İran kimin havuzuna su taşımaktadır? (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Ayetullah Humeyni’nin Salman Rüşdî hakkındaki ölüm fetvası ve sonrasındaki sokak taşkınlıkları tüm  detayları ile üstelikte abartılarak Avrupa medyasında geniş biçimde yer alır.  Buna karşılık, 45 İslâm ülkesinin iştiraki ile yapılan İslâm Konferansı’nda oluşturulan kurulun, “Ayetullah Humeyni’nin Salman Rüşdî hakkındaki ölüm fetvasının yanlış olduğu” na dair açıklamalar batı basınında hiç yer almaz. (1)

Peki, bu görmemezlikten gelmek ne anlama gelmektedir?

Bir konuda kamuoyunu şartlandırmak istiyor ve medyayı da kontrol edebiliyorsanız, bunun yolu tek taraflı verilecek bilgilerdir.

Gelişmiş batıda her ne kadar kitaplarda tarifi yapılan seviyede demokrasi yoksa da;  zaman içerisinde oluşmuş ve güçlenmiş sivil toplum kuruluşları, sayıları az olsa da bağımsız gazeteci ve yazarlar ile üniversite camiasının, devletlerin ve hükümetlerin siyasi ve ekonomik uygulamalarında haklı olduklarına ikna edilmesi gerekmektedir ki; seçimlerle iş başına gelebilsinler veya iktidardakiler yeniden seçilebilsinler.

Bilindiği üzere yakın geçmişte Afganistan, Irak ve Libya batılı sömürgeciler tarafından uzun vadeli planlarla fiziki ve ekonomik manada  işgal edilmiştir.

Ancak işgallerden çok evvel  ülke insanları  ve Dünya kamuoyunu bilinçli olarak verilen haberlerle ikna edilmişlerdir.

Aşağıda bu konuda birçok örnek verilecek ve İran’ın görünür bir şekilde bu işgal sürecine adım adım çekildiği görülecektir.

Burada ilginç olanın İran’ın İşgalcilerin işini kolaylaştırmak için onlara her türlü imkanı vermekte olduğudur.

Gerçeğinde akıllı ve tüccar bir millet olan komşumuz İran’ın bu tuzaklara düşmemesi, sömürgecilerle bilmeden de olsa işbirliği yapmaması kendi ve bölgenin çıkarınadır.

Görünürde, Çin, Rusya, Hindistan, hatta Kuzey Kore ve Brezilya İran’ın tarafında gözükse de, gerçeğinde devletler dostluklara değil, çıkarlarına göre karar vermektedirler.

Uluslararası siyasette dostluk ve güven unsuruna yer yoktur.

“Rusya’da 12 Aralık 1993 tarihinde yapılan seçimlerde 78 sandalye kazanarak sürpriz bir sonuç alan Liberal Demokratik Parti’nin lideri Vladimir Zhirinovsky, ABD’nin ünlü dergilerinden Time’da 27 Aralık 1993’de yayınlanan aşağıdaki demeci verir;

-“..Biz çok şeyi değil, sadece üç ülkeyi, Afganistan, İran ve Türkiye’yi istiyoruz.. Rusya’nın insanlığı tehdit eden uluslararası terörizmden süratle yayılmakta olan İslâmî tehlikeden dünyayı korumak gibi tarihî bir misyonu vardır” (2)

Burada önemli bir niyet açıklanmaktadır. Gerekçe olarak gösterilen, İnsanlığı tehdit eden uluslararası terörizm! bahanesidir.

Müslümanların yakın tarihimizde zarar verdiğine dair bilinen  örnekler var mıdır?

Yoksa bu bahanelerle sömürgeleştirilmesinin hızı mı artırılmaktadır?

Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından ve petrol zengini Ortadoğu topraklarına yabancı güçlerin yerleşmesinden ve özellikle İsrail devletinin 1940’lı yılların sonlarında bu topraklarda kurulmasından sonra, Müslüman imajına yeni bir sıfat daha eklendi ve İslâm=terörizm olarak lanse edilmeye çalışıldı.

Batı dünyasında İslam’a olan ilginin ve yönelişin artması, bundan rahatsız olan gelişmiş Batı ülkelerince İslâm dünyasındaki olayların ya abartılması, ya da emellerine hizmet edecek yeni olaylar planlanması şeklinde cereyan etti.

Geçtiğimiz yıllarda Amerika’nın Oklohama kentinde meydana gelen ve çok sayıda (168 kişi) insanın ölümüyle sonuçlanan çirkin bombalı saldırının, olayın kaynağı daha doğru dürüst tahkik edilmeden doğrudan Müslümanların üzerine atılması ve Batı ülkelerinin yazılı görüntülü tüm medyasının İslâm’ın terörizme çanak tutan bir din olduğu şeklinde yayın kampanyasına başlaması, bu konudaki önyargının en belirgin örneği oldu.

Nitekim çok geçmeden olayın hakiki failleri yakalandı ve olayı gerçekleştirenlerin Amerikalı Hıristiyan vatandaşlar olduğu anlaşıldı.

ABD Başkanı Bill Clinton, bu konuda gösterdikleri peşin hükümlülükten ve o ana kadar Oklohama patlamasıyla ilgili Müslümanları zan altında bırakan açıklamalardan dolayı İslam dünyasından ve Müslümanlardan özür diledi. (3)

“Norveç’in yüreğine terör hançeri saplandı; doksan küsur kişi öldürüldü son sayımda. Henüz bu dehşet verici cinayetlerle ilgili hiçbir ayrıntı bilinmez, ölü sayısının dört civarında olduğu söylenirken, dünyanın en saygın gazeteleri arasında anılan NY Times ve Washington Post,“Ensar El İslam” adında, bir Müslüman Kürt örgütün bu katliamdan sorumlu olduğunu duyurdu!

Sonra ne oldu? Norveç polisi gerçeği açıkladı: “Anders Behring Breivik adında bir Norveç” vatandaşının bu vahşetten sorumlu olduğunu bildirdi.

Ardından da İsveç kaynaklı bir haber düştü. Meğerse bu sarı saçlı, mavi gözlü manyak 2009 yılından günümüze değin Nazi Forumunun üyesiymiş.

Ama bu açıklamalar, kimi batılıları kesmedi besbelli.

Çünkü, BBC yorumcusu “İslami terör örgütleri sarışın, Batılı intihar eylemcileri kullanır…” gibi saçma sapan bir laf etti.

Koskoca BBC’den kimse çıkıp da “behey salak, terörün dini olur mu?” diye sormayı akıl etmedi tabi!

Bu arada Norveç polisi açıklama üzerine açıklama yapıyordu: Breivik’in çiftçi olduğunu, ama çiftliğinde çok miktarda gübre bulundurduğunu ve bu gübreyi bomba yapımında kullandığını belirtiyordu.

Daha önce Müslüman terörist diyenler,

bu kez “cinnet geçirmiş, sarışın bir Norveçli”, demeye başladı.

Yani Müslüman olunca terörist, sarışın, faşist Norveçli olunca cinnet geçirmiş adam!

Müslüman terörü lafının mucitleri ABD eski başkanı Bush, yardımcısı Dick Cheney ve savunma eski bakanı Donald Rumsfeld’dir. Hatırlayın, 11 Eylül saldırılarının ardından Bush,“haçlı seferlerini başlatacağız” diye girmişti söze.

Sonra da iyi Müslümanlar kötü Müslümanlar gibi abuk bir çevir kazı yanmasın girişiminde bulunmuştu. Cheney’le Rumsfeld’se “Müslüman terörü” deyimini gündemde tutarak, Irak saldırısına kılıf hazırlamaya çalıştı.

Oklahoma City vahşetini yaratan Timothey McVey unutuldu, Hıristiyanlığı en sapık biçimde yorumlayan ve onlarca kişinin ölümüne yol açan David Koresh ve benzeri caniler belleklerden silindi, geriye İslam terörü diye bir saçmalık kaldı.

Ne yazık ki, bugün de bu deli saçmasına inanan ve her vahşetin arkasında Müslüman parmağı arayanlarla dolup taşıyor batı! (4)

Devam edecek…

İran ne yapmağa çalışıyor?

(1) “Müslüman imajı”, TDV yy, s.210

(2) Türkiyenin imajı, sahife 74.

(3) (a.g.e.)Bu olay nedir? “Oklahoma bombacısı idam edildi. ABD tarihinin en büyük terörist saldırısı olarak nitelendirilen, Oklahoma City kentindeki bir federal binada 168 kişinin ölümüyle sonuçlanan 6 yıl önceki bombalı saldırının sorumlusu Timothy McVeigh, zehirli iğneyle idam edildi.” (Washington-ntv-msnbc ve ajanslar)

(4) Aziz ÜSTEL, Star gazetesi, 25 Temmuz 2011.

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*