IŞİD-Kobani-Arap Baharı ile “Türkiye’nin parçalanması ve ABD’nin 1914-1924 Politikası”nın ilgisi (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Uluslararası ilişkilerde güçlü olanlar kuralı koymakta, güçlü olmayanlar da buna uymak zorunda kalmaktadır.

Uluslararası ilişkilerde güçlüler  kuralı koymakta, güçlü olmayanlar da buna uymaktadır..

 

Amerika ile Rusya’nın fiili olarak çatıştığını bilenimiz var mıdır?  Yoksa görüntüdeki bu “Düşman Kardeşler!” birbirleri sömüreceklerine karşı kullanarak düzenlerini mi sürdürmektedirler, İran-İsrail misali?

İsrail ve İran da görünürde düşmandır, peki, bu düşmanlığın da ciddi manada uygulamaya yansıyan bir olayını hatırlayanımız var mıdır?

IŞİD, Kobani hatta“Arap Baharı”nı anlamak için;

Bu bölümde, “MİLLİYET YAYIN LTD. ŞTİ. YAYINLARI”  tarafından,  “Tarih Kitapları Dizisi: 20” sayı ve , Birinci baskısı, Ağustos 1972’de yapılan, “TÜRKİYE’NİN PAYLAŞILMASI 1914-1924)   Laurence EVANS tarafından yazılan kitaptan, okuyanları biraz daha konu içine çekmek adına kısa alıntılar yapılacaktır.

Kitabın yazarı, Laurence Evans, Baltimore, John Hopkins Üniversitesi’de Tarih Kürsüsü Profesörü’dür

**

“TÜRKİYE’NİN PAYLAŞILMASI 1914-1924” Yazar; Laurence EVANS

Türkiye’de Amerikan Elçisi olarak bulunan Morgenthau,  Yıl 1913;  (Sahife;19)

Mayısta çektiği bir telgrafta da büyük devletlerin çeşitli planlarını ve bunların ileri sürdükleri maddî ve manevî yardımlardan neler umduklarını etraflıca anlatmaktadır. Bu bilgilerin aydınlığında,

-İngiltere, Türkiye’ye daha çok borç vererek, buna karşılık Türk-İran sınırı için bir anlaşma ile Mezopotamya’nın güney bölgesinde daha çok etkili olmak;

– Almanya, eskisinden daha hafif koşullarla daha fazla demiryolu imtiyazı ve kendi çalışma ve işletmeleri üzerinde daha büyük bir denetim hakkı almak;

-Rusya, doğu sınırları anlaşmaya varmak;

-Fransa, Suriye deki çıkarları etrafında daha geniş imtiyaz ve anlayış gibi ayrıcalıklar elde etmek istemektedirler. (1)

*

Halifeyi politika alanından uzaklaştırmak; Sahife;20

..6 aralık 1912 günlü telgrafına. Başkonsolos, Halep Konsolosu’nun bir telgrafını eklemiştir. Konsolos, bu telgrafında, Britanya’nın Kargamış’a gönderdiği Arkeoloji kurulundan L.Woolley île T.E. Lawrence’in Konsolosluğa yaptıkları ziyareti anlatıyor. Bunlar, Konsolosa Mısır Hidivi, Mekke Şerifi, Abdûlhamid’ln eski sekreteri İzzet Paşa ve Hac Amiri Abdürrahman’ın Türkiye’nin Suriye, Filistin, Mezopotamya ve Arabistan’daki Türkiye yönetimine son vermeyi planladıkları yolunda haberler dolaşmakta olduğunu bildirmişler. Yine bunlar. Halifeliğin Mekke Kureyşilerinden birine verilerek Halifeyi  politika alanından uzaklaştırmak İstendiğinden söz etmişlerdir.

**

Amerika’nın Türkiye’deki çıkarları pek çoktur. Sahife;40

Türkiye’nin Amerika’daki çıkarları hiçbir değer taşımazken, Amerika’nın Türkiye’deki çıkarları pek çoktur. Başlıca kültür kuruluşları milyonlarca dolar değerindedir. Bu kuruluşlar ya kapatılacak, ya da el konacaktır. Okullar yeni açılmış ve çalışmaktadır; bir çok Türk de buralara devam etmektedir. Bu gerçekten  değerli nüfuzumuz kaybolacaktır.(2)

**

Suriye Fransızlar, Irak İngilizlerin eline geçmesi… Sahife;55

“İngiliz ve Fransız sömürgecilerinin fesat düzenleri, …. bu savaşın uzatılmasını sağlamak, daha inatçı ve daha vahşî bir biçimde yürütmek ve milyonlarca genç Rus işçi ve köylüsünü öldürmek amacıyle iktidarı almaya yöneltmiş ve böylelikle, İstanbul’un Guchkov, Suriye’nin Fransızlar ve Mezopotamya’nın (Irak) İngilizlerin eline geçmesi amacı güdülmüştür”

**

MUSTAFA KEMAL’in gönderilmesi, Sahife;174   

14-15 MAYIS 1919’da, Yunan orduları, İngiliz, Fransız ve Yunan gemilerinin koruyuculuğu altında İzmir’e çıkmışlardı, İtalyanları gözaltında tutmak için gönderilmiş olan Amerikan filosu limanda bulunuyordu, fakat, işe karışmadı.Yunan birlikleri şehri işgal ederek derhal Anadolu içlerine doğru gidebildikleri kadar ilerlemeye başladılar. Böylece üç yıldan fazla süren acı bir savaş başlamış oldu ve bu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyle sonuçlandı.

**

Mustafa Kemal’in lehine çalıştığı kanısında… MANDATERLİK… Sahife;184

Yüksek Komiser, 14 ağustos tarihinde, Mustafa Kemal partisinin Erzurum’da bir hazırlık kongresi yaptığını ve bu kongrede Türkiye’nin parçalanmamasını istediğini yazıyordu. Bu,  Mandaya karşı çıkmak anlamına gelmiyordu, fakat herhangi bir Manda yanlısı olmamakla birlikte, bu konuda bir zorunluk olursa, daha çok bütün Türkiye’yi içine alan tek bir Manda düzeni yeğ tutuluyordu. Bu arada, Mustafa Kemal, zamanla Türkiye’nin denetimini ele geçirmeyi ve güçlü bir hükümet kurmayı umuyordu.

Yüksek Komisyon, Türkiye anlaşmasının geciktirilmesinin, Mustafa Kemal’in lehine çalıştığı kanısındaydı.

**

İngilizlerin Kemal’e karşı görünüşleri aldatmaca… Sahife; 184

“…İngilizler, İstanbul Hükümeti’nden bıkmış durumdadır; Kemal ile ilişki kurma peşindedir. Kemal’in yirmi bin kişilik bir ordusu ve geniş bir sivil gücü vardır Bir gün sonra gönderilen bir telgrafta ise, “İstanbul’daki İngiliz yetkilileri, görünüşe göre, Kemalistlere karşı kesin bir durum alacaklardır” deniliyordu. Bu da çok önemli ve ağır sonuçlara yol açacaktır. İngilizlerin Kemal’e yaklaşması söylentileri yeniden söz konusu edildi; buna, İngilizlerin Kemal’e karşı görünüşlerinin aldatmaca olduğu ve gizliden gizliye onu destekledikleri söylentisi de eklendi…”

**

Suriye’de Fransız yararlarını korumayan bir hükümet, süpürülür… Sahife:214

…Clemenceau, General Allenby’nin ya da emrindekilerin Suriye’de Fransa’ya karşı kasıtlı bir kampanya yürüttüklerini ileriye sürüyordu; …Bu kampanya, İngilizlerin Fransa zararına çabalarına ve Amerikan kurulu’nun maskaralığına” dayatılıyordu. İngiltere, Fransa Hükümetini bu saldırılarından ötürü protesto etti. Ancak, bu protestolara karşı, Fransız dosyalarının bu konuda kanıtlarla dolu olduğu karşılığı yerildi. İngiltere ise, Fransa’da  Suriye konusundaki bu gergin duyguları anlamazlıktan geldi, çünkü, Suriye’de Fransız yararlarını korumayan bir hükümet, süpürülür giderdi.

**

Filistin ise Ürdün’den… Sahife;223

…Filistin ise Ürdün’den denize kadar olan bölgede İngiliz Mandası altına konulacak ve Siyonist programı gerekli sınırlamalarla” uygulanmasına izin verilecekti. Mezopotamya. İki bölgeye ayrılacak, biri Bağdat’ın kuzeyinden başlayarak Musul u da içine alan bölge olarak İngiliz Mandası’nda bir Arap devleti, Güney bölgesi ise. Basra ve Muhammere’yi içine alarak yine İngiliz Mandası altında fakat kendi hükümetlerine sahip birer yönetim olacaklardır.

ABD, planın uygulanmasında çıkabilecek herhangi bir kavga ve uyuşmazlıkta hakem rolü oynayacaktır.

**

ANKARA VE İSTANBUL BİRLİKTE ÇALIŞIYOR… Sahife;272

Şubat’ın son döneminde, İtilâf Devletleri Yüksek Komîserlerinden Yüksek Konsey’e gelen raporlar, Türkiye olaylarında artık ipin ucunun kaçırıldığı gerçeğini yanılmaz bir biçimde anlatıyor ve tutulacak yolu konsey kararına bırakıyordu. Yüksek Komiserlere, kendilerinin uygun bulacakları yönde İstanbul’un işgali emri verildi.

6 Mart’ta, (1920) Curzon; Amerika Elçisi’nî çağırarak, Kilikya kıyımı ve Türklerin Itilâf Devletleri’yle alay edercesine gittikçe “azıtan tutumları karşısında Konferans’ın, Yüksek Komiserlere, bir önce hükümet merkezini ve hükümet dairelerini ve özellikle savunma Bakanlığını işgal etmeleri ve asi’lerle bütün bağları ve haberleşmeyi kesmeleri emrini vermiş olduğunu bildirmiştir. Aynı zamanda hükümetten Mustafa Kemal’i Erzurum’ daki görevinden “derhal azletmelerini” istiyeceklerdir.

**

PETROL VE AMERİKA’NIN HAKLARI  LOZAN NEDEN İMZALANMADI… Sahife:310

…Bununla beraber, kapitülasyonlarla ilgili ve en anlamlı davranış, Amerika’ya kafa tutacak durumda olmayan Sultan Hükümeti’nin Türkiye’sinde değil fakat Manda altına konulmuş ve o sırada savaşta buralarını ele geçirmiş olan İtilâf Devletleri deki ülkelerde görüldü.

İtilâf Devletleri, o kadar ağır fedakârlıklarla kazanılmış bu ülkelerden herhangi bir şey vermeyi akıllarından bile geçirmiyorlardı.

Bu tutum, eski Türk topraklarının özellikle ekonomik sağlamlığı için doğru olduğu kadar Mandater devletlerin bu ülkeleri kendilerinin uygun göreceği biçimde yönetme hakları bakımından da doğruydu.

Sevr asla onaylanmayacak… Sahife;310

Bu sırada, Sevr Antlaşması’nın İlk ve orijinal biçimiyle asla onaylanamayacağı görülüyordu. İngiliz Dışişleri, 21 Mart 1921’de Amerika’nın isteğini yani Amerikan Konsoloslarının kendi yurttaşlarını yargılama hakkını kabul etti..”

 

Devam edecek…

Tarih sadece aptallar için tekrar eder.

Resim; web ortamından alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Bahsekonu kitaba ait dipnotlar;

(1)İstanbul telgrafı 24 Mart 1913. 490.867.00/546

(2) Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı’na Dışişleri Bakanı’nın mektubu, 6 Aralık 1917; 763.72/8456 b.

739 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*