Komşumuz İran’ın Tarihi: İran’ın Yakın Tarihinde Türkiye’yi, Cumhuriyeti (ve Gezi’yi) Görebilmek (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Rusya ve İran Tarihi ile birlikte değerlendirneden ne Osmanlının büyüklüğünü kavrayabiliriz, ne de Cumhuriyetin nasıl ilan edildiğini..

 

Bir sürprizle başlıyoruz! “Her Ay Muharrem, Her Gün Aşura, Her Yer Kerbela” Sloganını; “her yer taksim her yer direniş!Olarak duyarsanız, aklınıza herhalde fena şeyler gelmez!  Özellikle de aşağıdakilerle birlikte değerlendirdiğinizde!

Yaklaşık üç bölümde İran’ın çok yakın, yakın olduğu kadar da ilginç tarihi verilecektir. Elbette, satır aralarında dikkatli okuyucuların gözlerinden kaçmayacak çok ciddi ve ilginç bilgiler eşliğinde.

İki örnek :

Şiiler’in Kerbela, Aşura ve Muharrem’i anmaları Katolik geleneklerinde İsa’nın Golgota Tepesi’ndeki çilesinin (çarmıha gerilme) anılmasına benzer. Dahası, Safevilerin Şiiliği İran’ın resmi dini yaptıkları 1501 yılından beri hem onlar hem de halefleri ki buna Kaçar hanedanlığı da dahildi, kendileriyle tebaa arasındaki uçurumu kapamak ve dışarıdaki Sünni dünyaya -batıda Osmanlılara, kuzeyde Özbeklere ve doğuda Paştunlara- karşı kendi tebaaları arasındaki bağları güçlendirmek için sistematik olarak Muharrem’i kullanmışlardı.

Ancak 1979 devriminin patlak vermesiyle birlikte Şiilik saygılı ve muhafazakâr bir din olmaktan çıkıp köktenci bir ideoloji haline gelecek kadar çok değişim geçirerek büyük ölçüde siyasallaşmış bir öğretiye dönüştü. Muharrem’in ana mesajı artık sosyal adalet ve siyasal devrim uğruna dövüşmek diye yorumlanıyordu. Slogan şöyleydi: “Her Ay Muharrem, Her Gün Aşura, Her Yer Kerbela.” (*)

İran, Milli Mücadele,  İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Gürzon ve Damat Albay Rawlinson

Lord Gürzon, (Eski Hindistan Genel Valisi) İngiltere Dışişleri Bakanı ve Lozan Antlaşması döneminde İngiltere heyetinin başkanıdır.

Ve Lord Gürzon’un yeğeni ile evli (1918-1922 yılları arasında Kafkasya ve Doğu Anadolu’da görevli)  İstihbarat Albay’ı Rawlinson’u, yakın Tarihe Meraklı olanlarımız arasında nerede ise bilmeyenimiz yoktur.

İşte bu nedenle ve bu noktada illaki bir not düşülmesi gerekmektedir:

Kazım KARABEKİR Paşa Anlatıyor :

Ankara milli hükümetinin Cumhuriyet’e doğru gidişi…

Karabekir, yanlışları Cumhuriyet’in ilanı kararında buluyor: “İstanbul’dan, her ne şekilde olursa olsun bir Cumhuriyet kurma fikriyle gelen Mustafa Kemal Paşa,

(İngiliz İstihbarat Albayı) Rawlinson’un  da benim vasıtamla ileri sürdüğü (hilafetin ayrılması ve Cumhuriyet’in kabulü teklifini) samimi bulmuş olacak ki,

19 Kanunusani 1336 (19 Ocak 1920) İstanbul’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne dayanan Mebusan Meclisi’nin açılmasına ve meşruti bir hükümetin faaliyete geçmesine Kânunusani’de Mebusan Meclisi’nin “Misak-ı Milli beyannamesini” kabul ve  ilan ettiğine 9 Kânunusani’de kendi imzasıyla neşrettiği askeri plandaki sarahate rağmen Bolşeviklerin Kafkasya’ya gelmekte oldukları haberi gelince bana 6 Şubat’ta Kafkasya harekâtını teklif etti. Bu hal, İstanbul’daki Meşrutiyet hükümetimize karşı fiili bir isyanla Heyet-i Temsiliye’nin Mustafa Kemal Paşa’nın diktatörlüğünde bir Cumhuriyet şekline dönüşmesi demekti. Hem de Bolşeviklerle birleşme felaketine doğru!”

Ve bu Rawlinson’un akrabası, Lozan Antlaşması’nın (Hatta İran’ın)  mimarı, Meşhur Lord Gürzon’u, “Modern İran’ın Tarihi” isimli eserden öğreniyoruz.

“Curzon, Lord George (1859-1925): Ülkeyi kendi imparatorluğuna katmaya kalkışacak kadar İran tutkunu olan Britanya dışişleri bakanı. Lisansüstü öğrencisiyken İran’a yolculuk yapmış ve Persia and the Persian Question adlı klasikleşmiş kitabını yayımlamıştı. 1919 tarihinde imzaladığı İngiliz-İran Antlaşması İran’da milliyetçi bir tepki görmüştü. “

Ve son bir bilgiyi daha  hatırlatarak, komşumuz İran’ın tarihine ve yaşadıklarına geçiyoruz :

Birinci Dünya Savaşı öncesinde İran’ın siyasi idaresini yıprattıktan sonra petrolünü sömürmeye başlayan İngiltere, savaş sonrasında da aynı durumun devam etmesi için siyasi oyunlara başvurmuştur. İran tarihinde “siyah darbe” olarak bilinen ve Kaçar iktidarının sonunu getiren askeri darbe ile Rıza Han’ı iktidara getirerek nüfuzunun devamını sağlamıştır. Darbe için bu kazak subayını (Rıza Han) emellerinin icracısı olarak tespit etmiş, daha önce temasta bulunduğu Ziyaeddin ile bir araya getirterek darbeyi gerçekleştirmiştir. Darbe sürecinde İran’da görevli bulunan İngiliz subay, elçi ve konsoloslar gayet gizli davranarak askerlere ve darbenin diğer figüranlarına para dağıtmışlardır.

Darbe sonrasında İngiliz elçi Loraine’den İran tahtını isteyen Rıza Han, emeline ulaştıktan sonra İran’ı İngiltere adına yönetmeye başlamıştır. (1)

*

İran 20. Yüzyıla öküz ve kara sabanla girdi. Yüzyıldan çıkarken, çelik fabrikaları, dünyada en çok sayıda trafik kazasının yapıldığı ülkelerden biri olma ünü ve pek çoklarını dehşete düşüren bir nükleer programı vardı…

Yaşanan bütün değişimler boyunca İran’ın coğrafyası ve kimliğinin değişmeden kalması dikkat çekicidir. Günümüzde İranlılar aşağı yukarı büyük dedelerinin yaşadıklarıyla aynı sınırlar içerisinde hayatlarını sürdürürler.

Yüzölçümü Fransa’dan üç kat. Birleşik Krallıktan altı kat daha büyük olan bölgenin güneyinde Basra Körfezi, doğusunda çöller ve Horasan’ın dağlarıyla, Sistan ve Belucistan, batısında Irak bozkırları, Şattülarap ve Kürt dağları, kuzeyinde de Ağrı Dağı’ndan Hazar Denizi’ne akan Araş Nehri ve Hazar Denizi’nden Orta Asya’ya uzanan Atrek Nehri yer alır.

Ülkenin beşte üçü, özellikle de belli başlı yaylaları sürekli tarımı elverişli kılacak yağışlar almaz. Tarım yalnızca yağış alan Azerbaycan, Kurdistan ve Hazar kıyılarıyla, başta sıradağların etekleri olmak üzere ülkenin dört bir yanına dağılmış sulama yapılan köyler ve vahalarla sınırlıdır.

Bütün ulusal kimlikler gibi İran’ınki de akışkan ve tartışmaya açıktır. Buna rağmen İran’ın İran Toprakları’na (Zemin-i İran) ve iran İli’ne (Şehr-i İran) bağlılığı değişmemiştir. İranlılar hem Şiilikle hem İslamiyet’le hem de başta Sasaniler, Ahamenişler ve Partlar (Arşaklılar) olmak üzere İslamiyet öncesi tarihleriyle özdeşleşmişlerdir…

Sürekliliklere rağmen 20. Yüzyıl, İranlıların yaşamının neredeyse bütün yönlerinde büyük değişiklikler meydana getirdi. Yüzyılın başında toplam nüfus 12 milyonun altındaydı -yüzde 60’ı köylü, yüzde 25-30’u göçebe, yüzde 15’ten azı da şehirliydi. Tahran 200.000 nüfuslu orta ölçekte bir şehirdi. Doğumdan sonra hayatta kalma oranı olasılıkla üçte birden azdı, bebek ölümleriyse 1.000 doğumda 500 gibi yüksek bir rakamda seyrediyordu. Yüzyılın sonunda toplam nüfus 69 milyona çıkmıştı. Göçebe nüfusun oranı yüzde üçün altına düşmüş, kentsel dağılım yüzde 66’yı geçmişti. Tahran artık 6,5 milyon nüfuslu bir mega-kentti. Yaşam süresi yetmiş yıla ulaştı, bebek ölümleri binde 28’e düştü.

Yüzyılın başlarında okuma yazma oranı yüzde 5 dolaylarındaydı, bu da medrese, Kuran kursu ve misyoner kuruluşları mezunlarıyla sınırlıydı. Farsça anlayanlar nüfusun yarısından azdı; geri kalanlar Kürtçe, Arapça, Gilaki, Mazenderani, Beluçi, Luti gibi dillerin yanı sıra Azerice, Türkmence ve Kaşkay gibi Türkçenin lehçeleri konuşurdu.

Halk eğlenceleri yerel spor salonlarında (zurhane) yapılan atletik gösterilerden; çay bahçeleri ve kahvehanelerde Şehnamemden bölümler okumaktan; Şah ailesinin resmigeçitlerinden; meydanlarda arada bir yapılan idamlardan; hepsinden önemlisi de Şiilerin en kutsal ayı olan Muharrem’de düzenlenen kendini kırbaçlama ritüelleri, taziye gösterileri ve yakılan şenlik ateşlerinden oluşurdu.

Yüzyılın sonuna gelindiğindeyse, okuryazarlık yüzde 84’e ulaşmıştır, yüksek öğretim kurumlarına kayıt yaptıranların sayısı 1,6 milyonu bulur, 19 milyon öğrenci de ilk ve orta öğrenim kurumlarına devam etmektedir. Nüfusun neredeyse yarısı evlerinde “ana dillerini” konuşmayı sürdürse de, yüzde 8 5’ten fazlası artık Farsça iletişim kurabilmektedir. Halkın eğlence aracı daha çok futbol maçları, sinema, radyo, gazeteler, videolar, DVD’ler ve televizyondur; şehirdeki her haneye ve kırsal kesimin dörtte üçünün evine televizyon girmiştir. (2)

Devam edecek….

-İranın toprakları (sınırları) neden değişmemiştir?

www.canmehmet.com

Resim: Tarafımızdan düzenlemiştir.

Açıklama ve kaynaklar :

(*) A. Şeriati, Mecmua-ı Asar (Toplu Eserler) (Aachen: Husseinien-e Ershad Publications, 1977), c. xxii. -Modern İran’ın tarihi)

(**)“Kazım KARABEKİR Anlatıyor”, UĞUR MUMCU.

(1) Daha fazlası için bakınız:http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt6/cilt6sayi27_pdf/karadeniz_yilmaz.pdf

(2) MODERN İRAN TARİHİ, ERVAND ABRAHAMIAN, TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*