Kirli olan siyaset anlayışı mı, insan mı? (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

İnsanlığa başlangıcından bu yana rehberlik yapan, günlük ve siyasi yaşamına kaynaklık eden iki ana görüş vardır; Uygulamalarında ahlaklı olmak, öngörülen sınırları geçmemek veya kuralsız yaşamak. Bu anlayış ilerleyen süreçte, Doğu ve Batı uygarlığın anlayışı olarak belirgin hale gelecektir. Doğulu devletlerin siyaset ilkelerini Konfüçyüs, Batıyı erken dönemde Sokrates, Eflatun ve Aristo ileriki dönemde, Makyavel temsil edecektir. Bu anlayışlar özetle; 

Konfüçyüs’ün (M.Ö.551) siyasi yaşam ilkeleri; 

– Politika ahlaktan yükselmelidir. Politikacılar geleneksel faziletler kümesi olan jen – iyilikseverlik, insan sevgisi- ve li‘yi yeniden keşfetmelidirler. 

– Tüm toplumsal, siyasal erdemler, temelde, genişletilmiş kişi erdemleridir. 

– Eğitim, ahlak bilgisi edinmektir. 

– Yöneticiler iyi olursa, insanlar (halk) da iyi olur. Efendinin doğasının yel, sıradan insanın doğasının da ot gibi olduğudur. Yel estiğinde otlar hep eğilmektedir. 

– Erdemsiz bir insan mahrumiyete fazla tahammül edemez; nasıl ki mutluluk içindeyken bile rahat edemezse. Fakat erdemli insanın barındığı yer yine erdemin içindedir, akıl sahipleri hep bunu arar. 

– Halkı kanunlarla yönetip cezalarla düzeni sağlarsanız, onlarda cezalardan kaçınacaklardır; ama bu arada ar duyguları da kaybolacaktır. Fakat onları kendi güzel ahlakınızla yönetip düzeni de vazifelere bağlılığınızla sağlarsanız, ar duyguları onları terk etmeyecek ve bu ölçüye göre yaşayacaklardır. 

– Doğa eğitimin önüne geçerse, bir dağ adamı yetiştirmiş olursunuz. Eğer eğitim doğanın önüne geçerse, katip yetiştirmiş olursunuz. Doğa ve eğitim doğru oranla harmanlanabilirse ancak o zaman üstün özellikleri olan insanlar yetiştirebilirsiniz. 

Sokrates… 

Eski Yunan filozoflarının kimilerinin, Konfüçyüs’ün düşünceleriyle önemli benzerlikleri bulunmaktadır. Bu benzerliklere en fazla sahip olan düşünür Sokrates’tir. 

Sokrates’in altın kuralı da, “kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma!” dır. 

En önemli şey yaşamak değil, iyi yaşamak, doğru yaşamak, “Doğru bir yaşayış nasıl olmalıdır?” sorusuna cevap aramaktır.
… 

Sokrates, 70 yaşını aştığı sıralarda birçok taraftar bulmasını kıskanan ve kendi çıkarları doğrultusunda kurdukları düzenin eleştirilmesine katlanamayan elit zümre tarafından, Yunan tanrılarını inkar, dine aykırı hareket etme yeni bir din getirme ve gençleri düzene karşı ayaklandırma ithamlarıyla mahkemeye sevk edilir… Mahkeme uzun suren tartışmaların ardından Sokrates’in “baldıran zehiri” içirilerek öldürülmesine karar verir… Sokrates başkasının zorlamasına meydan vermeden kölenin elinde tuttuğu zehiri alır ve: 

“Şimdi Allah’a yalvara bilirim! Buradan oraya yolculuk güzel olsun” diyerek sonuna kadar içer… Kaynakların belirttiğine göre, dürüstlük ve sadakatin en çarpıcı örneği olan şu sözleri, öğrencisi ve dostu Kriton’a söyledikten sonra hayata gözlerini yummuştur: “Asklepios’a bir horoz borçluyuz, parasını ver. Sakın unutma!..”
 

Eflatun Ve Aristo… 

Siyasi düşünce tarihi uzmanlarına göre, “Eflatun ve Aristo, Rönesans hareketi ve sonrasında batılı düşünürlere kaynak olmuşlardır.” 

Anlaşılması gereken, “Batı uygarlığının (ahlak anlayışının) önemli iki ayağı bu düşünürlerdir.” 

Eflatun’un öğrencisi ve Antik Yunan felsefesinin diğer bir ismi olan Aristo, Atina’da Eflatun’un Akademisi’nde büyük filozoftan ders alır ve bu eğitim ardından tüm zamanların en etkileyici düşünürlerinden biri haline gelecektir. 

Aristo, siyaset bilimciyi bahçıvana benzetir ve insanoğlunun serpilmesi için gerekli koşulları sağlaması gerektiğini belirtir. 

İnsanoğlunu, Politika adlı büyük eserinde “siyasi hayvan” olarak adlandıran da Aristo’dur… 

Her iki düşünür,  

-“Kimin, hangi temelde iktidara sahip olması gerektiğini,  

– Ahlakla siyaset arasındaki ilişkiyi,  

– Siyasi kararların nereye kadar ahlaka dayanması gerektiği ve benzeri soruların tartışılmasına zemin hazırlamışlardır. 

… 

Doğulu düşünürlerin temsilcisi Konfüçyüs ile Batılı Sokrates’e karşılık, Eflatun ve Aristo’yu değerlendirdiğimizde; Sokrates’in düşüncelerinde (belki de etkilenmiş olarak), Konfüçyüs’ün ahlak anlayışı ile önemli benzerliklerin olduğu

Batı uygarlığının ahlak anlayışındaki farklılığına, yol ayrımına, Sokrates’in öğrencisi Eflatun ve onun da öğrencisi olan Aristo’nun ahlak konularının tartışmaya açmalarının sonucunda geldiği anlaşılmaktadır. 

Aristo ne demekteydi? 

– “Siyasi kararlar nereye kadar ahlaka dayanmalı?” Bu görüşe Konfüçyüs ve Sokrates, “Sonsuza kadar.” demektedir. 

“Nereye kadar ahlak?” sorusu ileriki dönemde Makyavel ile batılıların devlet yönetiminde “hiçbir yere kadar, ahlaka gerek mi var!” anlayışına dönüşecek ve batılı yaşam içerisinde kendine yüzlerce, binlerce uygulama alanı bulacaktır… 

– “Irak’ta Nükleer silahlar var! 

“Saldırın!” 

– Aaa… Yokmuş, bizi aldatmışlar! 

– Kirli siyaset bu olsa gerek… 

… 

Makyavel ile devam edecek….

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*