Krallıkla yönetilen Avrupa’nın, bizde “Başkanlık” (Güçlü Yönetim) istememesindeki gerçek nedir (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

üzüm talkı

 

Avrupa, demokratikleşmemizi, kalkınmamızı istediği için mi Başkanlık’a karşı çıkmaktadır, sömüremeyeceği için mi? Başlamadan soralım; Batı neden bize paramızla yüksek teknoloji satmamakta, Nükleer teknoloji transferine engel olmakta veya istemedikleri bir uygulamamız karşısında neden anında ambargo koymaktadırlar?

Buradaki doğru: bizlerin kendileriyle rekabet edecek noktaya yükselmememiz değil midir?

Başkanlık veya diğer yönetim usulleri, Hukuk anlayışını yakından ilgilendirdiği için konu hukukçuların görüş alanında olmasına rağmen (nedense) siyasetçiler yüz, hukukçular bir görüş beyan etmektedir.

Etmektedir de, “Hukuk” veya “Adalet” kavramlarını ve uygulamalarındaki ağırlığını, yönetim şekillerinde ne anlama geldiğini kavrayamayanların veya kavranılması için basit açıklama yapmayanların samimi olduğu nasıl ve nereden anlaşılacaktır?

Bakınız bu hususta yetkin bir hukukçu (*) ne demektedir?

 “..Anayasa Mahkemesi üyeliği önemli bir pozisyonu ifade ediyor, yani parlamentodaki iktidar çoğunluğunun bu seçimi gerçekleştirmesi isabetli değildir. Mutlaka iktidar ve muhalefet partilerinin üzerinde uzlaşabileceği kişiler seçilmelidir ki, Mahkemenin de sahip olduğu yetkileri tarafsızlık çerçevesinde kullanabileceğinin garantisi temin edilmiş olsun…”

Değerli ilim insanı bir noktaya işaret ederken,..Mutlaka iktidar ve muhalefet partilerinin üzerinde uzlaşabileceği kişiler seçilmelidir…” derken:

Hem seçilenlerin, hem de seçenlerin ilgili konuda “ehil” olmalarını vurgulamakta;

Ve bu vurgulama, açık ifadesi ile ülke insanının, aydının kalitesiyle ilgili değil midir?

Ancak, bu eksiğimize, yaralı tarafımıza nedense kimse parmak basmamakta, görmek istememektedir.

Bu eksik yanımız ve bunun sonucunda meselelere nasıl yaklaştığımız açıklanmadan, bir ülke için hayati değerde olan hususlar hiçbir zaman doğru olarak anlaşılamayacaktır.

Antik Yunan ve Roma ahlakından beslenen Batı kültüründe : “Kazanmanın ahlakı yoktur”

Antik Yunan ve Roma Demokrasisi: kölelerin ürettiği, asillerin eşit paylaştığı bir sistem üzerine kuruludur. Bugün olduğu gibi.

Siz Avrupa’da demokrasinin olduğunu düşünenlerden misiniz?

O halde soralım: İki Dünya savaşı ile, kaybedilen yüz milyon insan için Avrupa’da kim bir referandum yapmıştır veya halkın görüşü ne zaman, nasıl alınmıştır?

Elbette onlardan beslenen Silah üreticileri, bankerlerin ve (kimi) siyasetçilerin dışında?

Her gün bir avuç fındık (sağlığınıza!) iyi gelir, eğer, yerseniz!

Antik Yunan ve Roma Kültüründen beslenen Avrupa (Batı), bir taraftan, Ortadoğu, Afrika ve Asya’yı (sömürü adına terör ve kaos ile) kan gölüne çevirmekte:

Diğer taraftan bizim son referandumun sonuçları karşısında:  Mezardan çıkmış babasını karşısında görmüş misali tüyleri diken diken olmaktadır?

“Kazanmanın ahlakı mı olur?” Diyenler, bakalım karakaşımız için mi bize yön vermeye çalışmakta, veya kimi uygulamalarımız karşısında neden tüyleri diken diken olmaktadır?

Ve…

Kral-Kraliçe (Parlamenter monarşi ile yönetilen) Avrupa ülkeleri: Büyük Britanya, İspanya, İsveç, Belçika, Danimarka,  Hollanda, Norveç…

Yarı Başkanlık’la yönetilenler: Fransa, Rusya, Portekiz, Hırvatistan ve Romanya…

Tam başkanlık sistemine göre : ABD, Brezilya, Endonezya, İran, Meksika, Uruguay..

Devam edecek:

Şimdi bunların açıklamasına geçelim:

www.canmehmet.com

 

Resim:http: //images.slideplayer.biz.tr/8/2024050/slides/slide_22.jpg

(*) Prof. Dr. Serap Yazıcı, Anayasa Hukuku uzmanı ve başkanlık sistemi üzerine çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*