Kadınlar Tarihi: Kadın Ve Erkeğin Temel Farkı; Kadının Geçmiş Veya Gelecekte Erkeğin Anı Yaşamasıdır (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

Aşık olan bir kadını gülen yüzünden; erkeği parlayan gözlerinden anlayabilirsiniz. Ancak, burada bir incelik vardır. İnsan: yüz mimiklerini duygularına göre kontrol ederken, göz bebekleri ve ayaklarını kontrol edememektedir.

Kadınlar, insan tanımada vücut dilini erkeklerden daha hassas okuyabilmektedir. Bu, onların doğuştan gelen yeteneğidir. Bu yetenek kadına: anne-çocuk ilişkisinde veya çocuğun yetiştirilmesinde büyük başarı sağlamaktadır.

İlim insanları, beyin yapılarına göre kadınların, aynı anda birçok işi yapabileceklerine karşın,  erkeklerin bu konudaki yeteneklerinin fazla gelişmediğini ifade ederler.

Kadınlar, dil öğrenme becerilerinde; Erkekler, mantık kurgusunda ve problem çözmede daha iyi yapılandırılmış bir beyne sahiptir.

Bir erkeğin yüzüne bakarak onun ne kadar akıllı olduğunu anlayabilirsiniz. Ancak, bu yöntemle bir kadını çözemezsiniz.

Bunlarla birlikte, toplamda (farklı yeteneklerde) her ikisi de eşit derecede zekidir.

Neticesinde kadın veya erkek, yaratılışta farklı özellikler ve yetenekte yaratılmışlardır. Yaratılmışlardır, çünkü: yaşam kurgusunda farklı işlevleri vardır.

Bunlar, ne kadının güçsüz, ne de erkeğin güçlü yapmaktadır. Bu, (birlikte var olmada) iş bölümüdür.

Eşitler arasında erkekler, “Birinci”, kadınlar, “İkinci” midir?

İnsanların birbirleri ile olan ilişki kalitelerini belirleyen; onların eğitim-öğrenimler değildir.

Bunu konu ile ilgili olarak açarsak: Yüksek öğrenimli-bilgili insanlar, kadınına (eşine), çocuklarına daha mı hoşgörülü, saygılı mı davranmaktadır?

Bakalım bu konuda araştırmalar ne demektedir?

Avrupa’nın kadına karşı şiddet karnesi utanç verici

Avrupa’da her üç kadından biri fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor ve kadınların yüzde 5’i tecavüze uğruyor. Refah seviyesi yüksek, gelişmiş ülkelerdeki bu tablo, kadına karşı şiddetin korkutucu gerçekliğini bir kez daha ortaya koydu.

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı tarafından AB üyesi 28 ülkede, 18-74 yaş arası yaklaşık 42 bin kadınla görüşülerek yapılan çalışmanın sonuçları, AB üyesi ülkelerde kadınlara karşı cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddetin ne kadar ileri boyutlara taşınmış olduğunu gösteriyor.

Buna göre AB üyesi ülkelerde yaşayan her 10 kadından biri, 15 yaşından önce cinsel şiddete maruz kalıyor. Her 20 kadından biri ise tecavüze uğruyor. Her beş kadından biri de eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor.

Araştırmaya göre fiziksel veya cinsel şiddetin duygusal ve psikolojik etkileri yıllar sürebiliyor.

Araştırmanın sonuçları ülkelere göre değişiklik göstermekle birlikte şiddetin en çok görüldüğü ülke, kadınların yüzde 52’sinin şiddete maruz kaldığını söylediği Danimarka. Hemen arkasından yüzde 47 ile Finlandiya ve yüzde 46 ile İsveç geliyor.

Çalışmanın başındaki Morten Kjaerum, kadınlara karşı şiddetin sistematik olarak resmi makamlara bildirilmediğini söylüyor. Kjaerum’un verdiği bilgiye göre eşinden şiddet gören kadınların sadece yüzde 14’ü yaşadıkları en korkunç olayı polise bildiriyor, eşi dışında başkasından şiddet gören kadınların ise yüzde 13’ü bunu yetkililere söylüyor.(1)

Yukarıdaki araştırmaya göre, Gelişmiş Batı!” maalesef insani ilişkilerde gelişememiş ve bu konuda sınıfta kalmıştır.

Bu duruma (Eğitim-öğretim de çare olamadığına göre) kadınlar (analarımız-kızkardeşlerimiz) ve (gözbebeklerimiz) çocuklarımız neden şiddet görmesindeki temel sorun nedir?

Alkolizm ve yakın dostu olan şiddet:

-(ABD’de) Alkolizmle ilişkili şiddetinin genellikle yetişkinler için ciddi sonuçları olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, alkolik ebeveynlerle birlikte yaşayan çocuklar da, şiddet olayına karşı oldukça korunmasız ve açıktır.

-Alkol (ve uyuşturucu) hem ciddi bir halk sağlığı sorunu, hem de şiddetin ana nedenlerindendir.

-(ABD) Adalet Bakanlığı tahminlerine göre, her yıl 400’den fazla erkek ve 1.200 kadın (alkol alan) bir yakın eş tarafından öldürülüyor.

-Cinsel şiddeti içeren suçlarda (üniversite öğrencilerinin) saldırılarının, % 50’sinin alkol kullanımını içerdiğini ortaya konulmuştur.

-Samimi bir partneri öldürmekten suçlu bulunan mahkumlardan, % 45’i, olay sırasında, yasal limiti 3 kat geçen alkol aldığı bildirilmiştir.

-(ABD)Adalet Bakanlığı, yılda 3,3 ila 10 milyon çocuğun aile içi şiddete maruz kaldığını tahmin etmektedir

-Bu çeşit ailelerde büyüyen çocukların, depresyon, anksiyete, somatik yakınmalar ve uyku bozuklukları içerisinde olmaları da dikkate alınmalıdır. Diğer ifadesi ile bu çocuklar potansiyel sorun üreticileridir.(2)

Beş cilt ve 2839 sahifede anlatılan, “Kadınların Tarihi”, yaklaşık 2500 yıllık süreçte (Antik Yunan-Roma-Avrupa’da) yaşananlardır.

Bu süreçte yaşananlar öğrenilmeden, kadınların hala neden şikayet ettikleri hiçbir zaman tam olarak anlaşılmayacaktır.

Kadın ve erkek, birbirlerinin rekabetçisi değil, tamamlayıcısıdır.

İnsan, ürettiği kadar değerlidir.

Öyle ise, insan ürettiğine razı mı olmalıdır?

Kadın, en değerli varlığı (insanı) ürettiği için en değerli varlıktır.

Bunlarla beraber, Herkes oturacağı minderi kendi hazırlamaktadır.

Yaşam öğrenmek ve öğrenirken bedel ödemektir.

Anlaşılan insanlık hala öğreniminin başındadır.

www.canmehmet.com

Resim:Tarafımızdan hazırlanmıştırç

Kaynaklar:

(1)http://www.hurriyet.com.tr/dunya/abdnin-suriye-ozel-temsilcisi-jeffrey-ypgyi-teror-orgutu-olarak-tanimlamiyoruz-41011893

(2)Meraklıları daha fazlası için bakabilirler: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2800341/

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*