“Kemalizmin Dramı”; Yıl, 1930, ekonomi ağır bunalıma girince M. Kemal Paşa çözümünü açıklar (3)

Önceki Yazı

yarı ilah cumhuriyet

 

1931’de Yurtta  büyük bir ekonomik bunalım başgöstermiş, ürün fiyatları  düşerken, Devlet  Bütçesindeki açık genişlemektedir. Her gün birkaç  tüccarın iflâs  etmesi, huzursuzluğu son haddine getirir.  Halkın tepkileri üzerine bütün milletvekilleri, Atatürk’ten bu hastalığa bir çare bulmasını istemek üzere yanına giderler.

SERVETLERİNİZİ VERİNİZ…

1930-1931 Yıllarında yurdumuzda  büyük bir ekonomik bunalım başgöstermişti. Ürün fiatları  düşüyor,  Devlet  bütçesindeki açık genişledikçe  genişliyordu. Genel bir ulusal ekonomi seferberliği olmadıkça  bu hal düzelemezdi. Her gün bir ya da birkaç  tüccarın iflâs  ettiği  duyuluyordu. Huzursuzluk son haddini  bulmuştu. Bu durumu gören bütün milletvekilleri, Atatürk’ten bu hastalığa bir çare bulmasını istediler.  Hatta Nuri Conker :

Paşa, vaziyet kütüdür. Böyle giderse, memleket mahvolur. Diyordu.

O gün sofrada bulunan Yunus Nadi ve Hikmet Bayur:

Paşam, bu işe ancak siz çare bulabilirsiniz… Deyince Atatürk şu cevabı verdi:

Ben askerim. Vazifem olan şeyleri bilirim. Gerisine karışmam. Bu memlekette Yüksek Ticaretten mezun dünya kadar genç yetişiyor. Bunların arasından seçin bir tanesini,  İktisat  Vekili yapın...

Fakat Hikmet Bayur’un dediği dedikti:

Paşam,  bizim hiç bir işe sizin kadar aklımız ermiyor. Onun için her şeyi siz yaparsınız. Buna da siz  çare bulacaksınız. Dedi.

Atatürk bir iki saniye düşündükten sonra Nuri Conker’e  dönerek :

Bu millet çok çabuk kurtulur ama, usulünü bilmek lâzım. İsterseniz sizi misâl alalım.  Siz  Selanik’ten Türkiye’ye gelirken Ankara’ya ne getirdiniz ? Tabii hiç bir şey. Şimdi neniz var? Yüzbin liralık bir apartman, Kütahya’da ikiyüzbin liralık bir kiremit fabrikanız. Hepiniz bütün  mallarınızı millete verirseniz, bu dâva  kendiliğinden halledilmiş olur.  İşte sana kurtuluş  yolu…

Sonra Yunus Nadi ile Hikmet Bayur’a dönerek :

Ne buyrulur? Diye sordu. Daha onların vereceği cevabı beklemeden ekledi :

Ben askerdim. Allahın  inayeti,  milletin  yardım ve çalışmasiyle bugüne ulaşabildik. Memleket ve millet artık kurtulmuştur. Ben bir şey yapmadım ki… Benim  vazifem çekilip bir yana  oturmak olmalıdır. Reisicumhurluğu bile üzerime  almamam lâzımdı. Ne çare ki, hiç  istemediğim  halde  bu vazife her yıl benim üzerimde kalıyor. Benim kalmam bu millet için belki zararlı olur.  Dedi.

Bir yıl  kadar  sonra  9 Eylül 1932 de İş Bankası Genel Müdürü olan Celâl  Bayar Çankaya Köşküne çağırıldı.  Atatürk Bayar’a :

Seni İktisat Vekili yapıyoruz.  Deyince Bayar :

Paşam, beni af buyurun. Ben yalnız İş  Bankasında kalmak istiyorum. Bu iş bile bana fazla geliyor.  Diyerek üç sefer de yapılan isteği geri çevirince Atatürk:

Hem İş Bankası Müdürlüğünü yapacaksın, hem de İktisat Vekilliğini. Dedi. Bayar bu isteğe  uymak  zorunda kaldı.

Bunu duyunca çok sevindik. Sevincimiz daha çok şu bakımdan ileri geliyordu. Bayar eli açık, bol bahşiş verirdi. Hatırımızı sorar,  yakınlık  gösterirdi. “(1)

Yukarıda anlatılanların yorumunu okuyana bırakarak kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İlk iki bölüm özetle:

-İtalyan, ”Institute Per L’oriente”nin (Doğu Enstitüsü), “Kemalizm” ile ilgili araştırmalar yapmaktadır. Kemalist fikrin babalarından Şevket Süreyya Aydemir’e bir mektup yazarak konuyu onun ağzından öğrenmek isterler. Ancak, O sırada Şevket Süreyya Aydemir vefat etmiştir. Mektup bu nedenle dava arkadaşlarında Kadrocu V. Nedim Tör’e ulaştırılır.

İtalyan “Doğu Enstitüsü” yetkilileri mektuplarında “Batılaşma!” anlayışı kapsamında “Kemalizm”  ile ilgili önemli iki noktaya işaret ederler;

“Ettore Rossi 1955’e kadar Enstitümüzün ve Oriente Moderno’nun müdürü idi. 1932’de “Giornale de Politica e di Letteratura” dergisinde Yeni Türkiye’yi takdim etti… Makalesinin sonunda Ettore Rossi, Kemalizm’in Faşizm’e benzediğini ve onu taklit etiğini yazmıştı..” der ve ilave ederler;

-“…Toynbee, başka bir medeniyetten teknik öğeler alan bir halkın, o başka kültürü tamamen kabul etmeye mecbur olduğunu söyledi. Çünkü o teknik öğeler, bir Weltanachuung içinde, bir “dünya görüşü” içindedirler. Siz, kendi kültürünüzü koruyarak, Batı Avrupa medeniyetini kabul etme olanağına inanıyor muydunuz? (2)

İtalyan Doğu Enstitüsü sözcüsünün Kemalist ideologlara yönelttikleri iki soruda vurguladığı ana noktalar;

– “Kemalizmin faşişm’e benzediği..”

-(Batılılaşma adına) “Başka bir medeniyetten teknik öğeler alan bir halkın, o başka kültürü tamamen kabul etmeye mecbur olduğu…” Ve devamla sorar; “Siz kültürünüzü koruyarak Batı Avrupa Medeniyeti’ni kabul etme olanağına inanıyor muydunuz?”

Bu sorulara, Kemalist İdeolog V. Nedim TÖR aşağıdaki cevaplar verir.

 “..19. yüzyılı olmayan yani makine ve buharın endüstriye uygulanması çağını yaşamamış olan milletlerin bünyesine Batı modeli demokrasi konfeksiyon malı hazır elbiseler gibi bir türlü uymamakta ve “oy avcılığı” yolu İle demagojik soysuzlaşmalara doğru kaymaktadır.

Demokrasi ileri endüstri memleketlerinde bile bir nevi “oy avcılığı oyunu”dur.

…Bugünkü teknoloji ve menagement bilgileri sayesinde en olumsuz koşullar altında bile neler yapılabileceğinin en parlak örneğini İsrail devleti vermiştir. Tuzlu topraklar üzerinde “ileri” bir ziraat memleketi, kömürsüz, demirsiz bir diyarda “ileri” bir endüstri memleketi kurmasını 20-25 yıl içinde başardılar. Çünkü onlar bilimi hayata uygulamasını becerdiler.

Klâsik iktisat kitaplarında ekonominin üç unsuru olarak tarif edilen “doğa, emek, sermaye” bugün artık kalkınmak için yeterli değil. Bunlar, “teknoloji ve menagement” ile çiftleştirilip doğurgan bir hale getirilmezse, kalkınma temposu çok ağır oluyor. Bunun en acıklı örneği Türkiye’dir.

Türkiye’de eşsiz bir tabiat ve tarih zenginliği vardır, insanı da çok cevherli. Sermaye de bulunuyor. Fakat yine de İsrail ölçüsünde bir kalkınmayı beceremedik.

Çünkü politika esnafı “negatif seleksiyon” kanunu gereği, bilimsel bir politika uygulayamıyor. Bu yüzden çok zaman israf ediyoruz. Bugünkü Türkiye, hiç şüphesiz ki Atatürk’ün miras devraldığı Türkiye değildir.

O zamanki Türkiye tam anlamıyla bir açık pazardı. En çok ithal ettiğimiz mallar, pamuklu ve yünlü mensucattı. Şimdi bunları ihraç ediyoruz. O zaman Marsilya’dan patates, Yafa’dan portakal, limon, muz, hatta Nice’den çiçek ithal ederdik. Şeker, çimento, kâğıt ve diğer endüstri malları için de tam anlamıyla bir açık pazardık. (*)  (Meraklılarına bu konuda aşağıda çarpıcı bilgiler verilmektedir. okumalarını öneririz)

Türkiye’yi kendisi ile mukayese edersek, hiç şüphesiz ki büyük bir gelişme var. Ama, olanla olması mümkün olan arasında da büyük bir açık var. İşte Kadro’nun “planlı” devletçiliği bilimsel yöntemlerle uygulansaydı, bugün Türkiye, bütün üçüncü dünya memleketlerinin Kâbe’si olabilirdi.

Bana içimi dökmek fırsatım verdiğiniz için teşekkürlerimle saygılar sunarım. (3)

10 Haziran 1976

(VEDAT NEDİM TÖR )

Vedat Nedim TÖR’ün söyledikleri özetlenirse;

-19. Yüzyılda Sanayi Devrimi’ni kaçırmış milletlere, Batı modeli demokrasi konfeksiyon malı hazır elbiseler gibi bir türlü uymamakta ve “oy avcılığı” yolu ile demagojik soysuzlaşmalara doğru kaymaktadır.

Demokrasi ileri endüstri memleketlerinde bile bir nevi “oy avcılığı oyunu”dur.

-“Bugünkü teknoloji ve menagement bilgileri sayesinde en olumsuz koşullar altında bile neler yapılabileceğinin en parlak örneğini İsrail devleti vermiştir..”

-“O zamanki Türkiye tam anlamıyla bir açık pazardı. En çok ithal ettiğimiz mallar, pamuklu ve yünlü mensucattı. Şimdi bunları ihraç ediyoruz. O zaman Marsilya’dan patates, Yafa’dan portakal, limon, muz, hatta Nice’den çiçek ithal ederdik. Şeker, çimento, kâğıt ve diğer endüstri malları için de tam anlamıyla bir açık pazardık..”

Ve V. Nedim TÖR’ün Söyledikleri yorumlanırsa;

Batıda ilk sanayii devrimini yapan İngilterebir sömürgeler (yağma) İmparatorluğu’dur. Sanayii Devrimi için gerekli kaynak, Latin Amerika’dan yağmalanan altın-gümüşlerle sağlanır. Ve İngiliz (bezi) kefeni ile defnedilmeyen İngilizlerin gömülmesine izin verilmeyecek kadar İngiltere’de aşırı bir korumacılık vardır. (4)

-Osmanlılar, (19. Yüzyılda) Yıkılma amacı ile, Rus, Fransız, İngiliz, Avusturya ve ülkeler tarafından bir savaş çemberi içine alınmıştır. Alınmış olmasına rağmen ülkede, tekstil, silah, maden ve tarım sektöründe çağdaşlarından, benzerlerinden çok aşağıda değildir.

Örnek 1; 1855 Yılında Paris’te bir dünya Fuarı vardır. Osmanlılar katıldıkları bu fuarda, Ürettikleri kumaş dokuma ve boyama kalitesi ileDünya birinciliği alırlar. Meraklıları, dönemin Osmanlı İmalat sektörü için aşağıda verilen kaynaklara bakabilirler.(5)

Örnek 2; “Ahmed Süreyya Emin Bey (1848-1923) seri atışlı bir top yapılabileceğini kanıtlayan dünyadaki ilk insan olarak çok parlak bir başarıya imza atmıştır. Ahmed Süreyya Emin Bey bu icadının yanı sıra, topların ateş edildikleri sırada falyalarından dışarıya çıkan gazın, güllelerin sürat ve kuvvetini azaltmakta olduğunu ve bu sakıncanın giderilmesi ile ilgili teknoloji mühendislerini araştırmaya çağıran Fransa Hükümeti’nin yaptığı resmi duyuruyu haber almış, bu çalışmalar devam ederken yaptığı bir icad ile bu sorunu çözümlemiştir.” (6)

Osmanlı İmparatorluğu, döneminde; birçok cephede İsyan ve savaşlarla yıpratılmasına, ekonomik yıkıma götürülmesine rağmen tekstil, döküm, silah ve tarımda önemli çalışmalar yapılmıştır.

Son dönemindeki ekonomik durgunluk; I. Dünya Savaşı nedeniyle üretim yapan ve okuyan  gençleri  Cepheye gitmesinden kaynaklanır. Cephelerde savaşan milyonlarca asker nedeniyle ne üretim yapılabilmiş, ne de ülke kalkınması için bir kaynak ayrılabilmiştir.

Cumhuriyetin ilk dönemindeki sanayi-üretim artışı, askerlerin (üreticilerin-imalatçıların) terhisi ile ülkede yeniden üretimin başlamasıdır.

Ancak ciddi manada yeni yatırım yapılmadığı için üretim belirli bir seviyeden yukarı çıkamamış ülke ve ekonomi çok uzun süre olduğu yerde kalmıştır.

Hikayemizin, daha doğrusu gerçeğin çıplak özeti budur.

Ve açık olarak, Cumhuriyet döneminde sahiplenen her ne varsa, Osmanlıların mirasıdır.

Buna, Kız çocukların (Kız veya karma okullarda) öğretim görmesi de dahil. (7)

Biz, Kemalist ideologların kaleminden, “Kemalizmin Dramı” isimli eserden yazılanları aktardık.

Yorum her zaman olduğu gibi okuyanlara aittir.

“Kemalizm; “Törensel laf kalabalığı”, “ithal malı fikir kırıntıları mıdır?”

www.canmehmet.com

Resim; web ortamından alınmıştır.

Kaynaklar;

(*) Meraklıları için çıplak gerçekler; http://www.canmehmet.com/affairisme-2-5816-sayili-kanunla-celal-bayarin-ilgisi.html

(1)Atatürk’ün Özel uşağı, Cemal Granda. daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/ataturkun-usaginin-gizli-defterinden-bu-hal-bana-cok-dokundu-yalnizligi-oylesine-huzun-vericiydi-ki-son.html

(2)Kemalizmin Dramı, Vedat Nedim TÖR

(3) A.g.e.

(4)(Bakınız;Latin Amerika’nın Kesik damarları. Daha fazlası için; http://www.canmehmet.com/sir-perdesi-aciliyor-osmanlinin-helvasinin-unu-misir-sekeri-selanik-tereyagi-fransadan-4.html

(5)“Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü”,  Prof. Donald Quataert, Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/osmanli-devleti-asla-geri-kalmamistir-sektorlere-gore-osmanli-imalat-ve-uretim-bilgileri-7.html

(6) a) http://www.bilgiportal.com/yazi/buyuk-turk-bilgini-ahmed-sureyya-emin-bey-1521

b) http://www.canmehmet.com/osmanli-imparatorlugu-dosyasi-osmanli-cagdaslarindan-asla-geri-kalmamistir-iste-osmanli-imalat-sanayisi-4.html

(7)   Meraklıları bu konuda zengin bilgilere ulaşabilirler. http://www.canmehmet.com/ve-gercekler-cumhuriyet-yonetimi-osmanlidan-nasil-bir-egitim-sistemi-devraldi-4.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*