Kürtler ve Devletleri, Ne ABD’nin (ve Kukla İsrail’in), Ne de AB’nin Umurundadır. PKK şu an Kimin Silahı ile ve Nerede, Kime Hizmet Etmektedir (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Zayıf, Güçlü ile oturacağı bir masada kaybedenin kendisi olacağını peşinen kabullenmelidir.

 

1982’de İsrail’de bir plan açıklanır. Açıklanan plan Ortadoğu’da, (Suriye/IŞİD vb. konularında) uzun yıllar sonra yaşanacakları nerede ise kelime kelimesine anlatmaktadır :

– “Her şeyin alınıp satıldığı bir dünyada, malî ve dolayısıyla siyasî güç, giderek daha belirleyici hâle geldi. 1948’den bu yana Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’e 28 milyar (dolar) ekonomik ve askerî yardım sağladı.” (1)

1. Almanya ile Avusturya’nın ödedikleri “tazminatla”,

2. Amerika Birleşik Devletleri’nin şartsız bağışları,

3. Dünyaya dağılmış “Diaspora” Yahudileri’nin ödemeleri gibi, dışarıdan İsrail’e boşanan para akışıyla rahatlamış bulunan İsrailli yöneticiler, dış politikada “Büyük İsrail” yolundaki en ihtiraslı hedeflerini plânlayabiliyorlardı.

Kudüs’te Dünya Siyonist Örgütü tarafından yayımlanmakta olan Kivunim (Yönelişler) dergisindeki “80’li yıllar için İsrail’in stratejik plânları” ile ilgili bir makale, bu konuda bize çok net bilgiler vermektedir :

“Merkezde yer alan gövde olması bakımından Mısır, özellikle Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasındaki giderek sertleşen çatışmalar gözüne alınırsa, şimdilik bir kadavradır. Bu ülkenin ayrı coğrafi eyaletlere bölünmesi, bizim Batı cephesi üzerinde, 1990’li yıllar için siyasî hedefimiz olmalıdır.

Böylece Mısır bir kere parçalandıktan ve merkezî iktidardan yoksun bırakıldıktan sonra, Libya, Sudan ve diğer uzak ülkeler aynı çözülmenin içine gireceklerdir. Yukarı Mısır’da bir Kıptî devletinin kurulması ve daha az öneme sahip bölgesel kimliklerin oluşturulması, barış anlaşması yüzünden şimdilik geciktirilmiş, fakat uzun vadede kaçınılmaz olan bir gelişmenin anahtarıdır.

Dış görünüşüne rağmen, Batı cephesi Doğu cephesinden daha az problem çıkarıyor. Lübnan’ın beş eyalete bölünmesi… Arap dünyasının bütününde meydana geleceklerin müjdesini veriyor.

Suriye ve Irak’ın etnik veya dinî kıstaslar bazında belli bölgelere ayrılması, uzun vadede, İsrail için öncelikli gaye olmalıdır.

Bunun birinci safhası ise, söz konusu devletlerin askeri güçlerinin İmha edilmesidir.

Suriye’nin etnik yapıları, kendisini parçalanmaya hazır hâle getiriyor: Suriye’nin deniz sahili boyunca bir Şiî devleti, Halep’te ve Şam’da birer Sünnî devleti kurulabilir. Her halükârda Huran’la birlikte Ürdün’ün kuzeyinde –belki de bizim Golan’ımız üzerinde- kendi devletini oluşturmayı ümid eden bir Dürzi kimliği de ortaya çıkabilecektir…”

“…Böyle bir devlet, uzun vadede, bölge için bir barış ve emniyet garantisi olacaktır. Bu bizim rahatça gerçekleştirebileceğimiz bir hedeftir.

Petrolce zengin ve iç mücadelelerin pençesindeki Irak, îsrail’in nişan çizgisindedir. Onun dağılması bizim için Suriye’ninkinden daha önemlidir, zira Irak, yakın vadede İsrail için en ciddi tehlikeyi temsil etmektedir.” (2)

Bu geniş programı gerçekleştirmek için, İsrail yöneticileri kısıntısız bir Amerikan yardımına sahiptiler. Lübnan’ın istilâsı arefesinde ellerinde bulundurduktan 507 uçaktan 457’si Washington’un onayladığı bağışlar ve ödünçler sayesinde Amerika Birleşik Devletleri’nden geliyordu.

Amerikan lobisi, millî çıkarların aleyhine bile olsa, gerekli vasıtaları temin etme yükümlülüğünü, Siyonist “lobi”nin baskısıyla, üzerine alıyordu.

Kivunim plânının hedefleri fazla uzak, çatışma da oldukça riskli görülünce, İsrail lobisi bu harekâtı Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirmeyi başarıyordu. Irak’a karşı yapılan savaş bunun en çarpıcı örneğidir.

“İki güçlü baskı grubu, Amerika Birleşik Devletleri’ni savaşı patlatmaya iterler.

1 – “Yahudi lobisi”, çünkü Saddam Hüseyin’in bertaraf edilmesi, en güçlü Arap ülkesinin tehdidinden kurtaracaktı… Amerikan Yahudileri, Atlantik’in öte yakasındaki medya sisteminde esaslı bir rol oynarlar. Başkanla Kongre arasındaki sürekli uzlaşma, Beyaz Saray’ı onların isteklerini son derece dikkate almaya sevkeder.

2 – “İş çevreleri lobisi”… savaşın ekonomiyi atılıma geçireceği kanaatine varmıştır. İkinci Dünya Savaşı ve bunun Amerika Birleşik Devletleri’ne sağladığı devasa siparişler, içinden hiçbir zaman çıkamayacakları 1929 krizini sona erdirmedi mi? Kore savaşı yeni bir ekonomik patlamaya yol açmadı mı ?..

Amerika’ya refahı tekrar getiren mübarek savaş… (3)

“1982’den 1988’e dörde katlanmış (1982’de 1 milyar 600 milyon dolar; 1988’de 6 milyar 900 milyon dolar) bir bütçeye sahip… American Israeli Public Affairs Committee (A.I.P.A.C.)’nin siyasî nüfuzunu abartmak zordur.” (4)

Siyonist yöneticiler, lobilerinin bu rolünü gizlemiyorlardı. Ben Gurion açık açık söylüyordu:

“Amerika veya Güney Afrika’da bir Yahudi, Yahudi arkadaşlarına ‘bizim  hükümet’ dediği zaman, İsrail hükümetini kasteder. (5)

Dünya Siyonist Teşkilâtı’nın 23. Kongresi’nde Ben Gurion, yabancı ülkedeki bir Yahudi’nin ödevleri konusunda açıklamada bulunur :

“Çeşitli milletlerin bütün Siyonist örgütlerinin ortak görevi, Yahudi devletine, her halükârda, kayıtsız ve şartsız yardım etmektir. Hatta böyle bir davranış, içinde bulundukları milletlerin otoriteleriyle çelişse bile.” (6)

Yukarıdaki tespitler, ROGER GARAUDY’nin,  “İSRAİL, MİTLER VE TERÖR” kitabına aittir.

Bu kitabın Fransa’da yayınlanması yasaklanmıştır. Yazar, kitabını sonunda kendi imkanları ile bastırır. (Sekizinci basım: Haziran 2012, Pınar yayınları.)

Peki, yazarın bu konudaki (Amerika-Batı ve İsrail) ifadeleri eksik midir? Gerçekte kim, kimi kullanmaktadır?

Onu da biz tamamlamaya çalışalım.

www.canmehmet.com

Devam edecek…

Resim : Web ortamından alınmış, tarafımızca düzenlenmiştir.

(1) Time Magazine, Haziran 1994. (Alıntılar: 1’den 7’ye) “İsrail, Mitler ve Terör”)

(2) Kivunim, Kudüs, sayı 14, Şubat 1982, s. 49-59. (A.g.e)  (Bunun İbranca orijinaliyle tam metni benim şu kitabımda verilmiştir: Filistin, İlâhî Mesajlar Diyan, Ed. Albatros, Paris, 1986, s. 377-387 ve 315. Sayfadan başlayarak Fransızca tercümesi.)

(3) Alain Peyrefitte: Le Figaro, 3 Kasım 1990. (A.g.e.)

(4) Wall Street Journal, 24 Haziran 1987. (A.g.e.)

(5) Rebirth and Destiny of Israel, 1934, s. 489. (A.g.e.)

(6) Ben Gurion: “Tasks and character of a modern sionist”, Jerusalem Post, 17 Ağustos 1952 ve “Jewish telegraphic agency”, 8 Ağustos 1951”

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*