Kemalist Cumhuriyet gerçeği, “Gaziye karşı mücadele imkânsız feshediyoruz” (10)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

“…1927’de olağanüstü yetkiler tanıyan Takrir-i Sükun kanunu iki yıl için tekrar yenilendi. 4 Mart 1929’da yürürlükten kalkmasına izin verildi ve hükümet tekrar uzatılmayacağını ilan etti. Başlangıçta idari denetime dair bu rahatlamaya karşı hiçbir tepki verilmedi.

Ardından Aralık 1929’da Yarın adlı yeni bir gazete yayınlanmaya başladı ve hükümete yönelik eleştirileriyle dikkatleri üzerine çekti.

1924’te olduğu gibi, bu saldırı Mustafa Kemal’i değil, Başbakan İsmet İnönü ve özellikle de onun ekonomi politikalarını hedef alıyordu. Nisan’da gazete bir günlüğüne kapatıldı ve 17 Mayıs’ta başyazar Arif Oruç, tahrik edici makaleler yazmaktan dolayı bir ay hapse mahkûm oldu.

Arif Oruç kısa süre sonra görevine geri döndü, hükümete ve hükümet üyelerine dönük eleştirilerine devam etti.’ (1)

Bu ılımlı tepki, tahammül gösterilen ikinci bir muhalefet tecrübesinin habercisi oldu. İlk işaret, Yalova’daki bir baloda bizzat Mustafa Kemal’den geldi. Yeni bir partinin kurulmakta olduğunu söylüyordu.

Paris büyükelçiliğinden Türkiye’ye dönmüş olan Fethi Bey, 9 Ağustos 1930 tarihinde Mustafa Kemal’e bir mektup yazarak hükümetin mali ve ekonomik politikalarındaki başarısızlıklardan, Meclis’te eleştiri hürriyetinin olmayışından ve sonuç olarak bakanlar kurulunun sorumsuzluğundan şikâyet etti.

Bir muhalefete ihtiyaç olduğunu söyleyerek Cumhurbaşkanı’nın yeni bir parti kurulması yönündeki önerisine dair görüşlerini öğrenmek istedi. Cevabında tartışma hürriyetine olan inancını teyit eden Mustafa Kemal, ayrıca laik Cumhuriyet’in temel ilkelerini benimsemesinden ötürü Fethi Bey’e duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Bu mektup ve cevabı yayınlandı ve 12 Ağustos’ta Fethi Bey Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın tüzüğünü Cemiyetler Kanunu gereğince tescil edilmesi talebiyle İstanbul Valisinin vekiline teslim etti.

Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kısa ve talihsiz ömrü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde karanlık bir dönem olarak kalmıştır ve birçok farklı açıklamaya meydan vermiştir.

Bazıları, Mustafa Kemal’in gerçekten Türkiye’de çok partili demokrasi yaratmaya çalıştığına inanmakta ve tepkisel bir şiddet nedeniyle henüz çok erken olduğunu gördükten sonra bu girişiminden vazgeçtiğine inanmaktadır.

Bazıları da onun sadece ekonomik kriz döneminde gerginliği azaltmak için uysal, kolay idare edilebilir bir muhalefet hedeflediğini ve bu muhalefetin kontrolden çıkmaya başladığını görünce onu ezdiğini söylemiştir.

Bir başka görüş ise bu dönemi Mustafa Kemal ile İsmet İnönü arasındaki anlaşmazlık olarak yorumlamıştır. Bu yoruma göre Mustafa Kemal, İnönü ve Halk Fırkasını dengeleme amacındaydı. İnönü ise bu tecrübenin çok tehlikeli olacağına Mustafa Kemal’i sonuçta ikna etmişti.

Kesinlikle Mustafa Kemal’in yetkisiyle kurulmuş olan ve onun yakın gözetimi altında faaliyet göstermiş olan Serbest Cumhuriyet Fırkası 1924’ün Terakkiperver Fırkası’dan çok daha az bağımsızdı.

Hatta iktidardaki partiye karşı daha zayıf bir alternatif olarak görülmekteydi, (2)

Meselenin hakikati ne olursa olsun, bu girişimin erken ve tehlikeli olduğu kısa zamanda anlaşıldı.

Fethi Bey ve İsmet İnönü birbirlerine olan dostluklarını ve nezaketlerini sürdürmek için büyük bir dikkat harcasalar da, tescilli bir muhalefetin ortaya çıkışı, farklı çevrelerde birikmiş bir nefret ve hoşnutsuzluk patlamasına yol açmıştı.

Fethi Bey’in konuşmaları ardından ayaklanmalar ve huzursuzluklar meydana geliyordu, doğu illerinde tehlikeli taşkınlıklar vardı.

Nihayet Kasım ayında Gazi’nin bu sadık muhalefetine son verildi.

15 Kasım’da Fethi Bey Meclis’te hükümeti seçimlerde yolsuzluk yapmakla itham etti ve hemen ardından Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı feshetme kararını

-“Gazi’ye karşı mücadelenin imkânsız olduğu” gerekçesiyle ilan etti.

Bu karar 17 Kasım 1930 tarihli bir mektupla İçişleri Bakanlığı’na bildirildi. Yaklaşık olarak aynı dönemde kurulmuş olan iki küçük parti daha (Ahali Cumhuriyet Fırkası ile Türk Cumhuriyet Amele ve Çiftçi Partisi) doğrudan hükümet emriyle feshedildi   (3)

(Cumhuriyetin ilk yıllarında) Rus Etkileri

Türk devletçilik politikasının ortaya çıkışının Sovyetler Birligi örneğine ve öğretisine dayandığı sık sık ileri sürülmüştür. Kuşkusuz benzer noktalar vardı, hatta doğrudan temas da oldu. Kemalist hareketin ilk günlerinden itibaren, ikisi de kanun dışı ilan edilmiş bu devrimci rejimler “iki halkın, emperyalizmin müdahalesine karşı giriştiği ortak mücadele” (4) ile bir araya gelmiş, Türk ve Sovyet Cumhuriyetleri dostane ilişkiler kurmuşlardı.

Lausanne müzakereleri sırasında yaşanan geçici bir soğukluğun ardından, 1924-5 arasında, İngiltere ile Musul meselesi üzerine yaşanan çatışma Türklerin tekrar Batı’dan kopup Sovyetlere yönelmesine neden oldu. 17 Aralık 1925 tarihinde bir Türk-Rus dostluk antlaşmasının yolunu açtı ve böylece ilişkiler arttı.

Bu diplomatik dostluk hiçbir ideolojik etki yaratmadı. Rusya’daki komünizme dair argümanlar ne olursa olsun, Mustafa Kemal daha ilk baştan bunun Türkiye’de hiç yeri olmadığını açıkça belirtmişti. Birçok defa, Kemalist ve komünist ideolojiler arasında herhangi bir yakınlık olduğu iddialarını yalanlandı ve daha Ocak 1921’deyken Türkiye’de komünist faaliyetlere karşı önlemler alındı.

1922 yılında Rauf Bey hükümeti komünist propagandayı yasakladı. Türkiye Komünist Partisi’nin yan yasal kalıntıları da nihai olarak 1925’te yasadışı ilan edildi Rusya’da ise Komünist davaya karşı yapılan bu açık saldırılar siyasi nedenlerle sineye çekildi ve Komintem* ideologları antikomünist bir kişi olmasına karşın, Mustafa Kemal’in de bir ilerici, hatta devrimci sayılabileceği yorumlarını yapmakla meşguldü.

Zira o feodalizmin son kalıntılarını da yok ediyor, özgürlükçü tarım politikası izliyor, sınai büyümeye hız veriyor ve kapitalist Batı’nın verdiği rahatsızlığa karşı direniyordu (5)

1928-29’da, Moskova’daki kapsamlı ideolojik yeniden yönlendirme hareketi esnasında, yeni bir yorum tarzı benimsendi ve Mustafa Kemal birdenbire devrimci kahramandan muhafazakâr bir zorbaya dönüştürüldü.

Kemalizm artık bir kitle hareketi değildi ve mutlak kapitalizme doğru yol almaktaydı. Tamamen olmasa da, Türk köylerindeki feodalizm kalıntılarını kısmen ortadan kaldırmıştı ve sosyal temeli, burjuvazinin üst katmanlarıyla ve büyük toprak sahipleri, bir de “kulaklar” arasında bir anlaşmaya dayanıyordu.

Mustafa Kemal’in bir korkutma politikası ve toplumsal demagojinin eşsiz bir karşımı olan, kendine has “Türk nasyonal faşizmi” ya da “tarıma dayalı Bonapartizm” uyguladığı söyleniyordu.

Bu görüşe göre Mustafa Kemal faşistti. İdaresi altındaki Türkiye tekrar emperyalist egemenlik ve toplumsal gericiliğe dönüyordu .(6)

Bu değişiklikler kaçınılmaz olarak iki hükümet arasındaki ilişkileri etkiledi. Rusya’nın Kemalist rejimi yeniden yorumlamasıyla Türk Komünist faaliyetleri rejime karşı yeniden harekete geçti. Buna karşılık olarak Türk yetkililer de yeni ve çok daha şiddetli baskı yöntemlerine yöneldiler.

1929 yılının yazında Türk hükümetinin eylemlerini ve ekonomi politikasını şiddetli bir dille yerden yere vuran Sovyet basınında, bu yöntemler dile getirildi.

Türk basını da bu tedbirleri savunan ve Rusların dikkatini onların kendi yetersizliklerine çeken bazı yazılarla karşılık verdi. Her iki tarafta da gazeteler birer hükümet organı olduğu için basın polemikleri kolayca uluslararası tartışmalara dönüşebiliyordu. (7)

Bu şartlar altında, birkaç ay sonra Türk-Rus ilişkilerinde böylesi köklü bir ilerlemenin olmuş olması daha da dikkat çekici bir durumdur. İlk işaret Kasım 1929’da, S.S.C.B. ile bir ticaret anlaşmasının imzalanmasıyla ortaya çıktı.

11 Aralık’ta Ziraat Bankası ve Sanayi ve Maden Bankası tarafından S.S.C.B. ile ticaret yapmak üzere bir şirket kuruldu ve faaliyete geçti, 13 Aralık’ta Sovyet Dışişleri Komiser Yardımcısı Karahan Ankara’ya geldi ve Mustafa Kemal tarafından kabul edildi. 17 Aralık’ta “Rus-Türk Protokolü” imzalandı.

Böylece 1925 yılı antlaşması yenilendi. Eylül 1930’da, Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) Moskova’ya ziyaret için gittiğinde ilişkiler daha da yakınlaştı. Bunun ardından daha başka ziyaretler de yapıldı. Ekim 1931’de Litvinof Ankara’da, I, Nisan-Mayıs 1932’de İnönü Moskova’da, Voroşilof Ekim 1933’te Ankara’da, Celal Bayar Ekim 1935’te Moskova’daydı.

Bu ziyaretler içinde en önemlisi Türk başbakanı ve dışişleri bakanının 1932 Moskova ziyaretiydi. Bu ziyaret esnasında, S.S.C.B. ile 8 Mayıs’ta 8 milyon dolarlık bir kredi antlaşması imzalandı. Kredinin büyük kısmı tekstil sanayiinin geliştirilmesi için kullanıldı. Kayseri’de Sovyetler’in rehberliğinde bir tesis kuruldu.  (8)

Batı’nın hâlâ kriz çukurunda kıvrandığı bir dönemde Sovyetlerin ekonomik büyüme yöntemi, bu yöntemi uygulayacak sermayesi ve uygulamaya destek olacak uzmanları temin etme imkânı vardı. Kemalizmin devletçilik ilkesini benimsemesi, Sovyetler Birliği’ne ya da komünizme herhangi bir siyasi veya ideolojik eğilimden değil de, tamamen devrin pratik gereklerinden kaynaklanıyordu.

Ülke önceki mücadelelerin ve karışıklıkların yarattığı yıkım ve yoksulluktan hâlâ tam olarak kurtulmuş değildi. Şimdi de Türk yöneticilerin ne sorumlusu oldukları ne de kontrol edebildikleri dünya çapındaki bir krizden dolayı sarsılmıştı. Acilen yardım gerekiyordu ve nereden bulunursa alınmalıydı. (9)

Devam edecek…

-Cumhuriyetin ilk yıllarında yabancılara yatırım izni verildi, dış borç alındı mı?

Kaynaklar;

Birinci bölümde açıklananlara ek olarak;

(1) Jaschke, Kalender, ve OM, ilgili tarihlere bak.

(2) Tunaya, Partiler, s. 622. V.d. Ahmed Ağaoğlu, Serbest Fırka hatıraları (İstanbul, t.y.); Süreyya İlmen, Zavallı Serbest Fırka (1951); Frey, Elite (İS (1965) S. 335-43.

(3) Tunaya, Partiler, s. 635.

(4) Türk-Rus dostluk anlaşması, 16 Mart 1921. Metin için bak. J. C. Hurewitz, Diplomacy in the Near and Middle East, ii (1956), 95. Karş. Jaschke, “Der Weg zur russich-türkischen Freundschaft” WI, xvi (1934), 23-28; Herslag, Turkey, s. 77 v.d. ve yukarıda, s. 341.

(5) Laqueur, Soviet Union, s. 87-88.

(6) A.g.e. s. 105.

(7) Ahmed Şükrü Esmer, Siyasi Tarih, 1919-39, (1953), s. 204-5

(8) Modern Türkiye’nin Doğuşu, Bernard Lewis, S.383

(9) A.g.e.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*