları Yüksek Lisans Öğrencisi. [Yazarın Kaynağı: Pamir, A. (2002),].

(5) Sanık Yazılar. Necdet Sevinç. s.163. (Aktaran : “Ajan Okulları”, Necdet SEVİNÇ, Sahife;21)

(6) Kenan Okan, Türkiyedeki Yabancı Okullar Üzerinde Bir İnceleme. (alıntı: https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:DB4Q7dVTXl8J:https://istihbaratsahasi.wordpress.com/category/arastirma/page/40/+&cd=5&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

(7) Türk İnkılabı Tarihi. Hikmet Bayur. C. III/4, s. 620-621.

(8) Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/turkler-yahudiler-ve-anglosaksonlar-bilgi-silah-ve-altina-hukumran-olmustur-2.html

(9) Osmanlının Tasfiyesi. Cengiz Yazoğlu. (Yazarın dip notu: Hikmet Bayur, sahife:316. “Bunlar, Ocak 1919’da İngiliz kabinesi üyelerine dağıtmış olduğu bir andıçta bulunmaktadır.” Bkz. Lord Ronaldshay, The Life of Lord Curzon, III, s. 264)

(10) Bu metin daha sonra “Yeni bir barışçıl ilişkiler çağı açılacaktır” olarak değiştirilmiştir. Daha fazlası için bakınız : http://www.canmehmet.com/majestelerinin-gazetesinde-yayinlanan-laik-bir-cumhuriyet-ilanin-arkasindaki-sir-4.html

(11) https://www.sabah.com.tr/aktuel/2013/11/13/halifeligin-kaldirilmasindaki-sirlar-otaya-cikti

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*