Kısa bir NATO giriş hikâyesi; NATO’ya ilk kez 1853’te girdik. Aaa! O zamanda mı NATO vardı?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Tarih tekrar eder mi? Eder! Elbete aptallar için.

Kaddafi’nin katledilmesinin arkasında iddia edildiği gibi “Petrol” değil, “Su” vardır. (Hikayesi aşağıdadır)  Ve Tarih tekrar eder mi? Aptallar için, “Evet!”

 

Bizim, (Osmanlının) NATO’ya ilk girişimiz, 1853 Kırım Savaşı öncesidir.

O savaştaki taraflar; İngiltere, Fransa, Sardinya-Piyemonte Krallığı (İtalya) ile Osmanlı İmparatorluğu. Karşı tarafta ise Rusya İmparatorluğu vardır.

İlk tezgâh şöyle kurulur; Ruslar, Osmanlıları sıkıştırır, (Tavizler ister), İngiltere ve Fransa (sözde) yardım altında bizimle bir ittifak kurarlar ve birlikte yapılan savaşta Ruslar yenilir.

Ancak, Osmanlı’nın da kazandığı bu savaşta verdiği tavizler, Rusların istediklerinden birkaç kat daha fazladır.

Bu, gerçeğinde Osmanlıyı parçalamak için, (daha doğrusu hazırlamak için) İngiliz-Fransız ve Rusların aralarında anlaşarak attıkları büyük bir kazıktır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına Avrupalı Devletler ve Papalık tarafından ilk kez, İstanbul (1453) ve Atina’nın Fethi’nden sonra (1458) karar verilir.

15’nci asrın sonunda yapılan Coğrafi keşifler bu anlayışla yapılmıştır.

Keşiflerle yapılmak istenen; Osmanlı İmparatorluğu topraklarından (Karadan)  geçen İpek yolun’ u denize kaydırmak-taşımaktır. Ve keşifler sonucu (Kara İpek Yolu’nu) taşıma işi önemli ölçüde gerçekleştirilir.

Yaygın bilinenlerin aksine, Osmanlı’nın ilk ekonomik sorunlarının-isyanlarının-yıkımın nedeni bu keşifler nedeni ile işsiz kalan Kervansaray Sahipleri ile (Yolları koruyan Derbentler) güvenlik görevlileri’dir.

İlginç değil mi? TV’de onlarca tarihi-siyasi meseleler anlatılır, ancak bunlar anlatılmaz!

Peki neden?

Ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransızlara verdiği ticari ayrıcalık Osmanlı için ilk değildir. Bu ticari ayrıcalığın -kapitülasyonlar- verilmesinde etken; Kara İpek Yolu yerine, Deniz taşımacılığını kullanmaya başlayan Avrupalı tacirlerin Osmanlı Topraklarını kullanmalarının devamı içindir.

Coğrafi keşiflerden sonra –Büyük gelir kaybına rağmen- Osmanlı hala güçlüdür, Kanuni 1529’da Avrupa’ya seferlere devam eder ve “Avrupa’nın Kalbi” Viyana önüne çadır kurar.

Viyana’nın kuşatılması ile, Hristiyan dünyası panik, (gelecek, yok olma korkusu ile) yerini “cinnet hali” ne bırakır. Ve Osmanlıyı nasıl yenecekleri, zayıf noktalarını bulmak-araştırılması için İstanbul’a bir elçi gönderilir.

Elçi İstanbul’a gelir ve bir rapor yazar;

http://www.canmehmet.com/sah-ismail-yavuzu-engellemeseydi-bugun-londra-ve-viyanada-ezan-oksfortta-kuran-okunacakti-2.html

Raporun özetini verirsek, elçi, (1529′ yıllarında) çözüm olarak,

“Osmanlının zayıflatılması için, Şii’ler, Safevi Devleti (Bugünkü İran) desteklenmelidir.”

Gerçeğinde, bu yol Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliği döneminde (fiilen) başlatılmıştır. Yavuz için iddia edilen, “Alevileri kesti!” ağır iddiasının arkasında bu plan, senaryo vardır.

Meraklıları yukarıda verilen linkten (tarafsız)  detayları öğrenebilirler.

İlk NATO’ya (Şemsiye altına!) girişimizden sonra sıra 2’cisine gelir.

Burada S. Demirel’in tabiri ile “Halk yaşananların arka planını öğrenmeye hazır değil!” İfadesini kısmen doğru bulduğumuz için bizde açık yazamıyoruz. Yaşananları örtülü olarak verirsek;

Önceden verilen kararla (Almanlar da tezgâhın içindedir) I. Dünya savaşı çıkarılır. Ve İttihatçı-Masonlar üzerinden (baştan kaybedeceğimiz belli olan bir) savaşa girilir. Ve bilinen son, Osmanlı parçalanır.

Aşağıda verilecek bilgilerle bakalım tarih nasıl tekrar etmektedir?

1853’te (Kırım Savaşı’nda)  ne olmuştu? İngiltere, Fransa ve (Sardinya-Piyemonte krallığı) İtalya,  Osmanlı’nın yanında Ruslarla savaşmıştı, değil mi?

Peki, Milli Mücadele’de (İşgalci olmalarına rağmen) bize Yunanlılarla çarpışmak için silah verenler kimlerdi?

Sırası ile, İtalya, Fransa ve İngiltere değil mi?

Peki, Kime karşı, Gerçeğinde (Kontrollerinde olan ve kullandıkları-kuklaları)  Yunanlılara mı,  Ruslara mı?

Hem bir ülkede galip ve işgalci olacaksınız, hem de işgal ettiğiniz ülkenin ordusuna (size karşı Bağımsızlığını kazanmak için)  silah vereceksiniz.

İlginç değil mi?

Meraklıları nedenini öğrenmek isterlerse okuyabilirler; http://www.canmehmet.com/ulkeyi-isgal-eden-devletler-yunanli-taseronlariyla-savasmamiz-icin-bize-silah-veriyorlar-7.html

Demek ki,  NATO’ya ilk (Şemsiye altına) girişimiz; 1853 Kırım Savaşı, ikincisi de, (Parçalama-yeni Devleti’n oluşumu) 1919 tarihinde. (1920’de  diyebiliriz.)

Ve en son sıra adı konulmuşuna, hepimizin bildiği ‘NATO‘ya gelir.

Sırası gelmişken; Yeni Devlet’in (yapısının belirlenmesi) kuruluşu; 5 Ocak 1918 (İngiltere); 8 Ocak 1918, Amerika’da başkan Wilson tarafından yapılan açıklamalarda çok açık olarak anlatılmıştır.)

Gerçeğinde,  I.Dünya Savaşı, Kasım 1918’de -resmen- bitmemiş midir?

Savaşın bitmesine 8 ay kalmasına rağmen, Yeni Dünya Düzeni ve Bu düzende (Yeni) Türk Yurdu’nun (Türkiye’nin) Yeni Devlet’in sınırları-yapısı, Wilson ilkeleri, 12.madde’de açıklanır. Açıklanan Tarih, 5 ve 8 Ocak 1918. Açıklayanlar,  İngiltere ve Amerika başbakan-Başkanı’dır.

2. Dünya savaşı biter. Bu savaşla birlikte Avrupa ülkelerinin gücü de. Artık ABD, Avrupa’nın elinden oyuncaklarını (Sömürgelerini) alacaktır. Ruslarla anlaşır ve dünyayı aralarında paylaşırlar.

Bir daha, 1853’teki tezgâh kurulur ve bu kez de Rusların, (1945 Stalin’in boğazlardan üs ve Kars-Ardahan’la ilgili istekleri)  bizden bazı talepleri vardır.

Bu dönemde dünya dengeleri değişmiş ve Rusların talepleri karşısında (duracak! Aslında –üs- pazarlığı yapacak) İngiltere-Fransa-İtalya yerine ABD (NATO) vardır.

Ve yaygın bilinenin aksine NATO’ya (Menderes değil) İnönü (belki de zaruretten!) sokmuştur.

Toparlanırsa,

Mesele güçlü olmaktadır.

Güçlü olmadığınızda, size kalan tek seçenek güçlüye yem olmaktır.

Tarih tekrar eder mi?

Eder!

Elbette, aptallar için.

İçeride birliğini sağlamayan hiçbir devlet, “Büyük Devlet!” Olamamaktadır.

 

www.canmehmet.com

Resim; Resim; http://vekilsizmeclis.com/viewtopic.php?f=2&t=224 ‘den alınmıştır.

(*) Türklerin can dostu olan Kaddafi, Libya’yı, “Dünyanın 8’nci harikası” olarak değerlendirilen bir proje ile suya kavuşturur. Sıradaki ideali, Nil’den altı kat daha büyük olan nehirlerle, Afrika’nın kaderini değiştirecek “su projesi”dir. Kaddafi’nin katledilmesinin arkasında, Batı’nın, Kaddafi’nin “Afrika’nın yeniden sömürgeleştirilmesine mani olmak” için suya kavuşma planı” na engel, mani olmak vardır.

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*