İpek Yolu Üzerinden Ekonomisi Yıkılan Türkler Eski İhtişamlarına Yeni İpek Yolu İle Kavuşuyorlar (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

 

Bir Özbek atasözü “evrende iki büyük yol bulunmaktadır: gökyüzünde Samanyolu, yeryüzünde İpek Yolu” der.  Peki, neden? Osmanlının bir dünya devleti, süper güç olduğu dönemde Doğu’nun zenginlikleri Batı’ya Osmanlının hakim olduğu (kara) İpek Yolu üzerinden taşınmaktadır. Taşınanların başında ise baharat vardır. Bugün insan yaşamında petrol ne ise, o gün insanlar için baharat o önemdedir.

Osmanlının İstanbul’u fethi ile Hristiyan dünyası büyük bir paniğe kapılır. İstanbul’dan sonra Fatih’in yeni hedefinde Roma mı vardır?

1453’de İstanbul’un, 1458 yılında Atina’nın kaybedilmesi ile tarihte ilk kez Salip (Hristiyanlık) Hilal’e (İslam’a) yenik düşmüştür. Osmanlının (daha da güçlenmesinin) bir şekilde önü kesilmelidir.

Üzülerek söyleyelim ki: İlim insanlarımız, tarihçilerimiz; Hristiyanlık Dünyası’nın, Osmanlı Devleti’inin önünü ekonomik manada kesmek için yaptığı denizden İpek Yolu bulma çalışmalarını, (Coğrafi keşifler) Osmanlı İmparatorluğu ile irtibatlandırılmamış ve çöküşünün önünü açan nedenlere bunlar bağlanılmamıştır.

Kara İpek Yolu Coğrafi Keşiflerle denize kaydırılıyor…

İpek yolunun karadan denizlere kaydırılması, Osmanlı Devleti’nde çıkan isyanların ve darbelerin ana nedenleri arasındadır.

İpek Yolunu kullanan (Batılı-Doğulu) kervanlar için mal ve hizmet üreten, güvenlik hizmeti veren yüz binlerce insan işini; Osmanlı Ekonomisi önemli gelir kalemlerinden birisini kaybetmiştir.

Örneğin; Yol güvenliğini sağlayanlar (Derbentler), Kervansaraylarda (Bugünkü otellerde) konaklayan tüccarların (Silah, malzeme, yiyecek, binek hayvan) ihtiyaçlarını karşılayan, 1000 hanelik (köyler), o döneme göre büyük yerleşim yerleri.

Bu noktada bir bilgi daha verilmelidir: Kanuni’nin, Fransız tüccarlarına verdiği Ticari ayrıcalıklar, “Kapitülasyonlar”, deniz yolunu kullanmaya başlayan tüccarların yeniden (kara yoluna döndürülmesi)  kazanılması içindir.

Coğrafi Keşifler ’in bu yüzü; Osmanlı Devleti’nin büyümesinin durdurulması, tarihimizde (yazılmadığı için) fazla bilinmemektedir.

Coğrafi Keşifler ve İpek Yolu

Avrupalılar, kontrol ettikleri medya sayesinde, insanlığın binlerce yıllık çalışmalarının üzerine oturmuşlar ve tüm gelişmeleri, iki, üç asra sığdırarak  sahiplenmişlerdir. İddialarına göre ortada; Mısır, Hindistan, Çin, Arap ve İslam Medeniyetleri ve bunların geliştirdikleri herhangi bir ilmi değer, hatta buluş yoktur….

Coğrafi keşifler, önce “Herşeyi Avrupa üretti ! ” anlayışına savunan, Avrupamerkezci bir bakışa göre verilmektedir.

Avrupalılara göre Portekizli Denizci Vasco da Gama’ nın keşiflerinin hikâyesi;

-Vasco da Gama (1469 – 1524), Keşifler Çağı’nda yaşamış, Avrupa’nın en başarılı kaşiflerinden olan, Avrupa’dan çıkıp doğrudan Hindistan’a giden ilk kişi olarak bilinen, Portekizli denizcidir.

Portekiz kralı I. Manuel’e bağlı olarak, Doğu’nun hazinelerine ve Hristiyanlar için kutsal olduğuna inandıkları Hindistan topraklarına ulaşmakla görevlendirilmiştir. 1497’de, kendisinden önce Bartelemeu Dias’ın keşfettiği ve Afrika’yı dolanan Ümit Burnu’nu kadar uzanan deniz yolunu geliştirerek, Denizci Henri’nin başlattığı Portekiz deniz keşiflerine bir yenisini eklemiştir.

Avrupalıların Hindistan’a deniz yoluyla ulaşabilmeleri, Osmanlı Devleti’nin ticari alandaki üstünlüklerine son vermiş, deniz ticaretinde Avrupalıların üstünlüğü ele geçirmesini sağlamıştır. (1)

Asya’daki modern Avrupa keşif çağı miti

Portekizlilerin yaptığı keşif yolculukları hiçbir zaman “inanılmaz bir meraka sahip” ya da “hareketsiz duramayan” insanların Avrupa keşif dünyasının öncüleri olmaları anlamına gelmemektedir.

Portekizlilerin seferleri ancak Ortaçağ’daki Haçlı Seferleri’nin son nefesi olarak tanımlanabilir (ilk raund’ 1095 ilâ 1291 arasında yapılmıştır).

Bu yolculuklar, modern düşüncelerden ziyade eski Haçlı Seferi zihniyetiyle yapılmıştır.

Aslında bu keşif yolculuklarının perde arkasında Hıristiyan dünyasında büyük krize neden olan Konstantinopolis’in 1453’te Osmanlılar tarafından alınması meselesi yatmaktadır. Hıristiyan kimlik krizi, Rönesans taraftarlarınca kutsal şehir sayılan Atina’nın 1456’da (1458 olmalı/Canmehmet) Müslümanlar tarafından alınmasıyla daha da alevlenmiştir. Büyük bir ilahi koro aynı ağızdan haykırmaya başlamıştır: “Kutsal Helen toprakları kirletildi.”(2)

Bu düşünce, Hıristiyanların Doğu’yu ele geçirme planlarının başlangıç noktasıydı.

15. yüzyılın ikinci yarısında. Büyük Haçlı Ordusu’nun kurulması ve yönetilmesi Kilise’nin papalık reformları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu güçlü reformlar Hıristiyanlık içinde barışın sağlanması, Haçlı askerlerine ilham verilmesi ve imanın yeniden oluşturulması için son derece gerekliydi.(3)

Hıristiyanların dağınık oluşu ve İslami tehdit, pek çok papalık bildirgesinin yayınlanması sonucunu doğurmuştur. Kilise için bu durum dini yaşam ve ölüm arasında olmak demekti ve Hıristiyanlığın sürdürülebilmesi için en önemli etkenlerden biriydi. Papa II. Pius’un belirttiği gibi,

-“Türklerle kaçınılmaz savaş durumu bizi tehdit ediyor. Silahlarımızı kuşanıp düşmanla savaşmaya gitmezsek din elden gidecektir” (4)

1452’de Papa V. Nicholas tarafından yayınlanan ilk papalık bildirgesinde “Papa, Portekiz kralını Sarazenlere (Haçlı seferleri zamanında Müslümanlara verilen ad.) saldırmak, topraklarını zaptetmek, onlan boyunduruğu altına almak, mallarına el koymak, kalıcı köleliğe hizmet için insanlarını esir almak ve topraklarını Portekiz Kralı’nın topraklarına dahil etmek için yetkili kılar” denmektedir. (5)

Şimdi o günlerden bugüne, Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu hattına Tarihi İpek Yolu’nun canlandırılması projesine, daha doğrusu önemine geliyoruz:

 

Asya-Avrupa arasında kesintisiz demiryolu

BTK Demiryolu hattı tarihi İpek Yolu’nun canlandırılması projesinde orta koridor olarak anılan kısmın en önemli bileşenlerinden birisini oluşturuyor.

Zira Çin’den Avrupa’ya giden yüklerin tamamı yalnızca Rusya üzerinden geçen demiryollarıyla sağlanıyordu. Ancak, artık bu hattın devreye girmesi ile birlikte Çin’de yüklenen bir yük Kazakistan ve Türkmenistan üzerinden Hazar Denizi ile Azerbaycan’a oradan da Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılabiliyor.

Orta Koridor’un en önemli ayağı olan bu proje sayesinde Çin’den çıkışı yapılan yükler eski hat üzerinden taşıma süreleri iki ay sürerken, yeni hat ile iki hafta içinde Avrupa’ya ulaştırılabilir. 838 kilometrelik toplam uzunluğu sayesinde BTK hattının devreye girmesi Asya- Avrupa arasında taşımacılık yolunu yaklaşık 7 bin kilometre kısaltıyor.

“Pekin’den Londra’ya kesintisiz demiryolu” mottosunu karşılığı olan bu hat Doğu ve Batı arasındaki köprüyü Türkiye üzerinden sağlıyor. Türkiye bu hat ile Orta Asya, Uzakdoğu ve Güney Asya’ya demiryolu erişimini sağlamakla birlikte önemli bir uluslararası koridor konumuna da gelmiş oluyor…”(6)

Devam edecek

Dünyanın yeni süper gücü Çin’in mallarının Avrupa’ya Türkiye üzerinden gitmesi ekonomik ve siyasi manası ile ne anlama gelmektedir ? Buna Dünyanın en büyük havalimanlarından, 3. Havalimanı’nı da ilave edersek.

www.canmehmet.com

Resim: Tarafımızdan hazırlanmıştır.

Kaynaklar:

1)Anonim

(2)Michael Edvvardes, East-WestPassage (New York: Taplinger, 1971), s. 135.

(3) Brandon H. Beck, From the Rising of the Sun (New York: Peter Lang, 1987), s- 17

(4) Robert Schwoebel, The Shadow of the Crescent (Nieuwkoop: B. De Graaf, 1967) adh eserinde Papa II. Pius’tan söz eder, s. 71.

(5) Charles R. Boxer, The Portuguese Seaborne Empire, 1415-1825 (Londra: Hutchinson, 1969), s. 21. (3-4-5 sayılı alıntılar, “Batı Medeniyetinin Doğulu kökenleri” eserin yazarı, John M. Hobson’a aittir.)

(6) Daha fazlası için: [Sabah, 4 Kasım 2017]

https://www.setav.org/demirden-ipek-yolu-baku-tiflis-kars-demiryolu-hatti/

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*