Küreselciler, ‘Gezi Parkı’nda Churchill’in vasiyetini mi yerine getirmektedir? (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Koloniyal şapka, İngiliz sömürgeciliğinin sembolü derecesindedir.

 

Vasiyetin özeti :

Türkiye Batı’nın emrinde ve hizmetinde olarak Batı’nın tayin ettiği gücü aşmamalı.

Zayıflayınca desteklenmeli.

Varsayalım gücü aşırı artarsa Orta Doğu’da, Balkanlar’da ve de Kafkasya’da Osmanlının boşluğunu doldurmaya asla müsaade etmemelidir.

Türkiye’nin aşırı güçlenmesini önlemek için her çareye başvurulmalıdır.

Bu işte Batı sahnede yer almamalıdır.

Milli ve manevi değerlerden koparılarak Batı kültür potasında eriyen aydınlar,

Etnik ve mezhep kışkırtmaları, ideolojik ve iktidar kavgaları ile aşırı güç çökertilmelidir.

Hatta iç savaş ya da komşularıyla savaşa bile gidilsin.

Yeter ki Türkiye Batı’ya hiçbir konuda rakip olmamalıdır…”

**

170, 160 ve 60 yıl ara ile üç İngiliz devlet adamı Osmanlı-Türkiye’den beklentileriyle ilgili konuşma yaparlar.

Konuşmanın: ilki, 1839; ikincisi 1918; sonuncusu 1945 yılındadır.

1839 Yılındaki ilk konuşmanın sahibi, İngiliz devlet adamı Chatham der ki :

“…Osmanlı devletinin yaşamakta devam etmesinin, İngiltere için hayati bir zaruret olduğunu kabul etmiyen kimse ile ben konuşmam…” (1)

Ve İngiliz Diplomat (William Arthur) Whit konu ile ilgili olarak devam eder:

-“Eğer İstanbul ve boğazlar başka bir devletin eline geçerse Britanya menfaatleri bundan büyük zararlar görecektir. Bu takdirde yalnız bizim ticaretimiz sekteye uğramış ve yakın doğuda bizim siyasi nüfuzumuz gömülmüş olmakla kalmıyacak, üstelik donanma için yapmakta olduğumuz masraflar da önemli ölçüde artacaktır. Çünki biz deniz kuvvetlerimizi şimdi İstanbul boğazında duran tarafsız donanma seviyesine çıkarmak zorunda kalacağız.’’ (2)

Ve aradan 79 yıl geçer.

Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletleri kendi aralarında “Yenidünya düzeni” hakkında karar almaktadır;

Birinci Dünya Savaşı, ağırlıklı olarak Osmanlının paylaşımı nedeniyle çıkmıştır.

Bu nedenle ilk konu; Osmanlının mirası ve Osmanlının –yeni- geleceğidir.

Bu doğrultuda ilk olarak İngiltere başbakanı, (5 Ocak 1918) görüşlerini açıklar;

-“Biz Türkler’i ne payitahtlarından, ne de ekseriyetle meskûn bulundukları namlı Anadolu ve Rumeli topraklarından mahrum bırakmak için harp etmiyoruz.”

Bu tarihten üç gün sonra, 8 Ocak 1918’de ünlü “Wilson ilkeleri!”nin sahibi, ABD başkanı Wilson da kongrede “Yeni Dünya düzeni” ile ilgili görüşlerini aktarır;

Madde 12; “Osmanlı imparatorluğunda Türklerin oturdukları, çoğunluk sağladıkları bölgelerin bağımsızlığının sağlanması, Türk egemenliği altında bulunan diğer uluslara da özerk bir gelişme için tam ve engelsiz bir fırsatın sağlanması, boğazların uluslar arası garanti altında tüm devletlerin ticaret gemilerine açılması.

Günümüzden yaklaşık, 170 yıl öncesinden İngiliz diplomatlar ne demekteydi?

…Osmanlı devletinin yaşamakta devam etmesinin, İngiltere için hayati bir zaruret olduğunu kabul etmiyen kimse ile ben konuşmam… Eğer İstanbul ve boğazlar başka bir devletin eline geçerse Britanya menfaatleri bundan büyük zararlar görecektir...”

 

Burada önemli bir bilgi hatırlanmalıdır.

Bizler, Lozan antlaşması ile birlikte işgal kuvvetlerinin ülkemizden ayrıldığını biliriz.

Ancak, gerçek öyle değildir.

İngilizler, boğazları 1936 yılında terk etmişlerdir.

Ve ibret alınması için

Churchill’in vasiyeti’ni aktarıyoruz;

“İngiltere siyasi tarihinde iz bırakan ve 20. asra damgasını vuranlardan biri de İngiliz devlet adamı ve savaş yazarı Winston Churchill’dir.

1940-1945 yılları arasında başbakanlık da yapan Churchill, İkinci Dünya Savaşında Roosevelt ve Stalin ile dünyayı aralarında taksim etti.

Son derece Türk ve İslam düşmanı olan Churchill’in Osmanlı ile ilgili görüşleri bugün bile onun küllerinden filizlenen Türkiye için geçerlidir.

Osmanlı toprakları parçalanmalı, Türklerle meskûn yerler işgal edilmelidir. Ama Osmanlı Devleti devam etmelidir. (Osmanlının yıkılmasını istemiyordu.)

Ancak Osmanlı tarih oldu. Şu anda Türkiye için önemli olan Churchill’in vasiyetidir.

Vasiyetin özeti şöyledir:

Türkiye Batı’nın emrinde ve hizmetinde olarak Batı’nın tayin ettiği gücü aşmamalı.

Zayıflayınca desteklenmeli.

Varsayalım gücü aşırı artarsa Orta Doğu’da, Balkanlar’da ve de Kafkasya’da Osmanlının boşluğunu doldurmaya asla müsaade etmemelidir.

Türkiye’nin aşırı güçlenmesini önlemek için her çareye başvurulmalıdır.

Bu işte Batı sahnede yer almamalıdır.

Milli ve manevi değerlerden koparılarak

Batı kültür potasında eriyen aydınlar,

Etnik ve mezhep kışkırtmaları, ideolojik ve iktidar kavgaları ile aşırı güç çökertilmelidir.

Hatta iç savaş ya da komşularıyla savaşa bile gidilsin.

Yeter ki Türkiye Batı’ya hiçbir konuda rakip olmamalıdır…”

..

Türkiye son birkaç asırdan sonra şu anda en iyi durumundadır.

Cumhuriyetin 100. yılında dünyanın en güçlü 10 ekonomik gücü içinde yer almasını hedef olarak tayin etmiştir.

Bu ve diğer hedeflere ulaşmak mümkündür.

Ancak, bazı şer odakları her zaman olduğu gibi Türkiye’yi kaosa sokmak, hatta bölünmesi için zemin hazırlamaktadır.

Bu nedenle içerideki uzantıları ile dışarıdakiler, Türkiye’nin gelişmesini önlemek için ayaktadır.

Bu şer güçler, vesayet rejiminin devamını istemekte demokrasiyi, çok partili rejimi, insan haklarını ve gerçek hukukun üstünlüğünü istememektedir….” (3)

Bu kez de:

“Gezi parkı!” bahane edilerek ;

-Yüksek askeri ve sivil teknoloji üretmeye başlayan Türkiye’yi engellenme girişimleri,

-Kürt kardeşleri ile ilgili sorunları çözmeye başlamasının arkasından kışkırtılan Alevi vatandaşlarımız üzerinden yürütülmektedir.

-“Sana her ne gelirse senden gelir, zannetme ki (anı) benden gelir.”

Dileyenler yaşananları değerlendirerek kendilerine bu dört yazı sonrası bir pay çıkarabilirler…

 

Resim;http://liderlerveyaptiklari.blogspot.com/2007/04/winston-churchill.html’den alınmıştır.

Kaynaklar;

(1-2) Osmanlı Tarihi, VI. cilt, ıslahat fermanı devri 1856-1861, Ord. Prof. Enver Ziya Karal

(3) Yazı için bakınız; Türkiye Gazetesi; Dış Politika, M.Necati Özfatura, necati.ozfatura@tg.com.tr, 02 Temmuz 2011 Cumartesi

Vasiyet için ayrıca bakınız; (http://www.dinikitablar.com/iman-itikat/29-dis-politika/4569-churchillin-vasiyeti

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*